DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/3064 E. , 2023/340 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/01/2021 tarih ve E:2016/41655, K:2021/70 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve 667 sayılı KHK'nın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/01/2021 tarih ve E:2016/41655, K:2021/70 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf isteminin … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla esastan reddine karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiği, ceza yargılamasında beraat kararı verilmesinin idari yargılama yönünden bağlayıcılığı bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Yıllık Kurulu Üyeliği yönünden, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Akademisinde 35. Dönem Adli Yargı Albüm Kurulu üyeliği yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Unvanlı görev yönünden, davacının, FETÖ/PDY terör örgütünün Adalet Bakanlığı ve Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde ağır ceza mahkemesi başkanı olarak görevlendirilmesinin, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Dijital Materyaller yönünden, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının ikametinde yapılan aramalarda ele geçen bir kısım dijital materyallerden elde edilen verilerin ve depolama alanına zarar verilmiş hard diskin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici unsurlar olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, cemaat ve örgütle bir ilgisinin olmadığı, kendisinin irtibat ve iltisaklı olduğuna ilişkin somut delillerin olmadığı, ceza mahkemesi tarafından oy birliğiyle hakkında beraat kararı verildiği, bu kararın idari yargıyı da bağladığı, davacının hakkında şikayet ya da ihbar bulunmadığı, 18 yıl boyunca mesleğini başarıyla yaptığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu; … isimli tanığın … Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği ve önceki ifadesinden tamamen farklı ifadesine gerekçede değinilmediği, lehe olan tanık beyanlarının gerekçede dikkate alınmadığı, … 'nın ifadesinin kanaate dayandığı, tanığın görgüye dayalı bilgisinin olmadığı, … ve … isimli tanıkların ifadelerinin lehine olduğu, ancak Daire tarafından aleyhe olarak yorumlandığı; kararda belirtildiği şekilde özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesinde çalışmadığı, … Ağır Ceza Mahkemesine eş durumundan atandığı ve anılan mahkemede sadece dört ay çalıştığı, yeni kurulan bir mahkeme olduğu ve dosyasının bulunmadığı, unvanlı göreve atanma şeklinde değerlendirilmemesi gerektiği; yıllık kurulu üyeliği için dönem arkadaşlarının ısrar ettiği, bu durumun örgütle alakasının olmadığı; kaymakamlık konutunda tespit edilen şeylerin kendisine ait olmadığı, dijital materyaller üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinin hatalı olduğu ve Daire tarafından itibar edilmemesi gerektiği; idare tarafından hakkında soruşturma açılmadığı, savunmasının alınmadığı, anılan suç örgütü ile hiçbir bağının bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkında … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf isteminin …Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla esastan reddine karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.
Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 27/01/2021 tarih ve E:2016/41655, K:2021/70 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 27/02/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY
X- 667 sayılı KHK'nin 3. maddesinin 1. fıkrasında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hakim ve savcılar hakkında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca karar verileceğine ilişkin düzenleme gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin keyfilikten uzak ve somut veri ve delillere dayanması gerekir. Dosyanın incelenmesinden; Dairece karara gerekçe yapılan tanık ifadelerinin, davacının FETÖ üyesi olduğuna ya da bu yapı ile iltisak ve irtibatı olduğuna dair görgüye dayalı somut bilgiler içermediği, beyanların soyut nitelikteki duyuma ve tahmine dayalı olduğu görülmektedir. Ayrıca davacının yıllık kurulu üyeliğinde bulunması ile Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına tanmış olması ile dijital materyallerin tek başına davacının FETÖ terör örgütü ile iltisak veya irtibatını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bu çerçevede, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulamadığı, sunulan tanık beyanları ile diğer delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilik ve nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.