21. Hukuk Dairesi
T. C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/138 Esas 2023/1802 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/138
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/06/2021
NUMARASI : 2020/126 Esas 2021/420 Karar
GEREKÇELİ KARARIN
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kredi sözleşmesinin dava dışı .... Ltd. Şti. ile imzaladığını, kefalet sözleşmesinin kanunun aradığı şekil şartlarını taşımadığını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davacı bankanın kredi asıl borçlusu şirkete gerekli başvuruları yapmaksızın müvekkili hakkında takip başlattığını, müvekkilinin sorumlu olduğu miktarın likit olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı banka tarafından dava dışı asıl borçlu şirkete, imzalanan sözleşmeler gereği nakdi ve gayrinakdi krediler kullandırıldığı, davalı şirketin ise sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefaletinin yasada belirtilen şekil şartlarını taşıdığından geçerli olduğu, davalı kefilin borç tutarından kefalet limiti dahilinde sorumlu olduğu, bilirkişi raporunun esas alındığı, davalının icra takibine itirazında haksız görüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra takip dosyasında cari hesaptan kaynaklanan alacak yönünden 331.266,22 TL asıl alacak, 7.845,49 TL işlemiş faiz, 392,27 TL BMSV olmak üzere toplam 339.503,98 TL, ticari kredili mevduattan kaynaklanan alacak yönünden 84.661,66 TL asıl alacak, 1.759,55 TL işlemiş faiz, 87,98 TL BMSV olmak üzere toplam 86.509,19 TL'ye yönelik itirazının iptali ile takip tarihinden itibaren cari hesaptan kaynaklanan 331.266,22 TL asıl alacağa yıllık %58,80 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV, ticari kredili mevduattan kaynaklanan 84.661,66 TL asıl alacağa 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 26/3. maddesi uyarınca, (TCMB tarafından açıklanacak kredi kartı/kredili mevduat işlemlerine uygulanacak azami gecikme faiz oranı) yıllık %31,80 ve değişen oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına, toplam alacağın %20'si oranında hesaplanan 85.202,63 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından asıl borçluya başvurulmaksızın doğrudan müvekkiline yöneltilen icra takibinin haksız olduğunu, somut olayda kredi borcunun sözleşmenin asıl borçlusundan tahsil kabiliyeti olmadığının tespiti halinde müvekkiline başvurabileceğini, varlığı iddia olunan alacağın likit olmadığını, takip talebi ve gönderilen ödeme emri üzerine, borçlunun ödeme emrine itiraz ettiğini, itirazında haklı olduğunu, bu nedenle icra inkar tazminatına mahkum edilemeyeceğini, somut olayda varlığı iddia olunan kredi borcunun ve müvekkilinin sorumlu olacağı tutarın, bilirkişi raporu alınmaksızın belirlenebilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle varlığı iddia olunan alacağın likit olmadığından aleyhlerine icra takibi yapılmasının haksız olduğunu, likit olmayan alacaklar bakımından icra inkar tazminatına hükmolunamayacağını, dosya kapsamında kanundaki şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş herhangi bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, kefalet sözleşmesinin kanunun aradığı şekil şartlarını taşımadığını, davaya konu takibin ekinde bulunan kefalet sözleşmesi şekil şartlarını taşımaması sebebiyle geçersiz olup, herhangi bir hüküm ifade etmediğini, müteselsil sorumlu olarak müvekkiline başvurulmasının mümkün olmadığını itirazları neticesinde ek bilirkişi raporu alınması gerekirken, itiraz edilen raporun doğrudan hükme esas alınmasının hukuka aykırı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar aralarında imzaladıkları sözleşme ile uygulanacak temerrüt faizi oranını belirlemişlerse, artık burada faiz oranının fahiş olduğundan söz edilemeyeceğini, davalının ödemesi gereken borcunu süresinde ve kararlaştırılan miktarda ödemeyerek kredi sözleşmesi çerçevesinde temerrüte düştüğünü, genel nakdi ve gayrınakdi kredi sözleşmelerinin 25. sayfasının 1.1.1. maddesinde "Alacağın kısmen