8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2012/11834 E. , 2013/2293 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil, alacak
... ve müşterekleri ile Hazine, ... ve müşterekleri ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil alacak davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ...
1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.04.2012 gün ve 330/235 ... hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılar ... ve müşterekleri vekili, duruşmasız olarak incelenmesi ise davacılar ... ve müşterekleri vekilleri tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.02.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı ... bizzat ve vekili Av.... ve karşı taraftan davalı Tapu Sicil Müdürlüğü vekili Av. ..... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacılar vekili dava dilekçesinde, vekil edenlerinin dip murisi ...oğlu 1311 doğumlu ... ...’nin yasal mirasçıları olduğunu, 90 ada 28 ... parselde kayıtlı taşınmazın mülkiyetinin vekil edenlerinin murisi ... ...’ye ait olduğunu, murisin adının ...oğlu ...... olarak tapuda yazılı bulunduğunu, nüfusta ise ...oğlu ... ... olarak yer aldığını, davalıların soy isimlerinin ise nüfus kaydında ... olarak yazılı bulunduğunu, davalıların dede isminin de ...oğlu ...... olarak nüfusta yazılı olmasından yararlanılarak taşınmaz sanki davalıların miras bırakanına aitmiş gibi aldıkları veraset belgesiyle tapuda intikal yaptıklarını, daha sonrada 06.08.2004 tarihinde davalılardan ... oğlu ...’ya satış yaptıklarını, davalıların kötü niyetli olarak taşınmazı devrettiklerini, esasen davalının taşınmazla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, satışın hukuka aykırı olduğunu, hatanın isim benzerliğinden kaynaklandığını açıklayarak davalı ... adına bulunan tapu kaydının iptali ile miras payları oranında vekil edenleri adına tapuya kayıt ve tesciline, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere taşınmazın değeri üzerinden şimdilik 6.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacılar vekili, daha sonra 17.07.2009 havale tarihli ıslah dilekçesiyle; dava değerini 6.000 TL’den 49.760 TL artırarak 55.760 TL’ye çıkartmıştır. Davalı ... vekili, vekil edeninin taşınmazı tapuya güven ilkesine dayalı olarak satın aldığını, iyi niyetli olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Hazine vekili, böyle bir davada Hazinenin sorumlu olmadığını, bu nedenle de husumetin Hazineye yöneltilemeyeceğini belirterek husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalılar ... ve müşterekleri vekili, ... dışındaki müvekkillerinin olayda bir bilgi ve teması olmadığını, müvekkillerinden ...’ın anne ve kardeşlerinden vekalet alarak tüm işlemleri yaptığını, ...’ın ...’da nakliyeci esnafı olup bilgisizlik ve tecrübesizliğinden yararlanan ...’de kuyumcu ve işadamı olup taşınmazın değerini de bilebilecek durumda, kayınpederi ...ile yeri görerek aldığını söyleyen ...’in iyiniyetli olmadığını, iddia kabul edilirse taşınmazı 14.000 TL'ye aldığını söyleyen ...’in bilirkişi raporunda belirlenen değer ile aradaki farktan sorumlu tutulması gerekeceğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davalılardan Melikgazi Tapu Sicil Müdürlüğü ile ...’na karşı açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden açılan davanın kabulüyle 55.760 TL alacağın 6.000 TL’sine dava tarihi olan 15.02.2005, kalan kısmına ıslah tarihi olan 17.07.2009 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek koşuluyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine ilişkin kararı, davacılar vekili ile davalılardan ... ve müşterekleri vekillerinin temyizi üzerine Dairenin 14.12.2010 tarih 2010/5046 Esas 2010/6096 Karar ... ilamı ile ... dışındaki ... soyisimli davalıların savunma haklarının kısıtlandığı, usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğlerinin usulüne uygun yapılarak yargılama oturumlarına katıldıkları takdirde savunma ve delillerinin toplanması, tapu iptali ve tescil isteği ile ilgili olarak da davalılardan ...’in satın aldığı taşımazın gerçekte davacılara ait olup olmadığını bilen ve bilebilecek durumda bulunup bunmadığının araştırılması gerektiği açıklanarak bozma sevk edilmiş, bozma ilamında bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığı hususu da ayrıca belirtilmiştir.
Davalı ...’in karar düzeltme isteği de Dairenin 19.4.2011 tarih 2011/1569 Esas 2011/2302 Karar ... ilamı ile reddedilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın ve bu dava ile birleştirilen 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/47 Esas 2006/18 Karar ... dosyası yönünden açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalılar ... ve Melikgazi Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden açılan davanın kabulü ile, 55.760 TL alacağın 6.000 TL.sinin dava tarihi olan 15.02.2005, kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 17.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ve birleşen dosya davacısına verilmesine ilişkin hükmü, davacılar vekili ile davalılar ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, isim benzerliğine dayalı olarak alınan veraset belgesi nedeniyle 90 ada 28 ... parselin tapu kaydının tapuda yapılan işlemle davalılardan bazılarına aktarılması ve daha sonra üçüncü kişilere bu şekilde satılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile gerçek kayıt malikinin mirasçıları adına tapuya kayıt ve tescili, olmadığı takdirde alacak isteğine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sonunda ...oğlu ...... adına tesbit edilerek tutanağın 16.9.1952 tarihinde kesinleştiği, 11.6.2003 tarihinde davalılardan ... tarafından kendi murisleri olduğu iddiası ile Melikgazi Tapu Sicil Müdürlüğüne ibraz edilen veraset belgesi gereği tapuda ... ve müşterekleri adına intikal yapıldığı, devamında da 6.8.2004 tarihinde davalılardan ...’na satıldığı görülmektedir.
Toplanan delillere göre dava konusu taşınmazın davacıların murisi ...oğlu ... ...’ye ait olduğu, tutanakta yazılı malik ...oğlu ......’in bu kişi olduğu, taşınmazın da bu kişinin mirasçıları davacılar tarafından kullanıldığı, davalıların (... soyadlı) murisi ...oğlu ......’in ise taşınmazla bir ilgisi olmadığı, taşınmazda herhangi bir zilyetliklerinin de bulunmadığı, ... dışındaki ... soyadlı davalıların taşınmazdan ve taşınmazla ilgili olaylardan haberleri olmadığını bizzat ifade ettikleri, ...’ın ise vekilinin beyanına göre tapuya başka bir iş için gittiğinde tapu memurlarının dedesinden kalan yer olduğunu söylemeleri üzerine taşınmazla ilgili bilgi edindiği ve sonrasında mirasçılık belgesini tapuya sunarak işlem yaptırdığı anlaşıldığına göre dava konusu taşınmazın davacıların murisi ...oğlu ... ...’ye ait olduğu açıktır. Davalılar ... ve müşterekleri vekilinin bu hususa ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
Taşınmazın davacıların murisine ait olduğu belirlendiğine göre bozma ilamında da yazılı olduğu üzere son malik ...’in satın almada iyiniyetli olup olmadığının belirlenmesi olayda önem kazanmaktadır. Bozma öncesi dinlenen tanık beyanları ile mahkemenin ...’in kötüniyetli olduğuna dair delil bulunmadığı gerekçesi arasındaki çelişkiden bahsedilerek Dairece bozma sevk edilmişti. Bozma sonrası dinlenen tanık beyanları, özellikle tanıklardan ... ..., ... ..., ... ...’ın gerek bozma öncesi gerek bozma sonrası birbirini teyit eden ifadeleri ile her ne kadar ...’da bulunması ve tapu memurunun hatırlatması ile taşınmazdan haberdar olduğu anlaşılan ...’ın taşınmazın değeri ile ilgili kesin ve net bilgisi olamayacağı düşünülebilirse de satın alan ...’in taşınmazın durumunu, bulunduğu yeri ve gerçek değerini ...’de kuyumculuk yapıyor olması ve özellikle kayınpederi...’nin birlikte taşınmazı görmeye gittiklerini, yıllarca belediyede çalışması sebebiyle taşınmazın değerini bilebilecek durumda olduğunu ifade etmesi karşısında tapuda gösterilen, tanık beyanlarında ...’in satın aldığı bildirilen değer ile gerçek değer arasındaki fahiş fark da beraber düşünüldüğünde davalı ...’in taşınmazı edindiği sırada iyiniyetli olduğunun kabulü mümkün değildir. ...’in satın aldığı taşınmazın gerçekten davacılara ait olup olmadığını bilen ve bilebilecek durumda olduğunun diğer anlatımla iyiniyetli olmadığının kabulü gerekir. Bu sebeple mahkemece ...’in iyiniyetli olduğu kabul edilerek davacıların tapu iptali ve tescil isteğinin reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Dava terditli olarak açıldığına göre öncelikli tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi halinde terditli alacak talebinin incelenmesine ve bu hususta bir karar verilmesine de gerek kalmayacaktır. Bu bakımdan kabule karar verilen alacak isteği ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesine gerek bulunmamaktadır. ... aleyhine açılan tapu iptali ve tescile yönelik davanın kabulü halinde incelenme imkanı olmamakla beraber kaldı ki; Tapu Sicil Müdürlüğü (Hazine) yönünden TMK’nun 1007.maddesi gereği hukuka uygun mirasçılık belgesi ile tapuda intikalin yapıldığı ve hukuka aykırılık ile zarar arasında uygun illiyet bağının olmadığı gerekçesi ile redde karar verilmiştir.
Ancak tapu kaydındaki malikin ...oğlu ...... olduğu, soyadının tapuda yazılı bulunmadığı görülmektedir. İntikalin talep edilmesi halinde Tapu Sicil Müdürlüğü (görevli memur) tarafından, sunulan mirasçılık belgesindeki muris ile tapu malikinin aynı kişi olup olmadığının kesin ve net olarak belirlenmesi bakımından mahkemeden tapu malikinin soyadının ... olduğuna dair ilam getirtilmesinin istenmesi, tapu ve mirasçılık belgesindeki isimler arasında uygunluk sağlandıktan, denetim görevi yerine getirildikten sonra intikal yapılması gerekirken gereken özen gösterilmeden, denetim ve araştırma yapılmadan, talep edenden bir mahkeme kararı da istenmeden intikalin yapılması sebebiyle görevlinin hukuka aykırı bir işleminin ve bu işlemle zararlı sonuç arasında bir illiyet bağının olduğu anlaşılmaktadır. TMK’nun 1007.maddesine göre görevli memurun kusuru olmasa dahi tapuda yapılan işlem sonucu bir zararın oluşması, bu işlem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması Devletin sorumlu tutulması için yeterlidir. Bu nedenle Devletin zarardan sorumlu tutulması gerekirken hatalı gerekçe ile reddi de doğru değildir. Ancak bu husus yukarıdaki bozma sebebi dikkate alınarak eleştirilmekle yetinilmiştir.
Davacılar vekili ile davalılar ... ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 ... HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 828,00 TL alınan peşin harcın davalı ... ve müştereklerine iadesine, 21,15 TL alınan peşin harcın davacılar ... ve müştereklerine iadesine, 26.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.