18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında .. bulunduğunu, davalı şirket 2022 yılı Temmuz ve Ağustos ayı yemek hizmet bedeline ilişkin faturalar e-fatura şeklinde ulaştırılmasına rağmen ödemediğini, yapılan şifahi görüşmeler de sonuç vermediğinden fatura tutarları üzerinden ...
13.İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, söz konusu takibe davalı tarafından itiraz edildiğini, takibin durduğunu beyanla icra takibine yapılan itirazın iptalini, davalı aleyhine yüzde %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi İstanbul İcra Müdürlüklerinde başlatılmış olup yetkili icra müdürlüğü İstanbul İcra Müdürlükleri değil, İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri olduğunu, davacı taraf hizmet sözleşmesini imzalamayıp hukuka uygun bir sözleşmeye taraf olmadığını, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davaya konu sözleşmeyi ve borcu kabul etmemekle birlikte, davacı yan iddia olunan borca ilişkin herhangi bir delil de ibraz edemediğini, dava dilekçesinde karşı yanın söz konusu alacak-borç ilişkisinde kendi edimini yerine getirdiğini (mal teslimini yaptığını) ispatlayacak nitelikte herhangi bir delil bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının %20 oranında icra inkar tazminatı talep etmesi yasal olmadığını, haksız ve kötü niyetli olarak açılan itirazın iptali davasının reddini, icra takip bedelinin %20' sinden az olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan ... Sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya sağlanan hizmet bedellerinin tahsili amacıyla başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda taraflar arasında akdedilmiş olan ... Satış Sözleşmesi uyarınca davacının, davalı müşteri tarafından talep edilen personel sayısınca satışı yapılan ... yemek kartına her ay yapılan yüklemelerle himzetin gerçekleştirildiği, söz konusu hizmet kapsamında davacı tarafından 2022 yılı TEMMUZ ve Ağustos ayı yemek hizmet bedeline ilişkin faturaların tahakkuk ettirilerek davalıya e-fatura şeklinde ulaştırılmasına rağmen ödemesinin yapılmamış olması sebebiyle fatura tutarları üzerinden ...
13.İcra Müdürlüğünün ...Esas Sayılı icra takip dosyasından 35.000,05 TL asıl alacak, 543,70 TL işlemiş faiz olmak üzere 35.543,75 TL üzerinden davalı aleyhine girişilen takibe davalının süresi içerisinde borca, yetkiye itiraz etmesi üzerine takibin durduğundan bahisle işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Davalı tarafça öncelikle icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması sebebiyle mahkememizce bu husus öncelikli olarak incelenmiş olup; İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır.
İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir.
HMK 17.maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü haizdir.
HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Takip davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde görülebileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yetki sözleşmesi de ancak kesin yetki bulunmayan hallerde ve tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde geçerli olarak yapılabilir.
Somut olay bakımından her ne kadar öncelikle icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz incelenerek karara bağlanması gerekmekte ise de davalının sözleşmenin varlığını kabul etmemesi bu kapsamda itirazda bulunması sebebiyle öncelikle taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususunun irdelenmesi gerektiğinden dosyanın esasına girilerek tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmiştir. Davacının ticari defterlerinin yargı çevremiz içerisinde olması sebebiyle öncelikle davacının defterleri mali müşavir bilirkişi vasıtası ile incelettirilmiş olup dosyaya ... tarafından ibraz edilen raporda özetle;
Davacı şirketin ibraz edilen ticari defterlerinin GIB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı vekilinden defterlerin ibrazı istenmiş olması karşında davalı müvekkilinin merkez adresinin ... ilinde olması nedeniyle defterlerinin talimat yolu ile incelenebileceği bilgisi verildiğinden davalı defter belgeleri incelenememiştir.
Huzurdaki davanın somut olayında, tacir olan davacı tarafın defter ve dayanak belgeleri incelenmiş olup, davalı/borçlu ticari ilişkiyi inkâr etmemiş, zaten kendi defter kayıtlarında davacı alacaklının tüm faturalarını BA Formu ile beyan ettiği anlaşılmıştır. Satışın veresiye yapıldığını, fatura konusu malı/hizmeti teslim ve ifa ettiğini davacının ispatlaması gerekirken davacı faturasını eksik Ba FORMU ile bildiren borçlunun da, yer değiştiren ispat külfeti ile bu defa fatura içeriği hizmeti /malı teslim almadığını somut delillerle ispat etmesi gerekecektir. Dosya kapsamında davacı faturalarına usulüne uygun itirazın olmadığı, ödeme belgesi de sunmadığı görülmekle davacının ticari ilişkiyi, fatura içeriği malı teslim ettiğini, yapılmamış ödeme ile de alacağını ispat ettiğinin kabulü gerekir.
Taraflara ait BA-BS Formları üzerinden yapılacak incelemede gerek davacının mal ve hizmet satışlarına ilişkin BS Formunda, gerekse davalının mal ve hizmet alımına ilişkin BA- Formunda 27 adet ve KDV hariç 155.867,40 TL'lik faturaların hepsinin bildiriminin yapıldığı, tarafların bildirimlerin birebir eşleştiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davanın konusu, taraflar arasında imzalanan sözleşme doğrultusunda, davalı şirket adına düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkin olduğu, takip konusu alacağı oluşturan faturaların davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların e fatura olduğu, sözleşme gereği düzenlendiği ve elektronik sistem üzerinden GİB aracılığı ile davalı şirkete teslim edildiği, faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini veya faturalara karşılık iade faturası düzenlendiğine ilişkin dosyaya sunulan herhangi bir belgenin bulunmadığı, BA- BS formlarının taraflarca birebir uyumlu olarak bildirimin yapıldığı, Bu durumda yapılan tüm incelemeler doğrultusunda davalının takip konusu borcu ödediğine ilişkin herhangi bir geçerli ödeme belgesi vs. sunmadığı hususları da birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin takip tarihi itibari ile 35.000,00 TL asıl alacak talebinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir.
Somut olayda, davacı/alacaklı takip öncesinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ön yüzünde Finansal Şartlar ve Ödeme Başlıklı kısımda fatura bedellerinin 1 ay vadeli olarak ödeneceği, ödenmemesi halinde yine sözleşmenin 4.g. Maddesi gereğince aylık % 3 faiz talep edebileceği hüküm altına alınmıştır. Sayın Mahkeme'nin kısmen va da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafımdan yapılan hesaplamaya göre davacının takip öncesi 1.532,71 TL faiz talep edebileceği, ancak davacının takip öncesi ticari faiz oranı üzerinden 543,70 TL faiz talep ettiği, talep ile bağlılık ilkesi gereği davacının takip öncesi 543,70 TL faiz talep edebileceği değerlendirilmiştir.
Şeklinde hazırlanan rapor dosyamız arasına alınmış olup davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmemiş olması sebebiyle İzmir Asliye ticaret Mahkemesine yazılan talimat aracılığı ile davalının defterleri üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Talimat mahkemesi aracılığı ile mali müşavir ...tarafından hazırlanıp mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle; 2022 Yılı Resmi Defterlerin E-Defter şeklinde tutulduğu, E Defterlerin Berat ve onaylarının belirlenen usul, esas ve süreler dâhilinde alındığı ve yapıldığı tespit edildiğinden davalının ticari defterlerin delil niteliğinin mevcut olduğu yönünde kanaate varılmış olup, takdir Yüce Mahkeme'ye bırakılmıştır. ... A.Ş işletmesine ...A.Ş. tarafından tanzim edilmiş Tablo2'de fatura tarihleri, numarası, açıklamaları, toplam tutarları ve yevmiye defterindeki yevmiye madde numaraları mevcut 27 Adet Yemek Bedeli mal/ hizmet toplam tutarının 168.532,58-TL olduğu, ödeme tutarları toplamının (Tablo3) 133.532,42-TL olduğu, fatura toplamından ödeme tutarları çıkarıldığında 168.532,58 -133.532,42-35.000,16-TL ... A.Ş firmasının, ...A.Ş. firmasına 35.000,16-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. ...Tic. A.Ş defter kayıtlarına göre ...tarihli, ... yevmiye numaralı kapanış fişinde ... A.Ş. firmasına 35.000,16-TL borçlu olduğu, tespit edilmiştir.
Ba-Bs formlarının taraflarca birebir uyumlu olduğu bildirimin yapıldığı tespit edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında Tablo2, Tablo3 ve Ba-Bs formlarından da görüldüğü üzere ticari ilişkinin bulunduğu, iş bu ticari ilişki kapsamında davalının davacıya ödemeler yaptığı (Tablo3) tespit edilmiştir.
Davalı ... A.Ş'nin, muhasebe defter kayıtlarında görünen, Davacı ... A.Ş. firmasına toplam 35.000,16-TL tutarında bakiye BORCUN bulunduğu, Davacı ....A.Ş'nin, Davalı ... A.Ş'den 35.000,16-TL ALACAKLI olduğu tespit edilmiştir.
Şeklinde kanaate varıldığı bildirilmiştir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı).
Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. ... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde somut olayda her ne kadar cevap dilekçesi ile birlikte davalı tarafça akdi ilişki inkar edilmiş ise de davalının davacı taraf ile aralarında ticari ilişkisinin bulunduğu, bu kapsamda davacı tarafça düzenlenen faturaları defterine kaydetmiş olduğu ve kısmi ödemeler yapmış olduğu işbu hali ile dava dilekçesi ekinde mahkememize ibraz edilmiş olan ... Sözleşmesi uyarınca davalının da sözleşmenin tarafı olduğu, HMK m.17 hükmü uyarınca yetki sözleşmesinin geçerli olduğu anlaşılmakla davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Yukarıda anılan bilirkişi raporları, kanunun hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca davacı tarafından davalıya tahakkuk ettirilmiş olan faturaların içeriklerinin davalı tarafça kabul edilmemesi sebebiyle hizmet verildiğinin ispatı davacı üzerinde ise de davalının söz konusu faturaları defterine kaydederek süresi içerisinde itiraz etmemesi ve kısmi ödemeler yapması sebebiyle davacının hizmet verildiğini ispatlamış olduğu kanaatine varılarak ispat külfeti işbu kez yer değiştirmiş olup davalı tarafça ödeme olgusunun yahut hizmet verilmediğinin yazılı deliller ile ispatlanması gerekirken bu kapsamda herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmemiş olması sebebiyle taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmedeki faize ilişkin hükümler de göz önünde bulundurulduğunda davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 35.000,05 TL 'nin %20'si oranında olan 7.000,01 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının ... 13.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına,
2.Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 35.000,05 TL 'nin %20'si oranında olan 7.000,01 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3.Alınması gerekli olan 2.427,99 TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 420,00-TL harç ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 607,00-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.400,99-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4.Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 573,00-TL (başvurma, vekalet harcı, tamamlama harcı ve peşin harç) davetiye, posta gideri: 256,00-TL, bilirkişi ücreti: 3.600,00TL olmak üzere toplam: 4.429,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.1200,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7.Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/01/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)
* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.