7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2021/433
- Karar No
- 2023/1159
- Karar Tarihi
- 09.11.2023
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
davacı vekili özetle; davacı firmanın 2.149.509 TL alacağının olduğunu, bu alacağın taraflar arasında ticari ilişki sonucunda ortaya çıktığını, alacağın tahsili için Bakırköy ..... İcra Müd..... E.sayılı dosyası ile ilamsız usulde icra takibi başlatıldığını, davalı taraf takibe karşı borcu olmadığını beyan ederek borçsuzluk itirazında bulunduğunu, taraflar arasında 10.03.2020 tarihli sözleşme ile tıbbi maske kumaşı alımı için anlaşıldığını, davalının bankasına 18.03.2020 tarihinde 290.000,00 USD para gönderildiğini, ödemeye ve sözleşmeye rağmen davalı şirket taahhüdünü yerine getirmediğini ve alımı yapılan malları göndermediğini, istenmesine rağmen aldığı parayı iade etmediğini, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi inceleme sonucunda alacağın varlığının anlaşılacağını, davalı şirket borçlu olduğu halde borçlu olmadığı şeklinde itirazda bulunduğunu, bu nedenle borçlu davalı şirket aleyhine %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesinin istendiğini, dava şartı olan ticari dava şartı arabuluculuk kapsamında taraflar arasında 25.03.2021 tarihinde anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, davalı –borçlu şirketin icra takibinde istenen 2.149.509,00 TL alacak miktarı için yaptığı borç itirazının iptaline, takibin devamına, borcun sabit ve likit olması sebebiyle borçlu davalı aleyhine %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafından sunulan 13.08.2020 tarihli apostilli vekaletnameye göre şirketin Kazakistan kanunlarına göre kurulduğu, faaliyet gösterdiği ve şirket merkezinin Kazakistan’da olduğu ve özetle bir Türk şirketi olmadığının anlaşıldığı, davacı sunduğu 15.01.2021 tarihli ...... Yevmiye numaralı Bakırköy .... Noterliği tarafından düzenlenen vekaletnamede, icra dosyasındaki ödeme emrinde, dava dilekçesinde ve arabuluculuk tutanaklarında ise şirketin .... Temmuz Mah. .... Sk. No:26 Bağcılar/İstanbul adresinde faaliyet gösteren, ticaret siciline kayıtlı ve Mersis numarasının ... olan bir şirket olduğunu beyan ettiği, dosyada mevcut her iki vekaletname karşılaştırıldığında “..... Co. Ltd.” ticaret unvanına sahip iki farklı şirket mevcut olup bu şirketlerden birinin Kazakistan’da şirket merkezi mevcutken diğer şirket ise ödeme emri, dava dilekçesi, arabuluculuk tutanakları ve 15.01.2021 tarihli .... Yevmiye numaralı Bakırköy ..... Noterliği tarafından düzenlenen vekaletnamede belirtilen üzere Türkiye’de, şirket merkezinin Türkiye olduğunu, bu şirketin davacının iddialarına göre Mersis’e kayıtlı olduğunu, davacı tarafından sunulan vekaletnameye, dava dilekçesindeki adrese ve mersis numarasına rağmen; dosyaya gelen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 04.06.2021 tarihli ... sayılı ..... E. konulu cevabında davacının tescilini son olarak 09.11.2020 tarihinde yaptırdığı yani ticaret sicilde şu an herhangi bir kaydı bulunmadığını ve bahsi geçen şirket yetkilisinin güncel ikamet adresinin sicil kayıtlarında yer almadığını belirttiği, MERSİS > Firma Sorgulama portalında davacının ne ticaret unvanı ne de Mersis numarasıyla böyle bir adres olmadığının tespit edildiğini,
HMK 114/1 d uyarınca tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunmasının dava şartı olarak sayılıp HMK madde 115 gereği dava şartı noksanlığından davanın reddi gerektiğini, davacının tüzel kişiliğinin olmaması, faal ve hukuken tescil edilmiş bir şirket olmaması nedeniyle ikame edilen işbu davada, dava şartı bulunmamakta olup davanın usulden reddinin yasal zorunluluk olduğunu, dosyaya sunulan vekaletnamede Kazakistan menşei .... şirket yetkilisi .... isimli kişiye sadece bir yıl süre ile başkalarına tevkil yapmak üzere vekaletname verdiğini, vekaletnamenin düzenleme tarihinin 13.08.2020 olup .... Group tarafından 1 yıl süre ile başkasına tevkil yetkisi verildiğini, cevap tarihi itibariyle .... ’nın davacı vekili adına düzenlediği vekaletnamenin süresinin dolduğunu, haliyle bu vekaletnameye dayanarak yapılan işlemlerin hepsinin yetkisiz temsil ile yürütüldüğünü, Kazakistan’da ...... adına verilmiş vekaletnameye dayanarak Türkiye’de bir Türk şirketi varmış gibi düzenlenen vekaletnamenin geçerli olmadığını, Türkiye’de tanzim edilen 15.01.2021 tarihli ... Yevmiye numaralı Bakırköy ..... Noterliği tarafından düzenlenen vekaletnameye dayanılarak yapılan icra takip işlemleri ile arabuluculuk işlemlerinin tamamının geçerli bir vekaletname olmaksızın yetkisiz temsille yapıldığını, öncelikle, icra takibinin hiç açılmamış sayılması gerektiğini, bu nedenle iş bu davanın konusuz kalacağını, arabuluculuğun yine geçersiz vekaletname yapıldığını, HMK madde 119 gereği olarak dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurlar bakımından davacıya eksik ve gerçek dışı olan hususları tamamlaması için kesin süre verilmesi gerektiğini, davacının asıl kimliği, kimlik numarası, şirket merkezinin belirlenebileceğini, aynı zamanda vekil tarafından yapılan işlemlerin geçerli olup olmadığının tespit edilebileceğini, Kazakistan hukukuna göre tanzim edilen vekaletnameden bilgilere göre davacı şirketin Kazakistan merkezli bir şirket olduğunu, Türk hukukuna göre faaliyet göstermediğini, şirketin yabancı uyruklu olduğunu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un Teminat başlıklı 48. maddesi gereği Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olduğunu, MÖHUK madde 48 gereği teminat yatırması gerektiğini, davalı şirketin zarar ve ziyanlarını teminat altına almak adına dava değeri esas alınarak uygun miktarda teminata karar verilmesini talep ettiklerini, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın Kazakistan Merkezli .... ise davacının davalıdan herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunması hukuken mümkün olmadığını, dava dilekçesi ekiyle birlikte sunulan sözleşmede davalıya ait imza bulunmadığını, davalı ile davacının yalnızca birbirini tanıyan ve ticari görüşmeleri olan iki şirket olmalarının davalının davacıya borcu olduğu anlamını taşımadığını, davacının icra takibine dayanak aldığı cari hesap dökümüne benzer nitelikte olan belgede herhangi bir imza, kaşe yahut QR kod bulunmadığını, takibe dayanak teşkil eden bu belgenin herhangi bir programda el yordamıyla düzenlendiğini, davacının, davalıya 290.000 Amerikan Doları tutarında ödeme yaptığına ilişki somut ve geçerli herhangi bir belge sunamadığını, dosyaya sunulan delillerin tümünün imzasız olduğunu, HMK madde 190 gereği, ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu, davacının öncelikle davalının borçlu olduğunu ispat eder nitelikte belgeleri sunmakla yükümlü olduğunu, davacı tarafından geçerli ve somut herhangi bir delil sunulmadığını, borcun gerçek dışı olduğunun açık hale geldiğini, davanın reddine ve takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ettiklerini, borcun varlığının kabulü anlamına gelmemekle birlikte; davalının, Kazakistan merkezli ... ile mevcut ilişkisi gereği borçlu olmadığını, toplamda 40.000,00 Amerikan Doları tutarında alacaklı olduğunu, terditli olarak, davacının alacak iddiasını kabul etmemek kaydı ile ve şayet davacının alacaklı çıkması kaydı ile ve davacının alacaklı çıkmaması halinde kullanılmamak kaydı ile davalının ödediği bedellerden doğan alacağı için takas ve mahsup beyanında bulunduklarını, davalının Kazakistan merkezli ..... Group’a ödeme yaptığını, Ödemelerden 30.000 USD olan kısmı 16.06.2020 tarihinde .... bank vasıtasıyla İthalat Talep Formu ile sağlandıığını, 10.000 USD olan kısmının ise 11.06.2020 tarihinde ..... Group’un (Kazakistan Merkezli) temsile yetkili kişisinin banka hesabına yapıldığını, kabul etmemekle birlike; davacı tarafından sunulan dava dilekçesi ekinde mevcut 10.03.2020 tarihli ve davalı şirket tarafından imzalanmamış sözleşmede maske üretimine yarayan kumaş tedarikinin sağlanmasının kararlaştırıldığını, Ticaret Bakanlığı tarafından iş bu kumaşın