Esas No
E. 2023/2058
Karar No
K. 2023/2081
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İş Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2058

KARAR NO: 2023/2081
KARAR TARİHİ: 21/11/2023

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 18/05/2023

NUMARASI : 2021/558 Esas ve 2023/415 Karar

DAVANIN KONUSU : Alacak

BAM KARAR TARİHİ : 21/11/2023

KARAR YAZIM TARİHİ : 21/11/2023

Davalı .... Şti vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Davacı dava dilekçesinde özetle; davalıların davacı idare ile hizmet alımı yolu ile yapılan sayaç okuma işinin ihalesini alan yüklenici firmalar olduklarını, davalı firmalarda işçi olarak sayaç okuma işinde çalışan ... davacı idare aleyhine İzmir 3. İş Mahkemesi'nin 2013/617 Esas sayılı dosyası ile açtığı davada kıdem tazminatı, hafta tatili ve yıllık izin ücreti alacağını davacı idareden talep etmiş olduklarını, mahkeme 2016/87 Karar sayılı ilamı ile davacının taleplerini kabul edilmiş olduğunu, kararın derecattan geçerek kesinleştiğini, davacı İzmir 3. İş Mahkemesinin 2013/617 Esas, 2016/87 Karar sayılı ilamını İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2019/14788 Esas sayılı dosyası ile takibe koymuş olduğunu, idarelerince İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2019/14788 Esas sayılı dosyasında 05/12/2019 tarihinde 24.157,01 TL ödenmiş olduğunu, davacı idarece arabuluculuğa başvurulmuş olunduğunu, 28/02/2020 tarihinde yapılan oturumda taraflar anlaşamadığını ve bu durum tutanağa bağlanmış olduğunu, davalıların işçisi olarak ... kendi firmalarında çalıştığı dönemlerde 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında doğacak alacaklarından sorumlu olduklarından bu davanın açılmasına gerek duyulduğunu, davacı idare tarafından İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2019/14788 Esas sayılı dosyasına 05/12/2019 tarihinde ödenen 24.157,01 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte sorumlu oldukları dönemler dikkate alınarak davalılardan tahsiline, masraf ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarenin davasını açmasının kötü niyetli olması sebebiyle reddi gerekmekte olduğunu, davaya konu icra ödemesi davalı tarafça şirketin eski çalışanına ait olduğunu, dava dışı işçi ...'ın davalı şirkette çalıştığı dönem yönünden doğan işçilik alacakları kendisine ödenmiş olduğunu, bu nedenle husumet yönünden hizmet alım sözleşmelerinden anlaşılacağı üzere 01/01/2011 tarihinden itibaren ... ... Belediyesine taşeron olarak hizmet vermeye başladığını, dolayısıyla dava dışı işçi ...'ın davalı şirkette çalıştığı dönem olan 01/01/2011 ile 26/08/2013 tarihleri arasında olduğu, davalı şirketin bu döneme ilişkin olarak dava dışı işçinin hak ettiği kıdem tazminatını ödediğini, yine bu döneme ilişkin olarak izinlerini de kullandığını, bizzat dava dışı işçinin İzmir 3. İş Mahkemesi'nin 2013/617 Esas, 2016/87 Karar sayılı dosyasının dava dilekçesindeki beyanı ile sabit olduğunu, dava dışı işçinin 01/01/2011 tarihinden önceki dönemde ... Belediyesine ihale kazanarak hizmet veren başka taşeron şirketlerde çalışmalarına ilişkin varsa hak ve alacaklarını davalı şirketten talep etmesini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, varsa böyle bir hakkı üst işveren kimse ondan istemesi gerektiğini, davalı şirketten önce çalıştığını iddia ettiği şirketlerde davalı şirket arasında hiçbir zaman Alt/Üst işveren ilişkisi olmadığını, bu sebeple davanın öncelikle husumet yönünden reddinin gerektiğini, esas yönünden ise bir ihale sonucu davalı şirketin akdettiği "Hizmet Alımı Sözleşmeleri" hukuken geçerli bir sözleşme olduğunu, bunun yasal dayanağı 4857 İş Kanunu 2. Maddesi ve 5393 sayılı Kanun'un 67. Maddesi olduğunu, bu maddelerde görüldüğü üzere, Belediyelerin 5393 sayılı Kanun'un 67. Maddesi ve 4857 sayılı Kanun'un 2. Maddesi hükümlerine göre hizmet alımı yolu ile personel çalıştırması mümkün kılındığını ... A.Ş. ile ... ... Belediyesi arasındaki sözleşmeler hukuken geçerli olan bir hizmet alım sözleşmesine dayanmakta olduğunu, Söz konusu hizmet alımı sözleşmeleri 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 19. maddesine istinaden açık ihale usulü ile yapıldığını, Bu ihaleler herkese açık olup, ilan edilmekte olduğunu ve en avantajlı teklifi .... A.Ş. sunmuş olduğundan ihale ... A.