2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2023/1658 E. , 2023/6095 K.
"İçtihat Metni"
K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/73173 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçları 02/02/2010 tarihinde işlediği, anılan tarih itibariyle 15-18 yaş grubu aralığında bulunduğu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/2, 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereğince olağan zamanaşımının 5 yıl 4 ay, olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 7 yıl 12 ay olduğu dikkate alındığında,
Suça sürüklenen çocuğun Güroymak Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2011 tarihli oturumunda savunmasının alındığı, hakkında verilen 12/04/2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 12/05/2011 tarihinde kesinleştiği, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde 14/02/2013 tarihinde yeniden suç işlediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 12/05/2011 tarihi ile denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği 14/02/2013 tarihi arasında dava zamanaşımı süresinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/8-son cümlesi gereğince duracağı, denetim süresinde işlenen ikinci suç tarihi olan 14/02/2013 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı, 5237 sayılı Kanun’un 67/2-d maddesinde yer ... “Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, halinde, dava zamanaşımı kesilir.” şeklindeki düzenleme gereğince, sanık hakkında Güroymak Asliye Ceza Mahkemesince verilen 19/02/2015 tarihli mahkumiyet kararı ile zamanaşımının son kez kesildiği ve zamanaşımı süresi son kez kesildikten sonra süreyi kesen başkaca bir işlemin bulunmadığı anlaşılmakla,
Suçun işlendiği 02/02/2010 tarihinden kararın verildiği 26/11/2020 tarihine kadar geçen 10 yıl 9 ay 24 günlük süreden, zamanaşımının durduğu 12/05/2011 ile 14/02/2013 tarihleri arasındaki 1 yıl 9 ay 2 günlük süre mahsup edildiğinde geriye kalan 9 yıl 22 günlük sürede 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin, yine zamanaşımının son kez kesildiği 19/02/2015 tarihinden kararın verildiği 26/11/2020 tarihine kadar 5 yıl 4 aylık olağan zamanaşımı süresinin tamamlandığı nazara alınmadan, kamu davasının düşürülmesi yerine, suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Suça sürüklenen çocuğun inceleme dışı suça sürüklenen çocuk S.G. ile birlikte suç tarihinde gece vakti sayılan zaman diliminde şikâyetçinin iş yerine girerek çeşitli giyim eşyalarını çaldığı olayda, suça sürüklenen çocuğun eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 143/1, 116/4 ve 119/1-c maddelerinde düzenlenen hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarını oluşturduğu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.12.2012 tarih ve 2012/1247 Esas, 2012/1842 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; aynı Kanun'un 142/1-b, 143; 116/4 ve 119/1-c maddelerinde düzenlenen “suçların gece vakti ve birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi”nin hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarının daha ağır ceza verilmesini gerektiren nitelikli halleri olması nedeniyle, aynı Kanun’un 66/3. maddesi uyarınca dava zamanaşımı sürelerinin hesabında dikkate alındığında aynı Kanun'un 66/1-d ve 67/4. maddelerine göre suça sürüklenen çocuk için hesaplanan 10 yıllık olağan ve 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
1.Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 Esas, 2018/554 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2.5237 sayılı Kanun’un 50/3. maddesi gereğince, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olup, suçu işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
3.Yargıtay (Kapatılan) 13. Ceza Dairesinin 13.05.2019 tarihli bozma ilâmından önce verilen ve yalnızca suça sürüklenen çocuk tarafından temyiz edilen 19.02.2015 tarihli kararda suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 116/4, 31/3, 62, 50 ve 52. maddeleri uyarınca iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan hükmolunan 4.000,00 TL adlî para cezasının 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu'nun 326/son maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuk lehine infaz bakımından kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeden, bozma üzerine suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 116/4, 119/1-c, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca hükmolunan 1 yıl 1 ay 10 ... hapis cezasının 4.000,00 TL adlî para cezası üzerinden infazı yerine, verilen cezanın da bozma ilâmı öncesindeki 4.000,00 TL adlî para cezasına indirilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması hususları da belirlenmiş olup, bu yönlerden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.