7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ... idaresinde bulunan ve diğer davalı ...Ş. nezdinde ...nolu ZMS (trafik) poliçesi ve... sayılı İMM (tamamlayıcı trafik sigortası) poliçesiyle davalı ... adına sigortalı ... plakalı araç ile İzmir Bornova ilçesi Emekçiler sokak ile... sokak kesişimine geldiğinde, müvekkili malik/sürücü ... idaresindeki ...plakalı araca çarparak müvekkilinin aracında yüksek maddi hasar meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, kaza tespit tutanağında her ne kadar müvekkiline tali kusur izafe edilmiş ise de kazaya tam kusuruyla sebebiyet verenin ... plakalı araç sürücüsünün olduğunu, kaza sonrasında müvekkili tarafından davalı ...Ş.'ne yapılan başvuru üzerine ... numaralı hasar dosyası kapsamında 14.02.2022 tarihinde hasar bedeline ilişkin olarak davalı ... tarafından 24.241,92 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin aracının onarımınin sigorta şirketi tarafından yüksek ve fahiş ıskonto yapılarak çıkma, yan sanayi parçalar üzerinden, işçilik tutarlarının ise olması gerekenden düşük olarak belirlenmiş olduğunu, KTK 97. maddesi gereğince 21.02.2022 tarihinde bakiye hasar bedeline ilişkin davalı ... şirketine yapılan başvurunun 22.02.2022 tarihinde PTT-KEP sistemi üzerinden davalı ... tarafından okunmuş olmasına rağmen bakiye hasar bedeli talebine ilişkin ödeme yapılmadığını, kaza sonrası müvekkilinin aracından onarım süresince faydalanamadığını ve bu süre zarfında kazanç kaybına uğradığını, davalı ... şirketinin kaza tarihi itibarıyla ZMS (trafik) poliçesi teminat limiti olan 43.000 TL'yi aşan zarardan İMMS sigortası kapsamında sorumlu olduğunu, kazaya ilişkin sigorta şirketine başvurulduğunu ancak haksız ve gerekçesiz olarak ödemeden imtina edildiğini belirterek 10,00-TL bakiye hasar bedelinin kaza tarihi olan 27.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bakiye hasar bedelinden sigorta şirketinin, temerrüt tarihi olan eksik ödemenin yapıldığı 14.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına, 10,00-TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihi olan 27.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava konusunun tamamen ve açık şekilde belirli olduğu iddia edilmesine rağmen davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde kaza tarihi itibarıyla araç başına 43.000,00 TL teminat limiti ile ZMS (trafik) poliçesiyle sigortalı olduğunu, dosya üzerinden yapılan tüm ödemelerin poliçe teminat limitinden mahsup edilmesi gerektiğini, başvuruya konu talep için başvurudan önce karşı yana 14.02.2022 tarihinde 24.241,92 TL araç hasarı tazminatı ödemesi gerçekleştirildiğini, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 22.maddesine göre dosyaya sunulan ekspertiz raporunun delil niteliğinde olduğunu, kazadan sonra tanzim ettirilen muteber rapora değerlendirme yapılmasının ve karşı yanın fahiş talebinin reddinin gerektiğini, karşı yanın somut maddi zararını ifade eden, kendileri tarafından bakiye maddi hasar ödemesi yapıldığını gösteren bir faturanın dosyaya sunulmamış olduğunu, somut olayda kaza sonrasında aracın onarımının gerçekleştirildiğini ve bi sigorta şirketinin onarım masrafını tazmin ettiğini, araç hasarı talebine ilişkin karşı yanın yokluklarında aldırmış olduğu tespit raporu ve faturalar varsa bunların kabulünün mümkün olmadığını, dosyaya bakiye ödeme ve onarıma ilişkin de herhangi bir fatura sunulmadığını belirterek davanın reddine, ret taleplerinin kabul edilmemesi halinde kabul anlamına gelmemek kaydı ile araç hasarı yönünden bilirkişi incelemesi yapılarak tarafların kusur durumu ile bakiye teminat limiti gözetilerek hüküm kurulmasına, talebin kabulü halinde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını ve usulden reddinin gerektiğini, davacının taleplerinin belirlenebilir olması nedeniyle belirsiz alacak davası açmasının mümkün olmadığını ayrıca müvekkillerinin usulüne uygun olarak arabuluculuk toplantılarına davet edilmediğini, bu nedenle öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ... plakalı araç sürücüsü müvekkili... ...'a meydana gelen kazada her ne kadar kusur atfedilmiş ise de müvekkilinin kazanın oluşmasında herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin meydana gelen kazada tali kusurlu olarak görünse de tam kusurlu olanın davacı taraf olduğunu, bu nedenle müvekkillerinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafa ZMS (trafik) poliçesi kapsamında ... A.