7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2021/22528 E. , 2023/5377 K.
"İçtihat Metni"
B O Z M A Ü Z E R İ N E (Hükmün açıklanması)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 21.05.2012 tarihli ve 2012/401 Esas, 2012/121 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında izin tecavüzü suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.(Kapatılan) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 21.05.2012 tarihli ve 2012/401 Esas, 2012/121 Karar sayılı kararının sanığın vasisi tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 24.09.2014 tarihli ve 2014/861 Esas, 2014/854 Karar sayılı ilamıyla; sanığın, dava dosyasına yansıyan adli ve tıbbi safahatındaki özellikler sebebiyle, adli sicil kaydında bulunan 4 yıl 2 aylık mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin de dava dosyasına getirtilmek suretiyle, kadrosunda psikiyatri uzmanı askerî bir hekiminde bulunduğu ... hastanesinde adli gözlem altına aldırılarak, suç tarihlerinde askerliğe elverişli olup olmadığının, 5237 sayılı Kanun'un 31 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından yararlanmasını gerektirecek ruhsal bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığının, sağlık kurulu raporu ve adli rapor düzenlenmek suretiyle açıklığa kavuşturulması gerektiği sonucuna varılarak yetersiz bilirkişi mütalaasına dayalı olarak tesis edilen mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; üzerine Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2018 tarihli ve 2017/1120 Esas, 2018/322 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında izin tecavüzü suçundan 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 50 nci maddesi ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hapis cezasından çevrili 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; sebep belirtmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın; 18.10.2011 tarihinde saat 08.00 itibarıyla iki gün ilave yol süresi verilerek toplam beş gün süreyle kanuni izne gönderildiği ve talepte bulunması sebebiyle izninin yedi gün daha uzatıldığı, izin süresi sonunda mazeretsiz olarak birliğine katılmayan sanığın, 01.11.2011 tarihinden itibaren izin tecavüzü suçunu işlemeye başladığı ve 26.12.2011 tarihinde yakalandığı maddi vakıa olarak belirlenmiştir.
2.Sanık ilk savunmasında özetle; sevdiği kızın ailesi tarafından başka biriyle evlendirilecek olduğu öğrenmesi üzerine onu kaçırarak saklandıklarını, abisinin kendisini firari olması sebebiyle ihbar ettiğini, Nizip ilçesinde bulunan halasının evinde gözaltına alındığını, pişman olduğunu ve askerlik hizmetini yerine getirmek istediğini, askere gelmeden önce madde bağımlısı olduğunu beyan etmiştir.
3.Sanık bozma ilamına karşı bir diyeceğinin olmadığını, öncelikle beraatini talep ettiğini şayet mahkeme aksi kanaatte ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını istediğini bunun mümkün olmaması halinde paraya çevirme ve lehine olan bütün hükümlerden faydalanmak istediğini ifade etmiştir.
4.(Kapatılan) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 21.05.2012 tarihli ve 2012/401 Esas, 2012/121 Karar sayılı kararına esas alınan bilirkişi mütalaasında; sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını değerlendirmesi ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından yararlanmasını gerektirecek ruhsal bir rahatsızlığının bulunmadığı, cezai ehliyetinin tam olduğu, adli müşahadesine gerek bulunmadığı belirtilmiştir.
5.GATA Komutanlığı tarafından düzenlenen, 09.06.2016 tarihli ve 7774 numaralı Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Raporunda; antisosyal kişilik bozukluğu tanısıyla (disosyal kişilik) sanığın askerliğe elverişli olmadığına ancak askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığına karar verilmiştir.
6.GATA Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanlığının 22.06.2016 tarihli adli raporunda sanığın 5237 sayılı Kanun'un 32 nci ve 34 üncü maddelerinden faydalanamayacağı tespitine yer verilmiştir.
7.Sanığın birliğine katılmadığına dair olay tespit tutanağı, yakalanarak ele geçtiğine dair tutanak, vaka kanaat raporu, sevk belgesi ve dosya kapsamında bulunan diğer bütün belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.
8.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. III. GEREKÇE
1.Suç tarihlerinde askerliğe elverişliliği hususunda şüphe bulunmayan sanık tarafından, sevdiği kişinin başka biriyle evlendirilecek olması sebebiyle süresinde birliğine katılamadığı şeklinde ileri sürülen hususların, askerlik hizmetine ... tutulabilir nitelikte olmadığı, aniden ortaya çıkmadığı, sanığın birliğine katılmakta geciktiği süre içinde özür oluşturan hâli gidermeye yönelik olarak herhangi bir davranış sergilemediği dikkate alındığında; sanığın eyleminin 1632 sayılı Kanun'un 66 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenmiş olan izin tecavüzü suçunu oluşturduğu sabit görülerek Mahkemece, sanık hakkında alt sınırdan ceza tayin edilip ardından takdiri indirim uygulanması suretiyle mahkumiyet hükmü kurulmasında, olumlu kanaat oluşmaması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde, adli para cezası seçenek yaptırımının tercih edilmiş olmasında ve bir gün karşılığı olarak adlî para cezasının suç tarihinde geçerli olan alt sınırdan belirlenmesi ve adlî para cezasının taksitlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3.Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi ve adli para cezasının bir gün karşılığı olarak belirlenecek miktarın gösterilmesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının gösterilmemesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2018 tarihli ve 2017/1120 Esas, 2018/322 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, adlî para cezasının gün karşılığının belirlenmesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.05.2023 tarihinde karar verildi.