bakanlık iznine tabi olduğunu, esasında bu tebliğ ile maske ve maske üretmeye yarayan kumaşın ihracatının Bakanlık tarafından yasaklandığını, Bu yasağın 06.08.2021 tarihine kadar devam ettiğini, daha sonra kaldırıldığını, bu kapsamda bir an için davalı şirketin bu sözleşme ile bağlı olması beklense dahi sözleşme kapsamında işbu edimlerini yerine getirmesinin mümkün olmadığını, TBK madde 136 gereği borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona ereceğini, taraflardan birinin yükümlülüklerini yerine getirmesini engelleyen bir mücbir sebebin varlığı halinde, ifanın imkânsızlığına ilişkin hükümlerin uygulanacağını, TBK m. 136 f. 2 uyarınca tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, imkansızlık nedeniyle borcu sona eren tarafın, karşı edimini isteyemeyeceğini, ifa imkansızlığının edimin bir kısmına yönelik olması halinde, sadece imkansızlaşan kısım bakımından karşılıklı olarak sorumluluktan kurtulmanın söz konusu olacağını(TBK m. 137), “Milletlerarası Mal Satım Sözleşmeleri Hakkında Birleşmiş Milletler Sözleşmesi” (CISG) veya uygulamadaki adı ile Viyana Satım Sözleşmesi'nin 01.08.2011 itibariyle Türkiye için yürürlüğe girdiğini, CISG sisteminde kural olarak garanti sorumluluğunun esas alındığını, ancak CISG m. 79 uyarınca tarafların denetim alanı dışında kalan, sözleşmenin imzalanması sırasında öngörülmesi ve kaçınılması mümkün olmayan ifa engellerinin varlığı halinde sorumluluktan kurtulmanın mümkün olduğunu, Yargıtay'ın mücbir sebebin varlığını somut olayın özelliklerine göre değerlendirdiğini ve bazı kararlarında “salgın hastalıkları” birer mücbir sebep hâli olarak kabul ettiğini, davacı tarafından geçerli olduğu iddia edilen ve işbu sözleşmeye dayanak alınarak davalıya para gönderildiği ileri sürülen 10.03.2020 tarihli sözleşmenin 5.7. maddesinde “Malların teslim edilmemesi veya malların faturalara uygun olmaması durumunda Alıcı malların kabul edilmesinden sonraki 30 gün içinde malların tamamlama teslim süresi veya değiştirilmesi ile ilgili detayları belirterek Satıcıya bir şikayet yazısı göndermelidir.” şeklinde hüküm mecvut olduğunu, bu kapsamda şayet davalı sözleşmesel yükümlülüğünü ihlal ederek malların tesliminden kaçındıysa davacının 30 gün içinde davalı şirkete malların teslimi talepli ihtar göndermesi gerektiğini, davalıya bu yönde herhangi bir ihtar gönderilmediğini, bu kapsamda davacının doğrudan dava açmasında hukuki yarar bulunmadığını, sözleşmeye göre öncelikli olarak davalı olarak şirkete 30 günlük süre verilmesi ve eğer davalı sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmezse sözleşmeyi feshetmesi gerekiğini, dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğu üzere, davacının 30 gün süre vermediğini ve sözleşmeyi feshetmediğini, henüz sözleşme feshedilmeden dava açılmasında herhangi bir hukuki yarar bulunmadığını beyanla davanın, dava şartında noksanlık nedeniyle usulden reddine,
HMK 119 gereği davacıya süre verilerek, eksiklerin giderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına, Möhuk kapsamında davacının teminat yatırmasına, davanın reddi ile %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Ticaret Sicil Kayıtları, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dava dosyası, 21/06/2022 tarihli .... Bank yazı cevabı, taraflarca sunulan deliller, bilirkişi raporları
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava sözleşmeye istinaden ödenen paraların iadesi istemiyle başlatılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesi isteminden ibarettir. Sorun: Taraflar arasında sözleşme bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden ödenen paraların iadesinin subut ve miktarının tespitine ilişkindir. Çözüm: Taraflarca sunulan delillerle, HMK, TBK, TTK, ve İİK bakımından değerlendirilmesinin yapılmasıdır. Davada tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan 20/12/2022 tarihli bilirkişi raporu ve 07/06/2023 tarihli bilirkişi ek raporu birlikte bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır.
Davacı şirketin merkezi Çimkent/ Kazakistan olan bir şirket olduğu, Türkiye'de şirket olarak tüzel kişilik kaydı şirket merkezi ve faaliyeti olmadığı, davacının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dava dosyası ile başlattığı icra takibi açırken mersis no olarak yazılan numaranın şirketin Kazakistan'daki şirket kimlik numarası olduğu, takip talebinde ve işlemlerde gösterilen adresin şirket adına vekalet veren şirketin yetkili temsilcisi Kayrat Kalkan'ın adresi olduğu anlaşılmıştır. 1995 tarihli "Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Hukuki Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması" 17/07/1997 tarih ve 4287 sayılı Kanunla onaylanmıştır. Bu anlaşmanın 14 maddesine göre Kazakistan merkezli bir şirket olan davacı şirketin yabancılık teminatı yatırmasına gerek olmadığı görülmüştür.
Mahkememizin 15/02/2023 tarihli ara kararının (1) no'lu bendi ile davacı vekiline uyuşmazlık konusu dönemlere ait ticari kayıtları ile tüm bilgi ve belgeleri tercüme evrakları ile birlikte sunması bakımından 2 haftalık kesin süre verilmiş ise de davacı vekili 09/03/2023 tarihli dilekçesi ile evrakları sunmalarının mümkün olmadığını bildirmekle, itirazları dikkate alınarak ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişi heyetine verilmesini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defterleri ile ilgili olarak mahkememiz dosyasında aldırılan bilirkişi raporuyla 15.06.2022 Tarihinde davalı şirketin mali müşavirlik ofisinde , davalı şirkete ait 2020 Yılı Dönemine ait kanuni defterleri üzerinde çalışma yapılmış, davacı Firma .... Kazakistan kaynaklı yabancı bir firma olduğundan, Türkiye adresinin de Şube-irtibat bürosu şeklinde faaliyet yapmadığı, kanuni defter tasdiki ve muhasebe sistemine dahil olmadığı, icra ve davada belirtilen adresin Kazakiskanlı şirketin Türkiye'deki vekalet verilen şahsa ait adres olduğu ve bu adreste de şirkete ait kanuni kayıt sistemi bulunmadığından dolayı karşıt defter ve belge incelemesinin gerçekleştirilemediği tespit edilmiştir.
Dosyaya celp edilen.... bankası yazı cevabına göre taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşmeye binaen davacı tarafın 18.03.2020 tarihinde davalı şirket hesabına 290.000 USD gönderdiği, dava konusu tutarın davacı tarafın davalıya 290.000 ABD Dolarının banka yolu ile gönderilme şeklinin yurt dışı transfer switch bilgisi olduğu, alıcı bankanın kayıtlarında, dekont olarak gönderi bilgisini sunduğu ve böylece taraflar arasındaki transfer ile ilgili somut belge bulunduğu, davalı şirketin ticari defterlerinde kaydı bulunduğu görülmüştür.
Celp edilen tüm deliller, tarafların iddia, savunmaları ile bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda; davacı tarafından dava dosyasına bir örneği sunulmuş olan sözleşmede davalının imzasının bulunmadığı, davalının da bu sözleşmenin taraflar arasında akdedilmiş olduğunu kabul etmediği, bu durum karşısında, bu sözleşmenin taraflar arasında akdedilmiş olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, ancak davalı tarafından inkar edilen 290.000,00 USD’lik ödemenin “Borç Ödeme Kaydı” açıklaması ile davacı tarafından davalıya 18.03.2020 tarihinde yapılmış olduğu hususu banka dekontundan ve bilirkişi tarafından incelenen davalı şirketin ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, davacının davalıya 290.000,00 USD’lik ödemeyi yapmış olduğunun somut bilgi ve belgelere dayandığı, davalının tarafın cevap dilekçesinin ekinde, davalı tarafından davacıya hitaben düzenlenmiş olan 290.000,00 USD bedel içeren ve davalının kaşesini içeren bir proforma fatura (Proforma Invoice) örneği olduğu, Proforma Fatura, “TTK.md.21/1 anlamında (teknik anlamda) fatura” niteliğinde olmayıp, “sözleşme akdetme teklifini içeren bir yazılı belge” niteliğinde olduğu, Proforma Fatura karşısında, davacının davalıya söz konusu 290.000,00 USD’yi, taraflar arasında yazılı veya sözlü olarak akdedilen bir “mal alımı sözleşmesine” istinaden (mal bedeli borcunun ödenmesi için) gönderilmiş olduğunun açık olduğu, davalıya gönderilen bu bedel karşılığında, davalı tarafından davacıya 290.000,00 USD bedelli mal gönderildiğinin dosyada mevcut deliller ile ispat edilemediği, davalının tarafça sunulan cevap dilekçesindeki beyanlarına göre, davacının sözünü ettiği malın davalı tarafından davacıya gönderilmesinin mümkün olmadığını da ifade ettiği, davalının ticari defterlerinde 290.000,00 USD'nin davacıya geri ödendiğine dair kayıt bulunsa da ispata yönelik banka ödeme belgesi, makbuz vb. somut bir delil ile davalının bu iddiasını ispat edemediği, davalının söz konusu 290.000,00 USD’lik ödeme tutarını davacıya iade etmekle yükümlü olduğu kanaatine varılmıştır. Davalının davacıdan 40.000,00 USD alacaklı olduğu iddiasının olduğu, bu miktarın davacının alacaklı çıkması durumunda alacaktan takas/mahsubunu talep ettiği, davalı tarafından 11/06/2020 tarihinde 10.000,00 USD tutarlı ödemenin dava dışı .... adlı alıcıya yapıldığının anlaşıldığı, dava dışı ..... 'in davacı tarafından sunulmuş olan sözleşme örneğinde davacı şirketin müdürü olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafından 11/06/2020 tarihli 30.000,00 USD'lik ödemenin ise davacı şirkete yapılmış olduğunun anlaşıldığı, "borç verilen para" açıklamasının bulunduğu ödemelere ilişkin dekontların dosyaya sunulduğu, ve 40.000,00 USD'nin, davacının davacıdan alacağı olan 290.000 USD'den düşülmesi, takas-mahsubu gerektiği kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak; takip tarihi itibariyle itibariyle davanın alacak miktarının 250.000,00 USD olduğu, Bakırköy .... İcra Müd. .... esas (yeni esas .... esas) sayılı dosyasındaki 1.853.025,00 TL (takip tarihindeki kur miktarı 7.4121 TL olarak belirtilmiş olmakla) alacak bakımından davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın likit olması karşısında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın kısmen kabulü ile ;
-Bakırköy .... İcra Müd. .... esas (yeni esas .... esas) sayılı dosyasındaki 1.853.025,00 TL (takip tarihindeki kur miktarı 7.4121 TL olarak belirtilmiş olmakla) alacak bakımından davalının itirazının iptali ile takibin devamına,
2.Asıl alacak üzerinden %20 si oranında hesap edilen 370.605,00 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
3.Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 126.580,14 TL harcın peşin alınan 25.960,69 TL harçtan mahsubu ile eksik 100.619,45 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4.Davacı tarafından yapılan 3.245,35 TL posta masrafı ile toplam harç gideri 26.019,99 TL olmak üzere toplam 29.265,34 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı nazara alınarak 25.168,20 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5.HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
6.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 220.242,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8.HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,
9.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca red edilen miktar üzerinden hesap edilen 46.472,60 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
10.Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/11/2023 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)