5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/30
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/04/2019
NUMARASI: 2017/714 Esas - 2019/324 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Araç Değer Kaybı Bedelinin Tahsili
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki diğer davalı nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracı ile seyir halinde iken müvekkilinin ... plakalı otosunun sağ ön tampon kısımlarına çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında müvekkiline ait aracın hasara uğradığını, müvekkilinin aracında kaza nedeniyle 6.876,53 Euro tutarında hasar meydana geldiğinin Almanya'da yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporla sabit olduğunu, aynı rapora göre aracın ikame değerinin 2.200 Euro olduğunun belirlendiğini, aracın maddi zararının belirlenmesi amacıyla 485,28 Euro tutarında bilirkişi hizmet bedeli ödendiğini, müvekkilinin meydana gelen kaza nedeniyle uğramış olduğu toplam zararın 7.361,81 Euro'yu bulduğunu, davalılara başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 2.685,28 Euro maddi tazminatın davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkete başvuru yapması gerektiğini, ancak davacının müvekkili şirkete herhangi bir başvuruda bulunmadığını, müvekkili sigorta şirketinin poliçe teminat limitinın 29.000,00 TL ile sınırlı sorumluluğu bulunduğunu, Türkiye'de gerçekleşen bir kaza neticesinde yabancı plakalı bir araçta meydana gelen zararın haksız fiil tarihinde ve memleket parası üzerinden hesaplanması gerektiğini, ekspertiz ücret tarifesine ilişkin genelgeye göre motorlu araçlar için hasar tespitinde ekspertiz ücretinin 135,00 TL'den az ve 600,00 TL'den fazla olmamak üzere tespit edilen hasar tutarının %1,5'i olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'ye usulüne uygun tebliğe rağmen davaya ilişkin cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Dava konusu aracın yaşı dikkate alındığında 6,876 Euro onarım bedeli ile onarılması ekspertiz raporuyla uyumlu olarak teknik bilirkişi heyeti tarafından ekonomik görülmemiştir. Zira belirtilen onarım masrafı aracın değerinin üç katı kadardır. Bu nedenle davacının zararı, aracın onarım masrafı olmayıp hurdaya çıkarılan aracın yurt dışındaki ikame değeri kadardır. Bu tutar yurt dışındaki eksper tarafından 2.200 Euro olarak belirlenmiş olup teknik bilirkişi heyeti tarafından uygun bulunmuştur. Aracın onarımı ekonomik olmadığından ve onarılmayacak olması nedeni ile de onarım süresi için ikame gideri söz konusu olmayacaktır. Ancak yeni alınacak araç için geçecek makul süre için ikame araç gerekiyor ise de, aracın Türkiye'den Almanya'ya kadar kullanılmış olması nedeni ile bir kaç gün sürecek yeni araç satın alması sırasında da kullanılması mümkün olduğundan davacının bu nedenle de zararı söz konusu değildir. Davacı zararının kaza tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru esas alınarak (olay tarihinde 1 Euro= 3,3889 TL) olduğundan davacının zararı, 2.200 x 3,3889 = 7.455,58 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçeli aracın sürücüsü davalı ...'nin olayda %75 oranında kusurlu bulunduğu, davacı ...'ün olayda %25 oranında kusurlu bulunduğu, davacının toplam zararı 7.455,58 TL olduğu dikkate alınarak davalıların bu tutarın %75'i olan 5.591,68 TL'sinden sorumlu olacağı hüküm kurmaya elverişli yukarıda ayrıntılı dökümü yapılan bilirkişi heyet raporundan anlaşılmış olup davanın kısmen kabulüne, 5.591,68 TL nin davalı ... sigorta yönünden başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüde düşüldüğünden 26/07/2017 tarihinden, diğer davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile;
1.Davanın KISMEN KABULÜNE, 5.591,68 TL'nin davalı ... sigorta yönünden 26/07/2017 tarihinden, diğer davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf başvuru sebepleri; Kazanın tutanakta yer alan durumdan farklı biçimde meydana geldiğine dair dosyada başka herhangi bir delil bulunmadığı halde bilirkişilerce soyut değerlendirme ve tahminlere dayalı olarak müvekkiline kusur izafe edilmesinin ve bu raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği, müvekkilinin aracı yurt dışında kayıtlı olduğundan meydana gelen zararın da aracın kayıtlı olduğu ülkede geçerli olan para birimi ve piyasa koşulları üzerinden doğduğu, mahkemece Türk Lirası üzerinden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, gerekli hukuki yollara başvururken mahkemeye sunulması amacıyla Almanya'da yaptırılan bilirkişi raporu için müvekkilinin 485,20 Euro tutarında bilirkişi hizmet bedeli ödediği, bu zarar kaleminin bilirkişi raporunda değerlendirmeye alınmadığı, bu nedenle eksik incelemeyle tanzim edilen raporun hükme esas alınmasının ve dava konusu alacağa yasal faiz uygulanmış olmasının hatalı olduğu, dava konusu kaza, bir haksız fiil olduğundan; haksız fiillerde faiz başlangıcı haksız eylem tarihi olup temerrüt için ihtar zorunluluğu bulunmadığı, sigorta şirketi yönünden faizin başlangıç tarihinin kaza tarihi yerine temerrüt tarihi olarak belirlenmesinin de hatalı olduğu, hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar tazminatı istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; 05/09/2015 tarihinde davacının sevk ve yönetimindeki ... plakalı araca davalı ...'nin sevk ve yönetimindeki davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı .. plakalı aracın çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının aracının hasara uğradığı, Almanya'da ikamet eden ve geçici olarak getirdiği aracı Türkiye'de trafik kazası sonucunda hasara uğrayan davacının, kaza sonrası Almanya'ya dönerek aracı ile ilgili bilirkişi incelemesi yaptırdığı, kusurlu olduğu iddiasıyla sürücü ve sigortacı aleyhine yabancı para cinsinden hasar tazminatı ve bilirkişi ücreti istemiyle eldeki davayı açtığı, anlaşılmaktadır. (1)İlk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesinin, istinaf başvuru nedenleri göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde; aşağıda açıklanacak hususlar hariç olmak üzere usul ve yasaya aykırılık olmamasına, ilk derece mahkemesince meydana gelen kazada davalı sürücünün %75, davacı sürücünün %25 oranında kusurlu olduğu yönündeki 06/08/2018 tarihli kusurla ilgili heyet raporunun; dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olması nedeniyle ilk derece mahkemesi tarafından kusur yönünden hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihinin temerrüt tarihi olarak belirlenmesinin ve davacının zararının 2.200 Euro (%25 kusura göre 1.650 Euro) olduğu yönündeki tespitinin dosya kapsamına uygun olmasına göre, istinaf eden davacı vekilinin sair istinaf başvuru nedenlerinin HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. (2)Almanya'da ikamet eden ve geçici olarak getirdiği aracı Türkiye'de trafik kazası sonucunda hasara uğrayan davacının, aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamayacağının kabulü gerekir. Araç maliki, aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahiptir. Somut olayda, davacının trafik kazasından sonra Almanya'ya döndüğü, orada araçtaki hasarın tespitine ilişkin olarak bilirkişi raporu alındığı dikkate alındığında aracın Almanya'da tespit edilen hasar bedelini yabancı para olarak istemesinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığından, mahkemece hasar bedelinin TL olarak hükmedilmesi doğru bulunmamıştır. Ayrıca, davacı taraf dava konusu kaza sonucunda aracında meydana gelen maddi zararın belirlenmesi ve akabinde tamirin gerçekleştirilmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Bu nedenle bilirkişi gideri olarak yapılan harcamanın kusur oranları gözetilerek yargılama gideri olarak tahsiline karar verilmesi gerekirken mahkemece talebe rağmen bu hususta karar verilmemiş olması da hatalıdır. Hal böyle olunca da, davalı vekilinin bu hususlara temas eden istinaf başvurusu yerinde bulunmuştur. Ancak, açıklanan hatalı uygulamaların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlar ile reddedilen istinaf itirazları nedeniyle, taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar dikkate alınarak, hatalı olduğu sonucuna varılan hususların davacı taraf yararına düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.