12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2013/19183 E. , 2013/29323 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm :
TCK'nın 89/1, 22/3, 89/2-b, 62, 52/2-3-4, 53/6, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık hakkında, güvenlik tedbiri niteliğindeki sürücü belgesinin süreli olarak geri alınmasına karar verilmiş olması nedeniyle hükmün temyiz edilebilir olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
Tebliğnamedeki, “Sanık müdafii ...'ın dosya içinde usulüne uygun düzenlenmiş vekaletnamesi bulunmasına rağmen 'bozmadan sonra yapılan yargılamaya ilişkin duruşma gününün kendisine tebliğ edilmemesinin savunma hakkını kısıtladığına' dair temyiz itirazının; Av. ... ile müştereken sanık müdafiliğini yapan Av. ... ...'ya tebligat gönderildiği, ancak tebligat evrakı üzerinde yer alan adresin sanık müdafilerine ait adres olmadığı, bizzat sanığın kendi adresi olduğu ve sanık tarafından tebliğ alındığı ve bu suretle yargılamanın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11/1 maddesinde yazılı bulunan 'Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir.' hükmüne aykırı yapıldığı anlaşıldığından savunma hakkı kısıtlanarak verilen hükmün CMUK’un 321 nci maddesi uyarınca bozulması” görüşü karşısında, bozma üzerine yapılan yargılamada, sanık müdafii Avukat ...'a duruşma günü bildirilmeden karar verilmesinin, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığı hususu öncelikle çözümlenmelidir. 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 326/1-2. maddesine göre, Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanununun 11/1. maddesine göre, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 41/1. maddesine göre, belli bir işi takipten veya savunmadan isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekalet görevi, durumu müvekkiline tebliğinden itibaren onbeş gün süre ile devam eder. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 81/1. maddesine göre, vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur. Aynı Kanunun 82/1. maddesine göre, istifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder.
Bu mevzuat çerçevesinde incelenen dosyada; sanık ..., Çanakkale 5. Noterliği tarafından tanzim edilen 25 Mart 2008 tarihli vekaletname ile Avukat ... ve Avukat ... (...)'ı vekil olarak tayin etmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 04.12.2012 tarihli bozma kararı üzerine, yerel mahkemece, sanık ve sanık müdafii Avukat ... (...) adına duruşma günü bildirir davetiye çıkartılmış; sanık, 25.01.2013 tarihinde bizzat tebellüğ ettiği tebligata istinaden 02.04.2013 tarihli duruşmaya katılmış, yüklenen suçu ve kendisine tek tek açıklanan yasal haklarını anladığını, mehil talebinin olmadığını, bizzat açıklama yapmaya hazır olduğunu belirterek, bozmaya karşı beyan ve savunmalarını sunmuştur.
Sanık müdafii Avukat ... (...) adına çıkartılan duruşma günü bildirir davetiye üzerindeki adres; 25 Mart 2008 tarihli vekaletnamede yazılı olan adres değil ise de, Uyap Bilişim Sistemindeki bilgilere göre, bu adres, adı geçen avukatın halen çalıştığı avukatlık bürosunun bulunduğu yerin adresi olup, davetiye üzerindeki, “Muhatap vekillikten ayrılmış olup alınan onayla çıkış merciine iade-imza-28.01.2013”, “Vekillikten ayrıldığımdan iade ediyorum-imza” şeklindeki ibareler de dikkate alındığında, sanık müdafii Avukat ... (...)'a söz konusu davetiye ulaştırılarak duruşma günü bildirilmiş; ancak, sanık müdafiinin vekillikten ayrıldığına dair imzalı beyanına istinaden davetiye mahkemeye iade edilmiştir. Oysa, sanık müdafii Avukat ... (...); gerek tebligatı almaktan imtina ettiği 28.01.2013 tarihinde, gerek bu tarihten önce, sanık tarafından azledildiği veya müdafiilikten istifa ettiğine ilişkin dosyaya bir belge ibraz etmemiş; sanık da gerek duruşmada, gerek temyiz dilekçesinde, bu yönde bir açıklamada bulunmamıştır. Bu durumda, vekilin, tebligatı, “vekaletten istifa ettiği ya da azledildiği” gerekçesiyle almaması ya da aldıktan hemen sonra iade etmesi, tebligatın geçersiz olduğu sonucunu doğurmaz.
Yukarıda belirtilen kanuni düzenlemelere ve incelenen dosya kapsamına göre, vekillik görevi devam eden sanık müdafii Avukat ... (...)'ın bilinen son adresine usulüne uygun davetiye gönderilerek duruşma gününden haberdar edilmesi ve sanığın duruşmaya katılıp bizzat savunmasını yapması karşısında, sanığın diğer müdafii Avukat ...'a duruşma gününün bildirilmemiş olmasında, hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, tebliğnamedeki, savunma hakkı kısıtlanarak hüküm verildiği düşüncesiyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yönetimindeki otomobille meskun mahal koşullarına uygun şekilde seyir etmemesi sonucu, düşen topu almak için kontrolsüzce taşıt yoluna giren 12 yaşındaki ...'a çarparak onun yaralanmasına sebebiyet veren ve kazadan üç saat sonra yapılan ölçümde 95 promil alkollü olarak ... kullandığı tespit edilen sanığın eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanığın eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, kusur durumuna, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına; sanık müdafiinin savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Kocaeli Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 16.08.2007 tarihli raporuna göre; sanığın, mağdurun vücudunda kemik kırığı oluşacak ve yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla, sanık hakkında,
TCK'nın 89/1. maddesi gereğince belirlenen temel cezanın, aynı Kanunun 89/2-(b) ve (e) maddesi uyarınca yarı oranında artırılması gerekirken, mağdurun yaralanması salt TCK'nın 89/2-(b) maddesi kapsamında kabul edilip, anılan madde ile artırım yapılmasıyla yetinilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 3. paragrafının, “Mağdurun vücudunda kemik kırığı oluşacak ve yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralandığı anlaşılmakla, sanığa hükmedilen cezada TCK’nın 89/2-(b) ve (e) maddesi gereğince yarı oranında artırım yapılarak sanığın 180 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA” şeklinde düzeltilmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.