Esas No
E. 2022/1167
Karar No
K. 2022/1167
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1167 - 2024/431

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : ... Esas, ... Karar

DAVACI: ... ...
VEKİLİ: Av...
DAVALI: 1- ... ... ...
VEKİLİ: Av...
DAVALI: 2- ... Sigorta Anonim Şirketi
VEKİLLERİ: Av...

Av...

DAVALI: 3- ... ...
DAVA: Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)
KARAR TARİHİ: 15.02.2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 15.02.2024

Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/09/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/03/2015 günü, davalı ... ...'a ait, diğer davalı ... ... ... yönetimindeki ... plakalı aracın KTK nun 47-1C maddesinde belirtilen " işaret ve levhalara uymamak" kuralını ihlal ederek ve kendi kabulü olarak beyan ettiği "kavşağa tersten girmek istemesi" nedeniyle müvekkilinin yaralanarak beden gücü kaybına uğradığını, kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporuna göre araç sürücüsü ... ...'nın tam kusurlu bulunduğunu, kaza sırasında müvekkilinin kusurunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin kaza tarihinde 14 yaşında olup ayrıca öğrenci olduğunu, müvekkilinin vücudunda meydana gelen kalıcı hasarlar nedeniyle beden gücü kaybına uğradığını ve kaza nedeniyle müvekkilinin ruhsal ve yaşamsal olumsuzluklar yaşadığını, ayrıca ... plakalı aracın 07/11/2014-2015 tarihleri arasında davalı sigorta şirketine sigortalı olduğunu, taraflarınca davalı sigortaya 20/12/2017 tarihinde başvuru yapıldığını ancak başvuruya karşı olumlu veya olumsuz bir yanıt verilmediğini belirterek, işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden sigorta limitini aşmamak üzere, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme olarak davalılardan alınarak davacıya verilmesini ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme olarak sigorta şirketi dışındaki davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; ... ... adına kayıtlı ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ... poliçesi ile sigortalı olup, sigortalının kusuru ve başvuranın maluliyet oranı ile sınırlı olmak üzere, bedeni zararlarda azami 290.000.00, TL ile sınırlı olduğunu, kazanın 06.03.2015 tarihinde olmasına rağmen taraflarına kazadan dolayı kalıcı bir biçimde sakatlandığını gösterir herhangi bir engelli sağlık kurulu raporunun iletilmediğini, müvekkili şirkete gönderilen ... Hastanesi 08.04.2015 tarihli Adli Rapor Formu dışında tıbbi bir belge bulunmadığını ayrıca kaza nedeniyle meydana gelen zarara ilişkin tazminatın ödenebilmesi için de; zarar görenin bu zararının uzman bilirkişilerce hesap ettirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul manasına gelmemesi kaydı ile herhangi bir tazminat miktarı belirlense dahi, bu miktara ilişkin faizin başlangıç tarihi olarak ancak ilk başvuru tarihi olan 24.01.2018 tarihinin kabul edilebileceğini, davacı vekilinin avans faizi talebinin yasal olmadığını, dava haksız fiil esasına dayanmakta ve başvuran ile müvekkili sigorta şirketi arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davayı kabul manasına gelmemesi kaydı ile herhangi bir tazminat miktarı belirlense dahi, bu miktara ilişkin faiz başlangıç tarihi olarak ancak tahkim başvuru tarihinin kabul edilebileceğini ve faiz oranının da yasal faiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı asıl ... ... cevap dilekçesinde özetle; tarafının olayla ilgili hiçbir ilgi ve alakasının bulunmadığını, sadece kazaya karışan aracın resmi olarak adına kayıtlı olduğunu, ancak aracı eşi ... ...'ın kullandığını, olay günü eski komşusu davalı ... ...'nın acil hastam var diyerek aracı emanet olarak alıp gittiğini ve daha sonra kazaya karıştığını öğrendiklerini, tek sebep olan durumun aracın fiilen adına kayıtlı bulunması olduğunu, olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, tek kusurlu olanın aracı kullanan davalı ... ...'nın olduğunu, dava dilekçesi tarafına tebliğ edilmeyene kadar olayın çözüldüğünü ve davacıyla uzlaşıldığını davalı ... ...'nın kendisine bildirdiğini, davacıyla aynı mahallede ikamet ettiklerini, kaza tarihinden beri davacının sağlığında veya uzuvlarında hiç bir sorunun olmadığını gördüğünden dolayı ayrıca bu konu ile ilgili tarafına hiç bir belge gelmediği için dava ile ilgili veya kaza ile ilgili hiç bir resmi kurumda ifade vermediğini, olayla ilgili maddi manevi bir sorumluluğu bulunmadığından dolayı davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının tüm davalılar aleyhine açtığı maddi tazminat davasının reddine, davacının davalılar ... ... ve ... ... ... aleyhine açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; 4.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... ve ... ... ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği görüldü.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacının ergin olmaması nedeniyle geçici maluliyete ilişkin tazminata hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin sol elinin sağ elinden daha uzun olduğu, sağ ayağında çatlak bulunduğu, sol kola güç uygulayamadığını beyan etmelerine rağmen bu hususların maluliyet raporuna yansımamış olduğunu ayrıca çocuklara ilişkin maluliyet oranının tespitinde dosyaya sunulun raporlara dayanak teşkil eden yönetmeliğin tercihinde de hataya düşülmüş olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının müvekkilin manevi zararlarını karşılamadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davasıdır.

İlk derece mahkemesince, maddi tazminat davası yönünden davanın reddine, manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili istinaf etmiştir.

Davacı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.

Davacı yönünden ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 16.03.2020 tarihli ATK 2. İhtisas dairesi tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 06.03.2015 tarihinde yürürlükte bulunan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile kalıcı bir maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davacı vekilinin hükme esas alınan geçici işgörmezilik tazminatına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Geçici iş göremezlik tazminatı; kaza geçiren kişinin tedavi gördüğü süre içinde iyileşinceye kadar çalışmaması ve bu nedenle iş ve kazanç kaybına uğramış bulunmazı durumudur. Zarar belirlenirken, davacının elde ettiği gelir üzerinden, yani bilinen gerçek gelir üzerinden, bu belirlenemiyorsa, genel aktif çalışmaya 18 yaşında başlayacağı kabul edilerek asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak geçici iş görmezlik tazminatının belirlenmesi gerekmektedir.

DavaCı vekili tarafından geçici iş görmezlik tazminatı yönünden yapılan incelemede; davacının 20.01.2021 doğumlu olup, kaza tarihi olan 06.03.2015 tarihi itibari ile 14 yaşında olduğu anlaşılmaktadır. Davacının geçici iş görmezliği 01.02.2018 tarihli maluliyet raporuna göre 4 ay olarak belirlenmiş olup, bu sürenin sonunda halen davacının 18 yaşını doldurmamıştır. Buna göre Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları ve Dairemizin bu içtihatlar ile uyumlu kararları gereğince yaşı küçük olan herhangi bir yerden geliri bulunmayan çocuklar lehine geçici iş göremezlik tazminatına karar verilemeyeceği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.

Somut olayda 06.03.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ... ... ...'nun, diğer davalı ... ...'ın işleteni olduğu aracın, davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının kemik kırığına neden olacak biçimde yaralandığı, hükme esas alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yeterli ve yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurma ve karar harcının yatırılmamış olması nedeniyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 427,60 TL istinaf maktu karar harcı olmak üzere toplamda 1.597,00 TL harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3.Dosya karara çıkarıldıktan sonra UYAP kayıtlarına göre suçüstü ödeneğinden harcandığı tespit edilen 57,00 TL tebligat ücretinin asıl kararın kabul - red oranına göre hesaplanan 2,25 TL'lik kısmının davalılardan, kalan 54,75 TL'lik kısmı ile yine suçüstü ödeneğinden sarf edildiği anlaşılan dosyanın istinafa gönderme ücreti olan 78,60 TL olmak üzere toplamda 133,35 TL'lik kısmının davacıdan davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına

4.Davacı tarafça yapılan istinaf gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5.Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

6.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 15.02.2024

Başkan Üye Üye Katip

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog