7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2021/20812 E. , 2023/3817 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çınar Cumhuriyet Başsavcılığının 21.11.2014 tarihli ve 2014/168 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 30.01.2014-23.06.2014 tarihleri arasında bakaya suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin son dördüncü cümlesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Çınar Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2014/215 Esas, 2015/137 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bakaya suçundan 1632 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin son paragrafı, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile 53 üncü maddesi gereğince 3 ... 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna, tayin edilen hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanığın talimat mahkemesi huzurunda vermiş olduğu savunmasında "bedelli askerliğe müracaat ettiğini ve bu imkandan yararlandığını" beyan ettiği, sanık müdafii Av. ...'ın 13.05.2015 havale tarihli dilekçesinde, sanığın bedelli askerlik yasası olarak bilinen yasadan yararlandığını belirterek hakkında beraat hükmü kurulmasını talep ettiği, ancak mahkemece bu hususun ilgili Askerlik Şubesi Başkanlığından sorulmak suretiyle araştırılmadığı, bu itibarla sanığın bedelli olarak askerlik yapıp yapmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemenin gerekçeli kararında da belirttiği üzere bu hususun değerlendirmeye alınmaması nedeniyle kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Bakaya kabahati nedeniyle Çınar Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu Bürosunun 06.11.2013 tarihli ve 5235 Esas, 355 Karar sayılı kararı ile 1111 sayılı Askerlik Kanunu'nun (1111 sayılı Kanun) 89 uncu maddesi gereğince idarî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanığın, bu kararın 14.01.2014 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra askere sevk işlemlerini yaptırmak üzere gerekli müracaatı yapmadığı, bakaya kaldığı, 23.06.2014 tarihinde yakalanarak askerlik şubesine başvurması için tutanak tutulduğu anlaşılmıştır.
2.Sanığın savunmasında, ailevi nedenlerden dolayı çalışmak zorunda olduğundan birliğe teslim olamadığını beyan ettiği belirlenmiştir.
3.Sanık hakkında bakaya kabahati nedeniyle verilen Çınar Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu Bürosunun 06.11.2013 tarihli ve 5235 Esas, 355 Karar sayılı idarî yaptırım kararı dosya arasında bulunmaktadır.
4.İdarî yaptırım kararının 14.01.2014 tarihinde tebliğine dair tebliğ mazbatası dosya arasında bulunmaktadır.
5.Sanığın 23.06.2014 tarihinde yakalandığına dair tutanak dosya arasında bulunmaktadır.
6.Sanığın askerlik safahatını gösterir belge dosya arasında bulunmaktadır. IV. GEREKÇE
1.1632 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinde düzenlenmiş olan bakaya suçunun oluşabilmesi için, öncelikle suç tarihinde yürürlükte bulunan 1111 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d) veya (e) bentlerinde yer alan kabahatlerin herhangi birinden dolayı kesinleşmiş bir idari para cezası bulunması gerekmektedir.
Somut olayda; sanık hakkında bakaya kabahati nedeniyle verilen Çınar Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu Bürosunun 06.11.2013 tarihli ve 5235 Esas, 355 Karar sayılı idari yaptırım kararında ve bu kararın sanığa tebliğ edilmesine ilişkin tebligat belgesinde karara karşı 5326 sayılı Kabahatler Kanunu (5326 sayılı Kanun) hükümleri doğrultusunda başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresinin belirtilmediği anlaşılmıştır. 5326 sayılı Kanun'un "Kararların Tebliği" başlıklı 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen, "İdarî yaptırım kararı, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir şekilde belirtilir." şeklindeki düzenleme de gözetildiğinde, sanık hakkındaki idarî yaptırım kararının usulüne uygun olarak kesinleşmediği dolayısıyla suç tarihinden önce sanık hakkında kesinleşmiş bir idarî yaptırım kararı bulunmadığı anlaşıldığından unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin sanığın bakaya kaldığı tarihleri kapsayacak şekilde 30.01.2014-23.06.2014 şeklinde gösterilmesi yerine 23.06.2014 olarak gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR
Gerekçe bölümünde (1 ve 2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle Çınar Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2014/215 Esas, 2015/137 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.04.2023 tarihinde karar verildi.