7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; 27/12/2021 tarihinde meçhul sürücü sevk ve idaresindeki meçhul plakası tespit edilemeyen aracı ile, Yeşildere Caddesinden Konak merkezine doğru seyreden müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosiklete arkadan çarpması sonucu trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gördüğünü, davanın safahatında rapor alındığında davacı müvekkilinin maluliyet oranın geçici ve kalıcı iş göremezlik açığa kavuşacağını, kaza ile ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapıldığını, müvekkilinin belirtilen kazadan kaynaklı geçici ve kalıcı maluliyetinin tespiti ile bu maluliyete tekabül eden maddi zararının davalıdan tazmini talep ettiğini belirterek fazlaya ilişkin tüm dava ve tazminat talep haklarının saklı kalmak kaydı ile müvekkili için 100 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200 TL tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, dava şartı olan arabuluculuk aşamasında davacı müvekkiline temsil ettiğinden ötürü tarafları lehine arabuluculuk vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili kuruma kazanın meydana gelmesine ilişkin sabit delil sunulmaksızın yapılan başvurunun haklı nedenle reddedildiğini, davanın kabul anlamına gelmemek kaydıyla kazaya neden olduğu iddia edilen plakası tespit edilemeyen aracın, araç cinsinin araştırılmasının gerektiğini, müvekkili kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğunun bulunmadığını, davayı kabul etmemekle birlikte davacı tarafın dava konusu kaza nedeniyle iş göremez duruma düştüğünü, adli tıp kurumundan alınacak raporla ispatlaması gerektiğini, davanın ilgililere ihbar edilmesi gerektiğini, araç maliki ve sürücüsü tarafından davacı yana herhangi bir ödeme yapılmış ise bu durumun tespit edilmesini, sosyal güvenlik kurumu tarafından davacı yana yapılan herhangi bir ödemenin var olup olmadığının tespiti için sosyal güvenlik kurumuna müzekkere yazılmasını, davayı kabul etmemekle birlikte davacı tarafın kazanın meydana gelmesinde kusurunun olup olmadığının araştırılması ve aleyhlerine tazminata hükmedilmesi ihtimalinde hükmedilecek tazminattan müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte davacı tarafça talep edilen tazminat miktarının alanında uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesine yönelik talebi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın kabulü ihtimalinde davanın açılmasında müvekkil kurumun kusuru olmadığından aleyhe vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek tüm yasal ve haklı sebeplerle haksız ve mesnetsiz açılan işbu davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Zorunlu mali sorumluluk sigortasının yaptırılmaması durumunda Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereği, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilinde işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu Güvence Hesabı karşılayacaktır. Bu nedenle Z.M.M.S. Genel Şartlarının değerlendirilmesi gerekecektir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;ZMMS genel hükümleri uyarınca haksız fiil koşullarının varlığı halinde davalı yanın sorumluluğunun doğması gerektiği, bu hali ile Haksız fiilin dört unsuru bir arada içermesi gerektiği, haksız fiilin koşularının oluşabilmesi için kusura dayalı bir fiil sonucunda zararın meydana gelmesi ve bu zarar ile fiil arasında illiyet bağı bulunmasının gerektiği, Davacı yan 27/12/2021 tarihinde meçhul sürücü sevk ve idaresindeki meçhul plakası tespit edilemeyen aracı ile, Yeşildere Caddesinden Konak merkezine doğru seyreden davacı asilin sevk ve idaresindeki motosiklete arkadan çarpması sonucu trafik kazasının meydana geldiğini, bu nedenle davaca asilin yaralandığını gerekçesi ile davasını ikame ettiği anlaşılmış ise de; somut olay kapsamında davacının çift taraflı trafik kazası yaşadığının ispat edilemediği, davacının İzmir CBS dosyası kapsamında kazaya ilişkin alınan mağdur beyanında yolda seyir halinde iken markasını, modelini hatırlamadığı bir aracın kendisine çarptığını ve sonrasında gözünü hastanede açtığını beyan ettiği, İzmir CBS dosyasında kazaya ilişkin bir görüntünün bulunmadığı, tanıklığına başvurulacak kimsenin bulunmadığının tutanak altına alındığı, kaza mahalinde kolluk tarafından kaza tespit tutanağı tutulduğu, kaza tespit tutanağı uyarınca davacı idaresindeki motorsiklet ile merkez istikametinden gelerek Yeşildere Caddesini takiben Karabağlar su kemerleri istikametine sol şeritte seyrederken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu ... Hızla savrulup düşüp yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, motosiklet sürücüsü ...'in kazada; 2918 sayılı KTK 52/1-B kuralını ihlal ettiği” şeklinde değerlendirme yapıldığı,
Mahkememiz dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda kaza tespit tutanağı nazara alınması halinde;Mahkememizce dosyanın tevdisi üzerine trafik alanında uzman... tarafından hazırlanan ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilen 15/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ".. bu hali ile 5.1. ...7 plakalı motosiklet sürücüsü ...'in dikkatsiz sürüş yaparak düştüğünden dolayı kazanın oluşumunda ETKEN ise de, taktirin mahkemeye bırakıldığı hususunda kanaat belirtildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce raporlara yapılan itirazlar neticesinde 29/05/2023 tarihli ek raporda ise, "yapılan itirazlar doğrultusunda ek rapor alındığı, ek rapor doğrultusunda ise "tüm dava dosyası dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre irdelendiği, bu bilgilere göre de kazanın oluş şeklinin terditli hazırlanmak zorunda kalındığı, bu hususların gerekçeleri ile kök raporda izah edildiği, bu hali ile kusur durumunda değişiklik yapılamasına gerek yok olmadığı" yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi raporunda kaza tespit tutanağının esas alındığı hali ile sürücünün kusurunun bulunduğunun belirtildiği, kazanın meydana geldiği yerin oldukça işlek bir yer olduğu, kaza saatinin akşam saatine denk geldiği, davacının yol bariyerlerine çarparak durduğu ve İzmir CBS dosyasında alınan beyanında kaza sonrasında gözünü hastanede açtığı göz önüne alındığında; dosyada kazayı gören bir kimsenin bulunmamasının hayatın olağan akışı ile açıklanmasının mümkün olmadığı, kaza tespit tutanağında kazaya ilişkin başkaca bir aracın varlığından ihtimal halinde olsa dahi bahsedilmediği, Davacının öncelikle kazaya karışan başkaca bir aracın varlığını ispat edecek bir delillendirme yapması gerektiği, bu hali ile davacı asilin kendi kusurundan ileri gelen bir fiilinin bulunmadığına ilişkin bir delillendirmenin yapılmadığı, bu nedenle ispat yükü kendisinde olan davacının davasının ispat edemediği değerlendirilmekle karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın ispatlanamaması nedeni ile REDDİNE,
2.492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu neticesinde bakiye 189,15-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3.Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı Güvence Hesabı kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 200-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
6.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi gereğince kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.30/11/2023 Katip...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)
Bu belge 5070 sayılı kanun kapsamında DYS üzerinde hazırlanmış ve e-imza ile imzalanmıştır.