19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'nin, kendisine hiçbir borcu olmamasına rağmen müvekkiline zorla ve tehditle imzalattığı bonoyu .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu ettiğini, müvekkilinin 1946 doğumlu, tek başına yaşayan bir kadın olduğu, müvekkilinin oğlu ...'ın iş için Rusya'da bulunduğu bir sırada davalı ... müvekkilinin evine gelerek kendisi ile gelmesini söylediği, müvekkilini arabasına bindirerek müvekkilinin oğlu ...'ın işyerine getirdiğini, burada müvekkiline, müvekkilinin oğlu ...'ın kendisine borçlu olduğunu iddia ederek, müvekkilinin gelinine ve torunlarına zarar vereceğinden bahisle 30.000,00 USD tutarında bir senet imzalattığını, müvekkilinin kendisine zorla imzalatılan senet dışında davalıya borçlu olmasına sebep olacak başkaca bir ilişki mevcut olmadığını, müvekkilinin daha sonra davalı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, soruşturmanın ... CBS... numaralı dosya ile hala devam ettiğini, soruşturma sonrası açılacak kovuşturma dosyasının işbu menfi tespit davasının temel dayanağını oluşturacağını, ayrıca haksız icra takibi nedeniyle toplam dosya hesabı üzerinden yüzde 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı talepleri olduğunu, Davalının bahse konu bono ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin ...
D. İş, ...
karar sayılı kararı ile 05/02/2018 tarihinde ihtiyati haciz kararı alarak .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibine giriştiği ve müvekkilinin taşınmazlarına haciz koyduğunu, müvekkilinin oturmakta olduğu taşınmazın satışını istediğini, müvekkilinin borcu olmamasına rağmen şu an mağdur durumda olduğunu beyanla; öncelikle mevcut şartlarda teminatsız olarak ya da mahkeme aksi kanaatte ise icra dosyasında haciz konulan gayrimenkullerden birisi teminat kabul edilerek .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin dava sonuna kadar durdurulması için İhtiyat-i Tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin borçluya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini, .... İcra Müdürlüğü 'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin iptaline karar verilmesini, davalı icra takibi başlatmakta haksız ve kötüniyetli olduğu için tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini, müvekkilinden tehdit, baskı ve bağırarak zor kullanılarak alınan bononun müvekkiline verilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı tarafından 05.12.2017 düzenleme ve 30.12.2017 vade tarihli 30.000 USD miktarlı senedin müvekkiline verildiği ancak vadesinde ödenmediğini, müvekkilinin ise alacağının tahsili için davacı aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ve gelinen aşamada işbu icra takibini akim bırakılmak saikiyle davacı tarafından huzurdaki menfi tespit davası açıldığını, davacı ... ... senetteki imzaya itiraz etmediği, imza hakkında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, takibe konu olan senedin düzenlenme tarihi 05.12.2017 vade tarihi ise 30.12.2017 olduğunu, huzurdaki davanın ise davacı tarafından 22.02.2018 tarihinde ikame edildiğini, davacı tarafın iddiları hayatın olağan akışına aykırı olup gerçek dışı olduğunu, davacınnı kendi içinde çelişkili beyanlarda bulunduğunu, müvekkilinin 100.000USD üzerinde alacağı bulunduğunu, daha borcun tamamı ödenmemişken zor kullanarak sadece borcun bir kısmını içerir senet alındığının iddia edilmesinin çelişkili olduğunu, senedin düzenlenme tarihi ile savcılığa şikayet süreleri incelendiğinde davacı tarafın gerçekten kötü niyetli olduğu ortaya çıktığını, kimseyi zorlama yoluyla bir yerden bir yere götürüp, sonrasında zorla senet imzalatması sonucu 2 ay beklenmesi ve bu süre sonunda savcılığa başvurulması hayatın olağan akışına ters olup, kötü niyetin açık bir göstergesi olduğunu, borcu olmayan bir kimsenin, iradesi dışında senet imzalatılması sonucunda 2 ay 11 gün beklemesi hiçbir mantık ile açıklanamayacağını, senedin kayıtsız şartsız borç ikrarı olduğunu, davacının, dava konusu senet üzerindeki imzasını da inkar etmediğini beyanla; haksız ve mesnetsiz davanın REDDİNE, davacı tarafın alacak üzerinden %20 oranından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, müvekkilinin alacaklı olduğunun tespitine, icra takibinin devamına karar verilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Arabuluculuk Son Tutanak örneği, ... CBS... Esas sayılı dosyasının bir örneği, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyasının bir örneği, ... ... Hizmetleri A.Ş. , ... ... A.Ş. ve ... Hizmetleri A.Ş.'ye yazılan müzekkere cevapları, .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosya örneğinin dosyamız arasında olduğu görülmüştür. .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının bir örneğinin gönderildiği görülmüştür. ... CBS'ye yazılan müzekkereye cevap verildiği, 2021/... Soruşturma sayılı dosyanın bir suretinin gönderildiği görülmüştür.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince taraf vekillerinin bildirmiş olduğu tanıkların dinlenilmesine karar verilmiş olup;
DAVACI TANIĞI ...'in; "Ben davacının oğlu ... ile aynı iş yerinde çalışırım, senedin imzalatılacağı gün annesi ...'i ... alıp iş yerine getirdi, iş yerinde ...'e davaya konu senedi imzalattı, o esnada ... yoktu, ... Yurt dışındaydı, benim yanımda ... ...'ı telefonla arayarak borcunu ödeyeceksin, senden onu alacağım dedi, ...'ın ...'a borcu vardı ve ödemesi gecikmişti, gecikmiş olduğu bu ödemeden ötürü annesine senet imzalatıldı, ... senedi bir şekilde kendisine imzalattılar, imzalarken ağlıyordu dedi. Ben bu kadarını şuan için hatırlıyorum bilgim ve görgüm bu kadardır."
DAVACI TANIĞI ...'ın; "... benim arkadaşım olur, beraber aynı iş yerinde çalışırız, olay günün ... Moskovadaydı, ben işyerinde iken lavaboya doğru giderken bağrışmalar duydum, iş yerinde bir adam .... telefonda konuşuyordu, sürekli küfür ediyordu, biz o sırada atölyedeydik, ben telefonda konuşan adamın ... ile konuştuğunu biliyordum çünkü isimle hitap ediyordu, telefonda konuşan adamın adını bilmiyorum ama ...'ı çocuğunu ve hanımı ile tehdit ediyordu, senin karını alırım çocuğunu alırım diyordu duyduklarım bu kadardır, bundan ibarettir, ... Moskovaya gittiğinde o kişiye borcu vardı, Moskovada para alıp borcunu ödeyecekti, telefonda konuşan adam Serdardan parasını istiyordu, konuşan adamı tanımıyordum, parasını isteyen adamın ismini bilmiyorum, telefon konuşmasında tehdit olarak karını alırım, çocuğunu alırım dediğini duydum, başka bir şey duymadım, hatırlamıyorum, davacının senedi imzalama konusunda bir şey görmedim, benim yanımda olmadı, bilgim ve görgüm bu kadardır."
DAVACI TANIĞI ...'ın; "Tarafları tanımam, ... Beyin iş yerinde çalışıyorduk, sonradan isminin ... olduğunu öğrendiğim şahıs telefonda konuşurken yüksek sesle küfür ediyordu, konuştuğu kişi ..., telefon konuşmasından sonra ...'ın annesinin iş yerine geldiğini gördüm, ... ve ... gidip evinden almışlar, bana bunları ... anlattı, senedin imzalanmasına yönelik bilgim ve görgüm yoktur, ...'nın anlattıklarını biliyorum sadece, ... denilen şahıs geçen celse tanık olarak dinlenmiştir, tanık beyanları arasında anneyi getiren kişinin getirilmesi konusunda çelişki vardır, ben Hamzanın bana anlattığı kadarıyla bildiğim ... ile ... beraber gidip ... Demirpençeyi evden almışlardır, ben sadece küfür edildiğini duydum, tehdide yönelik bir şey hatırlamıyorum, dedi. bilgim ve görgüm bu kadardır."
