7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12/07/2021 tarihinde müvekkilinin maliki olduğu... plaka sayılı araç ile ...'in sürücüsü,...'ün maliki olduğu ... plaka sayılı araç arasında trafik kazası meydana geldiğini, kazada davalı ... plaka sayılı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza neticesinde müvekkilin ait aracın büyük hasara uğradığını ve İzmir Karabağlar ... Otomotiv'de tamir edildiğini, hasar onarım süresinin ise on gün sürdüğünü, araçta 6.869,51 TL maddi hasar meydana geldiğini ve araçta büyük değer kaybı meydana geldiğini, müvekkilinin, davalı sigorta şirketine kazadan kaynaklı değer kaybı tazminatı nedeniyle 21/12/2022 tarihinde mail üzerinden başvurulduğunu ve sigorta şirketi tarafından 04/01/2023 tarihinde 1.563,00 TL ödeme yapıldığını, söz konusu ödemenin müvekkilinin aracında meydana gelen gerçek değer kaybını karşılamaması nedeniyle 23/01/2023 tarihinde bakiye değer kaybı için başvurulduğunu ancak sigorta şirketi tarafından başkaca herhangi bir ödeme yapılmayacağına ilişkin cevap verildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve belirlenebilir olduğunda artırılmak üzere 50,00 TL değer kaybı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıların tamamından müşterek ve müteselsilen tahsiline, 50,00 TL ikame araç bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı araç sürücüsü ... ile davalı araç maliki...'ten tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazlarının olduğunu, davanın belirsiz dava olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin 04.01.2023 tarihinde 1.563,00 TL değer kaybı ödemesi yaptığını ve poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirdiği, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu, davacıya ait aracın dava konusu kazadan önce bir kazaya karışıp karışmadığının tespitini talep ettiklerini belirterek davanın reddine, davacının davasının ispatı halinde, müvekkili şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmamasını, olmaz ise, asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı bakiye poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmilini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Açılan dava, 12/07/2021 tarihinde davalı sigorta şirketinden Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortaları bulunan ... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu davacıya ait ... plaka sayılı araçta meydana gelen hasar ve hasar nedeniyle oluşan değer kaybı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s.
1180.bu husus kabul edilmektedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.
Mahkememizce dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 12/07/2021 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davalı sigorta şirketi nezdinde ... plakalı araca ait olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, hasar dosyası, ... plakalı araca ait tramer kaydı, ekspertiz raporu ve sair deliller bulundurulmak suretiyle bilirkişi raporu alınmak üzere dosya bir trafik alanında uzman bir otomotiv alanında uzman makine mühendisi bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilerek rapor aldırılmıştır.
04/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; kusur yönünden...’ün maliki olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...’in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 57/a ve 84/h maddelerini ihlal ettiği,...’nın maliki olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsü...’nın bu kazanın oluşumunda atfı kabil kusurunun olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı; bakiye değer kaybı, ikame araç bedeli yönünden ... plaka sayılı aracın 2.el satışı esnasında değer kaybı bedelinin 2.000,00 TL olabileceği kanaatine, ancak davalı sigorta şirketi vekilinin cevap dilekçesindeki beyanına göre davacı tarafa 04.01.2023 tarihinde 1.563,00 TL değer kaybı ödemesi yapması nedeniyle bakiye değer kaybı bedelinin 437,00 TL olabileceği, ... plaka sayılı aracın onarım süresi boyunca 900,00 TL ikame araç talebi oluşabileceği hususlarında oluşan görüş ve kanaatleri bildirilmiştir.
Davacı vekilinin 12/10/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde 50,00 TL olarak talep ettikleri değer kaybı taleplerini 387,00TL artırarak 437,00 TL'ye ıslah ettiklerini beyan ettiği ve arttırılan dava değeri üzerinden eksik harcı mahkememiz veznesine yatırdığı görülmüştür.
Davacı vekili 23/11/2023 tarihli duruşmada ikame araç temin edildiği için bu bedel yönünden davayı ıslah etmediklerini beyan etmiştir.
Dava dilekçesi, bilirkişi heyeti raporu, ıslah dilekçesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... plakalı araç sürücüsünün dava konusu trafik kazasının meydana gelmesine etken olduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 2.000,00TL'lik değer kaybı bedelinin belirlendiği, ancak davalı sigorta şirketi tarafından 04/01/2023 tarihinde 1.563,00 TL ödeme yapılması nedeniyle bakiye değer kaybı bedelinin 437,00 TL olduğu, davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı anlaşılmakla anlaşılmakla değer kaybı yönünden açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş fakat davacı vekili 23/11/2023 tarihli duruşmada ikame araç temin edildiği için bu bedel yönünden davayı ıslah etmediklerini beyan ettiği anlaşıldığından ikame araç hakkındaki davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
437,00-TL bakiye değer kaybı bedelinin, Davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti dahilinde 04/01/2023 tarihinden, davalılar ... ile ... yönünden 12/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, İkame araç bedeli yönünden DAVANIN REDDİNE,
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcının, davanın açılışı sırasında yatırılan 179,90-TL peşin harç ile 6,61-TL ıslah harcı olmak üzere peşin yatırılan toplam 186,51-TL harçtan mahsubu ile bakiye 83,34-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan 5,50-TL KEP ücreti, 80,00-TL elektronik tebligat ücreti, 348,00-TL tebligat ücreti, 2.400,00 TL bilirkişi ücreti, 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı, 6,61-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.199,91-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 437,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... ve kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 50,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, 77155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23/14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi gereğince KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.23/11/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)