Aramaya Dön

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/221
Karar No
K. 2023/726
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/221 Esas
KARAR NO: 2023/726
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 06/04/2021
KARAR TARİHİ: 12/10/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.11.2015 günü sürücü ... nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın İzmir Buca da çarpışması neticesinde davacı ... ağır yaralandığını, söz konusu kaza nedeniyle İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin ...

K. Sayılı dosyasından ceza yargılaması yapıldığını davalı ...

plakalı araç sürücüsü ...'nın ceza aldığını ve bu kararın kesinleştiğini,davacının kaza tarihinde DEÜ .... Sınıf öğrencisi olduğunu, kazadan sonra müvekkilinin iki yıla yakın süre okuluna ara vermdiğini tedavi ve bakımının ailesi tarafından Samsunda yapıldığını, davacının zamanla kazaya bağlı olarak artan şiddette ağrılar ve maluliyet meydana geldiğini belirterek resen göz önüne alınacak diğer nedenlerle HMK 107/1 maddesi uyarınca alacak miktarı belirsiz olduğundan ve yargılamayı gerektirdiğinden , dava değeri yargılama aşamasında belirlendiğinde arttırılmak üzere 11.11.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle talep ettikleri ve fazlaya ilişkin hakkları saklı kalmak koşuluyla şimdilik, 2500 TL kalıcı iş görmezlik, 500 TL geçici iş görmezlik maddi tazminatının (sigorta şirketinden sınırları dahilinde) davalılardan müştereken ve müteselsilen kaza tarihinden yasal faiziyle tahsiline ve 100.000-TL manevi tazminatında yine kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazaya karışan ... plakalı, ... adına kayıtlı aracın ...poliçe numarası ile 25.01.2015 - 25.01.2016 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile teminat altına alındığını, davalı şirketin poliçe kapsamında sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, poliçeden dolayı sorumluluğumuz, sigortalımızın kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda azami 290.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, teminat limiti bildirmemiz davayı kabul anlamına gelmediğini, manevi tazminat talepleri Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi teminatı dışında olduğunu, davacı tarafından, müvekkil sigorta şirketine dava konusu kaza nedeniyle yapılan başvuru üzerine ... numaralı hasar dosyası açıldığını, işbu hasar dosyası kapsamında, 12.04.2021 tarihinde davacıya 32.930,35-TL hasar ödemesi gerçekleştirildiğini, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplanan tazminatla davacının zararlarının davalı şirket tarafından fazlasıyla karşılandığını belirterek tüm yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davalı ... tarafından 12.04.2021 tarihinde davacıya yapılan ödeme ile dava konusu kaza nedeniyle tüm zararları karşılanmış olduğundan davanın reddine, davalı şirketin poliçe kapsamında geçici iş göremezlik zararlarına ilişkin sorumluluğu bulunmadığından bu talepler yönünden her halde davanın reddine, davaya yönelik tüm beyanlarının dikkate alınmak suretiyle şartların varlığı halinde sigortalı araç sürücüsü ve işletenine rücu hakkımız saklı kalmak kaydıyla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine ilişkin karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Açılan dava, 11.11.2015 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası neticesinde yaralanan ...'in vücut bütünlüğünde kalıcı işgöremezlik oluşup oluşmadığı, yaralanması nedeniyle iyileşme süresinin ne kadar olduğu, oluşmuş ise kalıcı işgöremezlik ve iyileşme sürecinde çalışamaması sebebiyle davacının mahrum kaldığı ve kalacağı gelirlerinin, ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminat bedelinin davalıdan tahsili taleplerine ilişkindir.

