1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
...
...
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında bir ticari ilişki bulunduğunu bu kapsamda biri 25/07/2013 tarihli 8.850-TL bedelli, diğeri 17/11/2015 tarihli 19.375,60-TL bedelli iki faturanın bugüne kadar ödenmediğini, taraflar arasındaki sosyal ilişkiler sebebiyle alacağın uzun süre takip konusu yapılmadığını, bu konuda karşılıklı iyi niyeti dile getiren elektronik posta yazışmaları yapıldığını, davalıya tebliğ edilen faturaların iade edildiğini, bu konuda taraflar arasında ihtar süreci yaşandığını, ancak uzun süre borcun ödenmemesi üzerine Bursa 6.İcra Dairesinin 2016/... esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını, davalının takibe haksız biçimde itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmektedir.
DAVALININ CEVABI :
Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuş, davacının davalıya bir adet satış standı sattığını ileri sürmesine rağmen iki ayrı fatura kestiğini, bu durumun mevzuata aykırı olduğunu, herhangi bir sözleşme sunulmadığı gibi mal teslimini gösteren belge de bulunmadığını, faturanın hizmet tesliminden 7 gün sonra kesilmesi gerekirken uzun süre sonra kesilmesinin de doğru olmadığını, borcu kabul etmediklerini ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: :Dava Bursa 6.İcra Müdürlüğünün 2016/... sayılı dosyasında ödeme emrine itirazın iptali davasıdır.
Davacı tarafından 28.225,60 TL asıl alacak 4.612,03 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.837,63 TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine Bursa 6.İcra Müdürlüğünün 2016/... sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapılmıştır. Davaya konu takipte alacağın dayanağı "8.850,00 TL bedelli 25/07/2013 tarihli 162664 nolu faturaya ilişkin alacak, 19.375,60 TL bedelli 17/11/2015 tarihli 162704 nolu faturaya ilişkin alacak" şeklinde ifade edilmiştir. Fatura, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ifa aşamasına dair düzenlenen bir belge özelliği taşımaktadır. Dolayısıyla sadece faturanın tanzim edilmiş bulunması, fatura içeriğinin doğru ve haklı olduğu anlamına gelmez. Aynı zamanda faturanın muhataba tebliği ve fatura konusu emtianın/hizmetin yine muhataba teslimi olgularının faturayı tanzim eden tacir tarafından hukuken geçerli deliller aracılığıyla ispat edilmesi gerekir. Dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde davacı yanın delil listesi ekinde dosyaya sunduğu E-mailler içeriklerinde; davalının davacıya gönderdiği 13/07/2013 ve 23/07/2013 tarihli maillerde takibe konu faturalardan 8.850,00 TL'lik fatura ve fatura içeriğinde yer alan malın/hizmetin alındığına dair beyanda bulunduğu görülmüştür. Bununla birlikte yine davalı yanın davacıya keşide ettiği Kadıköy 32. Noterliğinin 19770 yevmiye nolu ihtarnamesiyle 162664 nolu 8.850,00 TL tutarlı faturayı tebliğ aldığını, ürünün teslim edildiğini, diğer 162704 seri nolu 19.375,60 TL bedelli faturanın irsaliyesiz ve mal teslim belgesi olmadığından kabul etmediğini, iade ettiğini beyan etmiştir. Ancak dosya kapsamında yer alan davalının BA formları incelendiğinde ise; davalı tarafından davacının her iki faturasının da ilgili vergi dairesine bildiriminin yapıldığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca davalının davacı alacağının dayanağını teşkil eden her iki faturayı da kabul ederek ilgili vergi dairesine bildirimde bulunduğu anlaşılmıştır. Konu faturalara süresi içinde itiraz edildiğini gösterir bir belge dosyada yer almamaktadır. Öte yandan iş bu faturalara karşılık davalı tarafından davacıya yapılmış bir ödemeyi gösterir herhangi bir belge dosyaya ibraz edilmemiştir.
Davalı tarafa bir ihtar tebliğ edilerek ve dosyada örneği bulunan Kadıköy 32. Noterliğinin 19770 yevmiye nolu ihtarında "ürünün 2013 tarihinde kendilerine teslim edildiğine" dair beyanda bulunduğu hatırlatılarak adı geçen ürünün tesliminden sonra bedelinin ödenip ödenmediği konusunda beyanda bulunması ve bedeli ödemiş ise belgesinin sunulması istenmiş ise de davalı tarafça bu ihtara da cevap verilmemiştir. Taraf defterleri de incelenmiş; davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 28.225,60 TL tutarında alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Faiz konusunda yapılan değerlendirmede ise; davacı tarafından takip talebinde toplamda 4.612,03 TL tutarında işlemiş faiz talebinde bulunulduğu görülmüştür. Kural olarak alacağa faiz talep edilebilmesi için ödeneceği tarihin kesin olarak belirli olması ya da borçlunun bir ihtar veya ihbarla temerrüde düşürülmesi gerekmektedir. Davacının Kadıköy 26. Noterliğinin 09/06/2016 tarih ve 11435 yevmiye nolu ihtarnamesi ile borçluyu temerrüde düşürdüğü anlaşılmış ancak söz konusu ihtarnameye ait tebliğ şerhi dosyada bulunmamaktadır. Faiz hesabı; eğer ortada bir ihtarname var ise borçlunun ihtarnameyi tebliğ aldığı tarihten itibaren davacının davalıya ihtarnamesinde verdiği sürenin bitiminden itibaren hesaplanması gerekmektedir. Ancak davalı tarafından söz konusu davacı ihtarnamesine Kadıköy 32. Noterliğinin 28/06/2016 tarih ve 19770 yevmiye nolu ihtarnamesi ile cevap verdiği anlaşıldığından en geç davalının cevabi ihtarnamesinin tarihi itibariyle davacı ihtarnamesinin davalıya tebliğ edildiği kabul edilmelidir. Bu sebeple davacının 28.255,60 TL tutarındaki alacak için 493,95 TL tutarında işlemiş faiz talep edebileceği hesaplanmıştır. Tüm bu gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; Davanın kısmen kabulü ile Bursa 6.İcra Dairesinin 2016/... sayılı takip dosyasına davalı-borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, Takibin 28.225,60.-TL asıl alacak, 493,95.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.719,55.-TL üzerinden devamına, İtirazın alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğu değerlendirilerek davalı-borçlunun asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Alınması gereken 1.961,83-TL harçtan peşin yatırılan 499,06-TL harç ile icra dosyasında yatırılan 164,19 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.298,58.-TL harcın davalıdan tahsiline, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gereğince kabul edilen kısım yönünden davacı vekili lehine takdir edilen 3.446,34-TL ücret-i vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜThükümleri gereğince daha azına hükmedilemeyeceğinden red edilen kısım yönünden davalı vekili lehine takdir edilen 2.180,00-TL ücret-i vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafça karşılanan ve peşin harç dahil edilerek hesaplanan 1.881,56-TL muhakeme masrafından kabul red oranı dikkate alınarak 1.655,77 TLsinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda açıkça okundu, anlatıldı.07/02/2018 İş bu kararın gerekçesi 07/02/2018 tarihinde yazılmıştır. Katip ... Hakim ...