Ş.'de kalmış olduğunu, ayrıca, 4857 sayılı Kanunun 2/8 fıkrasının son kısmındaki; "Hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere; a) İşe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum, kuruluşları ve ortaklıklarına bırakılması, b) Hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde ya da geçici işçi olarak aynı iş yerinde daha önce çalışmış olanların çalıştırılmasına devam olunması, yönünde hükümler konulamaz." şeklinde ki düzenlemeye uygun olarak, davalı şirket ile idare arasındaki ihale sözleşmelerinde işe alınacak kişilerin belirlenmesi veya daha önce çalışan kişilerin çalıştırılmasına devam olunması ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmamakta olduğunu, ... A.Ş. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olarak kurulan, ayrı tüzel kişiliği, kadrosu, işleyişi ve hukuksal bağımsızlığı olan bir anonim şirket olduğunu, davacı ... ... Belediyesi ile davalı şirket ... A.Ş. arasında geçerli bir üst/alt işveren-asıl ilişkisi bulunmamakta olduğunu, bu sebeple, dava dışı işçinin 01/01/2011 tarihinden önce ihale kazanmış Taşeron Şirketler de çalışmasından dolayı varsa hakları, bunların o şirketler ile onun Üst İşvereninden talep edilmesi gerekmekte olduğunu, davalı şirket, ... Belediyesinin açtığı ihaleyi kazanarak, ekte örneği sunulan ve hizmet alım sözleşmeleri ile 01/01/2011 tarihinden başlamak üzere ... Belediyesine hizmet vermeye başlamış olduğunu, dava dışı işçinin de davalı şirkette işe başlaması da bu tarih olduğunu, Dolayısıyla dava dışı işçi daha önceki dönemde davalı şirkette çalışmadığını, bu nedenle davalı şirketin kıdem tazminatı sorumluluğu o tarihten sonrası için söz konusu olduğunu, davalı şirketin dava dışı işçi yönünden kıdem tazminatından sorumlu olduğu dönemin 01/01/2011 ile 26/08/2013 dönemi olduğunu, davalı şirket de bu döneme ilişkin kıdem tazminatını, dava dışı işçi işten ayrılırken ödemiş olduğunu, ödediği kıdem tazminatına ilişkin dava dışı işçinin imzaladığı ibranameyi dosyaya sunduklarını, davalı şirket, ihale kazanarak, ekte örneği sunulan ve hizmet alım sözleşmeleri ile 01/01/2011 tarihinden başlamak üzere ... Belediyesine hizmet vermeye başlamasından dolayı, dava dışı işçi daha önceki dönemde davalı şirkette çalışmadığını, bu davalı şirketin dava dışı işçi yönünden izin sorumluluğu olan dönem 01/01/2011 ile 26/08/2013 dönemi olduğunu, davalı şirket de bu döneme ilişkin iznini davacıya kullandırdığını, davalı işçi, davalı şirket döneminde hafta tatili çalışması yapmadığını, dava dışı işçi İzmir 3. İş Mahkemesinde görülmüş olan davasında dava dilekçesinde hafta tatili talebinin 2006 Ağustos ayı ile 31/12/2010 tarihleri arasına ilişkin olduğunu beyan ettiğini, davacı idarenin davaya konu icra dosyasında dava dışı işçi ...'a yaptığı yıllık izin alacağına ilişkin ödemenin de davalı şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketle davacı idare arasındaki hizmet alım sözleşmesi bir iş devri olmadığını, davalı şirketin verdiği hizmet, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesi kapsamında ihale açmak suretiyle "Birim fiyat/Götürü Bedel Hizmet Alımı Sözleşmesi" ile sağlandığından her sözleşme birbirinden ayrı olduğunu, ortada 4857 sayılı yasanın 6. maddesi gereği bir işyeri devri söz konusu olmadığını, ayrıca davalı şirket ile davacı idare arasında iş devrini öngören bir sözleşme de yapılmadığını, dolayısıyla davalı şirketin, dava dışı işçinin işçilik alacaklarından sadece kendi döneminde yaptığı çalışma yönünden sorumluluğu mevcut olduğunu ve bu işçilik alacakları dava dışı işçi ...'a ödenmiş olduğunu, davacı idarenin dayanaksız şekilde genel ifadelerle açmış olduğu bu davanın haksız olduğunu, bu nedenle reddinin gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaktan mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep edilecek diğer alt işverenlere, davanın ihbarı ile mahkeme masrafı ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Mahkemece; "...Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında dava dışı işçinin davalı şirketlerin işçisi olarak çalıştığı, emeklilik nedeniyle davacı kurum tarafından dava dışı işçiye kıdem tazminatı, hafta tatili ve yıllık izin ücreti ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, davacı tarafından ödenen işçilik alacaklarından kimin ne oranda sorumlu olduğu hususundadır.

Bilirkişi Doç. Dr. ... 'den 07/03/2023 tarihli bilirkişi raporu'nda " Davacı ... Genel Müdürlüğü’nün, İzmir 3. İş Mahkemesinin 2013/617 e sayılı dosyasında mahkûm olduğu ve İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2019/14788 e sayılı dosyasına ödediği dava dışı işçiye ait alacakları davalılara alt işveren sıfatıyla rücu etme hakkı bulunduğu, dava konusu alacakların niteliği gereği farklı kalemlerde hesaplanması gerektiği, bu bağlamda Davalılardan ... AŞ’nin kendisine düşen kıdem tazminatı tutarını ödediğinin kesinleşmiş bulunan İzmir 3. İş Mahkemesi ilamıyla da anlaşıldığı, aynı dosya kapsamında bir hafta tatili ücreti borcunun doğmadığının anlaşıldığı, aynı ilama esas alacak hesabına göre davalının yıllık ücretli izinleri kullandırdığından bu kalemde de bir borcunun olmadığı, dolayısıyla yargılama ve vekâlet ücretinden de sorumlu tutulamayacağı, Davalılardan ... AŞ’nin kendisine düşen kıdem tazminatı tutarını ödediğinin, kesinleşmiş bulunan İzmir 3. İş Mahkemesi ilamıyla da anlaşıldığı, aynı dosya kapsamında hafta tatili ücreti olarak 1.329,54 TL, yıllık ücretli izin ücreti olarak 1.142,69 TL ve bu iki kalem borç için yargılama ve vekâlet ücreti olarak 365,59 TL olmak üzere 2.837,82 TL tutardan sorumlu tutulabileceği, Davalılardan ... Ltd Şi için kıdem, yıllık ücretli izin, hafta tatili yargılama ve vekalet ücreti olmak üzere 922, 06 + 70,93 + 60,96 + 155,87 TL toplam 1.209,82 TL’den sorumlu tutulabileceği, Davalılardan ... AŞ için kıdem, yıllık ücretli izin, hafta tatili yargılama ve vekalet ücreti olmak üzere 8.227,64 + 632,94 + 543,99 + 1.391,14 = 10.795,71 toplam TL’den sorumlu tutulabileceği,. Davalılardan ... Ltd Şti için kıdem, yıllık ücretli izin, hafta tatili yargılama ve vekalet ücreti olmak üzere 7.092,79 +545,64 + 468,96 + 1.199,06 = 9.306,45 TL’den sorumlu tutulabileceği, 18.11.2019 tarihli icra emri üzerinden hesaplanan bu tutarlara aynı tarihten itibaren avans faizi işletilebileceği, davacının bu tutarı 05.12.2019 tarihinde yaklaşık 7 TL faiz farkı ile ödediği, ancak bu 7 TL tutarlı farkın detayı bilinmediğinden bu konuda ayrıca bir hesaplama isteniyorsa, 7TL tutarlı fark için bir nitelikli hesap uzmanına yapılmasına ihtiyaç duyulacağı" belirtilmiş olup dava konusu kıdem tuzminatı, yıllık izin ve hafta tatili ücreti kalemlerinin ayrı ayrı hesaplandığı, ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak talep edebilecek miktar da açıkça belirtildiğinden aldırılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..." şeklinde karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF NEDENLERİ :

Davalı ... Şti. vekili istinaf dilekçesinde; rücuen tahsili istenen, işçinin yıllık izin ücreti bakımından, son işveren olmayan müvekkil şirket yönünden ret kararı verilmesi gerektiğini, fakat yerel mahkemece tam tersine; son işveren bakımından dava reddedilmiş; bahse konu ücretin eski alt işverenlerden tahsiline karar verildiğini, istinaf başvurusuna konu dava; bozma kararından önce 2020 yılında (2020/176 esas ile) ikame edildiğini, somut olay ve zaman aralığındaki uyuşmazlığa tatbik edilecek yasal mevzuat kapsamında, rücuen tahsil talebinin hiçbir şekilde tamamen kabulüne karar verilemeyeceğini, yerel mahkemesince bu husus da atlanıldığını, rücuen tahsil talebine konu; icra dosyasına ödendiği ifade edilen bedel bakımından; davalıların sorumlulu olabileceği alacak kalemleri (yıllık izin ücreti vb) bakımından fahiş hatalara sebebiyet verildiği için, icra dosyasına ödendiği iddia olunan yargılama gideri, vekalet ücreti ,faiz vd. alacak kalemlerine ilişkin sorumluluk yönünden de kabul edilemez hesaplamalar ile hüküm kurulduğunu ,işbu çerçeveden de yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, belirtmiş oldukları ve detaylı olarak açıklanan tüm hukuki nedenler ve somut durumla ilgili yasal düzenlemeler, davacı yan davasına karşı işaret edilen deliller, ilgili yüksek mahkeme kararları ve mahkemenizce gözetilecek tüm kanuni mevzuat dahilinde, istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2023 tarihinden itibaren ise, bu sınır 17.830,00 Türk Lirasıdır. Davalı ... Şti.'nin istinafa konu ettiği alacak miktarının 9.306,45 TL olması nedeniyle 09/06/2023 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)

Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi,

HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)

Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle Davalı ... Şti. vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle Davalı ... Şti.'nin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,

2.Davalı ... Şti.'nin yatırmış olduğu 492,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 412,54 TL istinaf karar harcının istemi halinde davalıya iadesine,

3.Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,

4.Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.21/11/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog