13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2044 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/786 Esas - 2022/389 Karar
TARİHİ: 10/05/2022
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı aleyhinde İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ...
E. Sayılı dosyası ile 08/09/2021 başlangıç tarihli satış faturası kaynaklı alacağa binaen ilamsız icra takibi başlatılmış olup davalının 20/09/2021 tarihli dilekçe ile borca ve tüm fer'ilerine itiraz etmesi üzerine icra takibinin durdurulduğunu, bunun üzerine dava şartı olması sebebiyle arabuluculuk kanun yoluna başvuru yapılmışsa da ekte sunulan arabuluculuk tutanaklarından anlaşılacağı üzere sürecin anlaşamama şeklinde tamamlandığını, davalı tarafın borca itirazı yerinde olmamakla birlikte takibin durdurulması neticesinde davacının mağduriyeti doğmuş olup itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, davacı şirket ile davalı borçlu şirket arasında 04/12/2019 tarih ve ... seri nolu 178.731,36 TL bedelli satış faturasından kaynaklı ticari alacağın söz konusu olduğunu, işbu ticari alacağa ilişkin davalı şirketin, ... Bankası'na ait ... çek nolu, 31/05/2020 keşide tarihli, 180.000,00 TL bedelli kıymetli evrakı davacı şirkete verdiğini, ancak davacı şirket tarafından bahse konu çek 01/06/2020 tarihinde Türkiye Halk Bankası'na sunulduğunda davalı şirketin İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/638 E. Sayılı dosyasında verilen konkordato tedbiri gereği işlem yapılmadığını, dolayısıyla davacı şirketin alacağını tahsil edemediğini, davalı borçlu şirket ile süreç içerisinde yapılan görüşmelerde itirazın iptaline konu alacağa ilişkin birçok kez ödeme taahhüdü verilmesine karşın hiçbir ödeme gerçekleştirilmediğini, 28/07/2021 tarih 14:59 saatinde davalı tarafından atılan mailde; 31.12.2019 tarihli, ... nolu, 178.731,36 TL olan faturanızın ödemesi 9-10-11-12/2021 aylarında dört eşit tutarda yapılacağı şeklinde verilen taahhüdün de yerine getirilmediğini, dolayısıyla davalı tarafından yapılan 20/09/2021 tarihli borca itirazın tamamen haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olması nedeniyle itirazın iptali gerekmekte olduğunu beyanla İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi'nin ...
E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, davalı borçlunun %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyasında haksız olarak icra takibine başlanılmış olup;
ödeme emrine itiraz edildiğini, davacı şirketin davacı firmaya ödenmesi gereken bedeli ödediğini, davacı şirketin konkordato sürecinde olduğunu, dolayısıyla hem İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/638 E. Sayılı dosyası üzerinden verilen konkordatoya ilişkin karar nedeniyle davalı firma konkordato sürecinde olduğundan, hem de davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığından işbu huzurdaki haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddinin gerektiğini, aksinin konkordato ile sağlanması amaçlanan durumla kesinlikle bağdaşmadığını beyanla davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı yönünden takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 10/05/2022 tarih ve 2021/786 Esas - 2022/389 Karar sayılı kararında; "Dava; hukuki niteliği itibariyle, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış, taraflara duruşma gün ve saatini bildirir ön inceleme davetiyesinin tebliğ edildiği, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiştir. İtirazın iptali istemine konu, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 08/09/2021 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının ... Anonim Şirketi, (VKN:...) borçlusunun ... Limited Şirketi olduğu, takibin 178.731,36- TL asıl alacak ve 36.283,69-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 215.015,05-TL cari hesap ve fatura alacağın tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçlu şirkete 17/09/2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 20/09/2021 tarihli borca yönelik itiraz dilekçesi sunulduğu, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 16/11/2021 tarihinde 178.731,36-TL asıl alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. Davalı hakkında İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/638 Esas sayılı dosyasında 08/11/2019 tarihinde 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, 07/02/2020 tarihli celsede geçici mühlet kararının 2 ay daha uzatıldığı, 29/06/2020 tarihli celsede de 02/07/2020 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiği, 02/07/2021 tarihli ara karar ile bu sürenin 3 ay daha uzatılmasına karar verildiği yanlar arasında çekişmesizdir.Uyuşmazlık, davalı hakkında verilen konkordato geçici ve kesin mühlet kararlarının takibe etkisi ile davalı hakkında takip yapılmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmıştır.Konkordatoya ilişkin hükümler İİK'nun 285. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, Geçici mühletin sonuçları, ilanı ve bildirimi başlıklı İİK'nun 288. maddesine göre; (Değişik madde: 28.02.2018-7101 S.K./16. Md); "Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur." Kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçları başlıklı İİK'nun 294. maddesine göre (Değişik madde: 28.02.2018-7101 S.K./22. md); "Mühlet içinde borçlu aleyhine 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez" hükmü getirilmiştir. Somut davada, borçlu şirket aleyhine başlatılan takip tarihinin 29/07/2021 olduğu, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/638 Esas sayılı dosyasında davalı şirket hakkında 08/11/2019 tarihinde 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, 07/02/2020 tarihli celsede geçici mühlet kararının 2 ay daha uzatıldığı, 29/06/2020 tarihli celsede de 02/07/2020 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiği, 02/07/2021 tarihli ara karar ile bu sürenin 3 ay daha uzatılmasına karar verildiği bu haliyle takip tarihinin mahkeme mühlet kararından daha sonra olduğu, takibin konkordato kesin mühlet süresi içinde başlatıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda İİK 288. maddesi hükümleri uyarınca verilen geçici mühlet kararı sebebiyle uygulanması gereken İİK'nun 294. maddesine göre borçlu hakkında takip başlatılamayacağı ve alacaklı tarafından başlatılan takip alacağının İİK'nun 206. maddesinde belirtilen nitelikte alacaklardan da olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından konkordato mühlet süresi içerisinde takip başlatılması sebebiyle usulüne uygun bir takip bulunmadığı, her ne kadar İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/638 esas sayılı dosyasında konkordato talebinin reddine karar verilmiş ise de icra takibine başlandığı tarihteki şartlara göre değerlendirme yapılması esas olup buna göre de az önce açıklandığı üzere usulüne uygun bir takibin bulunmadığı anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.(İstanbul BAM 17. HD. 2021/314 Esas 2021/619 Karar sayılı ilamı) " gerekçesi ile davanın özel dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel Mahkeme davanın usulden reddine gerekçe olarak takibin konkordatonun kesin mühlet süresi içinde başlatıldığını ileri sürmüşse de, işbu gerekçe ile davalının reddinin hatalı olduğunu, davaya konu borç 04/12/2019 tarihli faturaya istinaden alınan 31/05/2020 tarihli kambiyo senedine dayanmakta olup konkordato ilanından sonra doğan borçlar için takip veya dava yasağı bulunmadığını;Geçici ve kesin mühlet içinde borçluya karşı takip başlatma ve mevcut takipleri devam ettirme yasağının konkordatoya tâbi olan alacaklar bakımından geçerli olduğunu, mühlet içerisinde komiserin izniyle akdedilen alacakların konkordatoya tâbi olmadığından bahisle bu alacaklar bakımından takip yasağının söz konusu olmadığını, bu hususun 7327 sayılı Kanun değişikliği ile İİK’nın 308/c maddesinin 4’üncü fıkrasında açıkça düzenlendiğini, söz konusu hükme göre, geçici mühlet kararından sonra komiserin izniyle akdedilmiş borçların konkordato şartlarına dâhil olmadığını, temerrüt hâlinde mühlet sırasında dahi icra takibine konu edilebildiğini, bu nedenle mühlet içinde komiserin izni ile doğan alacaklar için borçluya karşı icra takibi yapılabileceği gibi önceden başlanmış olan takiplere devam da edilebileceğini, ayrıca bu takipler dolayısıyla muhafaza ve satış işlemlerinin yapılmasının da mümkün olduğunu, dosyaya sundukları evraklardan da görüleceği üzere müvekkilinin alacağının konkordato ilanı ve mühletinden sonra komiser gözetim ve izninde doğmuş olan söz konusu alacak hakkında takip yasağının uygulanmasının mümkün olmadığını;Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 23.03.1999, 741/3667; "… Konkordato, konkordato mühletinden önce doğan alacaklar için mecburidir. Hâl böyle olunca tasdik edilen konkordato, kendisi için mecburi olmayan (alacağı konkordato mühletinden sonra doğmuş olan) bir alacaklı, konkordato mühletine öncelikle tâbi değildir ve böyle bir alacaklının borçlu aleyhine takip yapmasına konkordato mühleti engel olmaz…"Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2022/6-610 K. 2022/1462 T. 9.11.2022; "Asliye ticaret mahkemesince kabul edilerek tasdik edilen konkordato, konkordato prosedürüne katılmayanlar (alacak kaydı yaptırmayanlar) da dâhil olmak koşuluyla tüm alacaklıları bağlar." kararlarında bu temel ilkenin “konkordatonun bütün alacaklılar için kural olarak zorunlu olması” şeklinde de ifade edildiğini, rehinli alacaklarla bazı imtiyazlı ve kamusal alacaklar ve komiserin izniyle mühletten sonra doğan alacakların bu kuralın istisnasını teşkil ettiğini, (m.308/c-III). bu kategoriye giren alacakların konkordatodan kesinlikle etkilenmeyip tümüyle ödenmesi gerektiğini, kanunun, konkordatonun borçlu ile alacağı rüçhanlı olmayan alacaklılar arasında akdedilebileceğini öngördüğünü, rüçhanlı alacaklıları konkordatodan istisna tuttuğunu, öte yandan bunun aksi yönde bir kanaate varılması yani konkordatodan sonra doğan alacaklarında takip yasağına tabii olup talep edilemeyecek olmasının konkordato kurumunun amacı ile de uyuşmayacağını;İİK’nın 285. maddesinin; "borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir." şeklinde olduğunu, kanun maddesinden hareketle konkordatonun; vadesi gelmiş ya da gelecek borçlarını ödeme niyetinde olup da ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlulara, alacaklılarının belli bir çoğunluğu ile bir anlaşma olanağı sağlayan ve ticaret mahkemesinin tasdiki neticesinde hüküm doğuran, gerek borçluyu, gerek alacaklıyı korumak amacıyla getirilmiş hukuki bir müessese olarak tanımlanabileceğini, konkordatonun gayesinin konkordato talep edenin zor durumda olmasına karşın ticari faaliyetlerine devam ederek borçlarını ödeyebilmesinin sağlanması, bunun için konkordato talep eden tacire mühlet verilmesi olduğunu, konkordato ilanından sonra mühlet içerisinde doğan alacakların da takip yasağına tabi olması halinde diğer tacirlerin konkordato talep eden tacir ile ticari bir faaliyet yürütmesi ve bunun için gerekli güveni duymasının mümkün olmayacağını ve nihayetinde konkordato talebinde bulunan tacirin işlerini düzelterek ödemede bulunmasının mümkün olmayacağını;Yerel Mahkeme kararı İcra İflas Kanunu'nda düzenlenen konkordato hükümlerine aykırı olduğu gibi bizzat söz konusu hukuki müessesenin ruhu ve gayesi ile de çelişki içerisinde olduğunu, öte yandan dava dilekçesinde belirttikleri hususların ve ibraz ettikleri delillerin müvekkilinin davalı şirketten alacağı bulunduğunu ve bu alacağın ödenmediğini sarih bir şekilde gösterdiğini, davalı yanın bu durumun aksini gösterir herhangi bir somut delil dahi gösteremediğini beyanla İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/786 Esas 2022/389 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf davalıdan 04.12.2019 tarihli ve 178.731,36 TL bedelli fatura nedeniyle alacaklı olduğunu, alacağın ifası uğruna davalı tarafından verilen çekin de davalı hakkında konkordato mühleti verilmiş olması sebebiyle tahsil edilemediğini, bu nedenle davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını ve davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, takibe itirazın haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacıya borcunun bulunmadığı, aksi halde de konkordato süreci nedeniyle davalının talepte bulunamayacağını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; takip konusu alacağın konkordato mühlet kararından sonra 04.12.2019 tarihli faturaya istinaden alınan 31.05.2020 tarihli kambiyo senedine dayandığı ve konkordato ilanından sonra komiser onayı ile doğmuş bir alacak olduğu, geçici ve kesin mühlet içerisinde borçluya karşı takip yapma yasağının konkordatoya tabi alacaklar için geçerli olduğu, dava konusu alacağın konkordatoya tabi olmadığı ve bu nedenle takip yapma yasağının bulunmadığına ilişkindir.İİK'nın 294. maddesi uyarınca; mühlet içerisinde borçlu aleyhine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz.
İİK'nın 308/c-4 maddesi uyarınca; kredi kurumları tarafından verilen krediler de dâhil olmak üzere geçici mühlet kararından sonra komiserin izniyle akdedilmiş borçlar, adi konkordatoda konkordato şartlarına tabi değildir, temerrüt hâlinde mühlet sırasında dahi icra takibine konu edilebilir ve 206. madde kapsamında rehinli alacaklardan hemen sonra, diğer bütün alacaklardan önce ödenir; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda yahut sonraki bir iflâsta 248. madde kapsamında masa borcu sayılır. Aynı kural karşı edimin ifasını komiserin izniyle kabul eden borçlunun taraf olduğu sürekli borç ilişkilerindeki karşı edimler için de geçerlidir.Somut dosyada; davalı şirket hakkında İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/638 Esas sayılı dosyasında görülen konkordato davasında tensip ile 08.11.2019 tarihinden başlamak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı ve mühlet kararı hakkında İİK’nın 294. maddesinin uygulanmasına karar verildiği, 29.06.2020 tarihinde ise, 02.07.2020 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı ve daha önce verilen tedbir kararının uygulanmasına devam edilmesine karar verildiği, 02.07.2021 tarihli ara karar ile kesin mühletin 3 ay süre ile uzatıldığı, buna göre kesin mühlet süresinin Mahkemenin karar tarihi olan 01.10.2021 tarihine kadar devam ettiği ve davaya konu takibin 29.07.2021 tarihinde ve kesin mühlet süresi içerisinde başlatıldığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte dava konusu takip talebinde alacağın sebebinin 04.12.2019 tarihli ve 215.015,05 TL bedelli fatura olarak gösterildiği, fatura tarihinin Mahkemece verilen geçici mühlet kararından sonra olduğu, buna göre Mahkemece İİK'nın 308/c-4 maddesinde yer alan düzenleme nazara alınarak, takip konusu alacağın hangi ticari ilişki kapsamında ve hangi tarihte doğduğu, geçici mühlet kararından önceki bir sözleşme kapsamında doğmuş ve konkordatoya tabi bir alacak olup olmadığı, konkordato geçici mühlet kararından sonra doğmuş ise konkordato komiser onayının bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, takibin kesin mühlet süresi içerisinde başlatılmış olması sebebiyle usulüne uygun bir takip bulunmadığı kabul ederek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.