Esas No
E. 2023/608
Karar No
K. 2024/318
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T. C.

K A Y S E R İ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/608

KARAR NO: 2024/318

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/12/2022

NUMARASI: 2021/339 Esas, 2022/909 Karar

DAVA: Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ: 05.05.2021

İSTİNAF KARARININ

VERİLDİĞİ TARİH: 20.02.2024

YAZILDIĞI TARİH: 20.02.2024

Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/339 Esas, 2022/909 Karar sayılı kararına karşı davalı ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalılar ... ile ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:

Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; 17/08/2020 günü sürücü ... 'un yönetimindeki (... Ltd. Şti'ne ait) ... plakalı kamyon ile D-20 karayolu üzerinde Kırşehir istikametinden Kayseri istikametine seyrederek geldiği olay mahalli yol bölümünde, sağ arka lastiği patladığı için kısmen sağ şeritte taşar vaziyette yolun sağındaki emniyet şeridinde park halinde olan sürücü ... yönetimindeki ... (... 'ya ait) plakalı kamyonetin sol arka kısmına çarpması, çarpma sonucu ötelenen kamyonetin de önünde emniyet şeridinde duraklayan ve lastik tamiri için olay yerine gelen sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı minibüse çarpması, bu sırada kamyonetle minibüs arasında lastik tamiri için yaya olarak bulunan ... ile ... 'ün bu iki araç arasında sıkışmaları sonucu ölümlü ve yaralanmalı kaza meydana geldiğini, Avanos Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/1074 Soruşturma sayılı dosyasında alınan raporda davalı sürücü ... 'un asli kusurlu olduğu, davalı ... 'nın ise alt düzeyle tali kusurlu olduğunun, müvekkillerinin murisinin ise kusursuz olduğunun tespit edildiği, trafik kazasında hayatını kaybeden ... 'ün evli ve iki çocuk babası olup, kendi işyerinde lastik tamircisi ve lastik satıcısı olarak çalışmakta olduğunu, dolayısıyla aylık kazancına ilişkin emsal ücret araştırması yapılarak getirilecek emsal ücret üzerinden tazminat hesabı yapılması gerektiğini, müvekkillerinin müteveffanın desteğinden mahrum kaldıklarını beyan ederek destekten yoksun kalma tazminat tutarları belirlenerek işletenler ve sürücüler yönünden olay tarihinden, sigortacılar yönünden temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile birlikte tahsiline, ayrıca tüm müvekkilleri için toplam 100.000,00-TL manevi tazminatın da davalı işletenler ve sürücülerden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu trafik kazasında müvekkilinin kusursuz olduğunu, diğer davalı araç sürücüsü ... 'un %100 oranında kusurlu olduğunu, dolayısıyla meydana gelen hiçbir kusuru bulunmayan araç sürücüsü ve araç maliki müvekkillerine sorumluluk yüklenemeyeceğini, kaza sırasında trafik polisleri tarafından tutulan tutanağın hukuken hiçbir geçerliliği bulunmadığını, ayrıca Avanos Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli tıp kurumundan alınan kusur raporunda aleylerine olan kısımlarını kabul etmediklerini, konusunda uzman bilirkişiden kazanın meydana geldiği yerde keşif icra edilerek yeniden kusur raporu aldırılmasını talep ettiklerini, davacıların müvekkillerinden maddi ve manevi hiçbir hak talebinde bulunamayacaklarını, müteveffa ... 'ün yol yardımı için geldiğini, ancak gerekli emniyet tedbirlerini almadığını, kusur raporu incelendiğinde müvekkiline ait aracın tıpkı ... plakalı araç gibi tamamen emniyet şeridinde olduğunun net bir şekilde anlaşıldığını, dolayısıyla müvekkillerinin de kusurunun bulunmadığını beyan ederek müvekkilleri yönünden açılan, haksız, mesnetsiz ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirkete 22.2.020/2021 tarihleri arasında ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davayı kabul anlamında olmamakla birlikte poliçe teminat limitinin 410.000,00-TL olduğunu, dava dışı anne ... tarafından müvekkili sigorta şirketine başvuru yapıldığını ve bunun üzerine hasar dosyası açılarak dava dışı anne ... 'e 31/12/2020 tarihinde 12.363,64-TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapıldığını, ... tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğu ileri sürülerek Sigorta Tahkim Komisyonu'na tahkim başvurusunda bulunulduğunu ve tahkim yargılaması sonucunda ... lehine 3.718,52-TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiğini, sigortacının sorumluluğunun araç işletenin sorumluluğu ile sınırlı olduğunu, bunun için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur raporu aldırılması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken müteveffanın hayatta olan tüm hak sahiplerinin paylarının hesaplamada gözetilmesi gerektiğini, müteveffanın geride kalan hak sahiplerinin sadece eş ... ile çocukları Melih ve ... olmadığını, kazanın 17/08/2020 tarihinde meydana geldiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak tazminat hesabının yapılması gerektiğini, bu nedenle somut olaya göre anne ve babaya ayrılacak payın da tespitinin gerektiğini, ayrıca davacılara SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının da araştırılması gerektiğini, yapılan ödeme varsa bunların hesaplanan zarardan mahsup edilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu kazaya karışan... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından ZMMS poliçesi ile teminat altına alındığını, davacı tarafça KTK gereğince usuli yükümlülüğü olan başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmeksizin dava açtığından davanın usulden reddi gerektiğini, bunun yanı sıra kusur oranının tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor aldırılması gerektiğini, destek tazminatı hesaplamasının Genel Şartlarda belirlenen usul ve esaslara göre yapılması gerektiğini, müteveffanın annesinin hayatta olması nedeniyle yapılacak hesaplamalarda payının dikkate alınması gerektiğini, davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, müteveffanın zararın artmasında müterafik kusuru bulunup bulunmadığı resen gözetilerek gerekirse tazminattan indirim yapılması gerektiğini beyan ederek davanın esastan ve usulden reddine karar verilmesini istemiştir.Davalılar ... ve ... Ltd. Şti. vekili, cevap dilekçesinde özetle; 17/08/2020 tarihinde ... plakalı ... 'ya ait ... yönetimindeki kamyonetin sağ arka lastiğinin patlaması nedeniyle, araç sürücüsü ... 'nın aracını bir kısmı yolun sağındaki emniyet şeridini bir kısmı sağ şeridi ortalayacak vaziyette durakladığını ve yolda durduğunu/durakladığını belirten herhangi bir uyarı levha veya işareti yola bırakılmadığı gibi, aracın dörtlülerinin de yakılmadığını, ayrıca kamyonetin aşırı yüklü olması nedeniyle yükünün aracın kasasından arka tarafa taşmakta olduğunu, taşan yük nedeniyle de kamyonete ait arka aydınlatma lambalarının da görünmediğini, 50-100 metre ileride benzin istasyonu varken, burada lastik değişimi yapılması imkanı varken yolda bu işlemin yapılmaya çalışıldığını, müteveffa ... 'ün lastik tamiri için geldiğinde yolda lastik değişimi yapmaya çalıştığını ve gerekli tedbirleri almadığını, müvekkili ... 'un kendi şeridinde (sağ şerit) hız dahil tüm kurallara uygun vaziyette seyir halinde olduğunu, müvekkilinin ... plaka sayılı araca çarpmamak için elinden geleni yaptığını, ancak sol şeridin de dolu olması nedeniyle iki araç arasında kaldığını ve araca sol arka kısmından çarpmak durumunda kaldığını, müvekkilinin uyarı levhası bulunmaması nedeniyle aracı gece karanlığında, aydınlatması olmayan yolda fark etmesinin mümkün olmadığı gibi, aracın önünde, tamir yapan vaziyette birinin bulunduğunu bilmesinin, düşünmesinin imkansız olduğunu, kazanın meydana gelmesinden müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını, kusura ilişkin rapor aldırılması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Maddi tazminat davasının kabulü ile, davacı ... için 1.208.145,90-TL, ... için 27.464,43-TL, ... için 153.078,64-TL olmak üzere toplam 1.388.688,97‬‬-TL'nin (Davalı ... A.Ş'nin sorumluluğunun ... için 333.994,32-TL, ... için 7.592,60-TL, ... için 42.318,89-TL ile sınırlı olmak üzere, Davalı ... A.Ş'nin sorumluluğunun ise ... için 356.696,01-TL, ... için 8.108,67-TL, ... için 45.195,32-TL ile sınırlı olmak üzere) davalılar ... A.Ş ile ... A.Ş yönünden temerrüt tarihi olan 10/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılar ... , ... , ... ve ... Ltd. Şti yönünden ise olay tarihi olan 17/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara hak ettikleri bedellerin ayrı ayrı verilmesine, manevi tazminat davasının kabulü ile, davacı ... için 60.000,00-TL, ... için 20.000,00-TL ve ... için 20.000,00-TL olmak üzere toplam 100.000,00-TL'nin davalılar ... , ... , ... ve ... Ltd. Şti yönünden ise olay tarihi olan 17/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara hak ettikleri bedellerin ayrı ayrı verilmesine dair karar verildiği görülmüştür.Taraflarca İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: A-) Davalı ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle;

İlk derece mahkemesi kararının haksız ve hukuksuz olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli kararı ile iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınması gerektiğini, mahkemece tanzim edilen kusur oranlarına katılmadıklarını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla Trafik Sigortası Genel Şartlarının A.6.B maddesinde de belirtildiği üzere hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminatları teminat dışında kalan hallerden olduğunu, öncelikle kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumuna sevk edilmesi gerektiğini, davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı istenebilmesi için, müteveffanın davacılara desteği olduğunun ispatlanması gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacıların zararının tespiti için elde edilen kazanımların belirlenmesi ve bu kazanımların belirlenecek tazminattan indirilmesi gerektiğini, bu hususa dikkat edilmeksizin hazırlanan bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hükmedilen tazminat miktarına 10.03.2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, davacı tarafça işbu dava öncesinde müvekkili şirkete eksik başvuru yapmış olduğundan müvekkili şirketin dava tarihinden önce temerrüde düştüğü kabulünün haksız olduğunu, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesine talep etmiştir.

B-) Davalı ... A.Ş. vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle;

İlk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, davanın ıslah tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken iki yıllık zamanaşımının dolduğunu ve bu sebeple artırılan talep tutarının talep konusu edilmesinin mümkün olmadığını, davacı dilekçesinde ... olarak belirtilen davacının karar ve icra aşamasında ... olarak belirtildiğini, davacı Hatice'nin soyadı değişikliğinin sebebinin mahkemece araştırma konusu yapılmadığını, davacı ... 'ın yargılama aşamasında evlenmiş olması halinde destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması yapılırken destek eşin muhtemel bakiye ömrüne göre değil, evlenme tarihine kadar hesaplanması gerekeceğini, eksik inceleme ile düzenlenen hükmün kabulünün mümkün olmadığını, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, 17.08.2020 tarihinde meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsü ... 'nın %15 oranında kusurlu bulunduğunu, 13.06.2022 tarihli hesap bilirkişi raporunda ve 26.09.2022 tarihli ek hesap bilirkişi raporunda kusur oranlarına göre hesaplama yapılmadığını, kusur oranlarının dikkate alınmadan tazminat hesaplaması yapıldığı için de teminat limiti tüketildiği görüş ve kanaati ile garameten paylaştırma ilkesi uygulanmış olmasının tazminat hukukuna aykırılık teşkil ettiğini, müteveffanın kaza tarihinde çalışmasını gösterir hiçbir bilgi ve belge dosyaya sunulmadığından müteveffanın kaza tarihinde asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiğinin kabulü ile net asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılması için ek bilirkişi raporu alınması gerekirken mahkemece rapora karşı yapılan itirazlarının değerlendirilmediğini, dava konusu kazanın gerçekleştiği tarihte Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının yürürlükte olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminatın, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant yöntemine göre hesaplandığını, müvekkili şirkete dava öncesinde yapılan başvurunun eksik evrak ile yapıldığını, bu sebeple de müvekkili şirket tarafından tazminat talebinin değerlendirmeye alınamadığını ve ödeme yapılamadığını, bu durumda müvekkili şirketin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğini, ancak faize hükmedilmesine karar verilmesi halinde faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olan 05.05.2021 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C-) Davalılar ... ve ... vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle;

İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece HMK'nın 186. maddesinin emredici hükmüne aykırı olarak, tahkikatın sona erip sözlü yargılamaya geçtiğine ilişkin taraflarına bildirimde bulunmaksızın yokluklarında hüküm tesis edildiğini, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme haklarının mahkemece açıkça ihlal edildiğini, kaza tespit tutanağının doğruluğunun mahkemece denetlenmeden kusur durumu belirlendiğini, tanıklarının ceza dosyasında dinlenmesinden dolayı hukuk hakimi tarafından dinlenmediğini ancak cezai soruşturma yönünden sınırlı şekilde dinlendiğini, müvekkillerinin beyanı alınmadan kazaya sebebiyet veren davalılardan ... 'un gerçeğe aykırı beyanına göre düzenlenen kaza tespit tutanağının doğru olduğu varsayımı ile müvekkillerine kusur yüklenmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, meydana gelen kazada müvekkillerinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, tazminat hesabının hatalı olarak hesaplandığını, davaya konu, tazminat hesabının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları çerçevesinde TRH-2010 ölüm tablosu kullanılarak ve % 1,65 teknik faizli peşin değer hesabı kullanılarak yapılması gerektiğini ancak bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına uygun olmayıp, yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu dikkate alınıp kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davalı ... Anonim Şirketi vekili, davalı ... Anonim Şirketi vekili, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği tespit edilmiştir.Bu aşamada davalı ... 'nın istinaf başvurusuyla ilgili belirtilmesi gereken ek bir husus şudur; Davalı ... istinaf yargılaması sırasında adli yardım talebinde bulunmuş, UYAP'tan alınan TAKBİS ve diğer mal varlığı raporlarına göre davalının kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken istinaf yargılama giderlerini, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu dolayısıyla 6100 sayılı HMK'nın 334. maddesi uyarınca adli yardım şartlarının oluştuğu görülmekle davalı ... vekilinin adli yardım talebinin kabulüne, bu davalının ödemesi gereken yargılama harçları, istinaf nispi harcı vb. diğer yargılama giderlerinin sonradan haksız çıkan taraftan alınması kaydıyla şimdilik devlet ödeneğinden karşılanmasına karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.6100 sayılı HMK'nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davalı ... Anonim Şirketi vekili, davalı ... Anonim Şirketi vekili, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;

İstinaf incelemesine konu dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Maddi tazminat davasının kabulü ile, davacı ... için 1.208.145,90-TL, ... için 27.464,43-TL, ... için 153.078,64-TL olmak üzere toplam 1.388.688,97‬‬-TL'nin (Davalı ... A.Ş'nin sorumluluğunun ... için 333.994,32-TL, ... için 7.592,60-TL, ... için 42.318,89-TL ile sınırlı olmak üzere, davalı ... A.Ş'nin sorumluluğunun ise ... için 356.696,01-TL, ... için 8.108,67-TL, ... için 45.195,32-TL ile sınırlı olmak üzere) davalılar ... A.Ş. ile ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 10/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılar ... , ... , ... ve ... Ltd. Şti. yönünden ise olay tarihi olan 17/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara hak ettikleri bedellerin ayrı ayrı verilmesine, manevi tazminat davasının kabulü ile, davacı ... için 60.000,00-TL, ... için 20.000,00-TL ve ... için 20.000,00-TL olmak üzere toplam 100.000,00-TL'nin davalılar ... , ... , ... ve ... Ltd. Şti yönünden ise olay tarihi olan 17/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara hak ettikleri bedellerin ayrı ayrı verilmesine dair karar verilmiştir.Bilindiği üzere, trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören maddi ve manevi zararını 6098 sayılı TBK'nun 49. ve 53. maddeleri uyarınca sürücüden (somut olayımızda davalı ... ... plakalı aracın, davalı ... ... plaka sayılı aracın sürücüsüdür) isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun md. 3 uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden (somut olayımızda davalı ... ... plakalı aracın, davalı ... Limited Şirketi ... plaka sayılı aracın malikidir) de maddi ve manevi zararın tazmini talep edilebilir. Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir. Dolayısıyla davacı tarafın, maddi zararını ... plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı .... A.Ş.'den ve ... plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı ... A.Ş.'den isteme hakkı da vardır.Kural olarak 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 Esas, 2008/536 Karar). Dava konusu trafik kazası bakımından davalılar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan ceza davasının Nevşehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/263 Esas sayılı dosyasında görülmekte olduğu, duruşmanın 19/03/2024 tarihine erteli olduğu UYAP bilişim sistemi üzerinden yapılan incelemeden anlaşılmış,

TBK’nın 74/2. maddesi gereği hukuk hâkimi ceza hâkiminin kusur değerlendirmesi ve zarar belirlenmesine ilişkin kararı ile bağlı olmaması nedeniyle ceza yargılamasının sonuçlanmasının beklenmesine gerek bulunmadığı değerlendirilmiştir.Somut olayımızda, 17.08.2020 günü saat 23:45 sıralarında davalı sürücü ... , yönetimindeki ... plaka sayılı kamyon ile D-260 karayolu üzerinde Kırşehir istikametinden Kayseri istikametine seyrederek geldiği olay mahalli yol bölümünde, sağ arka lastiği patladığı için kısmen sağ şeride taşar vaziyette yolun sağındaki emniyet şeridinde park halinde olan davalı sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı kamyonetin sol arka kısmına çarpması, çarpma sonucu ötelenen kamyonetin de önünde emniyet şeridinde duraklayan ve lastik tamiri için olay yerine gelen müteveffa destek ... yönetimindeki ... plaka sayılı minibüse çarpması, bu sırada kamyonetle minibüs arasında lastik tamiri için yaya olarak bulunan ... ve ... ’ün bu iki araç arasında sıkışmaları sonucu ölümlü ve yaralanmalı kaza meydana gelmiştir. Davalı sürücüsü ... , yönetimindeki araç ile gece vakti, aydınlatması olmayan, yerleşim yeri dışındaki mahalde seyri sırasında yola gereken biçimde dikkatini vermemiş, seyrini far ışığı altındaki görüşüne göre ayarlamamış, düz ve eğimsiz yolda, ön ilerisinde kısmen sağ şeride taşar vaziyette emniyet şeridinde park halinde olan kamyoneti gördüğünü belirtmesine rağmen söz konusu araca çarpmayı önleyebilmek adına zamanında etkin bir şekilde tedbir alma becerisi gösterememiş, aracının sağ ön kısmını kurtarmaya çalışırken aracının arka kasası ile duran araca çarptığı yönündeki kendi ifadelerinden de anlaşılacağı üzere sürüşündeki özen eksikliği ile yolun sağındaki emniyet şeridinde kısmen sağ şeride taşar vaziyetteki kamyonetin sol arka kısmına çarpması, çarpma sonucu ötelenen kamyonetin de önünde emniyet şeridinde duraklayan ve lastik tamiri için olay yerine gelen sürücü İbrahim yönetimindeki minibüse çarpması, bu sırada kamyonetle minibüs arasında lastik tamiri için yaya olarak bulunan ... ve ... ’ün bu iki araç arasında sıkışmaları sonucu meydana gelen olayda; dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle %85 oranında kusurludur. Davalı sürücüsü ... , her ne kadar aracının dörtlülerini yaktığını beyan etmiş ve aracında yolcu olarak bulunan ... ’ın da bu yönde ifadeleri mevcut ise de, lastiği patlayan aracını olay yeri yolun sağında bulunan 2,50 m. genişliğindeki emniyet şeridine park etmesi gerekirken aksine hareketle söz konusu emniyet şeridine tam olarak yanaşmayıp, aracını kısmen sağ şeride taşar vaziyette park etmiş olmakla, meydana gelen olayda %15 oranında kusurludur. Müteveffa destek ... , yönetimindeki aracı emniyet şeridi içerisine park edip, akabinde kamyonetin patlayan lastiğini tamir etmek üzere emniyet şeridi içerisinde yaya olarak bulunduğu sırada bu oluş şartlarında meydana gelen olayda, herhangi bir kural ihlali görülmediğinden sonuçta atfı kabil kusuru yoktur.Ceza yargılaması kapsamında Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığından alınan 26/01/2021 tarihli kusur raporuyla uyumlu değerlendirme yapıldığı nazara alınarak hukuk yargılaması kapsamında İTÜ Ulaştırma Birimi öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 10/01/2022 tarihli kusur raporuna ilk derece mahkemesince itibar edilmesi doğru bulunmuştur. Hukuk mahkemesince alınan kusur raporunun gerek dosya kapsamıyla gerekse de ceza davasındaki kusur raporlarıyla uyumlu olması nazara alınarak davalıların kusur raporu ve oranı bakımından ayrıca davalılar ... ile ... vekilinin mahallinde keşif yapılarak tanıkların dinlenmesi ve sundukları uzman görüşü ile çelişkinin giderilmesi suretiyle yeni bir kusur raporu alınması gerektiği yönündeki istinaf itirazlarının yerinde olmayıp reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.Hesap bilirkişisi tarafından hazırlanan 26/09/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda, TRH-2010 yaşam tablosunun ve progresif rant yönteminin kullanılması Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E:2021/5068, K:2021/3211 sayılı kararındaki kabul ve açıklamalara uygundur. Bu nedenle davalılar vekillerinin hesaplama yöntemi bakımından yaptıkları istinaf itirazlarının ayrıca hesap bilirkişisinin uzmanlık alanının yetersizliği ve hesap raporunda hesaplama hataları bulunduğu yönündeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve reddedilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Öte yandan, ölen destek ... 'ün lastik tamircisi olarak çalışmakta olduğu dosya kapsamı itibariyle sabit olup davalı ... ve tanıklar da ölenin lastik tamiri için kaza mahalline çağırıldığını doğrulamaktadır. O halde, Kayseri Oto Sanatkarlar Odası Başkanlığının 30/03/2022 ve 29/04/2022 tarihli cevabi yazılarında gelir bakımından bilgi verilmemesi dikkate alınarak TÜİK istatistiklerinden de yararlanmak suretiyle lastik tamircisi olarak çalıştığı sabit olan desteğin gelirinin asgari ücretin 1,75 katı kabul edilerek yapılan hesaplamanın hükme esas alınması doğru bulunmuş, davalıların gelirin asgari ücret üzerinden kabul edilmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.Dosya kapsamındaki Melikgazi Sosyal Güvenlik Merkezinin 25/05/2021 tarihli yazı cevabından dava konusu trafik kazası nedeniyle davacılara rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşıldığından bu kapsamda mahsubu gereken bir ödeme olmadığı tespit edilmekle davalıların Sosyal Güvenlik Kurumu ödemelerinin mahsup edilmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve reddedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf dilekçesinde, ilk derece mahkemesince sözlü yargılama için ayrı bir gün belirlenmemiş olmasının usule aykırı olduğu belirtilmiştir. Ancak 6100 sayılı HMK md. 186'da 22/07/2020 tarihli 7251 sayılı Kanun md. 20 ile yapılan değişikle yazılı yargılama usulünde tahkikatın bittiği tefhim edildikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçilmesi imkanı getirilmiştir. Dolayısıyla davalılar vekilinin bu kapsamdaki istinaf itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Kaza tarihinin 17/08/2020 olduğu, davanın belirsiz alacak davası olarak 05/05/2021 tarihinde açıldığı ve uzamış ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihi itibariyle uzamış ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı açık olup aksi yöndeki davalılar istinaf itirazları yerinde değildir.UYAP bilişim sistemi üzerinden temin edilip dosya arasına alınan davacı ... 'ye ait güncel nüfus kayıt örneğinin incelenmesinden evlenme durumunun söz konusu olmadığı, idari başvuru yoluyla soyadını değiştirdiği tespit edildiğinden davacı ... 'nin evlenmesi nedeniyle destek zararı hesabının evlenme tarihine kadar yapılması gerektiği yönündeki davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazı yerinde olmadığı ortaya çıkmıştır.Dava konusu trafik kazasında her iki sigorta şirketinin sigortaladığı araçların sürücülerinin kusurunun bulunduğu tespit edildiğinden davalı sigorta şirketlerinin müteselsil sorumluluk ilkesi uyarınca poliçe teminat limitiyle sınırlı olmak kaydıyla maddi zarardan müteselsil sorumlu tutulmaları doğru olup aksi yöndeki davalılar istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.Davacılar, kazada ölen ... 'ün eşi ve çocuklarıdır. Destek ilişkisinin karine olarak var olduğu kabul edilmesi gerektiğinden destek ilişkisinin ispatlanamadığı yönündeki davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.Davacıların her iki sigorta şirketine de 25/02/2021 tarihinde başvuru belgelerini gönderdikleri ayrıca 15/03/2021 tarihinde dava şartı arabuluculuk başvurusunu yaptıkları ve davalı sigorta şirketlerinin usulüne uygun cevap vermediği dosya kapsamından anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davalı sigorta şirketleri bakımından temerrüt tarihinin 10/03/2021 olarak kabul edilmesi doğru bulunmuş, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği yönündeki davalı sigorta şirketleri vekillerinin istinaf itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir. Ayrıca ilk derece mahkemesince yasal faize hükmedildiği dikkate alınarak faizin türü bakımından hata yapıldığı yönündeki davalı istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacılar, kazada ölen ... 'ün eşi ve çocuklarıdır. 6098 sayılı TBK 56/2. fıkrası gereğince manevi tazminat istenmesinde ölenin her bir yakınının ayrı ayrı manevi tazminat isteme hakkı mevcut olduğu gibi bu hak mirasçılık sıfatına da bağlanmamıştır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E:2019/1346, K:2020/4083 sayılı kararı)6098 sayılı TBK'nun 56 maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, ölenin olay tarihindeki yaşı, davalı sürücülerin kusur oranları, davacılar ile ölenin eş/çocuk şeklindeki yakınlıklarının derecesi, davacıların duymuş olduğu elem, üzüntü ve yıpranmanın giderilmesi ayrıca gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinden, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü, manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi göz önünde bulundurulduğunda, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacılar yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarlarının uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde belirtilen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasındaki kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda istinaf incelemesi sırasında istinaf talebinin esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durum istinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller kapsamında yer almaktadır.Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından istinaf kanun yoluna başvuran tarafların aleyhine sonuç doğuracak mahiyette hukuka aykırılık bulunmadığı, vekalet ücretleri bakımından yapılan yazım hatalarının da ilk derece mahkemesinin 02/01/2023 tarihli tashih şerhiyle düzeltildiği dikkate alınarak davalı ... Anonim Şirketi vekili, davalı ... Anonim Şirketi vekili, davalılar ... ve ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)

1.) Davalı ... Anonim Şirketi, davalı ... Anonim Şirketi, davalılar ... ve ... 'nın istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.) a-) Maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 94.861,34 TL istinaf karar harcından istinaf başvuru sırasında davalı ... Anonim Şirketi tarafından yatırılan 7.001,80 TL, davalı ... Anonim Şirketi tarafından yatırılan 6.556,16 TL, davalı ... tarafından yatırılan 23.706,10 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 57.597,28 TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazineye irad kaydına, (davalılar ... ve ... 'nın harcın tamamından, davalı ... Anonim Şirketi'nin 21.001,26 TL'lik bölümünden, davalı ... Anonim Şirketi'nin 19.663,51 TL'lik bölümünden sorumlu olması kaydıyla), b-) Davalı ... 'nın adli yardım talebi Dairemizce kabul edildiği ancak istinaf başvurusunda haksız çıktığı nazara alınarak istinaf başvuru sırasında yatırılmayan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalı ... 'dan alınarak Hazineye irad kaydına, c-) Manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 6.831,00 TL karar ve ilam harcından davalı ... tarafından peşin yatırılan 1.707,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 5.124,00 TL harcın davalılar ... ve ... 'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irad kaydına,

3.) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

4.) Davalı ... Anonim Şirketi, davalı ... Anonim Şirketi, davalılar ... ve ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin bu davalılar üzerinde bırakılmasına,

5.) Davalı ... Anonim Şirketi, davalı ... Anonim Şirketi, davalı ... tarafından istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre karar kesinleştiğinde yatıranlara İADESİNE,

Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK md. 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.20/02/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog