10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2013/19215 E. , 2013/23727 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2012/956-2013/613 Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan Yapı Kredi Sigorta A.Ş vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Dr. ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dairemizin 2011/2817 Esas ve 2012/8082 sayılı bozma kararıyla, "sigorta şirketinin ödeme definin araştırılması gerektiği" belirtilmiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında yargılama sürecinde, davalı ... şirketine ödemeye ilişkin belgeleri ibraz etmesi için iki haftalık süre verildiği, muhtıranın şirketin adresinde tebliğ edildiği ve iki haftalık süre içinde ödemeye ilişkin belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle ödemeye ilişkin bir araştırma yapılmaksızın, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmakta olup, verilen hüküm eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır. Öncelikle, Mahkemece davalı ... şirketine verilen iki haftalık sürenin kesin süre niteliğinde olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Sürelerin önemli bir kısmı, taraflar için konulmuş sürelerdir. Taraflar, bu süreler içinde belli işlemleri yapabilirler veya yapmaları gerekir. Bu süre içinde yapılamayan işlemler, tekrar yapılamaz ve süreyi kaçıran taraf aleyhine sonuç doğurur. Taraflar için konulmuş süreler, kanunda belirtilen süreler ve hâkim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler, kanun tarafından öngörülmüş sürelerdir. Cevap süresi, temyiz süresi gibi. Bu süreler kesindir ve bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. Hâkimin tespit ettiği süreler ise, kural olarak kesin değildir. (Kuru, B, Prof. Dr.; Arslan, Ramazan, Prof. Dr.; Yılmaz, Ejder, Prof. Dr.; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış 22. Baskı,... 2011, s.749). Hâkim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 90/2. maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir. Hâkim, tayin ettiği sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir (HMK m.94/2, HUMK m.163). Somut olayda ise, Mahkemece verilen sürenin kesin olduğu belirtilmediği gibi muhtıranın da davalı ... vekilinin adresinde tebliğ edilmediği anlaşılmakta olup, Mahkemece davalı şirket vekilinin ödeme defi araştırılmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir. O halde, davacı Kurum ve davalı ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.