DAVALI TANIĞI ...'nin; "Ben davacı ...'nin oğluyum, işimiz gereği müşterilerimizi Avrupa yakasına ziyarete gittik, daha sonrasında ... beyefendinin daveti üzerine ofisine gittik, ... bey yoktur, eşi vardır, daha sonra annesi geldi, ... bey ve annesi görüntülü konuşma yaptı, daha sonrasında senet imzalandı, bende annesini ... Emniyet Müdürlüğünün yanında bıraktım, bilgim ve görgüm bundan ibarettir, ... ... kendisini ofise gelmiştir, biz onu sadece bıraktık."
DAVALI TANIĞI ...'nin; "Ben davacı ...'nin eşiyim, ... ... bizim ofisimize geldi, ... ofiste yoktu, oğlunun borcunun ne kadar olduğunu sordu, benim odamdaydık, borcun ne kadar olduğu söyledim, 'ben oğluma hiç güvenmiyorum, ben korkuyorum, onun yüzünden evim gitmesin' dedi, kendisi ofise komşusu ile birlikte gelmişti, ben kendisine borcu söyledim, o gün benim yanımda senet imzalanmadı, 3ümüz birlikteydik, senedi imzaladıktan sonra benim yanıma gelip oğlunun ödeyip ödemediğini sordu, ... Beyle görüşüp müsade istemeye geldiğini söyledi, ben borca yönelik hesap ekstresini ...'in yanında bulunan komşusuna verdim, kendisini öyle istedi, bakacağını söyledi." şeklinde beyanda bulundukları görülmüştür.
GEREKÇE
Dava; bono nedeniyle başlatılan icra takibinin iptali ve menfi tespit talebine ilişkindir. .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya örneğinin tetkikinden; davacı ... tarafından borçlu ... ... aleyhine 05/12/2017 tanzim tarihli 30/12/2017 vade tarihli 30.000,00 USD bedelli bono yönünden .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.iş 05/02/2018 tarihli ihtiyati haciz kararı ile 30.000,00 USD asıl alacak, 197,26 USD faiz, 90,00 USD komisyon olmak üzere 30.287,26 USD ile 100,20 ihtiyati haciz masrafı ve 485,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere 585,20 TL+ 30.287,26 USD üzerinden takip başlatıldığı görülmüştür. ... Cumhuriyet Başsavcılığının... Soruşturma sayılı dosyasında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırıldığı, 2021/... Soruşturma sayılı dosya üzerinden soruşturma işlemlerine devam edildiğinin bildirildiği, 2021/... Soruşturma sayılı dosyanın bir suretinin UYAP sisteminden gönderilmiş olduğu, yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara davacı vekilinin itiraz ettiği, ...
4.Sulh Ceza Mahkemesinin ... D.iş sayılı kararı ile itirazın reddine dair 20.10.2023 tarihinde kesin olarak karar verildiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı ... ... davalı ...'ye hiçbir borcu olmamasına rağmen davalı tarafından zorla ve tehditle 05/12/2017 tanzim tarihli, 30/12/2017 vade tarihli, 30.000,00 USD bedelli bononun imzalattırılarak işbu bononun .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğinden bahisle icra takibinin iptali ile menfi tespit talebinde bulunulmuşsa da; ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/... Soruşturma sayılı dosyasında davacının şikayetine konu olayın 05/12/2017 tarihinde meydana gelmesine rağmen, davalının söz konusu senedi icraya koyması ile davacının olaydan uzun bir süre geçtikten sonra 16/02/2018 tarihinde şikayetçi olması, tanık ...'in davacı iddiasını doğrulamaması, dosyaya sunulan ses kayıtlarında şüphelinin suçun unsurları olan cebir ve tehdit kullandığına dair kabulünün olmaması nedeniyle "kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" verildiği anlaşılmıştır.
