12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2020/10028 E. , 2023/5011 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çeşme 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2015 tarihli ve 2015/357 Esas, 2015/866 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci (b) bendi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 29.10.2020 tarihli ve 2016/102334 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği,
1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna,
3.Diğer temyiz sebeplerine, İlişkindir. III. GEREKÇE
1.27.06.2014 tarihli yapı tatil zaptı ile 167 ada 2 parselde çatıya kapalı alan oluşturulduğu, batı cephesine de ilave 2 katlı bina yapıldığının tespit edildiği, sanığın dava konusu yeri 08.12.2010 tarihinde dava dışı ...'a sattığının anlaşıldığı, sanığın savunmasında suça konu eylemleri 20 sene önce gerçekleştirdiğini ileri sürdüğü, mahkemece 22.06.2015 tarihinde mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan arkeolog, mimar ve fen bilirkişi heyeti ortak raporunda da, dava konusu yerin 2. derece arkeolojik sit alanında kaldığı, korunması gerekli kültür varluğı olarak tescilli olduğu, uydu fotoğraflarının incelenmesinde ve yapıdaki malzeme özellikleri, yıpranma durumu dikkate alındığında dava konusu eylemlerin 2002 yılı öncesinde yapıldığının tespit edildiği anlaşılmakla, suç tarihinin "2002 yılı öncesi" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
2.Gerekçeli karar başlığında "2002 yılı öncesi" olan suç tarihinin yanlış gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir nitelikte olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
3.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası maddesi yollamasıyla lehe neticeler doğuran (mülga) 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 5 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
4.Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 104 üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan "2002 yılı öncesinden" itibaren 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresinin inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Çeşme 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2015 tarihli ve 2015/357 Esas, 2015/866 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.11.2023 tarihinde karar verildi.