Esas No
E. 2022/845
Karar No
K. 2022/845
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/845 - 2024/269

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : ... Esas, ... Karar

DAVACI: ... ... -
VEKİLİ: Av...
DAVALILAR: 1- ...
VEKİLİ: Av...

2.... ... -

3.... ... -

MİRASÇILARI/DAHİLİ

DAVALILAR : 1-... ... -

: 2- ... ... -

3-... ... -

4- ... ... -

DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 01/02/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 01/02/2024

Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/12/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 20/10/2016 tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaralanarak sakat kaldığını, kazaya karışan otomobil sürücüsü ... ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını belirterek, kalıcı sakatlık nedeniyle uğranılan zarar için 100,00 TL geçici iş göremezlik nedeniyle 100,00 TL olmak üzere toplamda 200,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketi yönünden başvuru tarihini müteakip temerrüdün oluştuğu tarih itibariyle, davalı asiller yönünden ise olay tarihi itibariyle işletilecek ticari faizi ile, yaralanma ve sürekli sakatlık nedeniyle uğranılan manevi zarar nedeniyle davalı asiller yönünden müştereken ve müteselsilen 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca 09/09/2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini 37.830,00 TL arttırarak toplam 38.030,00 TL tazminatın müştereken ve müteselsilen davalı ... hesabından temerrüt tarihi olan 26/09/2019 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte, davalı asiller ... ... ve davalı ... ... mirasçıları yönlerinden de kaza tarihi olan 20/10/2016 tarihinden itibaren olmak üzere ticari faiziyle birlikte tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH: Davacı vekili 09/09/2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini 38.030,00 TL'ye yükseltmiştir.

Davacı vekili 09/09/2021 tarihli dilekçesi ile müteveffa ... ... mirasçılarını davaya dahil etmiştir.

CEVAP

Davalılardan ... Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... Hesabı tarafından davacının yapmış olduğu başvurunun reddedilmediğini, gerekli belgelerde eksiklik mevcut olması karşısında bu belgelerin davacı tarafından tamamlanmasının talep edildiğini, eksik belgelerin davacı tarafça sunulmadığını belirterek davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatteyse esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini savunmuştur.

Davalılardan ... ... mirasçıları/dahili davalılar cevap dilekçesinde özetle; davanın bir yıllık zamanaşımı içerisinde açılmadığını, zamanaşımı nedeniyle reddine gerektiğini, davacının müvekkillerine karşı arabuluculuk başvurusunda bulunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının sigorta şirketine başvuru yapmadan dava açtığını, bu nedenle dava şartının oluşmadığını, davacının kusuru ve doğan zararın tespit edilmesi gerektiğini, davacının kusuru oranında manevi tazminattan indirim yapılması gerektiğini, kaldı ki davacının asli kusurlu olduğunu, müvekkillerinin temerrüde düşmediğini, bu nedenle davacının faiz talebini reddi gerektiğini, davacı tarafın müvekkillerinin kusurunun varlığını ve kusur sonunda oluşan zararı ispat etme zorunluluğu olduğunu belirterek müvekkilleri aleyhine açılan haksız davanın öncelikle usulden, mahkeme esasa girdiği takdirde esastan reddi ile yargılama giderlerinin davacı yana yükletilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davalılardan ... ... aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin davanın HMK'nun 114/1-d ve 115. maddeleri gereği usulden reddine, davalılardan ... ... aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, davalılardan ... Hesabı aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulü ile; 33.802,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ile 4.228,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 38.030,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 26/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davalılar ... ... mirasçıları ve ... ... yönünden kurmuş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi ve manevi tazminat taleplerinin davalılar ... ... ve ... ... yönünden reddine ilişkin karara karşı istinaf kanun yoluna başvuruda bulunduklarını, davayı açarken davalı olarak gösterdikleri ... ...'un 23.12.2016 tarihinde vefat ettiği ve bu nedenle taraf ehliyeti olmadığı belirtilmiş ise de; iş bu davayı açtıklarında 09.09.2020 tarihinde nüfus kaydında vefat ettiğinin görünmediğini, kaldı ki ... ...'un müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığı dava konusu kazanın gerçekleştiği 20.10.2016 tarihinde hayatta olduğunu, diğer davalı ... hakkında zorunlu arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olmadığını belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Karara karşı davalılardan ... Hesabı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... Hesabı tarafından davacının yapmış olduğu başvurunun reddedilmediğini, gerekli belgelerde eksiklik mevcut olması karşısında bu belgelerin davacı tarafından tamamlanmasının talep edildiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ... Hesabı'nın sorumluluğunda olan bir zarar türü olmadığını, temerrüt tarihinin yanlış hesaplandığını, davalıya başvuru yapıldığına ilişkin dosyada bilgi ve belgeye de rastlanılmadığını, bu nedenle dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiğini, TRH 2010 %1,8 teknik faiz uygulanması gerekirken +- 10 iskonto faizli prograsif rant tekniği kullanılması hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının mütefarik kusuru sabitken mahkeme tarafından kusur indirimi yapılmadığını, davacının taleplerinin zaman aşımına uğramış olmasına rağmen davanın kabul edilmesi hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davasıdır.

İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamada; tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, davacının tedavi belgeleri ile Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası UYAP'tan celp edilmiş, ekonomik ve sosyal durum araştırması yapılmış, hasar dosyası dosyaya kazandırılmış, SGK'dan rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmış, 24/03/2021 tarihli kusur raporu ve ATK 2. İhtisas Kurulundan 05/07/2021 tarihli, 11981 sayılı maluliyet raporu alınmış, dosya hesap bilirkişisine tevdi edilerek 02/09/2021 tarihli hesap raporu hükme esas alınmak suretiyle ... Hesabı bakımından davanın kabulüne, davalı ... ... ve ... ... bakımından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Hükmü davacı vekili ve davalılardan ... Hesabı vekili istinaf etmiştir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosyaya sunulan kargo gönderi evrakına göre, davacının dava açmadan önce davalı ... Hesabına başvuruda bulunduğu, buna rağmen dava tarihinden önce davacının zararının giderilmemiş olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin dava açılmadan önce başvuru yolunun tüketilmediği yolundaki istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir. Davalı ... Hesabı vekilinin geçici iş göremezlik gideri tazminatının teminat kapsamında olmadığına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirildiğinde;

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortacının ödeyeceği tazminat, 2918 Sayılı Kanun’un 91. maddesinin yollamasıyla aynı Kanunun 85. maddesine göre belirlenir. Buna göre; sigortacı, sigorta ettiren işleten tarafından, motorlu aracın işletilmesi sırasında ortaya çıkan maddi zararlar ile kişinin yaralanması veya ölmesi gibi bedeni zararlardan sorumludur. Kişinin bedenine gelen zararlarda tedavi giderlerinin ödenmesine ilişkin koşullar 98. maddede düzenlenmiştir.

Söz konusu bu madde 25.02.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih, 6111 Sayılı Yasanın 59. maddesi ile değiştirilmiştir. Değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesine göre, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. (Ek cümle: 4/4/2015-6645/60 md.) Söz konusu düzenlemeye göre, hastanelerce sunulan sağlık hizmet bedelleri yönünden sigorta şirketlerinin ve ... Hesabı’nın yükümlülükleri sona ermekte, ancak kazazedelerin bunun dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair harcamaları yönünden ise, sigorta şirketlerinin ve ... Hesabının tedavi teminatları kapsamında sorumlulukları devam etmekte olup, teminat kapsamının yasaya aykırı genel şart hükmü ile daraltılması mümkün değildir. Bu nedenle geçici iş göremezlik zararının poliçe teminatı kapsamında olduğu kabul edilmiş olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusuna itibar edilmemiştir. Davalı ... Hesabı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Davalı vekili TRH 2010 mortalite tablosu esas alınarak 1.8 teknik faiz uygulanmak suretiyle zararın belirlenmesi gerektiğini itirazen ileri sürmektedir. İlk derece Mahkemesi kararında hükme esas alınan 02/09/2021 tarihli hesap raporunda TRH 2010 mortalite ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmuştur.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan; “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.

Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)

Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, davalı ... Hesabı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalı ... Hesabı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde;

Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md.

52.maddesinde düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana artmasına etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Davacının yaralanmasının kafa, baş bölgesinden olmadığı anlaşılmakla; kask takılmamasının sonuca etkisi bulunmadığından davalı ... Hesabı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının da reddi gerekmiştir.

Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının davalı ... Hesabına başvurusuyla davalının temerrüde düştüğü, mahkemece temerrüt tarihinin başvurudan itibaren 8 iş günü sonrasında başlatıldığı, ... hesabının sorumluluğunun ticari taksi nedeniyle oluştuğu anlaşılmakla; davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu da haksız bulunmuştur.

Olay tarihinin 20/10/2016 olduğu, Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/01/2019 tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile sanık ...'ın taksirle yaralama suçundan 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi üzerine 28/04/2019 tarihinde kesinleştiği, buna göre eldeki davanın 09/09/2020 tarihinde açıldığı anlaşıldığından; davalı ... Hesabı vekilinin zamanaşımı define itibar edilmemiştir.

Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde;

01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı yasanın 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesine eklenen 5/A- 1 maddesinde "Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiş olup, bu madde hükmüne göre, Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen mutlak ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, her iki tarafın tacir ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu davalar, nisbi ticari dava olup, nisbi ticari davalardan kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri de, zorunlu arabulucu kapsamındadır. 7155 sayılı yasanın 18/A-2 maddesi uyarınca dava şartı olarak ticari davalarda zorunlu arabuluculuk söz konusu olduğunda ve taraflar uyuşmazlık hakkında arabulucuya başvurmadan dava açtığında, dosya üzerinden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda dava arkadaşlığı, mecburi ve ihtiyari dava arkadaşlığı olmak üzere iki ana başlık altında düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un “ihtiyari dava arkadaşlığı” başlıklı 57/3. maddesinde; davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması hallerinde, birden çok kişinin birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği düzenlenmiştir. Davanın, birden fazla kişi hakkında aynı veya benzer sebepten doğması, yalnız hukuki sebep olmayıp, bir olaya, yani aynı vakıaya ve fakat farklı hukuki sebeplere dayanılarak da birden fazla kişinin dava açması veya dava edilmesidir.

Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesinde "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." ve aynı yasanın 88. maddesinde ise "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir.

Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. 6098 sayılı TBK' nın 61 ve 62. maddeleri uyarınca, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Zarara neden olan aracın vereceği zararları poliçe ile teminat altına alan sigorta şirketlerinin sorumluluğu ise, TTK ile sigorta genel şartlarında düzenlenmiş olup, sigorta şirketleri, yukarıda belirtilen yasa hükümlerine göre, araç işleteni ve araç sürücüsü ile birlikte, zarar görene karşı müştereken ve müteselsilen sorumludur. 6098 sayılı TBK'nın 162 ve 163. maddeleri uyarınca, müteselsil sorumlu borçluların her biri, borcun tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, zarar gören, zararının giderilmesini, sorumluların tamamından veya bir kısmından isteyebilecektir.

Somut olaya gelince; davalı ... ... aracın sürücüsü, diğer gerçek kişi dahili davalıların aracın vefat eden işleteni ... ... mirasçıları ve ... Hesabı aracın ZMM sigortası bulunmaması nedeni zarardan sorumlu olduğu, trafik kazasında, davacının yaralanması nedeniyle, manevi ve kalıcı maluliyete bağlı tazminat talep edilmekte olduğuna göre, davalılar zarar gören davacıya müteselsilen sorumlu olup, müteselsil sorumlu davalılar arasında ise zorunlu dava arkadaşlığı değil, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır.

Sigorta hükümleri TTK'da düzenlendiğinden, davalı ... Hesabı hakkındaki dava mutlak ticari dava iken, haksız fiil sorumluları olan işleten ve sürücü davalılar hakkındaki dava, mutlak ticari dava olmadığı gibi, bu davalıların sıfatlarına ve davanın niteliğine göre nisbi ticari dava da değildir. Bu nedenle davalı ... ... hakkında zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve esas bakımından hukuka aykırıdır.

Öte yandan, davalılardan ... ... 23/12/2016 tarihinde vefat etmiş olup, her ne kadar, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 28 inci maddesinin buyurucu nitelikteki hükmüyle açıklanmış ve yine 04.05.1978 tarihli ve 4/5 sayılı İnançları Birleştirme Kararı gereğince de ölü kişi aleyhine dava açılması mümkün olmadığı gibi ıslahla dahi hasım değiştirilemeyeceği ve ölenin mirasçılarının davaya dahil edilerek çekişmenin çözümlenmesine hukuken olanak bulunmayacağı belirtilmiş ise de, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi ile, usul ekonomisi düşünülerek değişik durumlara göre taraf değiştirilmesine olanak sağlanmıştır.

Davacı vekili müteveffa ...'nin mirasçılık belgesini çıkartarak mirasçılarını davaya dahil etmiştir. Buna göre mahkemece, davacı vekil tarafından mirasçıların davaya dahil edildiği, taraf teşkili sağlanarak dahili davalıların savunma hakkını da kullandıkları gözetilmek suretiyle; davanın esası hakkında tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve esas bakımından hukuka aykırıdır.

Davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf başvurusu yerindedir.

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, davalılardan ... Hesabı bakımından yapılan yargılamada ilk derece mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerel mahkemece davanın ... Hesabı bakımından kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davalılardan ... Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun ... ... ve ... ... mirasçıları dahili davalılar bakımından 6100 sayılı Kanunun 353/1-a.6 maddesi uyarınca kabulüne, dosyanın yeniden yargılama yapılmasına yönelik olarak ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalılardan ... Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi gereğince KABULÜ İLE, Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/12/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının davalı ... ve dahili davalılar ... ... mirasçıları bakımından KALDIRILMASINA, dosyanın yeniden yargılama yapılmasına yönelik olarak ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3.Harçlar Kanunu gereğince davalı ... Hesabından alınması gereken 2.597,83 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 649,46 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 1.948,37 TL harcın adı geçen davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

4.Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,

5.Davalı ... Hesabı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6.Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,

7.Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

8.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

9.Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a/g maddesi gereğince KESİN olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.01/02/2024

Başkan Üye Üye Katip

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.