Esas No
E. 2023/8130
Karar No
K. 2023/9834
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2023/8130 E.  ,  2023/9834 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/57 E., 2023/1248 K.
KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 21. İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/267 E., 2021/509 K.

Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Kararın davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı (eski unvanı Promete Gümrük Müşavirliği A.Ş.) Promote İç ve Dış Tic. Paz. Ltd. Şti.'nin prim borçları nedeniyle davacıya gönderilen ödeme emirlerinin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; üst düzey yönetici olan davacının şirketin borçlarından sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI

Tüm dosya kapsamına göre, Kadıköy SGK merkezi tarafından asıl borçlu şirket Promete İç ve Dış Tic. Paz. Ltd. Şti.'nin 2003/10.dönem - 2010/01.dönem arasındaki prim borcu sebebiyle davacı adına dava konusu ödeme emirlerinin gönderildiği, dosyada mevcut Ticaret Sicil kayıtlarının incelenmesinde, davacının borçlu şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu, dava dışı şirkette şirketi ilzam açısından imza yetkisini haiz kişinin dava dışı ... olduğu, 10.12.2013 tarihinde yönetim kurulu başkanına tek başına şirketi temsil ve ilzam yetkisi verildiği ve bu yetkinin daha sonradan da devam ettiği anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B. İstinaf Sebepleri: Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde;

Kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun olduğunu, davanın süre ve görev yönünden reddinin gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, dava dışı asıl borçlu şirketin 2003/10 - 2010/01 dönem prim borçları nedeniyle yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu anlaşılan davacının üst düzey yönetici olduğundan bahisle gönderilen 10 adet ödeme emri arasında ... Anadolu 19. İş Mahkemesinin kesinleşmiş 2014/144 E-278K sayılı ilamına konu 2008/022945 takip nolu ödeme emrinin de bulunduğu görülmekle birlikte ödeme emirlerine konu prim borçlarının 2009 yılı dahil zamanaşımına uğradığı, 2010/1. ay prim borcu yönünden zamanaşımına uğramamışsa da anonim şirketin nevi değiştirilmek suretiyle limited şirkete dönüştüğü ve değişiklik sonrası yapılan limited şirket ana sözleşmesine göre şirketin temsil ve ilzamıyla sorumlu müdürün ... olduğu, davacının 5510 sayılı Kanun'un 88/20 kapsamında üst düzey yönetici ve yetkili olmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK vekili;

istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; ödeme emrinin iptaline ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

Davanın yasal dayanaklarını oluşturan, 506 sayılı Kanun'un 80/12 nci maddesinde; sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin Kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinde de Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanun'da belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir.

Öte yandan, 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde de (Değişik madde: 22.07.1998 - 4369/21. m.) limited şirket ortakları (Değişik ibare: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m.) şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. (Ek fıkra: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m.) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. (Ek fıkra: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.

Bir sermaye şirketi türü olan limited şirketlerde ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona ermektedir. Türk Hukukunda ortaklar, limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler. Başka bir ifade ile limited şirket, iki veya daha fazla gerçek ve tüzel kişi tarafından bir ticaret ünvanı altında kurulup, iktisadi konularda faaliyet gösteren, ortaklık borçlarından sadece ortaklığın malvarlığı ile sınırlı olarak sorumlu bulunduğu, esas sermayesi muayyen ve bu sermaye ortakların sermaye paylarının toplamına eşit olan ortaklıktır. Ortakların sorumluluğu sadece ortaklığa karşıdır ve esas sermaye payı ile sınırlıdır.

İlke olarak kanun, ortaklarla limited şirket alacaklıları arasında bir ilişki kurmamış, alacaklılara gereğinde ortaklara başvurma imkanını tanımamıştır. Bu ilkenin üç istisnası vardır. Birincisi,

TTK'nın 532/f.3 maddesindeki açığı kapama yükümü, ikincisi selef sıfatıyla sorumluluk (TTK.529, 530 ve 531 maddeleri) ve üçüncüsü ise kamu borçlarından ortakların sorumluluğudur. Mahkemece şirket ortağı olduğu dönem prim borçları yönünden davacının ortak sıfatı ile sorumlu olduğu gözetilmeli, dava dilekçesindeki beyanları değerlendirildiğinde, davacının süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu kabul edilmeli ve bu yönde irdeleme yapılmalıdır. 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından, 3917 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacak hakkı, Türk Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanun'un 128 inci maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ile durmasına ilişkin 132 nci ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemeler de burada uygulama alanı bulmaktadır. 08.12.1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden ise 6183 sayılı Kanun'un “Tahsil zamanaşımı” başlığını taşıyan 102 nci ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre, zamanaşımı süresi beş yıl olup zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir. 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılıp, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un 51 inci maddesiyle birlikte 102 nci maddesinin de uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki duruma dönülmüştür.

Diğer taraftan; 6183 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesi ile tahsil zamanaşımını kesen sebepler düzenlenmiş olup; anılan düzenlemede; ''1. Ödeme, 2. Haciz tatbiki, 3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, 4. Ödeme emri tebliği, 5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, 6. Yukarıdaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, 7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, 8. Amme alacağının teminata bağlanması, 9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, 10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi, 11. (Ek bent: 25/12/2003 - 5035 S.K./1. md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.

Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararı ile kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı, yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın, kaza mercilerince durdurulması hallerinde, zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.'' hükmü öngörülmektedir.

Bu kapsamda zamaşımı süreleri dava konusu prim borçlarının dönemleri itibariyle değerlendirilmeli, zamanaşımına uğramayan borçların varlığının tespiti halinde, yukarıda belirtilen mevzuat kapsamında yapılacak değerlendirme ile varılacak sonuca göre hüküm tesisi gereklidir.

3.Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı SGK vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2.İnceleme konusu eldeki davada, Mahkemece, dava dışı şirketin prim borçları nedeniyle davacıya gönderilen ödeme emirlerinden, 2010/1. ay öncesi dönem yönünden davacının sorumlu olmadığına dair yaklaşım isabetli ise de, 2010/1. ayına ait prim borcu yönünden davacının sorumlu olduğu açık olup anılan dönem bakımından ödeme emrinin davacının hissesi oranında düzenlenip düzenlenmediği hususu ile 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacaklarından şirket hakkında tahsil edilememe koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğine dair araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece yapılması gereken iş, 2010/024835 E. sayılı takip dosyasından gönderilen ödeme emrine konu amme alacağının dava dışı şirketten tahsil edilememe koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesi; bu şartın gerçekleşmiş olması halinde, davacının hissesi oranında sorumluluğunun bulunduğunun gözetilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog