5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/205
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/09/2020
NUMARASI: 2018/203 Esas - 2020/403 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;05.11.2017 tarihinde, davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı olduğu ... plakalı aracın kırmızı ışıkta geçerek müvekkili ile birlikte üç yayaya çarptığını, müvekkilinin yaralandığını, kazada davalının asli ve tam kusurlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00- TL maddi tazminatın ( HMK 107. Maddesi gereğince belirsiz alacağın) işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigortacı yönünden temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan; 200.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı asil ... cevap dilekçesinde özetle; davacı yayanın araçların geçişini beklemeden sarı ışıkta geçtiğini, kazada kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.Davalı asil ... cevap dilekçesinde özetle; yayaların trafik kurallarını ihlal ettiğini, kusuru kabul etmediğini, belirterek davanın reddini istemiştir.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sorumluluğun poliçe limiti ve sigortalı aracın kusuru ile sınırlı olduğunu, davacı tarafça müvekkili şirkete başvurulmadığından müvekkili şirketin davada tarihinden önce temerrüde düşmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;''...dosya kapsamından alınan 01/07/2020 tarihli hükme elverişli 05.11.2017 bilirkişi raporunda, somut olaya konu trafik kazasında; ... plaka numaralı otomobil sürücüsü davalı ...ın %50 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...’ın %50 oranında kusurlu olduğu, davalıların %50 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre davacı ... ’ın geçici iş göremezlik dönemindeki maddi zararının 7.031,57 TL olduğu hükme elverişli aktüer bilirkişi raporuyla tespit edilmekle davacının maddi zararını poliçe limiti içinde kaldığı, manevi tazminat talepleri poliçe kapsamında olmadığından sadece davalı sürücü ile işletenin sorumlu olacağı, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda davacının malul kalmadığı belirlendiğinden sürekli iş gücü kaybı nedeniyle zararın bulunmadığı, sigorta şirketinin 02.03.2018 dava tarihinden önce temerrüde düştüğü belirlenemediği, sigorta şirketi dışındaki davalılar bakımından temerrüdün 05.11.2017 olay tarihinde gerçekleştiği, sigortalı aracın kullanım amacının hususi olması nedeniyle davanın kısmen kabulü ile 7.031,57 TL'nin davalı sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren ve diğer davalılardan 05/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerektiği; kusur durumu, davanın yaralanmasının niteliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak manevi tazminatın ise kısmen kabulü gerektiği''gerekçesiyle,1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 7.031,57- TL'nin davalı sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren ve diğer davalılardan 05/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 10.000-TL manevi tazminatın 05/11/2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, karar verilmiş; davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri: davacı vekili; müvekkilinin kazada herhangi bir kusuru bulunmadığı halde kusurun bölüştürülmesinin doğru olmadığını, kusur raporunu kabul etmediklerini, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, davalı taraf için red sebebi aynı olmasına rağmen ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.1-Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; kaza tespit tutanağında davalı sürücü ...'ın davacı ve diğer yayaların sarı ışıkta geçtikleri yönündeki beyanına göre, sürücü ...'nin yaya geçitlerine yaklaşırken araç hızını azaltmadığından kusurlu, yayaların ise taşıt yolu üzerinde trafiği tehlikeye düşürecek hareketlerde bulunmaları nedeniyle kusurlu olduğu belirtilmiş ve herhangi bir asli -tali yada oran değerlendirmesi yapılmamış olup, istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen somut olaya ilişkin ceza davasında verilen kararda; dosya kapsamında alınan ATK'nın alternatif değerlendirme içeren raporuna göre sanık sürücüye hitaplı sarı ışık yandığının kabulü halinde yayaların asli, sanık sürücünün tali kusurlu olduğu; yayalara hitaplı yeşil ışık yandığının kabulü halinde ise yayaların kusursuz, sanık sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu belirtilmekle, her iki halde de sanık sürücü kusurlu olduğundan sanık sürücü hakkında netice itibari ile 3.000-TL adli para cezasına hükmedildiği; eldeki dosya kapsamında alınan ve hükme dayanak yapılan 01.07.2020 tarihli raporda ise hangi tarafın kendisine yaşan yeşil ışıkta hareket ettiği, hangi tarafın kırmızı ışık ihlali yaptığı tam olarak tespit edilmediğinden tarafların eşit kusurlu ( %50'şer) sayılmalarının uygun olacağının belirtildiği anlaşılmakla, bu belirlemenin dosya kapsamına ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay içtihatlarına uygun olmasına göre, davacı vekilinin bu hususa ilişen istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının incelenmesinde; a/Dosya kapsamından somut olayda, kaza tarihi (2017), kusur durumu (%50'şer taraf kusuru), davacının yaralanmasının niteliği ( opere sağ tıbia fibula açık kırığı, sağ ulna şaft kırığı), iyileşme süresinin uzunluğu (9 ay), kazanın meydana geliş biçimi, somut olayın özellikleri, paranın alım gücü ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları hep birlikte nazara alındığında; manevi tazminatın amacının, zarara uğrayan kişinin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatmak, bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek, bir teselli, bir savunma ve ruhu tatmin etmek olduğu, Hakimin manevi tazminat miktarını tarafların kusur oranlarına, sosyal ve ekonomik durumlarına ve adalete uygun olarak takdir etmesi gerektiği, takdir edilecek miktarın, manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da göz önünde tutularak, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği gibi davacı lehine anılan ilkeler de dikkate alınarak manevi tazminatın takdir edilmesi gerekirken mahkemece somut olaya uygun düşmeyecek şekilde manevi tazminatın bir miktar az takdir edilmesi doğru görülmemiştir. b/Karar tarihinde yürürlükte bulunan 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3. maddesinde “Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.” Aynı tarifenin 13.maddesinde; “(1)Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Eldeki davada kısmen kabulüne karar verilen maddi tazminat istemi tüm davalılar yönünden aynı sebebe dayalı olarak kısmen reddedilmiş olmasına karşın davalı sigorta şirketi ile diğer davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.( Bkz. Yargıtay 17.HD'nin 2020/1846 Esas, 2021/466 Karar sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle esastan reddine, yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulüne, ancak (2) nolu bentte yer alan yanılgılar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın kaldırılıp HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.