4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2010/7307 E. , 2010/6923 K.
"İçtihat Metni"
Görevliye hakaret suçundan sanık ...'nun, 765 sayılı T.C.Y.'nın 266/1, 59, 72 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 1832 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı yasa maddesinin 8. fıkrası uyarınca sanığın 5 yıl süreyle denetim altında bulundurulmasına ilişkin ...
4.Asliye Ceza Mahkemesinin, itiraz edilerek kesinleşen 2.12.2008 tarihli kararının, Adalet Bakanlığı tarafından 11.5.2009 gün ve 27828 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 31.07.2009 gün ve 130048 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Görevliye hakaret suçundan sardık ...'nun, 765 sayılı TCK.nın 266/1, 59, 72, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri (iki kez) uyarınca 1.832 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5728 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK.nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin ... 4, Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2008 tarih ve 2008/485 esas- 2008/473 sayılı kararına karşı sanık savunmanının itirazı üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2009 gün, 2009/250 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Bu karara karsı Adalet Bakanlığının 11.05.2009 gün ve 2009/5444/27828 sayılı yazısı ile ; "Dosya kapsamına göre, sanığın kayden 10.5.1987 doğumlu olup, suçun işlendiği 5.9.2004 tarihinde 18 yaşını doldurmadığı ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 5560 sayılı Yasa ile değişik 23/1. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen çocuklar açısından denetim süresinin 3 yıl olması gerektiği gözetilmeden, sanığın 5 yıl süreyle denetim altında bulundurulmasına karar verilmesinde isabet görülmediği" gerekçesini içeren kanun yararına bozma istemi,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2009 gün ve 2009/130048 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay 4. Ceza Dairesine sunulmuştur.
Yüksek Dairenin 01.07.2009 gün, 2009/16206 esas- 2009/13201 sayılı kararı ile kanun yararına bozma isteği yerinde görülerek, yerel mahkeme kararının 5271 sayılı CMK.nın 309/4-d. maddesi uyarınca bozulmasına, sanığın 5 yıl süreyle denetim altında bulundurulmasına ilişkin kısmın karardan çıkarılmasına,
CMK.nın 231/8 ve 5560 sayılı Yasa ile değişik 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23/1. maddesi uyarınca sanığın 3 yıl denetim süresine tabi tutulmasına , kararın diğer kısımlarının aynen bırakılmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına 10.7.2009 tarihinde gelen, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin anılan kararına karşı aşağıda açıklanmaya çalışılacak nedenlerden dolayı itiraz edilmesi zorunluluğu doğmuştur. İTİRAZ NEDENLERİ :
İtirazın konusu olan uyuşmazlık; suç tarihi dikkate alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden çocuk sanığın lehine olan yasanın belirlenmesi ve kanun yararına bozma istemine konu olmayan başkaca hukuka aykırılıkların saptanması halinde ne gibi bir işlem yapılması gerektiği noktalarında toplanmaktadır. ./.. -2- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi ile kabul edilmiş olup, daha sonra yürürlüğe giren 5560 ve 5728 sayılı Yasalar ile uygulama alanı genişletilmiştir.
19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 23. maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 231. maddesine eklenen 5-14. fıkralar ile büyükler için de kabul edilmiş, aynı Yasanın 40. maddesiyle 5395 sayılı Yasanın 23. maddesi değiştirilerek, denetim süresindeki farklılık dışında çocuk suçlular ile yetişkin suçlular hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden aynı koşullara tabi kılınmışlardır. 5560 sayılı Yasa ile değişik Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi "Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda, Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak bu kişiler açısından denetim süresi üç yıldır" biçimindedir.
Yetişkin sanıklar yönünden başlangıçta şikayete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan 1 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası için kabul edilen bu müesesese, 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile CMK.nın 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklik ile hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezaları için uygulanabilir hale getirilmiş, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılap Kanunlarında yer alan suçlar ayrık olmak üzere şikayete bağlı olma koşulu aranmaksızın tüm suçları kapsayacak biçimde düzenlenmiştir.
15.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesinin 5560 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki ilk hali ile 5271 sayılı CMK.nın 5560 ve 5728 sayılı Yasalar ile değişik CMK.nın 231. maddesi karşılaştırıldığında iki yasal düzenleme arasında başkaca farklılıklar bulunduğu görülmektedir. Somut olayda lehe yasanın belirlenmesi açısından önem taşıyan en önemli farklar şöyledir: - Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için CMK.nın 231/5 ve 14. fıkralarında, yapılan yargılama sonunda hükmolunan hapis cezasının süresinin 2 yıl veya daha az süreli olması aranırken, 5395 sayılı Yasanın 23. maddesinde, hapis cezasının süresi 3 yıl olup, şikayete bağlı olma koşulu da aranmamaktadır - Davanın düşmesi veya hükmün açıklanması (yükümlülüklere uygun/aykırı davranma hususu dışında) 5395 sayılı Yasanın 23. maddesinin 5 ve 6. fıkralarında denetim süresi içinde kasıtlı suçtan "mahkum olup olmama" durumuna göre belirlendiği halde, 5271 sayılı CMK.nın 10 ve 11. fıkralarında denetim süresi içinde kasıtlı suç "işleyip işlememe" haline göre düzenlenmiştir. - CMK.nın 231. maddesinin 7. fıkrasında yer verilen "Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkum olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez" şeklindeki düzenleme, 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasası'nın 23. maddesinin ilk şeklinde mevcut değildir. - Yine. mağdurun uğradığı zararın tazmini hususunda da iki yasal düzenleme arasında fark bulunmaktadır. Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesinin ilk halinde, çocuğun ailesinin veya kendisinin ekonomik durumunun elverişli olmaması durumunda bu koşulun aranmayabileceği belirtilmişken CMK.nın 231. maddesinde buna benzer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Açıklanan farklardan da görüleceği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden çocuk sanık yararına olan Yasa, 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 5560 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki ilk halidir. Ceza Genel Kurulunun 7.4.2009 gün, 2009/6-67-84 sayılı kararı da bu doğrultudadır. ./.. -3-
19.12.2006 tarihinden sonra işlenen suçlar açısından, çocuk sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip, 5560 sayılı Yasa ile değişik Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi uyarınca denetim süresinin 3 yıl olarak belirlenmesi olanaklı iken, 19.12.2006 tarihinden önce işlenen suçlarda, çocuk sanık hakkında Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesinin uygulanması ve bunun sonucu ve devamı olarak da aynı maddenin 3. fıkrası gereğince 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, 10.5.1987 doğumlu olan sanığın, 5.9.2004 tarihinde işlediği görevliye hakaret eylemi nedeniyle 2.12.2008 günü kurulan hükümde, sanık hakkında, 765 sayılı TCK.nın 266/1, 59, 72, 647 sayılı Yasanın 4. maddelerinin uygulanması suretiyle belirlenen adli para cezasına ilişkin hükmün, 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK.nın 231/5. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca sanığın 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir.