ya da tamamen muacceliyet kazanması halinde bankanın takibe geçebileceği" yönünde muacceliyet ve temerrüt düzenlemesinin yer aldığını, dosyada mevcut sözleşmeye, belgelere rağmen, hukuka aykırı olarak alacağın eksik hesaplandığını, alacak tutarlarının, bilirkişi raporunda belirtilen tutarların üzerinde olup, takip talebinde belirtildiği gibi bulunduğunu, reddedilen asıl alacak, reddedilen faiz ve müvekkili aleyhine hükmedilen vekalet ücreti bakımından kararın kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2019/6275 sayılı icra takip dosyası, takip dayanağı genel kredi sözleşmesi, bankacılık hizmetleri sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, hesap özeti, davalının ünvan değişikliğine ilişkin 31/07/2018 tarihli TTSG örneği, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 25/03/2021 tarihli bilirkişi raporu dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2019/6275 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı ve dava dışı borçlu aleyhine toplam 438.096,38 TL nakit alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 18/05/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 7 günlük yasal süre içerisinde 17/05/2019 tarihinde borca itiraz ettiği, itirazın davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre olan 28/02/2020 tarihinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir. Davalının ... A.Ş. Olan ticaret ünvanının ... San. Tic. A.Ş. olarak değiştirildiği 31/07/2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiştir.
İcra takip dayanağı genel kredi sözleşmesi davacı ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında 08/02/2018 tarihli, 1.000.000,00 TL limitli olarak akdedildiği, davalının (Eski ünvan ... A.Ş. ünvanı yazılı olup) 19/02/2018 tarihinde 3.500.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, sözleşme limitinin 20/02/2018 tarihinde 5.000.000,00 TL'ye artırıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Davacı tarafından kredi borcunun ödenmediği gerekçesiyle kredi hesabı kat edilerek dava dışı asıl borçlu ve davalıya 31/03/2019 tarihinde kredi hesabının kat edildiğini belirten 08/04/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek toplam 420.731,77 TL'nin 7 gün içerisinde ödenmesi talep edilmiştir. Anılan ihtarname dava dışı asıl borçlunun ve davalı kefilin sözleşmedeki adresine 09/04/2019 tarihinde bila tebliğ olmuştur.
Yargılama aşamasında banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi raporunda, davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan BCH'dan kaynaklanan 331.266,22 TL asıl alacak, 7.845,49 TL işlemiş temerrüt faizi, 392.27 TL BSMV olmak üzere toplam 339.503,98 TL alacaklı olduğu, takip tarihinden itibaren asıl alacağa %58,80 oranında temerrüt faizi işletilebileceği, ticari kredili mevduattan kaynaklanan 84.661,66 TL asıl alacak, 1.759,55 TL işlemiş temerrüt faizi, 87,98 TL BSMV olmak üzere toplam 86.509,19 TL alacaklı olduğu, takip tarihinden itibaren asıl alacağa %31,80 oranında temerrüt faizi işletilebileceği, davalının temerrüte düşmediği tespit edilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olduğu, kredinin ödenmediği iddiasıyla davacının kredi hesabını kat ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlattığı, davalının icra takibine itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davalının kefaletinin yasanın aradığı şekil koşullarına uygun olup olmadığı, kefalet geçerli ise kefile başvuru koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacak var ise miktarı, davalının temerrüte düşüp düşmediği, temerrüt faiz oranı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen 08/02/2018 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzası yer almaktadır. Davalı kefilin kefalet imzasına veya yazısına yönelik bir inkarı bulunmamaktadır. Davalı kefilin kefaleti sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygundur.
Öte yandan, TBK'nun 586/1. maddesi "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir." hükmünü içermektedir.
Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere TBK'nun yürürlüğe girmesinden önce asıl borçluya başvurulmadan müteselsil kefile gidilebilmesi mümkün iken, TBK'nun anılan düzenlemesi ile bunun artık mümkün olmadığı, müteselsil kefile başvurulabilmesi için asıl borçluya veya taşınmaz rehnine başvurulması ve şayet bu yolla alacağın tahsili mümkün olmaz ise bu takdirde kefile müracaat edilmesi gerekmektedir. Yasa koyucunun buradaki amacı asıl borçluya veya rehne başvurulmadan kefile başvurulamayacağıdır.
Davacı bankanın kredi hesabını kat ettikten sonra asıl borçlu ve müteselsil kefillere tebliğden itibaren 7 gün süre vermek suretiyle alacağının ödenmesini isteyen ihtar gönderdiği, bu ihtarın 09/04/2019 tarihinde asıl borçlu şirketin genel kredi sözleşmesinde yer alan adresine ve davalı kefile bila tebliğ olduğu görülmüştür.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmede asıl borçlu ve kefilin sözleşmede yer alan adresinin davacı banka tarafından yapılacak tebligatlarda esas alınacağı hususu düzenlenmiştir.
İİK'nun 68/b maddesinde ise kredi kullananın adres değişikliğini noter ihtarıyla bildirmediği takdirde eski adresin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır. Anılan hüküm asıl borçluya ilişkin olup, kefile ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.
Bu durumda asıl borçlunun sözleşmede yer alan adresine gönderilen hesap kat ihtarının bila tebliğ tarihi, asıl borçluya tebliğ tarihi olup, asıl borçlunun ifada geciktiğine ve alacaklı tarafça tanınan 7 günlük sürede borçlu tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı iddia edildiğine göre,
TBK'nun 586/1. maddesinde öngörülen kefile müracaat edebilme koşulu somut olayda gerçekleşmiş olup, ayrıca kefile ihtara gerek bulunmamaktadır (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12/07/2013 tarih 2013/9225 Esas 2013/14683 Karar sayılı ilamı).
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu banka kayıtları üzerinde yerinde incelemeyi içermekte olup, davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan talep edebileceği alacak miktarı tespit edilmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.
Davalı vekilinin yargılama aşamasında bilirkişi raporuna karşı ileri sürdüğü itirazlar şekli itirazlar olup, borç miktarı hesabına yönelik bir itirazı bulunmadığı gibi, faiz oranına yönelik de bir itiraz ileri sürmemiştir.
Bilirkişi raporundaki hukuki değerlendirmeler yok hükmünde olup, hukuki değerlendirmenin hakim tarafından yapılacağı gözetildiğinde davalının hukuki değerlendirmeye yönelik itirazları hakkında rapor alınmaması yargılamada eksiklik bulunması sonucunu doğurmayacaktır.
Hal böyle olunca, mahkemece davalının kefaletinin yasanın aradığı şekil koşullarına uygun bulunduğu,
TBK'nun 586. maddesi uyarınca kefile başvuru koşullarının oluştuğu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu, itirazları karşılayacak ek rapor alınmasına gerek bulunmadığı gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf itirazına gelindiğinde, takip konusu banka alacağı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, likit, bir başka anlatımla bilinebilir ve hesaplanabilir niteliğe sahiptir. Bu durumda mahkemece İİK'nun 67. maddesi hükmü gözetilerek hüküm altına alınan alacak miktarı üzerinden alacaklı banka yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, dava konusu icra takip talebinde BCH'dan kaynaklanan alacak için yıllık %58,80, ticari kredili mevduat için yıllık %31,80 oranında temerrüt faizi uygulanması talep edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da BCH kredisi için yıllık %58,80, ticari kredili mevduat için yıllık %31,80 temerrüt faizi esas alınmak suretiyle hesaplama yapılmış, mahkemece de anılan rapor hükme esas alınarak takip tarihinden itibaren hüküm altına alınan asıl alacak miktarlarına anılan oranlar üzerinden temerrüt faizi işletilmesine karar verilmiştir.
Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere takip talebinde yer alan temerrüt faiz oranları ile hüküm ve hükme esas alınan bilirkişi raporundaki temerrüt faiz oranları aynı olup, davacı vekilinin faiz oranına yönelik istinaf itirazı dosya içeriğine uygun görülmemiştir. Öte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlanmış olup, rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık yönünden incelenmesine gelindiğinde, yukarıda açıklandığı üzere hesap kat ihtarnamesi davalı kefilin sözleşmedeki adresine bila tebliğ olmuştur. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde asıl borçlu gibi, kefilin de sözleşmede yer alan adresinin davacı banka tarafından yapılacak tebligatlarda esas alınacağı hususu düzenlenmiş ise de,
İİK'nun 68/b maddesinde kredi kullananın adres değişikliğini noter ihtarıyla bildirmediği takdirde eski adresin geçerli olacağı hükme bağlanmıştır. Anılan hüküm asıl borçluya ilişkin olup, kefile ilişkin bir düzenleme içermemektedir. Bu durum karşısında davalı kefil sözleşmedeki adresine çıkarılan hesap kat ihtarnamesi bila tebliğ olduğundan takip tarihinden önce temerrüte düşmemiştir.
Nitekim hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davalının temerrüte düşmediği kabul edilerek takip tarihi itibarıyla davacının davalı kefilden olan asıl alacak, akdi faiz oranı üzerinden hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işlemiş akdi faiz ve BSMV miktarları hesaplandığı halde takip tarihine kadar işlemiş akdi faiz miktarı işlemiş temerrüt faiz miktarı olarak nitelendirilmiştir.
İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı olup takipte istenilmeyen bir miktara hükmedilemez. Davacı banka icra takibinde BCH'dan kaynaklanan 332.731,23 TL asıl alacak, 15.869,92 TL işlemiş temerrüt faizi yıllık %58,80 (31/03/2019-29/04/2019), 793,50 TL BSMV olmak üzere toplam 349.394,65 TL, ticarili kredili mevduat kredisinden kaynaklanan 86.330,00 TL asıl alacak, 2.258,79 TL işlemiş temerrüt faizi yıllık %31,80 (31/03/2019-29/04/2019), 112,94 TL BSMV olmak üzere toplam 88.701,73 TL (takipteki toplam alacak 438.096,38 TL) alacağın tahsilini talep etmiştir. Anılan talepten anlaşılacağı üzere davacının icra takibinde talep ettiği işlemiş faiz, temerrüt faizi olup ayrı alacak kalemi olarak işlemiş akdi faiz talebi bulunmamaktadır. Takip talebinde yer alan alacak kalemlerinin gözetilmemesi ise,
HMK'nun 26. maddesi uyarınca talep aşımına sebep olacağından kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu hususun re'sen gözetilmesi gerekecektir.
Hal böyle olunca, mahkemece davalının takip tarihi itibarıyla temerrüte düştüğü, temerrüt faizi işletilemeyeceği, davacının takipte ayrı işlemiş akdi faiz alacak kalemi talebi bulunmadığı gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi raporundaki hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işlemiş akdi faiz hesabı sonucu bulunan işlemiş akdi faiz miktarı işlemiş temerrüt faizi miktarı olarak esas alınmak suretiyle işlemiş temerrüt faizi miktarlarının ve buna bağlı olarak da BSMV miktarlarının hüküm altına alınması,
HMK'nun 26. maddesi uyarınca talep aşımı niteliğinde olup usul ve yasaya aykırıdır.
Her ne kadar, davacı banka davalının temerrüt tarihi olan takip tarihine kadar işleyen akdi faizi asıl alacak ile kapitalize ederek, kapitalize edilen toplam miktar asıl alacak olarak nitelendirilip takip tarihinden itibaren bu şekilde tespit edilen asıl alacağa temerrüt faizi işletilmesini talep edebilecek ise de, dava konusu icra takibinde davacı banka temerrüt tarihine kadar işlemiş akdi faiz alacağını asıl alacak ile kapitalize etmeyerek davalının hesap kat tarihinde temerrüte düştüğünü iddia etmek suretiyle hesap kat tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş temerrüt faizi talep etmiştir.
Bu durumda, Dairemizce yeniden kurulan hüküm sırasında hesap kat tarihinden temerrüt tarihi olan takip tarihine kadar işlemiş akdi faiz miktarı, davacı bankanın takip talebindeki talebi gözetilerek, hesap kat tarihi itibarıyla tespit edilen asıl alacak ile kapitalize edilmek suretiyle asıl alacak miktarının tespit edilmesi yoluna gidilmemiştir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda takip tarihi itibarıyla tespit edilen asıl alacak kalemlerinin ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek raporda yer alan asıl alacak kalemleri olan BCH'dan kaynaklanan 331.266,22 TL asıl alacak, ticarili kredili mevduat kredisinden kaynaklanan 84.661,66 TL asıl alacak esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, davalının dava konusu icra takibinde anılan asıl alacaklara yönelik itirazının iptaline, takibin anılan asıl alacak miktarları üzerinden 331.266,22 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %58,80, 84.661,66 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %31,80 oranını aşmamak üzere 5464 sayılı yasanın 26. maddesi gereğince TCMB tarafından belirlenen değişen oranlarda temerrüt faizi ve temerrüt faizlerinin %5 BSMV'si uygulanmak suretiyle takibin devamına yönelik hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında kamu düzenine aykırılık gözetilerek isabet görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kısmen kabulüne, sair istinaf itirazlarının reddine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacı lehine %20 icra inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
A)1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık gözetilerek KISMEN KABULÜNE,
2.Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/06/2021 tarih ve 2020/126 Esas 2021/420 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine,
3.Davanın KISMEN KABULÜNE,
4.Davalının Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2019/6275 sayılı icra takip dosyasında cari hesaptan kaynaklanan alacak yönünden 331.266,22 TL asıl alacağa, ticari kredili mevduattan kaynaklanan alacak yönünden 84.661,66 TL asıl alacağa yönelik yaptığı itirazın iptaline, takibin cari hesaptan kaynaklanan alacak yönünden hüküm altına alınan 331.266,22 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %58,80 oranında temerrüt faizi, ticari kredili mevduattan kaynaklanan alacak yönünden 84.661,66 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %31,80 oranını aşmamak üzere 5464 sayılı yasanın 26. maddesi gereğince TCMB tarafından belirlenen değişen oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si işletilmek suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
5.Hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında hesaplanan 83.185,57 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Alınması gerekli 28.412,03 TL harçtan peşin alınan 5.291,12 TL harç ile 2.190,48 TL tamamlama harcı, icra dosyasına yatırılan 2.190,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.739,95 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7.Davacı tarafından yatırılan 5.291,12 TL harç ile 2.190,48 TL tamamlama harcı, icra dosyasına yatırılan 2.190,48 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT tarifesi uyarınca gereğince hesaplanan takdiren 64.229,90 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
9.Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT tarifesi uyarınca gereğince hesaplanan takdiren 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
10.Davacı tarafından yapılan 90,00 TL posta ve tebligat gideri, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.290,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.224,72 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
11.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
12.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı gözetilerek hesaplanan 42,00 TL'sinin davacıdan, 1.253,21 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
13.Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, B)1-Davalı tarafından istinaf karar harcı olarak yatırılan 7.275,24 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
2.Davalı tarafından istinaf aşamasında posta masrafı olarak yapılan 60,60 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek 3,07 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
3.Davacı tarafından istinaf aşamasında istinaf kanun yoluna başvurma harcı olarak yatırılan 162,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından istinaf aşamasında posta masrafı olarak yapılan 27,50 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek 26,11 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/12/2023 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.