Bilindiği gibi ikrah(korkutma), bir kimsenin başka surette yapmayacak olduğu bir hukuksal işlemi bir kötülüğün kendisinin veya yakınlarının başına gelebileceğini görerek yapmasına neden olan ürkütülmedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 37. maddesine göre, bir kimse karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi ya da yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. TBK'nin 38. maddesinde belirtildiği gibi, korkutmadan(ikrah-tehdit) söz edilebilmesi için, korkutmanın sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması, korkutmaya maruz kalanın sübjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız sayılması, illiyet bağının bulunması yani sözleşmenin korkunun yarattığı etki sonucu yapılması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılabilir. İptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı sarih ve zımni bir irade açıklaması ile feshedilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir.
Kabul edilmelidir ki,
TBK'nın 39. maddesindeki sürenin işlemeye başlamasında, iradeyi sakatlayan nedenin (korkutmanın) önem derecesi ancak iradesi sakatlanan kimse tarafından doğru şekilde takdir edilebilir. Olaya bu açıdan bakıldığında korkutmanın önemini yitirdiği an, iradesi sakatlanan kişi için korkunun silindiği, diğer bir deyişle korkutan kişi ya da kişilerin yarattığı korkutmadan kaynaklanan zarar görebilme yönündeki endişenin ortadan kalktığı, kendisini psikolojik açıdan güven içerisinde hissettiği andır.
Hal böyle olunca, tarafların tanık da dahil tüm delillerinin toplanmasından sonra sürenin geçip geçmediğinin değerlendirilmesi gerekmiş olup; davalı tarafından davacıya zorla ve tehditle imzalattırıldığı iddia edilen bononun tanzim tarihinin 05/12/2017, vade tarihinin 30/12/2017 olduğu, davacının savcılığa şikayette bulunma tarihinin 16/02/2018 olduğu, 04/10/2018 tarihinde ... CBS 2018/... Soruşturma sayılı dosyada "kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" verildiği, bu kararın kaldırılarak soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi neticesinde ... CBS 2021/... Soruşturma sayılı dosyada da "kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" verildiği, bu karara ilişkin itirazın reddine karar verilerek 20/10/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, davalının söz konusu senedi icraya koymasından sonra davacının 16/02/2018 tarihinde şikayetçi olması, davacının olayı gördüğünü iddia ettiği soruşturma aşamasında dinlenen tanık ...'in davacının iddiasını doğrulamaması, dosyaya sunulan ses kayıtlarında davalının cebir ve tehdit kullandığına dair kabulünün yahut davacının iddialarını ispata yarar somut bir delilin olmaması hususları birlikte göz önünde bulundurulduğunda, davacının mahkememizdeki işbu davayı icra dosyasında haciz ve satış işlemleri devam ederken 12/01/2021 tarihinde açtığı, eldeki davanın açılma tarihine kadar hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu, bunun aksinin düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırılık teşkil edeceği gibi hakkın kötüye kullanılması anlamına gelebileceği değerlendirilmiş ve hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra davanın açıldığı kanaatine varılmıştır.
Kaldı ki; menfi tespit davasını açan davacı, davalının varlığını iddia ettiği hukuki ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek, başka bir nedenle bu hukuki ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise, bu iddiayı ispat davacıya düşer.(icra ve İflas Hukuk-El Kitabı-Prof.Dr.Baki Kuru S.323) Yargılamaya konu somut uyuşmazlıkta da ispat yükünün davacıda olduğu açık olup, davacı tarafça iddiasını ispata yarar kesin ve somut bir delil de sunulmadığı anlaşılmakla; hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açılan davanın reddi ile şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 3.865,94-TL'den mahsup edilerek fazla yatırılan 3.596,09-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4.Davacı tarafından bu dava sebebi ile yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Davalı tarafından bu dava sebebi ile yapılan 8,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/12/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)