16. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/198 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/10/2022
NUMARASI: 2019/601E, 2022/739K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı alacaklı müvekkilinin şirket cari hesap bakiye alacağı olan 21.797,77-TL'yi davalı borçlu şirketin bütün sözlü uyarılarına rağmen ödemediğini, bunun üzerine davalı/borçlu hakkında Kadıköy ...Noterliği'nin 19/02/2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile söz konusu cari hesap alacağının ödenmesi aksi takdirde yargı yoluyla tahsil edileceğinin ihtar edildiğini, davalı/borçlunun işbu noter ihtarnamesine rağmen borcunu ödemediğinden dolayı hakkında İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı/borçlunun 10/05/2013 tarihinde icra takibine süresinde itiraz ettiğini, itiraz dilekçesi ekinde sunduğu 21/10/2012 tarihli tahsilat makbuzunu belge olarak sunduğunu, adı geçen belgede üç adet vadeli çek ile 16.500,00-TL'lik bir ödeme yaptığını beyan ettiğini, fakat alacağın 21.797,77-TL ve davalı borçlu şirketin ödediğini iddia ettiği üç adet çekin toplamının ise 16.500,00-TL olduğunu aradaki farkın 5.297,77-TL olduğunu, davalı/borçlunun ihtarnamenin tebliğ tarihinde müvekkili şirketin kesinlikle teslim almadığını belirttiği henüz ödeme vadeleri gelmemiş olan çekleri ödeme yoluna gittiğini, davalı/borçlu şirketin baştan sona kadar art niyetli ve basiretsiz bir tüccar gibi davrandığını ve alacaklı müvekkilini ve kendisini sıkıntıya soktuğunu, ayrıca davalı/borçlunun kendisini borçtan kurtarmak için sahte tahsilat makbuzu düzenlediğini, makbuz üzerindeki imzanın kesinlikle müvekkili şirketin tek yetkilisi ...'ye ait olmadığını, ticari defterlerinde de böyle bir kaydın bulunmadığı beyanla alacakları olan 21.797,77-TL nin tespitine, icra dosyasına itirazın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ...'nin taraflar arasındaki ticari ilişkiyle ilgisi bulunmadığını bu nedenle ... yönünden husumet itirazlarının bulunduğunu, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası nedeniyle İstanbul 23 İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/869 esas sayılı dosyasında açtığı davanın reddedildiğini, müvekkilinin davacı tarafa bir borcu olmadığını, davacının daah açnce ... Malz. Şti unvanı ile kurulduğunu yahut aynı anda kurulduklarını, davacı şirketin yetkilisil olan davacının damadı ... isimli kişinin 3 adet köpek maması alana 1 adet bedava kampanyası olduğunu belirttiğini, bunun üzerine 3 adet toplam 16500TL bedelli çekin verildiğini, daha öncesinde de ticari ilişkileri olduğunu, davacının cüzi bir miktar alacağı olduğunu, ancak mamaların da teslim edilmediğini, çeklerin de ibraz edilmediğini, davalı şirket yetkilisini üçüncü bir kişinin arayarak tehdit ettiğini, davacı şirketin yetkilisi olan ...'nin damadı ...'ın ödemeye ilişkin çekleri Faktoring şirketine kırdırdığını, çeklerin iadesi halinde 2000 300=tl bakiye borcun ödenmesine hazır olduklarını, davalı tarafından teslim edilen mallara ilişkin faturaların ise ödendiğini, çekleri ...ın aldığının davacıya belirtildiğini ancak sonuç alınamadığını, çok fazla alacak talep edildiğini belirterek haksız davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI:
İlk derece mahkemesinin 2014/618 Esas, 20216/850 Karar sayılı, 01/12/2016 Tarihli ilamında; "Tüm dosya kapsamına göre; Davalı ile davacı şirket arasında cari hesap tutulan ticari ilişki bulunduğu, bu ticari ilişki nedeniyle tarafların ticari defter kayıtlarının leh ve aleyhlerinde kesin delil olarak kabul edileceği, tartışmasızdır. Her iki tarafın ticari defterlerine göre davalı taraf davacıya borçludur. Ancak davalı icra takibine yaptığı itirazda ibraz ettiği gibi davacı tarafa toplam 16.500,00 TL tutarında 3 adet çek ve 25/12/2011 tarihli makbuz karşılığında nakit ödeme yaparak borcundan kurtulmuştur. Bu nedenle davacının cari hesap alacağı kalmadığından davanın reddine "karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KARARI: Dairemizin 2017/2874 Esas 2019/2329 Karar sayılı, 01/11/2019 Tarihli ilamı ile; "Mahkemece davalı tarafın ödeme savunması kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; davacılar vekili aşamalardaki beyanında 3 adet çeke ilişkin tahsilat makbuzundaki imzayı ve 4.600,80 TL bedelli makbuzdaki imzayı kabul etmediklerini belirtmiş, keza davalı vekili cevap dilekçesinde 3 adet çekin tahsilat makbuzunun şirket temsilcisi olmayan temsilcinin damadı ...'ın şirket elamanına teslim edildiğini beyan etmiştir. Mahkemenin 01/06/2015 tarihli duruşmasında ise; imzanın şirket yetkilisine ait olmadığının ihtilafsız olduğu ve bu nedenle imza incelemesinin gerekli olmadığı da açıkça yazılmıştır. 3 adet çekin davacı şirketin defterinde kayıtlı olmadığı, ... Bankası'nın cevabi yazısına göre; ilgili çeklerin ibraz bilgilerinin de bulunmadığı dikkate alındığında mahkemenin 3 adet çek bedelinin doğrudan alacaktan mahsup edilmesi hatalıdır. Bununla birlikte 25/12/2011 tarihli 4.600,80 TL bedelli makbuz fotokopisindeki imza davacı tarafça kabul edilmemiş olup bu hususta mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmiş olması nedeniyle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf istemi de yerindedir. Davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ilgili ödeme yönünden makbuz aslının ibrazı için davalı tarafa süre verilerek imza incelemesi hususunda bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra tüm delillerin incenelerek, neticeten davalının tüm borcun ödendiği iddiası yönünden delil listesinde yemin deliline dayanmış olmakla yemin hususunun değerlendirilmesi gereklidir.
Davacılar vekili, netice-i talebinde alacağın tespiti ve itirazın kaldırılması talebinde bulunmuştur. Mahkemece, itirazın iptaline ilişkin değerlendirilme yapılmış ise de; takip konusu alacak ile dava konusu harçlandırılmış alacak miktarları farklıdır. Açıklanan nedenle neticeten toplanacak delillere göre; davanın itirazın iptali davası mahiyetinde olduğu ve dava şartı olan husumetin değerlendirilmesi gerekli olmakla istinaf isteminin bu yönlerden kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararın HMK'nın 353/1-a-(6) maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. " şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2019/601 Esas 2022/739 sayılı , 13/10/2022 Tarihli ilamında; "1-Davanın ... yönünden aktif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine, 2-Davanın davacı ... San. Dış Tic. Ltd. Şti. yönünden KISMEN KABULÜ İLE, davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibine yaptığı itirazın 19.959,67-TL asıl alacak ve 443,62-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.403,29-TL yönünden İPTALİNE, takibin 19.959,67-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda avans faiz yürütülmek suretiyle ve takip talebindeki diğer koşullarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Hükmolunan 20,403,29-TL'nin %20'si oranında (4.080,66-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, 4-Davalının kötü niyet tazminatı isteminin yasal koşulları oluşmadığından reddine," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı ... San.Ve Dış Tic.Ltd Şti ve ... San.Dış Tic.Ltd.Şti arasında organik ve fiili bağlantı olduğunu, ortakları aynı olmakla bu iki şirketin aynı şirket olduğunu, davacı şirketin ... hesaplarına haciz geldiğini, ...' den kesilen faturanın ... şirketine ödenmesini müvekkilinden talep ettiğini, müvekkillerinin iyiniyetli olarak ...'den aldığı fatura bedellerini aynı ortakları aynı iki şirket olarak bildiği ... Şti'ne ödeme yaptığını, davacı tarafın ticari defterlerine bakıldığında, 4 yıl boyunca taraflarına fatura kesip mal verdiklerini, ancak faturaların karşılığını almadıklarını iddia ettiğini, hem hiçbir faturanın alacağını almayıp, talep edilmeyip hem de 4 yıl boyunca alacağın varken mal vermeye devam etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ... şirketinin mükerrer tahsilat yapma girişiminde bulunmasının haksız ve kötüniyeti açıkca ortaya koyduğunu, davacı şirket yetkilisi ... ve damadı ... adlı kişinin ... Şirketi üzerinden aldığı ödemeleri tekrar davacı ... şirketi üzerinden talep ettiğini, davacılar aleyhine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/70545 Sor.sayılı dosyası ile şikayette bulunduğunu, davaya konu çeklerin tahsilat makbuzu ile davacı şirkete teslim edildiğini, çeklerin bedelini müvekkil şirket yetkilisinin tehdit ve hakaret altında ... isimli kişiye 09.04.2015 tarihinde 3.500 TL faizi ile birlikte toplam 20.000 TL olarak ödediğini, ancak bu kişiler çekleri kargo veya elden göndereceklerini beyan etmelerine rağmen bugüne kadar göndermediğini, müvekkilinin savcılık dosyasındaki ifadesinde bunu ifade ettiğini, davacı şirkete herhangi bir borcunun söz konusu olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava kabul edilmesi ve müvekkili aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, tazminat koşullarının oluşmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE Dava,
İİK 67.maddesi gereğince açılan itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi,
HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta Dairemiz kararından sonra, davalının takibe itirazındaki ödeme savunmasına konu tahsilat makbuzu yönünden imza incelemesi yapılmış, bilirkişi raporunda imzanın davacı şirket yetkilisi eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Mahkemenin kabulüne göre çek tahsilat makbuzlarındaki imza davacı şirket yetkilisine ait olmayıp, davalı da cevap dilekçesinde çeklerin davacı şirket yetkilisine değil şirket yetkilisinin damadına verildiğini savunmuştur. Bankanın yazı cevabına göre çeklerin ibraz edilmediği sabittir. Bu durumda davalının ödeme savunmasını yazılı delil ile ispat edemediği, davalı şirket yetkilisinin borcun ödenmediğine dair usulüne uygun yemin ettiği de dikkate alındığında ilk derece mahkemesince itirazın iptali isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi yerindedir. Ancak, davacı vekili icra inkar tazminatı talep etmemiş olmakla;
İİK 67/2 maddesi gereğince talep olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken kabulü yerinde görülmemiş, istinaf isteminin bu yönden kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan nedenle davalının istinafının kısmen kabulüne,
HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, kazanılmış haklar koruanarak Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.