Ş. tarafından 14.02.2022 tarihinde 24.241,92 TL ödeme yapılmış olması nedeniyle davacının alacağının bulunmadığını, ayrıca davacı tarafından dosyaya kendisinin herhangi bir bakiye ödeme yaptığına dair belge de sunulmamış olduğunu, dolayısıyla yapılan ödeme dikkate alındığında davacının herhangi bir hasar bedeli alacağının bulunmadığını, kazanç kaybı nedeniyle araç mahrumiyet bedelinin yalnızca ticari araçlar için geçerli olduğunu, davacının aracının ticari araç sınıfında olmaması ve dolayısıyla herhangi bir kazanç kaybı olmaması nedeniyle araç mahrumiyet bedeli talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davacı tarafından bu nedenle yapılmış herhangi bir masraf da dosyaya sunulmamış olduğundan davacının araç mahrumiyet bedeli alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, 27/12/2021 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde... plakalı araçta meydana gelen hasar bedeli miktarının ve davacı yararına araç mahrumiyet bedeline hükmedilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesi ile belirlenecek hasar bedelinin davalılardan alınarak davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.
Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s.
1180.bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5. Bölümünde belirtilen 'Kapsama Giren Teminat Türleri' başlığı altında bulunan (a) bendinde 'Maddi Zararlar Teminatı' kapsamında araçta meydana gelen değer kaybı da sayılmıştır. İlgili maddede Maddi Zararlar Teminatı; ''Hak sahibinin bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.'' olarak tanımlanmıştır.
Somut olay mahkememizce değerlendirilerek dosya, bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor aldırılmıştır.
14/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... A.Ş. nezdinde, 07.12.2021/2022 tarihleri arasında davalı ... adına... sayılı ZMS (Trafik) poliçesiyle sigortalı ... plakalı 2006 model ... marka otomobil sürücüsü davalı ... ...'ın kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK'nun diğer sürücü kusurlarından 57/C-2 ve 52/A ile sürücü asli kusurlarından 84/H kurallarını ihlal ettiği,... plakalı 2020 model ... marka otomobilin maliki ve sürücüsü olan davacı ...'ın kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK'nun diğer sürücü kusurlarından 52/A(Sürücüler kavşaklara yaklaşırken hızlarını azaltmak zorundadırlar.) ve 57/A(Kavşağa yaklaşan sürücüler kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, ... zorundadırlar.) kurallarını ihlal ettiği, başkaca kazanın oluşumuna katkı sağlayacak etken kişi, kurum, kuruluş ve dış etmenler olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı; somut olayda davalı ...Ş.'nin kazada kusurlu olan ... plaka sayılı aracın ... numaralı poliçesi kapsamında, düzenleme tarihi itibarıyla ZMM sigortasını tanzim eden şirket olup,... plaka sayılı araçta meydana gelen zararı sigortalısının kusuru oranında, sigortacısının sorumluluk riski ve K.T.K 85/1 ve 91 kapsamında 59.595,58 TL olarak belirlenen gerçek zarar bedelinden 14.02.2022 tarihinde hasar bedeline ilişkin olarak davalı ... tarafından 24.241,92 TL ödeme yapıldığından (59.595,58 TL. - 24.241,92 TL.) = 35.353,66 TL. olarak hesaplanan bakiye hasar bedelinden ve 4.500,00 TL.olarak tespit edilen araç kiralama bedelinden sigortalısının kusuru oranında diğer davalılarla birlikte poliçe limitiyle sınırlı müteselsilen sorumlu ve ödemekle yükümlü olduğu; dosya kapsamında davalı ...Ş.'ne...tr KEP adresi üzerinden yapılan hasar ihbarının 21.02.2022 tarihinde teslim edildiği, Tebligat Kanununun 7/A maddesinin 4. fıkrası uyarınca elektronik tebligatın muhatabın elektronik posta adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda muhataba tebliğ edilmiş sayılacağı, buna göre hasar ihbarının davalı ...Ş.'ne 26.02.2022 tarihinde yapıldığının kabulünün gerektiği ve davalı şirketin 10.03.2022 tarihinden itibaren -ödenmeyen borç miktarı bakımından- temerrüde düşeceği ve yasal faiz ödemek zorunda olduğu hususlarında görüş ve kanaatlerini içerir raporlarını dosyaya sunmuşlardır.
Davacı vekilinin 18/09/2023 havale tarihli dava değeri artırım dilekçesi ile "20.454,76 TL bakiye hasar bedelinin davalılardan ... A.Ş.’nden temerrüt tarihi olan eksik ödemenin yapıldığı 14.02.2022 tarihinden itibaren diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, 3.375 -TL araç mahrumiyeti bedelinin davalılardan ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı ... şirketinden tahsiline" karar verilmesini talep ettiği anlaşıldı.
Mahkememiz 14/09/2023 tarihli celsesinde "Yerleşmiş yargı kararları gereği kusurun ve kusur oranının belirlenmesinin mahkemeye ait olması nedeniyle, gerek aktüer bilirkişinin yaptığı hesaplamanın kusur oranına göre yargılama sırasında belirli olmasının tarafların yapacakları iddia ve savunmalar gereği adil yargılanma hakkı çerçevesinde gerekli olduğu, gerekse davacı tarafça ıslah yoluna gidildiği takdirde ıslahın belirlenen kusur oranı üzerinden yapılabileceği dikkate alınarak, gereksiz ve karmaşıklığa yol açacak yeni sorunların yaratılmaması açısından kusur oranının mahkememizce belirlenip taraflara açıklanmasının gerekli olduğu göz önünde tutularak; tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ile mahkememizce alınan kusur bilirkişisi raporu ile davaya konu kazada davalı sürücünün %75, davacının ise %25 oranında kusurlu olduklarının tespitine" karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi heyetinin 14/11/2022 tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlığın 27/12/2021 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde... plakalı araçta meydana gelen hasar bedeli miktarının ve davacı yararına araç mahrumiyet bedeline hükmedilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesi ile belirlenecek hasar bedelinin davalılardan alınarak davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, davacı vekilinin 18/09/2023 havale tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 23.829,76TL'na arttırdıklarını beyan ettiği ve arttırılan dava değeri üzerinden eksik harcı mahkememiz veznesine yatırdığı, davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KABULÜ ile
20.454,76 -TL hasar tazminatının davalı ... şirketinden ( Davalının kaza tarihindeki poliçe limiti olan 43.000-TL ile sınırlı olmak üzere poliçenin limiti aşan kısmı yönünden genişletilmiş kasko İMMS poliçe limiti dahilinde)) poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile 10/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek diğer davalılar yönünden kaza tarihinden (27/12/2021) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine,
3.375 -TL ikame araç ücretinin davalılar ... ve ...'dan kaza tarihinden (27/12/2021) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine,
2.Harçlar Yasası gereğince hesaplanan alınması gereken 1.629,18- TL harçtan mahkememiz dosyasında 80,70-TL peşin harç ve 406,61-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 1.141,87-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3.Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle davanın kabul oranı dikkate alınarak yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından sarf olunan 2,25-TL kep ücreti, 88,50-TL e-tebligat ücreti, 197,00-TL tebligat ücreti, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı, 406,61-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.355,76-TL'nindavalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5.7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 1.600,00-TL arabulucu ücretinin yargılama gideri olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
6.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/11/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)