Suç tarihi dikkate alındığında, koşulları ve sonuçları yönünden sanığın lehine olan Yasa yargılama sırasında yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesinin ilk halidir. Yerel Mahkemenin çocuk sanık hakkında CMK.nın 231/5. maddesi gereğince verdiği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıkça hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Oysa ki, kanun yararına bozma istemi, sadece, denetim süresinin 3 yıl olması gerektiğine ilişkindir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden hangi yasanın uygulanması gerektiğine ilişkin bir istemde bulunulmamıştır. Bu aykırılığın da yasa yararına bozma konusu yapılması gerekmektedir.
Diğer yandan, sanık hakkında ...
4.Asliye Ceza Mahkemesinin 2.12.2008 günlü kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verildikten sonra sanık savunmanının istemi üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesinin 10.3.2009 günlü kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Kanun yararına bozma istemine konu olması gereken karar Ağır Ceza Mahkemesi kararıdır. Merci kararı yokmuşçasına ve kaldırılması sağlanmadan inceleme yapılarak Asliye Ceza Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmesi de yerinde değildir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 5.12.2006 gün, 1006/17 HD-290-288 sayılı kararında da bu hususa değinilmiştir.
Hükümde belirlenen diğer yasaya aykırılıklar giderilmeden, Özel Daire tarafından karar verilmesi halinde, hukuka aykırılıkları giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hizmet için öngörülen yasa yararına bozma müesessesi, bünyesinde hukuka aykırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır. (Ceza Genel Kurulunun 27.3.2007 gün, 2007/8-73-76 sayılı kararı).
Açıklamalar ışığında; Özel Dairenin, anılan diğer yasaya aykırılıkla ilgili olarak yasa yararına bozma başvurusu sağlandıktan sonra istemle ilgili bir karar vermesi, bunun sağlanamaması veya bu nedenle yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulmaması halinde ise, belirtilen hukuka aykırılık giderilmeden yasa yararına bozmaya konu edilen hususla ilgili karar verilmesi olanaklı görülmediğinden yasa yararına bozma isteminin reddine karar vermesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurmasının yasaya aykırı olduğu kanaatine ulaşılmıştır. SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle : Yargıtay 4 Ceza Dairesinin 01.07.2009 gün ve 2009/16206 esas- 2009/13201 sayılı kararının kaldırılması, kanun yararına bozma isteminde ileri sürülmeyen diğer hukuka aykırılık ile ilgili olarak yasa yararına bozma başvurusunun sağlanması için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmesi, İtirazen arz ve talep olunur.” denilmektedir. ./.. -4- Gereği görüşüldü:
Dairemizin 1.7.2009 tarihli kararında, Adalet Bakanlığınca yasa yararına bozma konusu yapılan ...
4.Asliye Ceza Mahkemesi kararının bozulduğu ve saptanan hukuka aykırılığın giderilmesine hükmolunduğu, anılan karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını inceleyen Y.C.G.K.'nun, uyuşmazlık konusunda karar verilebilmesi için öncelikle ... Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın reddine ilişkin merci kararının yasa yararına bozma isteğine konu edilerek incelenmesi gerektiğine karar vererek dosyayı Dairemize gönderdiği görülmektedir.
Y.C.G.K.'nun 17.7.2007 gün ve 2007/145-172 sayılı, 27.3.2007 gün ve 2007/73-76 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere hükümdeki diğer yasaya aykırılıklar giderilmeden, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi halinde, hukuka aykırılıkları giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hizmet için öngörülen "yasa yararına bozma" kurumu bünyesinde hukuka aykırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır. Y.C.G.K.'nun 22.12.2009 tarihli kararı karşısında; Adalet Bakanlığının 11.5.2009 tarihli yasa yararına bozma isteğinin, bu aşamada sonuçlandırılması olanaklı bulunmayıp Adalet Bakanlığının durumdan haberdar edilerek saptanan yeni hukuka aykırılık açısından yasa yararına bozma yasa yoluna başvurusunun sağlanması gerekmektedir. Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1.Yasa yararına bozma isteği hakkında bu aşamada bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2.... Ağır Ceza Mahkemesinin, itirazın reddine ilişkin 10.3.2009 tarih ve 2009/250 D.İş sayılı kararına karşı yasa yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için dosyanın, Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE, 14.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.