Esas No
E. 2022/515
Karar No
K. 2023/1261
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/515

KARAR NO: 2023/1261

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 09/09/2020

NUMARASI: 2018/310 Esas, 2020/407 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 19/12/2023

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalıların, ... İnşaat-... İnşaat İş Ortaklığı adı altında adi ortaklık kurduğunu ve işbu adi ortaklık ile davacı arasında İstanbul İli Ümraniye İlçesi ... ada ...-... parsellerde inşa edilen İstanbul Finans Merkezi Projesi kapsamında, 20.02.2015 tarihli Alt İşveren Sözleşmesi ve 04.02.2016 tarihli Alt İşveren Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeye göre davacının; alt işveren sıfatı ile, yapımı davalıların kurduğu adi ortaklıkça yüklenilen inşaatın kabasını yapmayı üstlendiğini, sözleşme gereği, davacının hakkedişlerinden yapılan %5 oranında teminat kesintilerinin, geçici kabullerin yapılmasının ardından derhal iade edilecck olduğundan davacının, Kartal ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve 15.01.2018 tarihli ihtarnamesi ve ardından Kadıköy ... Noterliği nin ... yevmiye numaralı ve 05.02.2018 tarihli ihtarnamesi yoluyla hak edişi yapılmayan işlerinin hak ediş raporlarının düzenlenmesini ve geçici kabullerinin yapılmasını, tüm işlerin geçici kabul şartlarının sağlanmış olması nedeniyle, taraflarca 15.01.2018 tarihli mutabakatname ile mutabık kalınan 1.079,877,18 TL'nin faizi ile birlikte iadesinin, sözleşme gereği işverenin talebi halinde davacının teminat iade bedeli kadar banka teminat senedi yahut kambiyo senedi vermeye hazır olduğunun, işbu hususların 3 gün içerisinde düzeltilmesinin, aksi halde sözleşme gereği ayrıca bir ihtar veya ihbara gerek duyulmaksızın davacının sözleşmeyi feshetmiş sayılacağının ve nakit teminat kesinti alacaklarının yasal yollar ile tahsil edileceğinin ihtar edildiğini, işverenin, davacı yanca gönderilen ihtarlara cevap vermediği gibi ödeme de yapmadığını, bunun üzerine davacı yanca İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. numaralı ilamsız icra yolu ile takip başlatıldığını, davalıların işbu takibe itiraz ettiklerini belirterek, davalıların yapmış olduğu itirazın iptal edilerek takibin devamına ve davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevabında, davacı şirket tarafından işin bitirildiği ve teminat iade-koşullarının gerçekleştiği iddia edilmekte ise de bahse konu hususun doğru olmadığını, davacı şirketin sözleşme kapsamındaki tek yükümlüğünün eser sözleşmesi kapsamında yapımını üstlendiği kaba betonarmeyi yapmak olmayıp davacı şirketin, bu inşaatın yapımı sırasında çalıştırmış olduğu işçilerin 4857 sayılı İş Kanuna uygun olarak tüm işçilik alacaklarından, işçilerin uğramış olduğu iş kazası nedeni ile tüm taleplerinden, iş kazası nedeni ile ortaya çıkabilecek idari, malı ve cezai yükümlülük ile Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında işçilerin primlerinin ödenmesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılan davalardan sorumluluğunun bulunduğunu, davacının ödemediği işçilik alacakları nedeni ite işbu davanın açıldığı tarihte, delil üstesi ile sunulan bir çok dava bulunduğunu, işbu davaların, davalı tarafından anahtar teslim verilen ve tüm maaliyeti içerisinde olan, hakkediş usulü ile davalı tarafmdan ödenen bedellerden işçilere ödenmesi gereken işçilik alacaklarının ödenmediğini, özlük dosyalarının kanuna uygun tutulmadığını, işçilerin alacakları ödenmemiş olup davacı taraf aksini iddia ediyor ise eğer, geçerli ibranameler ile ödeme belgelerini davalıya sunamadığının kendisinin de malumunda olduğunu, davacı şirketin bu yükümlülüklerinin tamamına aykırı davranarak sözleşmeyi açıkça ihlal ettiğini ve davalı şirketi birçok davanın muhatabı haline getirdiğini, davalı şirketin asıl işveren olması nedeni ile yasadan kaynaklanan müşterek ve müteselsil sorumluluğu nedeni ile işçilerin, kanunen tüm alacak taleplerini davalı şirkete de yönelttiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu' mm 163 maddesi ile işçilerin dilerse, davacı alt işverenden değil, borcun tamamını davalı şirketten isteyebileceğini, bu halde, davalının, davacı ile arasındaki sözleşmeyi ileri sürerek ödemeden kaçınamayacağım, kaldı ki davaların tamamının davalı şirkete de açılmış olup talep edilen alacakların davalı şirketten istedikleri yönündeki iradelerinin de ortada olduğu, banka teminat mektubunun, bankaların müşterisi lehine, mektupta belirtilen hususlar kapsamında verdiği bir garanti iken banka teminat senedinin ise müşteri ile banka arasında düzenlenen bir senet olduğunu, bu nedenle, zaten davacının banka teminat senedi teklif etmesinin de sözleşmeye aykırı olduğunu, davacı şirketin, işin geçici kabulü yapıldığı iddiasında ise de nakit teminat kesintisinin iade koşutlarının oluştuğunu kabul anlamına gelmemek koşul ve şartı ile sözleşme ile üstlenilen yükümlülükler bakımından iş ile ilgili olarak geçici kabul değil, kısmî geçici kabul yapıldığını, alt sözleşme N0:... için 24.02.2017 tarihinde kısmi geçici kabul yapıldığının açık olduğunu, bu nedenle, yine nakit teminat iade koşularının oluşmadığını, davacı aleyhine açılan davaların mevcut olup günden güne de davaların açılmaya devam ettiğini, bu hususta açılan davalarda, davacı taraf işçilik alacaklarının ödendiğini de usulüne uygun tutulan özlük evrakları ile ispatlayamadığını, davalı şirkete, geçerli ibranameler sunulmadığını, açılan iş kazalarına ilişkin davaların da yüksek meblağlı davalar olup tüm davalar değerlendirildiğinde, teminat bedelinin yetmemesinin yüksek olasılık olduğunu, davalı şirketin, sürekli açılan davalar göz önünde tutularak davacıya kesin ve süresiz teminat mektubu sunması halinde, nakit teminat iadesi yapılabileceğini bildirilmiş ise de, davacı taraftan teminat mektubu alınamadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ... Taahhüt A.Ş. sonradan infisah olarak diğer davalı ... Hizmetleri A.Ş.'ye devrolunmuştur. Mahkemece, davaya konu sözleşmeye ilişkin geçici kabul tutanaklarında işin sözleşmeye uygun olarak yapıldığı tespit edilmiş olmakla, davacının sözleşmeden kaynaklı sorumluluklarını yerine getirmediği iddiasını davalının ispat etmesi gerektiği ancak bu yönde ispata yarar bir delil sunamadığı, buna göre sözleşmenin 10/2. maddesi 2.cümlesi hükümlerine ilişkin koşulların davalı tarafça ispat olunamadığı, Ümraniye Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 07.12.2017 tarihli yazısına göre nakdi teminat iadesi için öngörülen SGK ilişiksizlik koşulunun da yerine getirilmiş olduğu, sözleşmenin 10/son maddesindeki düzenleme ise "tüm teminatların iadesi için" yapılmış olup, sözleşmenin 10/3. Maddesinde nakit teminat iadesi sonrası teminat çeki veya teminat mektubu verileceğinin düzenlenmiş olması karşısında, 10/son maddedeki şartın nakit teminatın iadesi için değil, sonrasında verilecek teminatların iadesi için konulmuş olduğu, yine aynı maddenin 3.fıkrasında öngörülen davacının teminat çeki veya teminat mektubu vermesine ilişkin yükümlülüğün, nakdi teminat kesintisinin davacıya iadesinden sonra ve işveren davalıların talebi üzerine gündeme geleceği, nakdi teminatların iadesi için bu teminatların bir ön koşul olarak düzenlenemediği, davacı taraf hakedişinden yapılan nakdi kesintilerin her iki taraf ticari kayıtlarında da 1.079.877,18-TL olarak yer aldığı ve yukarıda açıklandığı üzere 10.madde de açıklanan koşullar yerine gelmiş olduğundan bu bedelin davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibine yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, mahkemece sözleşmeler hatalı ve eksik incelenerek, hukuka aykırı bir şekilde değerlendirmede bulunan bilirkişi kurulu raporu esas alınarak karar verildiğini, somut uyuşmazlıkta teminatın iadesi koşullarının oluşmadığını, sözleşmelerin 10.maddesi uyarınca, müvekkili şirketin sözleşmelerde yer alan şartlar yerine getirilinceye dek teminatın iadesini erteleme hakkı bulunduğunu, sözleşme şartları ile sözleşmeler kapsamında davacı şirketin üslenmiş olduğu her türlü edim ve yükümlülüğün ifade edilmekte olduğunu, yine sözleşmelerin 5.

6.maddesi ve 17/1.maddesi uyarınca, müvekkili şirketin, davaya konu sözleşmeler uyarınca iş hukukundan kaynaklı her türlü talepten davacı şirketi sorumlu tutabileceğini, davacı şirket çalışanları tarafından ikame edilmiş iş hukukundan kaynaklı derdest davalar bulunduğunu, müvekkili şirketin bu kapsamda yukarıdaki sözleşme hükümlerine dayalı olarak teminatı iade etmeyi erteleme hakkını kullandığını, bu nedenle mahkemenin nakdi teminatların iade şartlarının gerçeklemiş olduğuna ilişkin gerekçesinin haksız olduğunu, Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/13-1931 Esas - 2013/1514 Karar sayılı ilamının da bu yönde olduğunu, bunun yanı sıra geçici kabul tutanaklarının işin sözleşmeye uygun olarak yapıldığını, ispatladığı ve bunun aksinin davalı tarafça ispat edilemediği gerekçesinin de hatalı olduğunu, sözleşme kapsamında davacı personelinin her türlü ücret, maaş, vergi, stopaj, SGK, fon, kesinti vb. giderleri ile yemek, konaklama, ulaşım, yatacak yer vb. Giderlerini ödemesi gerektiği halde bunu yerine getiremediğini ve müvekkili aleyhine onlarca dava açılmasına sebebiyet verdiğini, kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu, hükme esas alınan 15.11.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda çelişkiler olduğunu, bir taraftan nakdi teminat iadesi için SGK ilişiksizlik yazısı alınması gerektiği ve bu yazının dosya kapsamında bulunmadığı belirtilirken, diğer taraftan davacının sözleşmenin 10.maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirdiğinin belirtildiğini, buna dair itirazları için ek rapor da alınmadığını, gerekçeli kararda bahsedilen Ümraniye SGK Merkezi'nin 07.12.2017 tarihli yazısı mevcut ise de dava tarihi itibariyle davacının dosyaya ilişiksizlik belgesi sunmaya yönelik bir girişimde bulunmadığını, mahkemece bu yönden de usulüne bir değerlendirme yapılmadığını, derdest iş davalarının bekletici mesele yapılması gerektiğine dair taleplerinin binlenmediğini, şartları gerçekleşmediği halde icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının da hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalılar ise yüklenicidir. Dava, davalıların (adi ortaklığın) yapımını üstlendiği ... Projesi kapsamındaki inşaatın "kabasının yapılmasının" 20.02.2015 ve 04.02.2016 tarihli alt işveren sözleşmeleriyle davacı taşeron tarafından üstlenildiği, bu sözleşmeler gereğince davacının hakedişlerinden yapılan %5 teminat kesintilerinin geçici kabullerin yapılmasından sonra iade edilmesi gerektiği halde davalıların bu hakedişleri haksız bir şekilde yapmaması nedeniyle bu iadelerin yapılmadığı iddiasıyla, taraflarca 15.01.2018 tarihli mutabakatname ile mutabık kalınan 1.079.877,18-TL nakdi teminat alacağının davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Davalılar vekilince, davacının sözleşmeden kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirmediği, davaya konu sözleşmeden kaynaklı işçi alacakları, iş kazasından kaynaklı davalar ile rücu davaları bulunduğu, ayrıca sözleşmenin 10/son maddesindeki şartların davacı tarafından yerine getirilemediği, buna göre davaya konu nakdi teminat bedellerinin iadesi koşullarının sözleşme çerçevesinde oluşmadığı belirtilerek, davanın reddi istenmiştir. Mahkemece, yukarıda özetlenen gerekçe doğrultusunda, davacı taşeronun hakedişlerinden yapılan %5 teminat kesintilerin iade şartlarının gerçekleşmiş olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davaya konu sözleşmeler kapsamında davacı tarafın hakedişinden yapılan nakdi kesintilerin miktarına ilişkin olarak taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, buna ilişkin bedellerin her iki taraf ticari kayıtlarında da 1.079.877,18-TL olarak yer aldığı, sözleşmelerin nakti teminat başlıklı 10. Maddesinin 2., 3. ve 4. Bentlerinde düzenlen şartların gerçekleşmesi halinde bu nakdi kesintilerin iade edilmesi gerektiği, 10/2. maddede; "İşveren, alt işveren hakedişlerinden kesilecek olan nakit teminatı geçici kabul şartlarının sağlanması ile alt işverene iade eder. Sözleşmede istenilen şartların alt işveren tarafından sağlanamaması durumunda, işveren nakit teminat kesintisinin iadesini sözleşme şartlarının yerine getirilmesine kadar ertelenebilir." düzenlenmesinin bulunduğu, davaya konu sözleşmeye ilişkin geçici kabul tutanaklarında işin sözleşmeye uygun olarak yapıldığı tespit edilmiş ve davalı tarafça, davacının sözleşmeden kaynaklı sorumluluklarını yerine getirmediği iddiası ispat edilememiş olmakla sözleşmenin 10/2. Maddesindeki şartın yerine gelmiş olduğu, 10/3. Maddede; "Alt İşveren, nakit teminat kesintisinin İşveren tarafından kendisine ödenmesiyle kesin kabul süresine kadar geçerli olacak aynı tutardaki İşveren’in talebi doğrultusunda teminat çekini veya teminat mektubunu, İşveren’e vermekle yükümlüdür." düzenlemesinin bulunduğu, bu bentte belirtilen teminat çeki veya teminat mektubu verme yükümlülüğünün, nakdi teminat kesintisinin davacıya iadesinden sonra ve iş sahibi davalıların talebi üzerine gündeme geleceği, nakdi teminatların iadesi için bu teminatların bir ön koşul olarak düzenlenemediği, kaldı ki, davacı tarafça, davalılara gönderilen Kadıköy ... Noterliği'nin 05.02.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin 5. Bendinde açıkça, iadesi gereken nakdi teminat miktarı kadar banka teminat senedi vermeye hazır oldukları da belirtilerek davalıların bu hususta temerrüte düşürülmüş olduğu, 10/4. Maddede; "Alt İşveren, nakit teminat kesintisinin İşveren tarafından kendisine iade edilebilmesi için sosyal güvenlik kurumundan ilişiksizlik yazısını alarak İşveren’e teslim edecektir. İlişiksizlik yazısının teslim edilmemesi durumunda Alt İşveren’e nakit teminat iadesi kesinlikle yapılmayacaktır." düzenlemesinin bulunduğu, davacı tarafça dosyaya sunulan Ümraniye Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 07.12.2017 tarihli yazısına göre nakdi teminat iadesi için öngörülen bu SGK ilişiksizlik koşulunun da yerine getirilmiş olduğu, Sözleşmenin 10/son maddesindeki; "Yukarıda gösterilen hallerde tüm teminatların iadesi için, vergiler ve SGK, bordro, fatura, işçi sağlığı ve iş güvenliği, İşveren’e ait malzeme ve makinenin hasarsız kullanımı ve iadesi, İş’in tam ve eksiksiz oluşu konularında Alt İşveren’in eksiğinin ve zararının bulunmadığının İşveren tarafından tespit edilmesi gerekmektedir." düzenlemesinin ise "tüm teminatların iadesi için" yapılmış olduğu, sözleşmenin 10/3. Maddesinde nakit teminat iadesi sonrası teminat çeki veya teminat mektubu verileceğinin düzenlenmiş olması karşısında, 10/son maddedeki şartın nakit teminatın iadesi için değil, sonrasında verilecek teminatların iadesi için konulmuş olduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle istinaf dilekçesinde bahsi geçen "davacı şirket çalışanları tarafından ikame edilmiş iş hukukundan kaynaklı derdest davaların bulunduğuna" ilişkin itirazın bu kapsamda değerlendirilmesine gerek olmadığı, Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, davaya konu %5 nakdi teminat kesintilerinin iadesi için sözleşmelerin 10.maddesinde öngörülen koşulların yerine gelmiş olduğu anlaşıldığından, Mahkemece de aynı değerlendirmeler doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş ve taraf defter kayıtları ile ihtilafsız olduğu anlaşılan takibe konu asıl alacağın likit kabul edilerek davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/09/2020 tarih ve 2018/310 Esas, 2020/407 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 73.766,42 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 18.444,11 TL harcın mahsubu ile bakiye 55.322,31‬ TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 19/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog