Aramaya Dön

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/178
Karar No
K. 2024/10
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2021/178 Esas - 2024/10 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C.

ANKARA

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2021/178
KARAR NO: 2024/10
HÂKİM: ... ...
DAVA: İstirdat
DAVA TARİHİ: 23/03/2021

BİRLEŞME KARARI VERİLEN

... ESAS SAYILI DOSYASI

BİRLEŞEN DAVA DAVACISI : ..., T.C. Kimlik No: ...-

....

DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 15/11/2022
KARAR TARİHİ: 11/01/2024
G.K. YAZIM TARİHİ: 11/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan, Asıl Davada İstirdat, Birleşen Davada Menfi Tespit Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, ASIL DAVA I) ASIL DAVA KAPSAMINDA İDDİA :

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2017 yılında banka kredisi ile ...'de bir ev satın almak istedikleri; daire sahibi ile anlaştıkları ve bu yüzden konut kredisi için başvuruda bulunduğu; çalıştığı iş yerindeki aldığı ücretin asgari ücretten ...'ya bildirildiğinden kredi kullanamadığı; müvekkilinin kayınpederinin evin kendi adına alınması ve kredilerin müvekkili tarafından ödenerek kapatıldıktan sonra evin tapusunun müvekkiline devri konusunda anlaştıkları; müvekkilinin kayınpederinin ... ... Bankası şubesinden, 104.000,00 TL, ... ... Bankasından 20.000,00 TL ve ... ...'tan 15.553,75 TL tüketici kredisi alınarak konutun tüm masraf ve bedeli olarak 145.000,00 TL ödeme yaptıkları; aralarındaki anlaşma gereği evin tapusunun müvekkilinin kayınpederi adına alındığı; müvekkilinin eve eşi ve çocuğu ile taşınarak tüm abonelikleri kendi adına yaptırdığı; bankalardan alınan konut kredisinin taksitlerinin tümünü 2019 yılı başlarına kadar müvekkilinin ödediği; ancak 2019 yılı başlarında davalı ile oğullarının müvekkiline karşı "taksitler bitinceye kadar teminat olsun diye 1.000,00 TL miktarlı senetler" vermesi yönünde ısrar ve tehdit etmeye başladıkları; müvekkilinin boş senetleri baskı altında zorunlu olarak senetlere sadece imza atarak kendilerine verdiği; bu senetlerin sayısının bilmedikleri; müvekkilinin hiçbir sebep yokken ailesinin baskısı ile ayrılan eşinin tekrar kendisine geri döneceği umudunu taşıdığından bu senetler ile alakalı herhangi bir yasal başvuruda bulunmadığı; bu senetlerin müvekkilinin davalının kızından boşandıktan sonra davalı tarafından imza dışında boş kalan yerlerin doldurularak .... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibine geçildiği belirtilmiş olup; icra dosyasına konu edilen 11 adet toplam miktarı 13.500,00 TL olan senetlerden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili tarafından davalıya ve davalı adına ödenen 70.000,00 TL'nin 20/04/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. II) ASIL DAVA KAPSAMINDA SAVUNMA :

Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının taraflarınca kabul edilebilir olmadığı; müvekkiline akciğer kanseri tanısı konulduğu ve tedavilerinin devam ettiği; müvekkili ile iletişim kurulamadığından işbu davaya ilişkin bir savunma yapma şanslarının olmadığı; söz konusu senetlerin davacıya müvekkilinden aldığı borç karşılığı verildiği; müvekkilinin senetleri tehdit ederek imzalattığı iddiasının yerinde olmadığı ve dayanaktan yoksun olup davacı tarafından ispatlanamadığı; irade sakatlıkları için düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olduğundan davacının menfi tespit isteminin reddi gerektiği; sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak açılan işbu davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu; menfi tespit davası ve alacak davasında yargılama usulü ispat yönünden farklı olduğu ve iki talep için yargılamanın aynı anda yapılmasının mümkün olmadığı; müvekkili tarafından çekilen kredinin müvekkilinin ... Şubesinde bulunan hesabından ödendiği; müvekkilinin ödemede zorlandığı kredi taksitlerinin de birlikte yaşadığı kızı ... tarafından ödendiği beyan edilerek; öncelikle sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasında görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan davanın usulden reddine, menfi tespit isteminde ise sunmuş oldukları dekontlar taraflar arasındaki borç ilişkisini ispatladığından ve hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. BİRLEŞEN DAVA III) BİRLEŞEN DAVA KAPSAMINDA İDDİA :

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2017 yılında banka kredisi ile ...'de bir ev satın almak istedikleri; daire sahibi ile anlaştıkları ve bu yüzden konut kredisi için başvuruda bulunduğu; çalıştığı iş yerindeki aldığı ücretin asgari ücretten ...'ya bildirildiğinden kredi kullanamadığı; müvekkilinin kayınpederinin evin kendi adına alınması ve kredilerin müvekkili tarafından ödenerek kapatıldıktan sonra evin tapusunun müvekkiline devri konusunda anlaştıkları; müvekkilinin kayınpederinin ... ... Bankası Şubesinden, 104.000,00 TL, ... ... Bankasından 20.000,00 TL ve ... ...'tan 15.000,00 TL civarında tüketici kredisi alınarak konutun tüm masraf ve bedeli olarak 145.000,00 TL ödeme yaptıkları; aralarındaki anlaşma gereği evin tapusunun müvekkilinin kayınpederi adına alındığı; müvekkilinin eve eşi ve çocuğu ile taşınarak tüm abonelikleri kendi adına yaptırdığı; bankalardan alınan konut kredisinin taksitlerinin tümünü 2019 yılı başlarına kadar müvekkilinin ödediği; ancak 2019 yılı başlarında davalı ile oğullarının müvekkiline karşı "taksitler bitinceye kadar teminat olsun diye 1.000,00 TL miktarlı senetler" vermesi yönünde ısrar ve tehdit etmeye başladıkları; müvekkilinin boş senetleri baskı altında zorunlu olarak senetlere sadece imza atarak kendilerine verdiği; bu senetlerin sayısının bilmedikleri; müvekkilinin hiçbir sebep yokken ailesinin baskısı ile ayrılan eşinin tekrar kendisine geri döneceği umudunu taşıdığından bu senetler ile alakalı herhangi bir yasal başvuruda bulunmadığı; bu senetlerin müvekkilinin davalının kızından boşandıktan sonra davalı tarafından imza dışında boş kalan yerlerin doldurularak ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibine geçildiği; icra takibine konu olan senetlerin iptali için .... Esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığı; ayrıca aynı dava ile bu kredi borçlarını ödemesine rağmen tapu kendisine verilmediğinden bu paralarında istirdadının talep edildiği; davalı tarafından bu davada yapılan yargılama sırasında aleyhlerine karar çıkması halinde davadaki alacakları takas edebilmek içinde elindeki diğer senetleri de doldurarak .... Esas sayılı dosyasına 24 adet toplam miktarı 36.000,00 TL olan senetleri konu ettiği; bu takibe konu edilen senetlerden başka da kaç tane senet olduğunun bilinmediği beyan edilerek; .... Esas sayılı dosyasına yatırılacak paraların alacaklıya dava sonuna kadar ödenmemesine ihtiyaten karar verilip, bu kararın icra dosyalarına bildirilmesine; icra dosyasına konu olan senetlerin müvekkilinden tehditle, hile ile, zorla alındığı nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine; bu senetlerin toplamının %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilerek müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. IV) BİRLEŞEN DAVA KAPSAMINDA SAVUNMA :

Davalı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın tamamen kötüniyetli olan ve borcunu ödememek için davacı tarafça ikame edilen haksız davalardan bir tanesi olduğu; davacının müvekkilinden almış olduğu borçlara istinaden anılan senetleri tanzim ettiği; davacının iddia etmiş olduğu tehdit ve korkutma durumunun yaklaşık olarak 4 yıl kadar önce ortadan kalktığı ve bu iptal hakkının kullanımı için öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ve huzurdaki davanın süresinde açılmadığı beyan edilerek; hak düşürücü süreler içerisinde açılmamış olan işbu davanın usulden reddine; hayatın ve somut olayın akışına açıkça aykırı, hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın esastan reddine; işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacı aleyhinde İ.İ.K. Md. 72/4 uyarınca alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. V) DELİLLER : .... Esas Sayılı Dosyası Sureti. .... Esas Sayılı Dosyası Sureti. .... Arabuluculuk Sayılı Arabuluculuk Dosyası. ... Tarafından Gönderilen 29/03/2021 Tarihli Cevabi Yazı. ... Tarafından Gönderilen 28/06/2021 Tarihli Cevabi Yazı. ... Şubesi Tarafından Gönderilen 01/07/2021 Tarihli Cevabi Yazı. ... Şubesi Tarafından Gönderilen 05/07/2021 Tarihli Cevabi Yazı. ... ... Şubesi Tarafından Gönderilen 05/07/2021 Tarihli Cevabi Yazı. ... A.Ş. Tarafından Gönderilen 22/09/2021 Tarihli Cevabi Yazı. ... ... Şubesi Tarafından Gönderilen 14/09/2021 Tarihli Cevabi Yazı. .... Tarafından Gönderilen 28/10/2021 Tarihli Talimat Cevabi Yazı. .... Tarafından Gönderilen 13/11/2021 Tarihli Talimat Cevabi Yazı. ... A.Ş. Tarafından Gönderilen 18/11/2021 Tarihli Cevabi Yazı. ... Şubesi Tarafından Gönderilen 14/12/2021 Tarihli Cevabi Yazı. ... Tarafından Gönderilen 23/12/2021 Tarihli Talimat Cevabi Yazı. ... Tarafından Gönderilen 02/01/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... ... Şubesi Tarafından Gönderilen 11/01/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... ... Şubesi Tarafından Gönderilen 18/01/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... A.Ş. Tarafından Gönderilen 10/01/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... Şubesi Tarafından Gönderilen 26/01/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... A.Ş. Tarafından Gönderilen 20/01/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... ... Şubesi Tarafından Gönderilen 01/02/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... Şubesi Tarafından Gönderilen 10/02/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... ....Şubesi Tarafından Gönderilen 07/02/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... Tarafından Gönderilen 15/02/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... ... Şubesi Tarafından Gönderilen 21/02/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... ... Şubesi Tarafından Gönderilen 24/03/2022 Tarihli Cevabi Yazı. .... Tarafından Gönderilen 21/10/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... A.Ş. Tarafından Gönderilen 13/10/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... Tarafından Gönderilen 21/12/2023 Tarihli Cevabi Yazı. ... Tarafından Gönderilen 21/12/2023 Tarihli Cevabi Yazı. .... Tarafından Gönderilen 21/12/2023 Tarihli Cevabi Yazı. .... Tarafından Gönderilen 25/12/2023 Havale Tarihli Cevabi Yazı. .... Tarafından Gönderilen Bila Tarihli Cevabi Yazı. .... Tarafından Gönderilen 22/12/2023 Tarihli Cevabi Yazı. Uyuşmazlıkların Tespiti Hususunda Düzenlenen 27/04/2021 Tarihli Bilirkişi Raporu ile 30/06/2022 Tarihli Bilirkişi (1) Ek Raporu, 23/11/2022 Tarihli Bilirkişi (2) Ek Raporu. VI) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :

a)Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti :

Mahkememizde açılan asıl dava olan İstirdat Davasında ve birleşen dava olan Menfi Tespit Davasında uyuşmazlığın aynı sebeplerden doğduğu; her iki davanın da davacısı olan gerçek kişi ... ("davacı" olarak anılacaktır) ile her iki davanın da davalısı olan gerçek kişi ... ("davalı" olarak anılacaktır) arasında; davacı tarafından konut satın alınması sırasında, davacının kayınpederi olan davalı adına kredi alınması ve kredilerin davacı tarafından ödenerek kapatıldıktan sonra evin tapusunun davacıya devri konusunda yapılan anlaşma neticesinde davacı tarafından teminaten verildiği belirtilen senetlerde davacının borçlu bulunup bulunmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.

b)Genel Hukuki Tasnif : 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevi" başlıklı 2. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

a)Bu Kanunda,

b)Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,

c)11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,

d)Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,

e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,

f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari Davalar ve Çekişmesiz Yargı İşlerinin Görüleceği Mahkemeler" başlıklı 5. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (2) ... (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (4) ..."

Yukarıda belirtilen madde hükümleri kapsamında açıkça belirtilmekte olduğu üzere Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu doğrultuda "kamu düzenine ilişkin" olan görev kurallarının uygulanması, Mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında tetkik edilmesi zorunlu bir unsur olup; gerek tarafların talebi doğrultusunda ve gerekse Mahkeme tarafından re'sen, yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilmektedir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup; söz konusu düzenleme uyarınca, yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmemektedir.

Gerek 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve gerekse 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında; Asliye Hukuk Mahkemeleri, Sulh Hukuk Mahkemeleri ve Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki görev sınırları, detaylı bir şekilde belirtilmiş olup; TTK.'nın 4. ve 5. maddelerinde hüküm altına alındığı üzere; öğretide "Mutlak Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve taraflarının "tacir" sıfatları dikkate alınmaksızın 6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesinde belirtilen bentler kapsamında sayılan işlere ilişkin bulunan davalar ile öğretide "Nispi Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve tarafların her birinin "ticari işletmesi ile ilgili olan" davalar Asliye Ticaret Mahkemesi görevine girmektedir. 6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesi uyarınca mutlak ticari davalar; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda, 4721 Sayılı Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. Maddelerinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203. maddelerinde; rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501. maddelerinde; kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519. maddelerinde; komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545. maddelerinde; ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554. maddelerinde; havale hakkındaki 555 ilâ 560. maddelerinde ve saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları olarak belirlenmiştir.

Yukarıda belirtilen genel kuralın istisnası mahiyetindeki düzenleme, yine 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 maddesi kapsamında belirlenmiştir. Buna göre; herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen "havale", "vedia" ve "fikir ve sanat eserlerine ilişkin" haklardan doğan davalar da, "ticari dava" niteliğindedir.

c)Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme :

Açıklanan hususlar dikkate alınarak, Mahkememiz nezdinde açılan asıl ve birleşen davalar kapsamında yapılan incelemede; her iki dava konusu ihtilafta (her ne kadar taraflar arasındaki anlaşma kapsamında banka kredisi kullanıldığı belirtilmekte ise de), her iki davada da ihtilafın, banka kredi sözleşmesinin varlığı, ödenmesi vb. hususlar ile ilgisinin bulunmaması ve bu doğrultuda Bankacılık Hukuku ile bir ilgisinin bulunmaması ile dava konusu kıymetli evrakın iptaline yönelik bir talep de bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; her iki davanın da 6102 Sayılı TTK.'nın 4/1. maddesi kapsamında sınırlı sayıda belirtilen mutlak ticari davalardan olmadıkları anlaşılmıştır.

Asıl ve birleşen davaların, "mutlak ticari dava" niteliklerinin bulunmadığının tespiti akabinde, anılan davaların "nispi ticari dava" niteliklerinin bulunup bulunmadığı hususunda yapılan değerlendirmede ise; hem asıl, hem de birleşen davada davacı olan gerçek kişi ... ile her iki davanın davalısı olan gerçek kişi ...'nin "tacir sıfatlarının" bulunup bulunmadığı hususunda ilgili .... müzekkere yazılmış olup;

Her iki davanın da davacısı olan gerçek kişi ... ile ilgili olarak; ... 21/12/2023 tarih ve ... sayılı cevabi yazısında, davacı gerçek kişinin, gelir getirici kazancı bulunmayan potansiyel mükellef olduğunun (tacir sıfatının bulunmadığının); ... bila tarih ve ...-E. Sayılı cevabi yazısında, davacı gerçek kişinin, ticaret odasında hiçbir kaydının bulunmadığının bildirildiği;

Her iki davanın da davalısı olan gerçek kişi ... ile ilgili olarak; .... ... 21/12/2023 tarih ve ... sayılı cevabi yazısında, davalı gerçek kişinin, gelir getirici kazancı bulunmayan potansiyel mükellef olduğunun (tacir sıfatının bulunmadığının); .... 21/12/2023 tarih ve ...sayılı cevabi yazısında davalı gerçek kişinin, ticaret odasında hiçbir kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.

Bu doğrultuda; Mahkememiz nezdinde açılan asıl davada ve birleşen davada ihtilaf konularının TTK. 4/1. maddesinde (sınırlı sayıda) belirtilen mutlak ticari davalardan olmadıkları; bunun yanı sıra, .... tarafından sunulan cevabi yazılar uyarınca, hem davacı gerçek kişi ...'in, hem de davalı gerçek kişi ...'nin TTK.'nın 4/1. maddesi anlamında "tacir sıfatlarının" bulunmadığı ve bu doğrultuda söz konusu asıl ve birleşen davaların, ayrı ayrı nispi ticari dava niteliklerinin de bulunmadığı hususları birlikte değerlendirilerek; hem asıl dava, hem de birleşen dava yönünden Mahkememizin görevsizliğine ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur.

VII) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) Asıl Dava ile ilgili olarak;

1.Mahkememizin görevli olmadığı ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşıldığından, davanın USULDEN REDDİNE;

2.Görevli Mahkemenin, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE, Birleşen Dava ile ilgili olarak;

3.Mahkememizin görevli olmadığı ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşıldığından, davanın USULDEN REDDİNE;

4.Görevli Mahkemenin, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE, Ortak Hükümler;

5.Mahkememiz tarafından (asıl ve birleşen dava yönünden) verilen kararlara yönelik, "süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması" nedeniyle, kararın/kararların kesinleşmesi halinde, kararın/kararların kesinleştiği tarihten; "süresi içinde kanun yoluna başvurulmakla birlikte, kanun yoluna başvurunun reddi kararı verilmesi" halinde, işbu kararın/kararların tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulması halinde (asıl dava ve birleşen dava yönünden) dosyanın, görevli olan .... Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE;

6.İşbu hükmün (5) no'lu bendi kapsamında belirtilen süreler içinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulmaması halinde; Mahkememizce re'sen (hem asıl davada, hem de birleşen davada) "davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususunun, taraflara (Mahkememizce verilen gerekçeli kararın tebliği suretiyle) İHTARINA;

7.Harç ve yargılama giderlerinin; 6100 Sayılı HMK.'nın 331/2. maddesi uyarınca, görevli Mahkeme dosyası kapsamında DEĞERLENDİRİLMESİNE;

Dair; tarafların yokluğunda verilen karar, gerekçeli kararın TEBLİĞ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi'ne İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere okunup, yapılan açık yargılamada karar verildi. 11/01/2024 Katip ... Hâkim ... ¸ ¸ Gerekçeli Karar

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog