6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesiyle; ... (“Davalı Şirket”), müvekkili ile ... tarafından 05.11.2021 tarihinde kurulmuş olup; gelinen aşama itibarıyla müvekkili ..., davalı şirketin yaklaşık %42,5 payına tekabül eden 87.050 adet (A) Grubu ve 7.030 adet grupsuz payın sahibi, “azlık” pay sahibi olduğunu, 01.08.2023 tarihli sermaye artırımı ile ... ve Ticarileştirme A.Ş. ve ... Grubu Şirketi olan ... Araştırma Geliştirme Danışmanlık ve Ticaret A.Ş. “Yatırımcı” olarak pay sahibi sıfatıyla davalı şirkete iştirak ettiğini, bununla birlikte, ne yazık ki, pay sahiplerinden ... ve Ticarileştirme A.Ş. ve ..., fikir ve iş birliği halinde, müvekkilinin davalı şirketten uzaklaştırmaya yönelik yıldırma amaçlı tehditlere yöneldiklerini, müvekkili iradesi fesada uğratılarak ve yanıltılarak imzalatılan -kaldı ki Anayasal ve emredici hukuk kurallarına ile genel işlem şartlarına aykırı olmakla zaten geçersiz olan- Pay Sahipleri Sözleşmesi (“PSS”) hükümleri gösterilerek müvekkili paylarını devir bedeli muhayyel bir çıkışta ödenmek üzere ve bu konuda herhangi bir teminat göstermekten imtina edilerek- ...’a devre zorlandığını, müvekkili devir bedelinin ödeneceği konusunda teminat verilmesi halinde paylarını devredebileceği yolundaki makul teklifleri de pay sahiplerinden ... ve Ticarileştirme A.Ş. ve ... tarafından PSS hükümleri çerçevesinde dava açacakları, müvekkilinden cezai şart talep edecekleri ve müvekkili tüm gelirine el konulacağı gibi yakışıksız, haksız ve iyiniyete sığmayan tehditlerle reddedildiğini, ayrıca;...’ın; “tüm müşteriler ve yatırımcılar beni tanıyor, onlarla yola devam ederim” “zaten kodlar ben de” biçimindeki, müvekkili paylarını devretmediği, davalı şirketten çekilmediği takdirde; diğer pay sahipleri ile yeni bir şirket kurulacağı, şirketin içinin boşaltılacağı biçimindeki beyanlarla müvekkili, paylarını hakim pay sahiplerinin istedikleri koşulda devir dışında bir seçeneği olmadığına inandırılmak istendiğini, akabinde, ısrarlı tehdit ve baskıların son aşaması olarak pay sahiplerinden ...’ın, müvekkili davalı şirketin haberleşme aracı olan tüm gruplardan çıkartması, kodların bulunduğu hesaptan profilini silmesi ve tasarımların bulunduğu ekipten yani tüm alanlarda çıkararak, pasifize etmesi gibi son derece saldırgan eylemleri üzerine, müvekkili Beyoğlu ....Noterliği’nden gönderdiği 12.09.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihbarname ile yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmek zorunda kaldığını, TTK m. 486/3; “(3) Azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılır.” hükmünü amir olduğunu, TTK m. 486-3 uyarınca azlık pay sahibinin paylarının basılarak teslimini talep etmesi için herhangi bir “haklı sebep”e ihtiyaç bulunmamakla birlikte, davalı şirketin diğer pay sahiplerinin saldırgan tavırları sebebiyle müvekkili pay sahipliği sıfatında rızası dışında bir değişiklik yapılmaması adına, Beyoğlu 7.Noterliği’nden gönderdiği 08.11.2023 tarihli ve 14658 yevmiye numaralı ihbarname ile 6102 sayılı TTK madde 486/3 hükmü gereğince, sahibi olduğu paylara ilişkin ilmühbarlerin, daha sonra bastırılacak pay senetleri ile değiştirilmek üzere, kendisine teslimini talep ettiğini, buna karşın, ilgili ihbarnameye davalı şirket tarafından herhangi bir cevap verilmediği gibi müvekkiline herhangi bir ilmühaber/pay senedi teslimi de yapılmadığını, TTK madde 486/3’ün amir hükmü gereğince, azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılması gerektiğini, ilgili hüküm, kanun koyucu tarafından mutlak ve emredici bir şekilde kaleme alınmış olup; davalı şirket tarafından müvekkili talebinin yerine getirilmesinden imtina edilmesi mümkün olmadığını, davanın kabulüne, TTK madde 486/3 gereğince Davalı Şirket paylarını temsilen pay senetleri basılmasına ve müvekkiline ait 87.050 adet (A) Grubu ve 7.030 adet grupsuz payına için basılmış bulunan pay senetlerinin davalı şirket tarafından müvekkiline teslimine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT
Eldeki davada dava konusu davacının hissedarlığını temsil için pay senedlerin tanzimi ile ihdas edilip basılacak senetlerin taraflarına teslimine dair olup; Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği ihtilaflarla ilgili olarak muayyen dava konusu açısından ayrı ayrı arabuluculuğa gidilmesi lazım gelmektedir. "Arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi" madde başlıklı 6325 sayılı Kanun'a göre; MADDE 15 –(3) Taraflarca kararlaştırılmamışsa arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür. Şeklinde "uyuşmazlığın niteliği ile tarafların isteklerinin " belirlenmesini esas itibari ile zorunlu kılmış olup icra edilebilirlik şerhi ya da olumsuz neticeli son tutanak ve dava konularını bunlar teşkil edecektir.
Bu anlamda kamu düzenini ilgilendiren ve/veya tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği mahiyette olmayan ihtilaflar hariç şirket ilişkileri iç işleyişine dair davalar açısından da talep ve talep muhatabı açısından pay senedlerin tanzimi ile ihdas edilip basılacak senetlerin teslimi gerek talep eden gerekse de talep muhatabı şirket açısından üzerlerinde serbestçe analaşabileceği, tasarruf edebilecekleri hususlardan olup zorunlu olarak mahkeme kararı, idari karar vb harici zorunlu kanuni süreç, karar veya tasarruf gerektirmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan gerekçelerle muayyen dava konusu ile ilgili muhatab ile usulüne uygun arabuluculuk ikmal edilmemiş olduğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2.Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3.Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen davacıya iadesine, Dair, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda karar verildi. 05/12/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)