Esas No
E. 2021/24703
Karar No
K. 2023/7396
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

11. Ceza Dairesi         2021/24703 E.  ,  2023/7396 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2017/490 E., 2019/902 K.
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1....

11.Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2013 tarihli ve 2013/8 Esas, 2013/410 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci, 51 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 15 gün hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.

2.Kararın katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 15.05.2017 tarihli ve 2015/7118 Esas, 2017/10829 Karar sayılı kararı ile sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra, 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254 üncü madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu sebebiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

3....

11.Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.12.2019 tarihli ve 2017/490 Esas, 2019/902 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı 157 nci, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci, 51 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 15 gün hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.

4.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; sanığa 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddenin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması ve son celsede sanık hazır olmasına rağmen son sözün sorulduğuna dair kayıt var ise de sanığın son sözünün duruşma tutanağına yazılmadığından son sözünün sorulmadığının kabulü ile 5271 sayılı Kanun'un 216 ncı maddesine aykırı davranılması nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılanlar vekilinin temyiz istemi, sanığın eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna, ceza miktarının az olduğuna, resen nazara alınacak sebeplerle usul ve yasaya aykırı verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

1.Katılanların bir arkadaşlarının yönlendirmesiyle Hollanda Amerikan Firmasının Veandam gemisiyle büyük Amerika turuna katılmak için turu düzenleyen sanıkla temasa geçtikleri, sanığın kendisini ...Tur ve ... Turizm'in elemanı olarak tanıtıp, bu turizm firmalarıyla organizasyonlar yaptığını, 13.10.2011-07.11.2011 tarihleri arasında büyük Amerikan Tur Programlarının olduğunu, tur bedelinin kişi başına 3310 Euro olduğunu bildirerek gezi programlarını katılanlara gönderdiği, katılanların gezi programını beğenip kabul etmeleri üzerine, kişi başı 3310 Euro'dan 4 kişi adına toplam 13.240 Euro sanığın banka hesabına 21.06.2011 tarihinde yatırdıkları, katılanların sanıkla e-mail yoluyla defalarca görüştüklerinde sanığın gezi rezervasyonunun yapıldığını, yerlerinin gemi yoluyla ayırtıldığını, uçak biletlerinin ayarlandığını belirtmesine rağmen daha sonra ortadan kaybolduğu, bu suretle sanığın tur düzenlemeye yetkisi bulunmamasına rağmen gayri resmi olarak yaptığı bu işler nedeniyle de katılanları kandırarak 13.240 Euro para almak suretiyle hakkında dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.

2.Sanık, vize problemi olduğundan turu iptal ettiklerini ve o tarihte kaza geçirmesinden dolayı bir ay yoğun bakımda olmak üzere toplam 4 ay hastanede kaldığından yükümlülüklerini yerine getiremediğini suç kastının olmadığını beyan etmiş, hastanede kaldığı döneme ilişkin evrakı sunduğu görülmüştür.

3.Katılanlar, sanığa ayrı ayrı toplam dört kişi için 6.620 Euro yatırdıklarını, tur başlangıç zamanında sanığın ortadan kaybolduğunu, telefonlarına çıkmadığını, zararlarının giderilmediğini beyan etmişlerdir.

4.Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısına göre, "...Tur ve ... Turizm A.Ş." adı altında bir firma kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir.

5.Taraflar arasında zararın giderilmemesi nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığına dair uzlaşma raporu, para gönderilmesine dair banka dekontları, katılanlar vekilinin sunduğu tura ilişkin belgeler dosya içerisindedir.

6.Mahkemece, katılanların uyumlu beyanları, sanığın tevilli ikrarı ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın bir turizm şirket elemanı olmadığı halde kendisini Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabına göre gerçekte olmayan ...Tur ve ... Turizm A.Ş. elemanı olarak tanıtıp katılanları kandırmak suretiyle basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE

İlk uzlaştırma teklifinin yapıldığı 29.01.2018 tarihinden uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği 03.01.2019 tarihine kadar 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi birinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin durduğu gözetilerek yapılan incelemede;

1.Hükmün tefhim edildiği oturumda sanığa son sözünün sorulduğuna dair kayıt var ise de duruşma tutanağına yazılmadığından, sanığa son sözünün sorulmadığının kabulü gerektiği nazara alınarak 5271 sayılı Kanun'un 216 ncı maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,

2.İddianamede sevk maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi gösterilmediği halde 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden hüküm kurulmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,

3.Suç tarihinin menfaatin temin edildiği 21.06.2011 olmasına rağmen 13.10.2011 şeklinde hatalı yazılması,

4.Kabule göre de;

Gerekçede katılanların sanığın sunduğu gezi programını beğenip kabul etmeleri üzerine, ayrı ayrı 6620 Euro yatırdıkları belirtildiği, hükümde ise sanığın aynı suçu birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlemiş olduğu anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırım yapıldığı, ancak dosya kapsamından sanığın katılanlarla ayrı ayrı mı aynı anda mı görüştüğü belli olmadığından bu durumun katılanlar ve sanığa sorulup tespit edildikten sonra her katılana yönelik ayrı suç mu oluşturacağı veya zincirleme suç kapsamında mı olacağı belirlenmesi gerekirken eksik araştırma hüküm kurulması, Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.12.2019 tarihli ve 2017/490 Esas, 2019/902 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.10.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog