10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/10359 E. , 2023/11814 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Taraflar arasındaki re'sen bildirge ve bordro tanzimi ile prim borcu tahakkukuna ilişkin Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; SGK Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün büyük işverenler sosyal güvenlik merkezinin 12.07.2011 tarihli B.13.2.SGK.4.35.10.20 - 01.1039949 0358853 -14.465.885 sayılı kararıyla davacı işyerinde çalıştığı iddia edilen kişiler hakkında aylık prim ve hizmet belgeleri verilmesi ve tahakkuk edecek prim borçlarının ödenmesi kararı verildiği, ayrıca şirket hakkında idari para cezası tesis edildiği, kararın ve cezanın iptali için İdare Mahkemesine başvurmaları sonucunda önincelemede dilekçenin iki ayrı dava açılması gerekçesiyle iade edildiği, ...
3.İdare Mahkemesinin 2012/1075 sayılı dosyasında cezanın iptali için davanın sürdüğü, kararın iptali için açılan davanın ise adli yargıda iş mahkemesi görev alanında olması nedeniyle reddedildiği ve süresinde dava açtıkları, anılan kararın hukuka aykırı olduğu, şirketin 01.06.2007 - 30.04.2008 tarihleri arasındaki belgeleri incelenerek bir takım kargo evrakında şirket çalışanı olmayan kişilerin imzaları teslim eden olarak göründüğünden bu kişilerin şirket çalışanı olduğu gerekçesiyle idari işlemin yapıldığı, bu kişilerin şirket çalışanı olmadığı, davacı işyerinin şehir merkezine uzak olması nedeniyle zaman zaman şirkete gelen müşterilerin ya da şirket ortaklarının yakınlarının vasıtasıyla kargonun teslim edildiği, incelenen 49 kargo evrakında şirket çalışanı olmayan 12 kişinin olduğunu sırf bu nedenle idari işlemin yapılmasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla davalı Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; 04.02.2009 tarihinde yapılan denetimde ..., ..., ..., ..., ..., ... , ... , ... , ..., ... , ..., ... ve ...'in işe giriş bildirgelerinin Kuruma verilmediğinin tespit edildiği; raporda irsaliyeli faturalar ve sevk irsaliyelerinde teslim eden olarak görünen kişilerin 01.06.2007 - 30.04.2008 arasında bir SGK bildirimi olmadığının tespit edildiği; ... adlı kişinin 17 defa teslim eden oluşunun olağan akışa aykırı olduğu; denetimin usulüne uygun olduğu; davacının 5510 sayılı Kanun'un 8 inci maddesine ve 86 ncı maddesine aykırı davrandığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; yargılamanın önceki aşamalarında tanık olarak beyanda bulunduğu ve davacının davasında haklı olup davayı kabul ettiği, ancak davaya sebep olmadığından aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği savunmasında bulunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; tarafları tanımadığı ve hakkında dava açılmasına sebep olan kişi ve kurumlardan şikayetçi olacağı savunmasında bulunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; isim benzerliği bulunduğu, davacı şirkette çalışmadığı, yargılama giderlerinden sorumlu olmaması gerektiği savunmasına bulunmuştur.
Davalı ... duruşmalarda davacı şirkette 2007'den itibaren çalışmaya başladığı, 2011 yılında ayrıldığı, diğer davalılarla birlikte çalışmadığı, ...'u tanıdığı, bu kişinin davacı şirkette çalışığı, davacı şirkette çalıştığı için faturaları teslim aldığı, ...'ı tanıdığı, bu kişinin de davacı şirkette çalıştığı beyanında bulunmuştur.
Davalı ... duruşmalarda dahili davalıların hiç birini tanımadığı, totalgaz bayisi işlettiği, çimser çim şirketiyle ticari ilişkisi olduğu, bu şirkete mutfak tüpü verdiği, bunları fatura karşılığı verdiği, bu şirketle her hangi bir ilgisi olmadığı, bu şirkette çalışmadığı, ... tanıdığı, ara sıra geldiği, davacı şirkette çalışmadığı, patronları tanıdığı için arada sırada geldiği, davacı şirketle her hangi bir alakası olmadığı beyanında bulunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkeme tarafından 04.02.2014 tarihli ve 2012/483 Esas, 2014/42 Karar sayılı kararla denetim memuru tarafından iş yerinde çalışanların beyanlarının alındığı, bu kişilerin iş yerinde çalıştıklarına dair bir tanık beyanına rastlanmadığı, irsaliyelerde teslim eden kişiler olması nedeniyle işlemin yapıldığı, dinlenen tanıklardan iş yerinde daimi olarak çalışanlar ve çalıştığı iddia olunanlar dahil hiçbir tanık yeminli beyanında idari işleme konu kişilerin işyerinde çalıştığını belirtmediği, davacı işverenin irsaliyelerin zaman zaman iş yerine gelen müşteriler, çalışan arkadaşları, kendi arkadaşları tarafından teslim edildiği savunmasına aksine bir tanık beyanı olmadığı gibi irsaliyeler dışında iş yerine ait incelenen defterlerde yevmiye ile bu kişilerin çalıştığına dair bir kayıt, ödeme vs. görülmediği, denetim memurunca eksik inceleme ile rapor düzenlendiği, raporda yevmiyeli çalıştığı belirtilen kişilerden olan ancak mahkememizde yeminli beyanlarında çalışan olmadıklarını ifade eden tanıkların dinlenmediği, davacı iş yeri tanıklarının iş yerinde çalışan sayısına ilişkin beyanlarının iş yerindeki tüm kayıt ve belgelerle örtüştüğü, devamlı faal halinde olan çim üretim işletmesi olan işyerinde 12 kişinin birden iddia konusu dönemde işe giriş bildirgesiz sürekli iş akdiyle çalıştırılması da 8 kişinin düzenli olarak bildirgelerini yapan bir iş yeri açısından hayatın olağan akışına ters görüldüğü, aynı zamanda yevmiyeli hamal olarak çalıştığı iddia edilen ve mahkemece dinlenen tanıklar ... ve ...'ın iddia konusu olan 10 aylık dönemde çalışmadıkları beyanlarına da kendilerinin hizmet süresini de doğrudan etkileyecek olmasına rağmen ve SGK mevzuatı ile TCK'nın yalan beyanda bulunmaya ilişkin amir hükümlerine rağmen bu şekilde beyanda bulunmaları nedeniyle doğru olduğu kanaatine varılarak itibar edildiği, davacı iş yerinde çalıştığı iddia edilen kişiler hakkında aylık prim ve hizmet belgeleri verilmesi ve tahakkuk edecek prim borçlarının ödenmesi kararının hukuka ve oluşa uygun olmadığı iddia konusu kişilerin o iş yerinde çalışmayıp zaman zaman iş yerine gelen müşteri, misafir vb kişiler olup iş yeri namına evrak teslim ettikleri kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı SGK Başkanlığı, ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün büyük işverenler sosyal güvenlik merkezinin 12.07.2011 tarihli B.13.2.SGK.4.35.10.20-01.1039949 0358853-14.465.885 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Mahkemenin 04.02.2014 tarihli ve 2012/483 Esas, 2014/42 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemiz tarafından 28.10.2014 tarihli ve 2014/18681 Esas, 2014/21204 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren yasal düzenleme gereği, davaya konu borcun yapılandırma kapsamında bulunduğu gözetilmeli, bu çerçevede 6552 sayılı Kanun'un tanıdığı alacakların yeniden yapılandırılması olanağından yararlanılıp yararlanılmadığı incelenmeli, yapılandırma başvuru süresinin bitiş tarihleri ile Geçici 60 ıncı maddenin 9 uncu fıkrasının 'Bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların, bu maddelerde belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.' hükmü de göz önünde bulundurularak, yapılacak değerlendirmeye göre bir karar verilmelidir. Bu hukuki olgu çerçevesinde, yeniden inceleme yapılmak üzere mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir."
B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından 10.02.2015 tarihli ve 2014/525 Esas, 2015/30 Karar sayılı kararla denetim memuru tarafından iş yerinde çalışanların beyanlarının alındığı, bu kişilerin iş yerinde çalıştıklarına dair bir tanık beyanına rastlanmadığı, irsaliyelerde teslim eden kişiler olması nedeniyle işlemin yapıldığı, dinlenen tanıklardan iş yerinde daimi olarak çalışanlar ve çalıştığı iddia olunanlar dahil hiçbir tanık yeminli beyanında idari işleme konu kişilerin işyerinde çalıştığını belirtmediği, davacı işverenin irsaliyelerin zaman zaman iş yerine gelen müşteriler, çalışan arkadaşları, kendi arkadaşları tarafından teslim edildiği savunmasına aksine bir tanık beyanı olmadığı gibi irsaliyeler dışında iş yerine ait incelenen defterlerde yevmiye ile bu kişilerin çalıştığına dair bir kayıt, ödeme vs. görülmediği, denetim memurunca eksik inceleme ile rapor düzenlendiği, raporda yevmiyeli çalıştığı belirtilen kişilerden olan ancak mahkememizde yeminli beyanlarında çalışan olmadıklarını ifade eden tanıkların dinlenmediği, davacı iş yeri tanıklarının iş yerinde çalışan sayısına ilişkin beyanlarının iş yerindeki tüm kayıt ve belgelerle örtüştüğü, devamlı faal halinde olan çim üretim işletmesi olan işyerinde 12 kişinin birden iddia konusu dönemde işe giriş bildirgesiz sürekli iş akdiyle çalıştırılması da 8 kişinin düzenli olarak bildirgelerini yapan bir iş yeri açısından hayatın olağan akışına ters görüldüğü, aynı zamanda yevmiyeli hamal olarak çalıştığı iddia edilen ve mahkemece dinlenen tanıklar ... ve ...'ın iddia konusu olan 10 aylık dönemde çalışmadıkları beyanlarına da kendilerinin hizmet süresini de doğrudan etkileyecek olmasına rağmen ve SGK mevzuatı ile TCK'nın yalan beyanda bulunmaya ilişkin amir hükümlerine rağmen bu şekilde beyanda bulunmaları nedeniyle doğru olduğu kanaatine varılarak itibar edildiği, davacı iş yerinde çalıştığı iddia edilen kişiler hakkında aylık prim ve hizmet belgeleri verilmesi ve tahakkuk edecek prim borçlarının ödenmesi kararının hukuka ve oluşa uygun olmadığı iddia konusu kişilerin o iş yerinde çalışmayıp zaman zaman iş yerine gelen müşteri, misafir vb kişiler olup iş yeri namına evrak teslim ettikleri kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı SGK Başkanlığı, ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün büyük işverenler sosyal güvenlik merkezinin 12.07.2011 tarihli B.13.2.SGK.4.35.10.20-01.1039949 0358853-14.465.885 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 10.02.2015 tarihli ve 2014/525 Esas, 2015/30 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemiz tarafından 18.10.2017 tarihli ve 2017/1112 Esas, 2017/7003 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ve aidiyete ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki somut olayda; 01.06.2007- 30.04.2008 tarihleri arasında davacı şirkette çalıştıkları halde bildirimleri yapılmayan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in 24.02.2009 tarihinde yapılan denetimde işe giriş bildirgelerinin kuruma verilmediği tespit edilmiş, 5510 sayılı Kanun'un 8 inci maddesine ve 86 rcı maddesine aykırı davranıldığı gerekçesi ile Kurum tarafından işlem başlatılmış ve davaya konu işlem tesis edilmiştir. Mahkemece sigortasız çalıştırıldığı iddia edilen ve Kurum tarafından tespit edilenler davaya dahil edilmeden yargılama devam olunmuştur. Verilen karardan adı geçenlerin doğrudan etkilenecekleri gözetildiğinde yargılamaya taraf teşkili sağlanmadan devam olunması usul ve yasaya aykırıdır ve hükmün sair yönleri incelenmeksizin karar bozulmalıdır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir."
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile denetim memurunca eksik inceleme ile rapor düzenlendiği, raporda yevmiyeli çalıştığı belirtilen kişilerden olan ancak yeminli beyanlarında çalışan olmadıklarını ifade eden tanıkların dinlenmediği, davacı iş yeri tanıklarının iş yerinde çalışan sayısına ilişkin beyanlarının iş yerindeki tüm kayıt ve belgelerle örtüştüğü, devamlı faal halinde olan çim üretim işletmesi olan işyerinde 12 kişinin birden iddia konusu dönemde işe giriş bildirgesiz sürekli iş akdiyle çalıştırılması da 8 kişinin düzenli olarak bildirgelerini yapan bir iş yeri açısından hayatın olağan akışına ters görüldüğü, aynı zamanda yevmiyeli hamal olarak çalıştığı iddia edilen ve mahkemece dinlenen tanıklar ... ve ...'ın iddia konusu olan 10 aylık dönemde çalışmadıkları beyanlarına da kendilerinin hizmet süresini de doğrudan etkileyecek olmasına rağmen ve SGK mevzuatı ile TCK'nın yalan beyanda bulunmaya ilişkin amir hükümlerine rağmen bu şekilde beyanda bulunmaları nedeniyle doğru olduğu kanaatine varılarak itibar edildiği, davacı iş yerinde çalıştığı iddia edilen kişiler hakkında aylık prim ve hizmet belgeleri verilmesi ve tahakkuk edecek prim borçlarının ödenmesi kararının hukuka ve oluşa uygun olmadığı iddia konusu kişilerin o iş yerinde çalışmayıp zaman zaman iş yerine gelen müşteri, misafir vb kişiler olup iş yeri namına evrak teslim ettikleri kanaatine varılıp Yargıtay bozma ilamında verilen karardan etkilencek kişilerin davaya dahil edilmesi sağlandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı SGK başkanlığı, ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün büyük işverenler sosyal güvenlik merkezinin 12.07.2011 tarihli B.13.2.SGK.4.35.10.20 -01.1039949 0358853 -14.465.885 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum kayıtları, davacı iş yeri kayıtları, ücret tediye bordroları ve 01.06.2007 - 30.04.2008 tarihleri arasında irsaliyeli faturalar ve sevk irsaliyeleri incelendiğinde, irsaliyeli faturalar ve sevk irsaliyelerinde isimleri geçen malı teslim alan / teslim eden ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli kişilerin (12 kişi) 01.06.2007 - 30.04.2008 döneminden herhangi bir sigortalı bildirimlerinin olmadığı tespit edildiği, objektif ifade veremeyecekleri her yönü ile açık olan tanık beyanlarına itibar edildiği, üstelik bu tanık beyanlarında çelişen ifadeler dahi tartışılmadığı, yine tanık ifadelerinde yer verilen hayatın olağan akışına aykırı iddialar yok sayıldığı, davacının mal teslimini / alımını kanıtlayan önemli bir yazılı belge olan irsaliyelerle, iş yerine gelen misafirlere bu işi yaptırdığı iddiası, yine bu durumun sürekliliğinin tespit edilmiş olması karşısında hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğu, iş yerinin şehir merkezine uzak olması nedeniyle zaman zaman şirkete gelen müşterilerin kargoyu teslim aldığı iddiası da gerek ticari hayatın olağan akışına aykırı olup, gerekse birbiri içerisinde çelişkili olduğu, tanık olarak dinlenen davalı ...'un farklı tarihlerdeki (2007 ve 2008 yıllarında) 17 adet irsaliyeli faturada mal teslim eden ve alan kişi olarak görüldüğü, ...'un davacı şirkette bu tarihlerden çok sonra 23.01.2009 - 31.03.2009 tarihler arasında SGDP'ye tabi olarak çalıştığı ve bildiriminin yapıldığı, benzer durumun tanık / davalı ... için de geçerli olduğu, anılan kişinin de farklı tarihlerdeki (2007 yılında) 4 adet irsaliyeli faturada mal teslim eden ve alan kişi olarak görüldüğü, bu kişinin de 23.01.2009 - 01.12.2009 tarihler arasında davacı şirkette SGDP'ye tabi olarak çalıştığı ve bildiriminin yapıldığı, bu bağlamda bildirim olmayan tarihlerde de davacı şirket adına mal teslimi eden, mal alan bu kişinin de anılan tarihlerde davacı şirkette fiilen çalıştığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1.Anayasa'nın 60 ıncı maddesi şöyledir: "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. / Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar."
2.31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlı Sigortası Kanunu'nun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir: "Bu Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından;
a)Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar... sigortalı sayılırlar."
3.5510 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Sigorta hak ve yükümlülükleri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının;
a)(a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için çalışmaya, meslekî ve teknik eğitime, meslekî ve teknik ortaöğretim sırasında tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimine, staja veya bursiyer olarak göreve başladıkları tarihten... itibaren başlar."
4.5510 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık;
a)4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların, hizmet akdinin sona erdiği tarihten... itibaren sona erer. "
5.5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ilgili 9 uncu fıkrası şöyledir: "Aylık prim ve hizmet belgesi (veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi) işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır."
6.5510 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesinin ilk iki fıkrasının ilgili kısımları şöyledir: "Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür... Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..."
2.Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; ... ve ... dışında kalan davalılar yönünden sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği ise, anılan Kanunun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer.
3.Kurum denetmenlerinin sahte sigortalılık tespitine dayalı davalar hizmet tespiti içeriklidir. Anayasa'nın 60 ıncı maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
4.Somut olayda; davalı Kurum denetmeni tarafından dava dışı kargo şirketi faturaları üzerinde yapılan denetimde, 12 kişinin davacı şirket adına müteaddit defalar kargo teslim aldığının tespit edilmesi üzerine, söz konusu kişilerin davacı şirket çalışanı olduğu ve sigorta bildirimleri yapılmayarak kaçak çalıştırıldığı gerekçesiyle davacı işveren adına re'sen bordro ve bildirgeler tanzim edilerek idari para cezası ve prim borcu tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Anılan Kurum işlemlerinin iptaline ilişkin eldeki davada hakkında tespit yapılan 12 kişinin davacı iş yerinde çalışmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak tanıklar ..., ... ve ...'ın davalılar ... ile ...'ın davacı iş yerinde çalıştıklarına, üstelik ...'ın 5 yıl çalışan müdür olduğuna ilişkin beyanda bulundukları anlaşılmaktadır. Dolayısıyla adı geçen davalılar yönünden davalı Kurum denetim raporundaki tespitlerin doğrulandığının ve Kurum işleminin yerinde olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.