Mahkememizce dosya davacının dava konusu trafik kazası sebebiyle maluliyetine ilişkin rapor aldırılmak üzere Ege Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Kurumu Başkanlığına sevk edilmiş, 28/02/2022 havale tarihli Adli Sağlık Kurulu Raporunda; 08.08.1994 doğumlu ...'in 11.11.2015 tarihli trafik kazasına bağlı olarak oluşan engellilik oranı, üst yazınızda herhangi bir yönetmelik belirtilmediğinden Yargıtay'ın bu konudaki son kararları doğrultusunda “Engellilik Ölçütü Sınıflandırılması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik” (Resmi Gazete. Mart 2013 tarihli 28603 sayılı) dikkate alınarak değerlendirildiğinde; Değerlendirmeye esas yönetmelik uyarınca şahsın engellilik oranına neden olacak bir arızasının bulunmadığı, dolayısıyla engellilik oranının %40 (yüzde sıfır) olduğu mütalaasına varılmıştır. Şahıs, olaya bağlı psikiyatrik şikayetleri olduğunu, psikiyatrik şikayetlerine yönelik herhangi bir başvurusunun olmadığını belirtmiş olup tarafınızca iştenildiği takdirde kişinin psikiyatrik şikayetlerine yönelik en az 6 ay boyunca düzenli psikiyatrik izleme alınması ve sonrasında kişide olaya bağlı psikiyatrik tanı ölçütlerini karşılar kalıcı bir ruhsal bozukluk olup olmadığını, olaya bağlı psikiyatrik tanı ölçütlerini karşılar kalıcı bir ruhsal bozukluk var ise tedavi ile çalışma olanağı verip vermediğini ve tedavi ile işlevsellik durumunu (tedavi ile işlevselliği tam düzelen/kısmen düzelen/düzelmeyen şeklinde) belirten en az üç Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanından oluşan kurul raporunun Anabilim Dalımıza gönderilmesi halinde varsa olaya bağlı kalıcı psikiyatrik arızası da göz önünde bulundurularak istenen husustaki raporu tekrar düzenlenebilecektir. Olaya bağlı yaralanmaların ortalama fizyolojik tıibbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) ay olarak kabulünün uygun olacağı ancak kesin iyileşme süresinin varsa kişinin takip ve tedavisini yapan hekimler (sağlık kuruluşu) tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir raporu ile belirlenebileceği mütalaasına varılmıştır. Değerlendirmeye esas yönetmelik uyarınca şahsın yaralanma nedeniyle sürekli bakıma muhtaç olmadığı. geçici olarak bakıcıya muhtaç olunan süre ile ilgili olarak yönetmelikte bir değerlendirme olmamakla birlikte olaya bağlı yaralanmalar nedeniyle yardıma ihtiyaç duyacağı sürenin 3 (üç) hafta olarak kabulünün uygun olacağı kanaatine varıldığını, Davacının bu kaza nedeniyle SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin ne kadar olabileceği hususunun bu konuda uzman bir bilirkişi tarafından belirlenmesinin uygun olacağı mütalaasına varıldığını bildirmişlerdir.

Mahkememizce dosya rapor aldırılmak üzere mahkememizce görevlendirilen Trafik Hasar Uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş ve 26/04/2023 havale tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır.

Bilirkişi raporunda; Bilirkişi Daire Başkanlığı tarafından Bilirkişinin uyacağı r.ehber ilkeler ve Bilirkişi Raporlarında bulunması gereken standartlar başlığında 07.09.2020 tarihinde 32 maddelik bir talimat yayımlanmıştır. Bu talimatın 27 maddesinde açıkça belirtilen " Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmesiyle mümkündür ve sadece hakimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli tali kusurlu kusursuz yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hakimin yerine geçmeye ifade eder" yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hakimin yerine geçmeye ifade eder" denilmektedir. Yine bu husus İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından da tarafımıza bildirilmiştir. Bu gerekçe ile tebliğ gününden itibaren raporlarda kusur dağılımı yapılmamaktadır. Bu hali ile;Mağdur yaya ... karşıdan karşıya geçme kurallarına uymadığından dolayı kazanın oluşumunda etken olduğunu, ... plakalı otomobil sürücüsü ... kontrolsüz sürüş yaparak kazadan aktif kaçınma davranışları sergilemediğinden dolayı kazanın oluşumunda etken olduğu hususlarında görüşlerini bildirmiştir.

Mahkememizce dosya rapor aldırılmak üzere mahkememizce görevlendirilen Aktüerya Uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş ve 27/07/2023 havale tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bilirkişi raporunda; 11.11.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu sürekli malûl kalmayan davacının maddi zararının giderildiği hususlarındaki tespitlerini bildirmiştir.

Mahkememizce dosya davacının dava konusu trafik kazası sebebiyle maluliyetine ilişkin rapor aldırılmak üzere İstanbul... İhtisas Dairesi Adli Tıp Kurumu Başkanlığına sevk edilerek 19/01/2023 havale tarihli Adli Tıp Kurumu Raporunda;

Sadık kızı, 08.08.1994 doğumlu ...’in 11.11.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri Kapsamında, fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, dolayısıyla;Tüm vücut engellilik oranının % 0(yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (Dört) aya kadar uzayabileceği hususu mütalaa etmiştir.

Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları ; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.

Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.

Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. 2918 sayılı Kara Yolları Trafik Kanunun 85/1 maddesine göre bir aracın işletilmesi bir kimsenin ölmesi veya yaralanması yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Aynı yasanın 91.maddesinde ise işletenlerin Kara Yolları Trafik Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu belirtilmiştir.

Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.

Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.

Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.

Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 6098 sayılı TBK'nun 56. Maddesinde bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda hakim tarafından olayın özellikleri göz önünde tutularak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat tazminat olarak ödenmesine karar verilebileceği, ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği düzenlenmiştir. 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.

Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s.

1180.bu husus kabul edilmektedir.

Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerekmektedir. Karayolları Trafik Kanunu'nda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ''Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar'' başlıklı 92. maddesinde: ''Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.

a)İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,

b)İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,

c)İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,

d)Bu Kanun’un 105. maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,

e)Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,

f)Manevi tazminata ilişkin talepler'' hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, burada örnekseme yoluna gidilmeyip tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır. Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından, sadece tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır. Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir.

Somut olayda yukarıda bahsi geçen yasal düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu kaza neticesinde davacının yaralanması çerçevesinde vücut bütünlüğünde sürekli iş göremezlik oranı oluşmadığı, geçici iş göremezlik süresinin 4 ( Dört) ay olduğu, davalının kusuru oranında isabet eden geçici iş göremezlik miktarının da davalı ... tarafından karşılandığı anlaşılmakla vücut bütünlüğünde sürekli iş göremezlik oranı oluşmayan davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin ise davalı ... tarafından karşılanmış olması nedeniyle reddine yönelik olarak yukarıda açıklanan gerekçeler dahilinde karar verilmiş davacının manevi tazminat talebinin ise kazanın meydana gelmesi noktasında davacının da etken davranışının bulunduğu, kaza neticesinde davacının vücut bütünlüklerinde sürekli iş göremezlik oluşmaması, yaralanmaları neticesinde davacının 4 ay süre ile geçici olarak iş göremez hale gelmesi ile birlikte kaza tarihi itibariyle, hak ve nesafet kuralları ile tarafların mevcut ekonomik durumları dahilinde davacı lehine 5.000,00-TL manevi tazminat takdirinin uygun olacağı kanaatiyle, neticeten açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik talepleri yönünden reddine

2.Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden (11.11.2015 tarihinden)itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,

3.Fazlaya ilişkin talebin reddine, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 341,55‬-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 351,80-TL harcının mahsubu ile bakiye 10,25‬-‬TL karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

Davacı tarafından sarf olunan 0,60-TL KEP masrafı, 1.224,00-TL tebligat masrafı, 154,00-TL E-tebligat masrafı, 314,00-TL dosya masrafı, 1.810-TL İzmir Ege Üniversitesi A.T.K rapor ücreti, 2.400-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.902,6‬-TL'nin davanın kabul ret oranı dikkate alınarak 288,02-TL'sinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23/14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davanın kabul ret oranı dikkate alınarak 64,41-TL'sinin davalı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına, 1.255,59‬‬-‬TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 5.000-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 3000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... şirketine verilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 12/10/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog