Esas No
E. 2024/155
Karar No
K. 2024/141
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/155

KARAR NO: 2024/141

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 15/06/2023

NUMARASI: 2022/1100 Esas, 2023/639 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 31/01/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında ahşap imalatı ve dış cephe yapımı konusunda sözleşme yapıldığını, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin imalatı ve montajı gerçekleştirdiğini, ancak davalı tarafın sözleşme yükümlülüğü gereğince ödemesi gereken bedeli müvekkiline ödemediğini, taraflar arasında iç cepheye ait montaj vb işlemler için herhangi bir anlaşma yapılmadığını, müvekkilinin imalatını üstlendiği üretimlerin, saçak kenarı alın tahtası, saçak altı aplık köşe işler, orta kuşak, 64 adet panjur işleri yapıldığını ve alt kat çerçeve ilave işlemlerinin yapıldığını, davalı tarafça müvekkillerine olan borcun ödenmediğini, takibe itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı tarafça arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davacı tarafa HUAK m. 18/A-2 uyarınca davetiye çıkartılmasını ve arabuluculuk tutanağı sunulmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın, müvekkili şirket ile davacı arasında ahşap imalatı, dış cephe montajı konusunda sözleşme yapıldığını ileri sürmüş ise de bu hususta taraflar arasında akdedilen herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında davacının iddia etmiş olduğu ahşap imalatı ve dış cephe montajına ilişkin herhangi bir sözleşmenin sözlü dahi olsa yapılmadığını, davacının, müvekkili şirketin geçmişine dayalı iyiniyeti çerçevesinde peşinen avans ödemesi alarak yüklenmiş olduğu edimini aylarca yerine getirmemesi ve kendisine sorulduğunda ise "yapmıyorum işinizi" şeklinde beyanda bulunarak edimini yerine getirmeyeceğini beyan etmesinin ardından müvekkili tarafından ödenen avans bedellerinin iadesinin ihtarname yolu ile talep edilmesinin ardından düzenlemiş olduğu dayanaksız faturaların haksız alacak talebine dayanak teşkil etmesinin mümkün olmadığını, cari hesap ekstresinde müvekkili şirketin davacıdan 122.196 TL alacaklı olmasına rağmen davacı tarafın müvekkili şirketin kendisine borçlu olduğu iddiasının tamamen mesnetten yoksun ve kötüniyetli olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerektiği, sadece işin ticari nitelikte olmasının davayı ticari dava haline getirmeyeceği, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Gönen Vergi dairesi müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere; davacının esnaf odasına kayıtlı olduğu, davacı gerçek kişinin işletme hesabına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinde yer alan hadleri geçmediği dolayısıyla esnaf sınırını aşmadığı, bu nedenle davacının tacir olarak kabul edilemeyeceği, davanın mutlak ticari davalardan olmadığı gibi davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hukuk davası (nispi ticari dava) niteliğinde de olmadığı gerekçesiyle, mahkemenin görevli olmaması nedeniyle,

HMK'nın 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının bedeni faaliyet olarak marangozluk yapmaması, eşi ... marangozhaneyi işletmesi nedeniyle davacı açısından işletmede ekonomik faaliyetin bedeni çalışmasına dayandığından söz edilemeyeceğini, bu nedenle her ne kadar esnaf odasına kayıtlı olsa da davacının esnaf sayılmasının mümkün olmadığını, ayrıca dosyaya sunulan ödeme dekontları göz önüne alındığında bir esnaf işletmesine bu denli ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, davaya bakmaya asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Taraflar arasında ahşap imalatı yapımı konusunda eser sözleşmesi bulunduğu belirtilmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu maddede sayılan dava ve işlerin asliye ticaret mahkemelerince incelenerek karara bağlanacağı hükme bağlanmıştır.Davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalı şirket tacir ise de dosya kapsamına alınan yazışmalardan davacının tacir olmayıp esnaf olduğu, davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan dava ve işlerden olmadığı anlaşılmaktadır. Eser sözleşmelerinden kaynaklanan dava ve işlere asliye ticaret mahkemesi tarafından bakılacağına dair özel bir düzenleme de bulunmamaktadır.Bu nedenle, davayı görüp sonuçlandırma görevi asliye hukuk mahkemesine ait olduğundan mahkemece davanın usul yönünden reddi ile dosyanın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2023 tarih ve 2022/1100 Esas, 2023/639 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 31/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog