Esas No
E. 2012/24635
Karar No
K. 2013/23451
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2012/24635 E.  ,  2013/23451 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : 2010/496-2012/269 Dava, yersiz aylığın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1.)Davacı, davalının yurt dışından kesin dönüş yapmadığı iddiasıyla 01.01.1993-23.08.2010 tarihleri arasında yersiz ödenen aylığın tahsilini talep etmiş; Mahkemece, davalının 01.07.1992 tarihinde Türkiye’deki 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılık dönemi olduğu dönem gözetilerek Türkiye’ye kesin dönüş şartının gerçekleştiği ve Borçlar Kanununun 63. maddesine de atıfta bulunularak davanın reddine karar verilmiştir.

Somut olayda; 01.07.1992 – 31.08.1992 tarihleri arasında Türkiye’de 506 sayılı Yasa kapsamında 60 gün zorunlu sigortalı çalışması olan davalının, 24.08.1992 tarihli dilekçesi ile Almanya'da 10.01.1992 tarihinde son çalıştığı işyerinden ayrıldığını, 14.02.1992 tarihinden itibaren Almanya ülkesinden işsizlik yardımı aldığını belirterek yurda kesin olarak 09.06.1992 tarihinde döndüğü taahhüdünde bulunarak, yurtdışı çalışmalarından 3240 günü borçlanma talebinde bulunduğu, Kurumca, 3201 sayılı Yasa kapsamında yurtdışı borçlanmasına ilişkin tahakkuk yapıldığı, davalının, 25.12.1992 tahsis talebine istinaden 1170 gün Emekli sandığından, 3.240 gün 3201 sayılı Yasa kapsamında yurtdışı borçlanması, 60 gün SSK zorunlu çalışmasına göre toplam 4470 prim ödeme gün sayısına göre, 01.01.1993 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, davalının Alman Hizmet cetvelinde, 07.03.1992 – 08.08.1992 tarihleri arasında Arbeitslosigkeit,10.08.1992 – 27.08.1992 tarihleri arasında Krankengeldbezug, 28.08.1992 – 31.087.1996 tarihleri arasında Arbeitslosigkeit açıklamaları belirtilen bildirimler olduğu, Kurum tarafından davalının 01.07.1992 – 31.08.1992 tarihleri arasındaki 60 günlük 506 sayılı Yasa kapsamındaki hizmetinin Alman Rant sigorta mercine tabi işsizlik ve hastalık yardımı aldığı hizmet süresi ile iç içe geçtiğinden bahisle, Kuruma tabi hizmetleri ve 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanması iptal edilerek davalının yaşlılık aylığı kesilmesi üzerine eldeki dava açılmıştır.

Mahkemece, davalının 01.07.1992 – 31.08.1992 tarihleri arasındaki Türkiye’deki Ayhan Şahin isimli işveren nezdindeki çalışmaların gerçek ve fiili olup olmadığı, anılan dönemlerde yurt dışında olup olmadığı yöntemince ve re’sen araştırılmadan, eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile hüküm kurulmuştur.

2.) 1.11.1965 Tarih ve 12121 Sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan “Türkiye Cumhuriyeti İle Federal Almanya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Konusunda Yapılan Sözleşme”nin 27. maddesinde de hizmet birleştirmesine ilişkin hüküm yer almakta olup, anılan maddede; “Her iki akit taraf mevzuatına göre nazara alınabilecek sigortalılık sürelerinin mevcudiyeti halinde, uygulanacak mevzuata göre yardım hakkının doğmasında, diğer akit taraf mevzuatına göre geçen ve aynı zamana rastlamayan, hesaba dahil edilebilir nitelikteki sigortalılık süreleri de nazara alınır. Sigortalılık sürelerinin ne ölçüde hesaba dahil edilebileceği, bunların hesaba dahil edilebilirliğini tayin eden mevzuata göre tespit edilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Anılan madde uyarınca, sigortalının yurtdışında ve yurtiçinde geçen hizmeti birleştirilmek suretiyle sigortalıya bağlanacak aylık hesaplanmakta ve sigortalıya Türkiye’deki çalışmanın yurtdışında çalışılan süreye oranlanması suretiyle “kısmî sözleşme aylığı” bağlanmaktadır.

Diğer taraftan, Hukuk Genel Kurulu’nun 28.04.2010 tarih ve 2010/10-210 Esas ve 2010/240 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun, bir borçlanma kanunu olup, 1. maddesinde; “Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” hükmüne yer verilmiş, 9. maddesinde ise; “Sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle sosyal güvenlik kanunlarına göre kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanlar, talep ettikleri takdirde, 4 üncü madde hükmüne göre tahakkuk ettirilen borçlarını tamamen ödemeleri şartıyla kısmi aylıkları, borçlarını ödedikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren tam aylığa çevrilir” denilmiştir. Anılan Kanun’un 6. maddesinde ise; A) Bu Kanuna göre değerlendirilen sürelere istinaden aylık tahsisi yapılabilmesi için;

a)Yurda kesin dönülmüş olması, ….şarttır.” hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda belirtilen yasal mevzuat ışığında konunun incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, kısmi sözleşme aylığı, sosyal güvenlik sözleşmeleri uyarınca bağlanmakta olup, kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma talebinde bulunarak tahakkuk eden borçları ödedikleri takdirde tam aylığa hak kazanmaları mümkündür. Borçlanma yapılmış olması halinde, tahsis yapılabilmesi için diğer koşulların yanında 3201 sayılı Kanun’da yer alan “kesin dönüş” şartının yerine getirilmesi gerekmekle birlikte kısmi sözleşme aylığı bağlanması halinde “yurda kesin dönülmüş olması gerektiğine” ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Yine davalının, 01.08.2007 tarihli Alman Hizmet cetvelinde, 31.07.1996 tarihinden itibaren bildirimi yapılan bir hizmet bulunmadığı görülmektedir.

3.) 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır...” hükmünü içermektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır. Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir. Somut olayda; Borçlar Kanununun 63. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Davacının, aylıktan kaynaklanan yersiz ödemeleri iade yükümünün 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmü uyarınca belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece, belirtilen hukuki ve fiili durumlar nazara alınmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir. O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönlerini amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 03.12.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog