Esas No
E. 2022/3619
Karar No
K. 2023/4786
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2022/3619 E.  ,  2023/4786 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2021/392 E., 2021/337 K.
DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
KARAR: Davanın kısmen kabulü
TEMYİZ EDENLER: Davacı vekili, davalı vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Dairemizce verilen bozma kararı üzerine mahkemece kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.

Davacı vekili 16.12.2015 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma veya Sağlama ve 2313 sayılı Kanun'a Muhalefet suçlarından 7 ay 6 gün tutuklu kaldığını, yapılan yargılama ile beraat ettiğini belirterek haksız tutuklama nedeniyle 12.500 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini" talep etmiştir.

2.Davalı vekili 10.02.2016 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; " davanın süresinde açılmadığı, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğu, davanın reddi gerektiği " şeklinde beyanda bulunmuştur.

3.Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2015 tarihli ve 2015/296 Esas, 2015/285 Karar sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verilmiştir.

4.Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.06.2016 tarihli ve 2016/37 Esas, 2016/113 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

5.Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.06.2016 tarihli ve 2016/37 Esas, 2016/113 Karar sayılı kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 27.09.2021 tarihli ve 2020/1560 Esas, 2021/6250 Karar sayılı kararı ile "davacının hem Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesinde hem de Sulh Ceza Hakimliğince yapılan sorgusunda uyuşturucu maddeyi kullanmak için ektiğini beyan ettiği, uyuşturucu madde ticareti yaptığına yönelik üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği görülmekle, her ne kadar davacı hakkında ayrıca 2313 sayılı yasaya aykırılık suçundan da kamu davası açılmış ise de davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan tutuklandığı anlaşılmakla, davacının tutuklandığı suçtan ötürü üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşıldığından, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat verilmesine ilişkin 5271 sayılı CMK'nın 141/1 ve devamı maddelerinde belirtilen şartların davacı yönünden gerçekleştiği anlaşılmakla davacı lehine hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verildiği" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

6.Bozma kararı üzerine Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/392 Esas, 2021/337 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

7.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 17.05.2022 tarihli tebliğnamesi ile davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasını talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Davacı vekilinin temyiz isteği; hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının düşük olduğuna , avukatlık ücretinin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine ilişkindir.

2.Davalı vekilinin temyiz isteği; davanın reddi gerekirken fahiş miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. DAVA KONUSU İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;

Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/256 esas 2015/213 karar sayılı ceza dosyası incelendiğinde; davacının hem Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesinde hem de Sulh Ceza Hakimliğince yapılan sorgusunda uyuşturucu maddeyi kullanmak için ektiğini beyan ettiği, uyuşturucu madde ticareti yaptığına yönelik üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği görülmekle, her ne kadar davacı hakkında ayrıca 2313 sayılı yasaya aykırılık suçundan da kamu davası açılmış ise de davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan tutuklandığı anlaşılmakla, davacının tutuklandığı suçtan ötürü üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, davacının gözaltında ve tutuklulukta kaldığı 05.08.2014-11.03.2015 tarihleri arasındaki 218 günlük sürenin başka bir dosyasından mahsup edilmediği, tüm dosya kapsamının bir bütün olarak incelenmesi sonucu anlaşılmış, davacı her ne kadar tutuklu kaldığı süre boyunca çalışamadığını, işçi olarak çalıştığı süre boyunca aylık net 1.800 TL geliri olduğunu beyan etmiş, delil olarak da SGK kayıtlarını bildirmiş ise de; davacı söz konusu gelirini ispatayan herhangi bir maaş bordrosu ve asgari ücretten daha yüksek gelir elde ettiğini gösterir herhangi bir belge sunmadığı gibi bu yönde bir talebinin de olmadığı anlaşıldığından, davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği mahkememizce kabul edilmiş, davacı dava dilekçesinde haksız tutuklanmasına neden olan dava nedeniyle avukatına ödediği 4.000 TL ücreti maddi zarar olarak bildirmiş bu hususta serbest meslek makbuzu, avukatlık ücret sözleşmesi vb. zararını ispatlayan bir belge sunmayıp avukatlık asgari ücret tarifesi tutarında ücret ödediğini beyan etmiş ise de; tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında, beraatine hükmedilen davacının kendisini vekil ile temsil ettirmiş olması nedeniyle, beraat hükmünün verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden lehine ''3.000'' TL maktu vekalet ücretine hükmedildiği anlaşıldığından; davacının bu hususta maddi bir zararının olmadığı kabul edildiği, davacının maddi zararının hesaplandığı bilirkişi raporunda 218 günlük maddi zararının toplam 6.552,78 TL olduğu tespit edildiğinden; usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılan bilirkişi raporuna itibar edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 6.552,78 TL maddi ve 15.000 TL manevi tazminatın haksız gözaltına alınma tarihi olan 05.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin dayanağı olan Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/256 Esas - 2015/213 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 04.08.2014 -11.03.2015 tarihleri arasında 7 ay 7 gün gözaltı/tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 19.09.2015 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince sehven "6.552,78 TL maddi" yerine, "6.552,78 TL manevi" olarak yazılması mahalinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.

A. Davacı Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden

1.Davacının tutuklandığı tarihte ... Madencilik unvanlı şirkette ST operatör olarak çalıştığı, aylık net gelirinin 1.800 TL olduğu , maddi tazminat hesabının bu miktar üzerinden yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de; davacının 04.08.2014 tarihinde göz altına alındığı, dosya kapsamındaki adı geçen şirkete ait 18.02.2019 tarihli yazı cevabı göre; davacının şirkette ST operatör olarak asgari ücretle çalışmaya başladığının bildirildiği, ekindeki belgelere göre 06.08.2014 tarihinde işe girişinin, 08.08.2014 tarihinde işten çıkışının yapıldığının anlaşılması karşısında, davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuş olup, açıklanan nedenle tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

3.Yargıtay İçtihadı birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.195729.05.1957 tarih ve 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.

B. Davalı Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden

Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddelerine göre, maddi ve manevi tazminat hakkı bulunduğundan davacının tazminat talebinin reddi gerektiğine ve yukarı da (A-1) ve (A-2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı lehine fazla maddi ve manevi tazminata hükmedildiğine yönelik davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünün (A-2 ) numaralı bendinde açıklanan nedenle Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/392 Esas, 2021/337 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.11.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog