3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2022/185
- Karar No
- 2023/1082
- Karar Tarihi
- 30.11.2023
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 24/12/2021 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Davalıların, müvekkilini şirket müdürlüğünden azlettikten sonra her birinin dava konusu ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin münferiden şirket müdürü olduklarını, davalı şirket müdürlerinin, 2014 yılından günümüze kadar bir çok yeni taşınır-taşınmazı mal varlığı edindiklerini, müvekkile ise hiçbir kar payı ödemesi yapılmadığını, şirket kayıtlarında konusu suç da teşkil edecek şekilde usulsüzlükler yapan, şirketin ticari emtiasını kendi malı gibi satıp parasını şahsen tahsil eden kişilerin şirketin müdürü sıfatıyla şirket adına tasarrufta bulunmaya devam etmesine müsaade edilmesinin düşünülemeyeceğini, müvekkili şirketin yönetiminden uzaklaştırdıktan hemen sonra TTK 55 ve 626 hükümlerine de açıkça aykırı olmasına rağmen davalıların neredeyse aynı unvanlı olan ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adlı bir şirket daha kurarak müvekkilin ortak olduğu şirketin içinin boşaltılmasında ve ticari emtiasının elden çıkarılmasında bu şirketi de kullandıklarını, davalıların müdürlük görev ve sorumluluklarını yerine getirmediklerini ve rekabet yasağına da açıkça aykırı hareket ettiklerini, davalıların şirket müdürü olarak kalmalarının şirkete zarar vermeye devam ettiğini, şirketin kullanması gereken dava haklarını kullanmasına engel olduğunu, açık hukuka aykırı eylemleri nedeniyle şirketle menfaat çatışması yaşayan davalı müdürlerin şirket namına hareket etmeye devam etmesinin hiçbir surette mantıklı ve hukuka uygun olmadığını, TTK madde 630 uyarınca davalıların yönetim ve temsil yetkisinin acilen ve ihtiyati tedbir yoluyla kaldırılması gerektiğini, şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla haklı davanın kabulü ile davalı müdürlerin yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, davanın devamı sırasında "üç davalının da şirketle açık menfaat çatışması içinde olması ve şirketin yönetim organsız kalacak olması" hususları dikkate alınarak şirkete ihtiyati tedbir yoluyla yönetim kayyımı atanmasına, yönetim kayyımı talebinin kabul edilmemesi halinde ihtiyati tedbir kararıyla şirkete denetim kayyımı atanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı ... vekilinin 31/03/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle;
Davacının dilekçesindeki kendisinin şirket müdürlüğünden azledildiği tarihte şirketin piyasa değeri 24.000.000,00 TL olan ithal hediyelik eşya stoku olduğuna dair iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ayrıca davacının şirket müdürlüğü sırasında şirket ortaklarına çeşitli taşınmaz malvarlıkları kazandırdığının da açık bir şekilde gerçeğe aykırı olduğunu, 2014 yılında davacının aynı zamanda da kardeşi ...'ın düğün günü tüm ailenin ve şirket çalışanlarının düğününde olmasından istifade ederek şirkete ait depoda bulunan yaklaşık 9.000.000,00 TL değerindeki şirket mallarını da 60 hamal ve 4-5 tır ile çaldığını, müvekkillerin durumu polise haber vermesi üzerine yapılan inceleme ve araştırmayla söz konusu ticari malların davalı tarafından boşaltıldığını ve eşine ait işyerine kaldırıldığının tespit edildiğini, müvekkiller tarafından malların bulunduğu işyeri ile ilgili araştırma yapılınca, işyerinin davalının eşi ... tarafından kiralandığı ve 10 aylık kira bedelinin yine müvekkilin keşidecisi olduğu çeklerle ödendiğinin tespit edildiğini, söz konusu 10 aylık bedelin toplam 165.000 TL'ye tekabül ettiğini, şirketin münferit yetkilisi olması hasebiyle şirket müdürü olarak davalı tarafından keşide edilen bu çeklerin, eşinin kira bedeli olarak ödendiğini, bu çeklerden ekim tarihli olan 16.500 TL değerindeki bir çek müvekkillere ödendiğini, taraflar arasındaki ihtilafın, aile şirketinden kaynaklandığını, davacının kardeşlerinden 10 yaş büyük olması sebebiyle şirketin tüm hesapları, gelir-giderleri kısaca yönetiminin davalı tarafından takip edildiğini, kardeşler ve annenin ise tasarımdan müşteri ilişkilerine kadar diğer tüm işleri takip ettiklerini ve davalıya karşı en küçük bir güvensizlik duymadan vazifelerini yerine getirdiklerini, neticeten; davacının bütün taleplerinin reddine, davacının yargılama giderleri ile vekalet ücretine mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesi ile eklerinin davalılar ... ile ...'e usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, bu davalıların cevap dilekçesi sunmadıkları görüldü. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava, davalıların şirket müdürlüğünden azli istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır.
Bilirkişiler Prof. Dr. .... ve .... tarafından mahkememize sunulan 01/08/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda ; Dava konusunun, davalıların ... San. ve Tic. Ltd. Şti. üzerindeki temsil yetkilerinin kaldırılması ve dava konusu şirkete yönetim kayyımı atanması talebinden ibaret olduğu, davalı ... vekilinden dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait ticari defter ve belgeler talep edilmiş olmakla birlikte; davalı ... vekili tarafından dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ticari defter ve belgeleri yerine davacının ortağı olmadığı diğer dava dışı .... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait ticari defter ve belgelerin ibraz edildiği, dosya kapsamı itibariyle davacının tarafımıza evrakları sunulan dava dışı firma ortağı olmadığından davalı ... vekilinden davacının ortağı olduğu dava dışı ... San. ve Tic, Ltd. Şti.'ne ait ticari defter ve belgeler talep edilmiş olmakla birlikte talep edilen evrakların hali hazırda kendilerine ulaştırılmadığı ve tarafımıza ne zaman ulaştırılacağı belli olmadığı gibi evraklar geldikten sonra yapılacak inceleme süresi de nazara alınarak, dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait; 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin noter onaylı açılış ve kapanış kapak sayfaları, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları ... ile olan cari hesap ekstresi, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 22.02.2022 tarihi itibariyle ... ve 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 yılları Kurumlar Vergisi Beyannamelerinin sunulması durumunda nihai raporun düzenlenebileceği yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Bilirkişiler Prof. Dr. ... ve ... tarafından mahkememize sunulan 16/08/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda ; ... 2014, 2015, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunmadığı, ... un yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunmadığı, dava dışı ... ve ... şirketleri ticari defter ve mali tabloları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davacının müdürlükten azlinden ... şirketinin tasfiyesi kararının alındığı döneme kadar geçen sürede, ... şirketinden ... şirketine varlık aktarımı olduğuna dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı, ... şirketinin müşteri portföyü ile ... şirketinin müşteri portföyünde yüksek bir oran olmamakla birlikte 5 adet şirket tespit edildiği, ... şirketinin davacının müdürlükten azli sonrası satışlarında her geçen yıl önemli oranlarda düşüşün gerçekleştiği bununla paralel olarak ... şirketinin de her geçen yıl satışlarında önemli oranlarda yükseliş görüldüğü, mezkur şirketlerin unvanlarının benzer olması, iş kollarının aynı olması ve ortaklık yapılarında ... şirketinin ortağı olan davacının ... şirketinde hissesinin bulunmaması haricinde bir fark bulunmaması göz önünde bulundurulduğunda davalıların gerek rekabet yasağına aykırılık gerekse özen ve şirketin Menfaatlerini gözetme yükümlülüğünün ihlali dolayısıyla TTK md. 630 (3) de anılan haklı sebeplerin gerçekleştiği ve mahkemece müdürlük görevinden azledilebileceği yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Huzurdaki davanın konusu dava dışı şirketin müdürler kurulunu oluşturan davalıların TTK md. 630 (2)’ye istinaden haklı sebeple mahkemece temsil yetkilerinin kaldırılarak görevden azlidir, Ortaklara ait yönetme hakkı ve temsil yetkisinin kaldınlmasına ilişkin olarak 6102 s. TTK mülga TTK dan farklı bir düzenleme getirmiştir, Limited şirketlerde müdürlerin görevden alınması, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılmasını düzenleyen TTK md, 630- (1) e göre “Genel kurul müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkım ve temsil yetkisini sınırlayabilir”
Görüldüğü üzere TTK md. 630'da müdürlüğün azille sona ermesi bakımından ne ortak olan müdürle ortak olmayan müdür ayrımına gidilmiş ne dc müdürlük sıfatının şirket sözleşmesi ya da genel kurul kararıyla kazanılması durumları için farklı hükümler öngörmüştür. Böylece 6102 s. TTK ortak olup olmamasına, veya sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla atanıp atanmadığına bakmaksızın genel kurul kararıyla müdür veya müdürleri görevden alma ya da yönetim hak ve temsil yetkisinin sınırlanmasına, imkân sağlamıştır.
Genel kurulda çoğunluğun sağlanamaması halinde TTK md, 630 (2) ye istinaden her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Şirketin pay dağılımı dikkate alındığında davalının genel kurulda azlinin veya yetkilerinin sınırlandırılmasının mümkün olmadığı görülmekledir. O halde TTK md. 630 (2) ye istinaden her bir ortak tarafından mahkemeden haklı sebeplerin varlığına istinaden müdürün azli talep edilebilir, Bununla birlikte limited şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını isteyen ortağın haklı nedenlerin varlığını ispat etmesi gerekir. Haklı sebeplerin neler olabileceği TTK md, 630 (3)'de örnekseme yoluyla sayılmıştır. Buna göre, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlâl etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.Haklı sebep, her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.Genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağrılması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlâli, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının sürekli azalması, ortaklar arasmdaki şiddetli geçimsizlik, şirketin devamlı olarak kâr getirmemesi, şirket amacının gerçekleşmesinde ekonomik ve hukuki imkânsızlık, kanun esas sözleşme ve genel kurul kararlarının yerine getirilmemesi veya sürekli şekilde ihlali, uzun yıllar ciddi bir faaliyetin olmaması gibi hususlar haklı sebep olarak kabul edilebilir.
Nitekim Yüksek Mahkemenin uygulamasında da pek çok çeşitli ve hatta kişisel sayılabilecek olgunun ortaklığın feshinde haklı sebep olarak yorumlandığı görülmektedir. Örnek olarak, şirket mükellefiyetlerinin yerine getirilmemesi, rekabet yasağının ihlâli, sadakat borcuna aykırı hareketler, şirket defterlerinin düzgün tutulmaması gibi ortaklığa ilişkin sebepler yanında diğer ortaklar ve yakınlarına rencide edici sözler söylemek, haksız fiilde bulunmak, tutuklanma gibi sebeplerle ortaklık işlerinden uzak kalma ve boşanma gibi kişisel sebeplerin de uygulamada haklı sebep olarak nitelendirildiği görülmüştür.
Kişisel sebepler, pay sahiplerinin maddi haklarının ihlâl edilmesinden bağımsız olarak müdürlerin haklı sebeple azline gerekçe teşkil edecek ise, bu sebeplerin, ortaklığın devamına ve pay sahiplerinin bundan sonra birlikte çalışmasına engel teşkil edecek ağırlıkta olmalarını aramak gerekir. Bu da ancak pay sahiplerinin kişiliklerinin önemli olduğu şahıs şirketi benzeri aile şirketlerinde yahut az ortaklı küçük anonim ortaklıklarda söz konusu olabilir (Nuri Erdem, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul 2012, s. 154-155). 6102 s, TTK md, 626 da özen ve bağlılık yükümlülüğü düzenlenmiştir. Özen yükümlülüğü ve şirketin menfaatlerinin gözetimi şirket ortağı olsun olmasın bütün yöneticileri kapsayacak biçimde düzenlenmiştir. Madde dikkatle incelendiğinde "özen yükümlülüğü" ile "şirket menfaatinin gözetilmesi” kavramlarının birbirinden ayrıldığı görülmektedir. Özen yükümlülüğü ile kastedilen, müdürlerin iş ve işlemlerde göstermeleri gereken dikkat, ciddiyet ve bilimselliktir, Tl’K md, 626‘nın gerekçesinde bu durum “bir karar alınmadan önce pazar araştırması, finansal durum değerlendirmesi, borçlara ve etiğe uygunluk İncelemesi yapılması bilimselliğin ve modern yönetim ilkelerinin gereği olup, bu inceleme, araştırma ve değerlendirmeler özen kavramının tanımına dahildir” şeklinde ifade edilmiştir.
İşin gerektirdiği özen görevi yerine getirebilmek için yetkin olma, ilgili bilgileri değerlendirebilme, uygulamayı vc gelişmeleri izleyebilme ve denetleyebilmek için gereken yetenek ve öğrenime sahip olmayı gerektirir. Müdür görevine getirilen bir kimseden aynı nitelik ve büyüklükteki bir şirketin yöneticisi gibi davranması, önüne gelen bilgileri değerlendirebilecek, uygulayabilecek, sektördeki gelişmeleri takip edebilecek, şirketi kontrolü altında tutabilecek, onu yönetebilecek yetenek ve eğitime sahip olması beklenecektir. Gerekli dikkat ve özenin gösterilip gösterilmediği, her olayın kendi bünyesinde incelenmeli ve ölçü olarak, normal tedbirli bir insandan, o olayda ve koşullarda beklenen davranış dikkate alınmalıdır. Limited şirketlerin yönetim ve temsiline ilişkin TTK. m. 623/3 hükmüne göre: "Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler".
Sözkonusu hükümler birlikte dikkate alındığında, dava konusu şirketin temsil ve idare edilmesinin, şirket adına bütün işlemlerin basiretli bir tacir gibi yürütülmesinin, ticari defterlerin muhasebe ilkelerine uygun olarak tutulmasının,şirketin zarara uğramaması için gerekli tedbirleri almak,şirket menfaatlerini korumak için gerekli özeni göstererek yapılması gereken işlemleri yapmak ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranmamak davalıların sorumluluğunda olduğu açıktır. Davacı haklı sebep olarak davalıların 2014 yılından beri hiçbir şekilde kar dağıtımı yapmadıklarını, bu süre içerisinde ayrıca TTK'nın 626/f.2 açık hükmüne ve rekabet yasağına ilkesine aykırı olarak müvekkilin ortağı olduğu şirketle aynı ünvanlı ... şirketini kurduklarını ileri sürmektedir.
Bu iddialardan şirketin kar dağıtımı yapmaması noktasında özellikle şu hususu belirtmek gerekir. Karın dağıtılabilmesi için öncelikle şirketin kar etmiş olması gerekir. Şirketler elde ettikleri karın tamamını dağıtmakla yükümlü olmadıkları gibi, bazı durumlarda karı dağıtmayarak yedeklere de aktarabilirler. Karın dağıtılmamasına karar verilen hallerde genel kurul kararının iptali talep edilebilir. Davacının bu yola başvurduğuna veya hangi yıllarda kar dağıtılmamasına karar verildiğine dair somut bir veri sunmadığı karın dağıtılmamış olmasının tek başına haklı sebep teşkil etmeyeceği netice itibarıyla bu iddia bakımından yöneticinin azli yoluna gidilemesi mümkün değildir.
Davalıların TTK md. 626 f. 2 de yer alan rekabet yasağına aykırı davranışları bakımından şunları söylemek mümkündür: TTK md. 626 f. 2 Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse,müdürlerin şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamayacaklarını hükme bağlamıştır. Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile ticaret sicil kayıtları birlikte incelendiğinde davacının müdürlük görevinden azledilmeden kısa bir süre önce Davalılar tarafından Eylül 2014 yılında benzer bir Unvan ile aynı alanda faaliyet gösteren dava dışı ... şirketinin kurulduğu, davacının azlinden sonra ...'un satışlarında ciddi bir düşüş yaşandığı aynı esnada ...'un satışlarının yükseldiği ve 2020 yılında ise ....un tasfiyesi yönünde karar alındığı görülmektedir. Bu durum karşısında davalıların kurdukları yeni şirket ile dava dışı ...u sona erdirmeyi ve davacının aralarında bulunmadığı bir ortaklık yapısı ile devam etmeyi amaçladıkları görülmektedir. Öte yandan Dava dışı ... esas sözleşmesinde rekabet yasağını kaldıran bir hükme veya genel kurul kararına rastlanılmamış olup, tüm bu gelişmeler davalıların TTK md. 626 f. aykırı davrandığını göstermektedir. Şirket menfaatinin gözetilmesi, müdürlerin görevinin yerine getirilmesinde doğal bir gereklilik olup, somut olayda ise davalıların müdür oldukları ... şirketin menfaatlerinden ziyade yeni ortaklık yapısı ile oluşturdukları ... şirketinin menfaatlerini gözettikleri ...un satışları düşerken diğer şirketin satışlarını artırdıkları ve davacının da ortak olduğu şirketi tasfiye kararı alarak bu şirketi sonlandırmak istemeleri davalıların görevlerinin gereğini yerine getirmediklerinin bir göstergesi olarak kabul edilmelidir.
Bu durumda davalıların gerek rekabet yasağına aykırılık gerekse özen ve şirketin menfaatlerini gözetme yükümlülüğünün ihlali dolayısıyla TTK md. 630 (3) de anılan haklı sebeplerin gerçekleştiği anlaşıldığından davanın kabulü ile davalıların müdürlük görevinden azline ve dava dışı şirkete tedbiren denetim kayyımı atanmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
1.Davanın KABULÜ ile;davalı şirket müdürlerinin ,İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı dava dışı ... San.ve Tic. Limited şirketindeki yönetim haklarının ve temsil yetkilerinin TTK'nın 630/2 nci maddesi uyarınca haklı sebeple ayrı ayrı KALDIRILMASINA,
2.Davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin reddine, ancak denetim kayyımı atanması talebinin kabulü ile, SMMM ...'nın davalı şirkete denetim kayyımı olarak ATANMASINA,
3.Denetim kayyımı için aylık 10.000,00 TL (NET) ücret takdirine, ücretin denetim kayyımı tarafından doğrudan şirket hesaplarından tahsiline,
4.Alınması gerekli 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL Harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
5.Davacı tarafından ödenen 59,30 TL Başvurma Harcı ile 59,30 TL Peşin Harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6.Davacı tarafından yapılan 35 adet tebligat + posta ücreti 682,75 TL ve bir bilirkişi inceleme ücreti 5.000,00 TL olmak üzere toplam 5.682,75 yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7.Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00 ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
8.Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafından peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili, davalı ... ve davalı ... vekillerinin yüzlerine karşı, davalı ...'ın yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.30/11/2023 Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ... ☪e-imzalıdır.☪ "İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."