Esas No
E. 2022/648
Karar No
K. 2023/1162
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Aramaya Dön
BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

E. 2022/648 K. 2023/1162 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ, E. 2022/648, K. 2023/1162, T. 09.11.2023
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Daire
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Esas No
2022/648
Karar No
2023/1162
Karar Tarihi
09.11.2023
Dava Türü
DIGER
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/648
KARAR NO: 2023/1162
DAVA: Genel Kurul Kararının İptali İstemli
DAVA TARİHİ: 18/07/2022
KARAR TARİHİ: 09/11/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 21/11/2023

Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

davacı vekili özetle; müvekkilinin, davalı firmanın 200.000.000 adet toplam sermayesinin 47.500.000 adet payına sahip ortağı olduğunu, 2021 yılı Olağan Genel Kurul toplantısı 13.05.2022 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısına bizzat katıldığını, gündem maddeleri ile ilgili görüş ve itirazlarını ilettiğini, toplantı tutanağına itirazlarının işlendiğini ve ayrıca ek olarak muhalefet şerhine dair beyanlarını da yazılı olarak sunduğunu, vefat eden pay sahibi ........’nun payları toplantıda temsil edilmediğini, hukuka ve yasal düzenlemeye aykırı şekilde toplanan genel kurul ve toplantıda alınan kararların geçersiz ve hükümsüz olduğunu, davalı Şirketin 28.000.000 adet payına sahip ortaklarından ........ 11.10.2021 tarihinde vefat ettiğini, vefat eden ........’nun mirasçıları olarak davalı Şirketin diğer ortaklarından olan müvekkili ..... ile ..... ve ....... arasında vefat edenin terekesi ile ilgili davalar mevcut olduğundan vefat edenin davalı şirketteki payları henüz mirasçılarına intikal etmediğini, müvekkili tarafından Büyükçekmece ...... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...... Tereke numaralı dosyası ile açılan bir dava mevcut olup bu dosya üzerinden verilen karar ile bir tereke temsilcisi tayin edildiğini, toplantı günü genel kurul toplantısının hemen başında pay sahiplerinden vefat eden ........’nun paylarının toplantıda temsil edilemiyor olmasının hukuka ve usule uygun olmadığını, tereke temsilcisinin toplantıda hazır olmasının gerekli olduğunu, temsil edilmeyen 28.000.000 adet payın Genel Kurulda alınacak birçok karara etki edebileceği ifade edilmişse de toplantıda çoğunluğa sahip olan diğer ortakların talebi ve kararıyla toplantıda toplantı yeter sayısının mevcut olduğu iddiasıyla toplantının gerçekleştirildiğini, Büyükçekmece ...... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...... Tereke numaralı dosyası üzerinden 6.6.2022 tarihli tensip zaptı ile davalı ...... Makina A.Ş.’de muris ....... ait hisseler yönünden tereke temsilcisine temsil izin ve yetkisi verildiğini, bu karar da davalı şirketteki muris ........’na ait payların 13.5.2022 günlü Genel Kurul toplantısında temsil edilmiş olmadığını ortaya koyduğunu, öncelikle bu sebeple 13.5.2022 tarihli 2021 yılı Olağan Genel Kurul toplantısının butlanına ve iptaline karar verilmesini, vefat ve payların temsili gerekliliğinden haberdar olmasına rağmen Yönetim Kurulu, tüm itiraz ve beyanlara rağmen Genel Kurul toplantısının toplanması için yasalara ve düzenlemelere aykırı davranmak suretiyle görev ve yetkisini kötüye kullandığını ve sorumlu hale geldiğini, yönetim kurulu üyelerinin hukuka, yasalara ve esas sözleşmeye aykırı karar ve işlemlerinden dolayı hukuki ve cezai sorumlulukları ile ilgili dava ve şikayet haklarını saklı tuttuklarını, genel kurul toplantısının 2 numaralı gündem maddesinde müzakere edilen Yönetim Kurulu Faaliyet Raporuna karşı itirazları toplantı tutanağı içerisine ve ek olarak muhalefet şerhi beyanlarına yazarak Genel Kurul’a ilettiklerini, yönetim kuruluna gönderilen Beyoğlu ....... Noterliğinin 10.05.2022 tarihli ..... yevmiye numaralı ihtarname ile Yönetim Kurulundan 2020 yılı faaliyet raporunda yer alan beyan ve rakamlar hakkında detaylı bilgi ve dayanak belgeler talep edildiğini, her ne kadar yönetim kunulu toplantı esnasında genel kurula yazılı bir beyan sunulmuşsa da kendilerince talep edilen bilgi ve belgeleri yanıtlamaktan uzak genel ifade ve ibareler ile verilen cevapları kabul etmediklerini, yönetim kurulunun verdiği cevap ile faaliyet raporundaki rakam ve bilgilerin kontrol ve denetiminin mümkün olmadığını, faaliyet raporunda yönetim kurulu üyelerine ve üst düzey yöneticilere yapılan ödemenin detayı ile 2020 yılı faaliyet raporunda yer alan rakamdaki artışın sebebinin 2020 yılı içerisinde kaç adet ve hangi konularda yönetim kurulu toplantıları yapıldığının sorulduğunu, yönetim kurulunun sorulan sorulara tatminkar ve detaylı açıklamalarda bulunmadığını, sadece genel kurul kararları harici bir ödeme yapılmadığı beyanında bulunduğunu, diğer yandan yönetim kurulunun, söz konusu cevap yazısında verdiği bilgilere göre, görev ve yetkilerini hukuka, yasal düzenlemelere ve esas sözleşmeye aykırı kullandığını da ikrar ettiğini, yönetim kurulunun, 2019 yılı genel kurul toplantısında kâr dağıtmamak üzere mazeret gösterdiği yatırımları gerçekleştirmediğini ve tamamlamadığını, bunun haklı ve geçerli bir sebebinin açıklamasının yapılmadığını, ilişkili taraf ...... ile olan ticari ilişkiler ve işlemlerde gerekli tahsilatın yapılmadığını, bunun da davalı şirketin zararına yol açtığını, müvekkiline yönetim kurulu faaliyet raporunda yer alan bilgi ve rakamları anlaması, değerlendirmesi ve denetlemesi adına verilen yetersiz cevaplar ve üstün körü beyanlara istinaden müvekkilinin yaklaşık %25 oranında ortağı olan müvekkilinin bilgi edinme hakkının ihlal edildiğini, toplantının 4 numaralı gündem maddesi olan Finansal Tablolarının müzakeresi altında gündeme ilişkin toplantı tutanağına eklenen muhalefet şerhi gereği itirazlarını genel kurul toplantısında da dile getirdiklerini, yönetim kurulundan gerekli cevapları vermesi talep edildiğini, yaklaşık %25 oranında ortağı olan müvekkilinin bilgi edinme hakkının ihlal edildiğini, toplantının 8 numaralı maddesi olan yönetim kurulu üyelerine verilecek ücret ve huzur hakkının tespiti ile ilgili olarak Şirket ortağı olan yönetim kurulu üyeleri oy çokluğu ile faaliyet raporu, finansal tabloların müzakeresinde ve kar payı dağıtımı konusunda ekonomik belirsizlik, Ukrayna-Rusya savaşı, hammadde tedariğindeki güçlükler ve fiyat artışları gibi birçok sebebi bahane ederek Şirketin öz kaynaklarının korunması ihtiyacı ortaya konulmuş iken iş kendi ücret ve huzur haklarına gelince gayet cömert bir biçimde artış yapılması yönünde oy kullandıklarını, faaliyet raporu ve finansal tabloların müzakeresi esnasında da dile getirildiği üzere davalı şirketin maliyet ve giderlerin etki eden haksız ve hukuka aykırı şekilde yansıyan kalemlerden biri “Yönetim organı üyeleri ile üst düzey yöneticilere sağlanan haksız mali menfaatlerdir.” Yönetim kuruluna Şirketin elde ettiği kar aylık bazda huzur hakkı adı altında dağıtılarak Şirketin kârının bu şekilde düşürüldüğünü, yönetim kurulu ortaklarına haksız menfaat sağlandığını, şirketin yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı ve ücretlerine 2020 yılında herhangi bir Genel Kurul kararı olmaksızın %54 artış yapıldığını, 2020 Genel Kurul toplantısında da %40 oranında artış yapılmasının oy çokluğu ile kabul edildiğini, yönetim kurulu olan 4 ortağın huzur hakkı adı altında aldıklarını, %23,75 oranda ortaklığı bulunan müvekkili ..... 'nun ise şirketten 1 TL bile para alamadığını, Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... esas sayılı dosyası ile 2020 yılı olağan genel kurul kararlarının iptaline ilişkin açtıkları davada mahkemenin 25.05.2022 tarihli kararında Yönetim Kurulu üyelerinin ücret ve huzur hakkının karar bağlandığı 8 numaralı gündem maddesi kararının iptaline karar verildiğini, TTK madde 357 -Eşit İşlem İlkesi başlığı altında, “Pay Sahipleri eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulur.” temel ilkesinin belirlendiğini, geçen yılki huzur hakkı ve artış ile ilgili emsal Yönetim Kurulu üyeleri ücret ve huzur haklarını ileterek Yönetim Kurulu üyelerine sağlanan mali hakların fahiş ve haksız menfaat olduğunu belirterek itirazlarımızı ileri sürdüklerini, şirket Yönetim Kurulu üyeleri Tunay Tusçuoğlu’nun Şirket Yönetim kurulundan azlinden sonra 2018 yılından bu yana çok yüksek aylık huzur hakkı ve ücret aldıklarını ve Şirket ortaklarına da ayrıca kâr payı dağıtmaya gerek görmediklerini, şirketin elde ettiği kârı yönetim kurulu üyesi ortaklara bu şekilde ödediklerini, gündemin 9. maddesinde şirketin elde ettiği geçmiş dönem kârlarının yasal düzenlemelere istinaden dağıtılması müzakere edildğini ve yönetim kurulunun önceki yıllarda olduğu gibi bir takım asılsız, mesnedsiz ve geçersiz sebepler ile kâr dağıtılmaması yönündeki önerisi, zaten kâr paylarını ücret ve huzur hakkı adı altında alan yönetim kurulu üyesi şirket ortaklarının oy çokluğu ile kâr pay dağıtılmaması yönünde karar alındığını, buna ilişkin müvekkilinin itirazlarını toplantı tutanağına ekli muhalefet şerhi yazılı olarak toplantı başkanlığına iletildiğini, şirket yönetim kurulunun 2021 yılı faaliyetlerinden elde edilen ve geçmiş 3 yıldır dağıtılmayarak iç kaynaklarda tutulan birikmiş kârın ortaklara dağıtılmayarak öz kaynakların güçlendirilmesi gerekçesi, aynı şekilde 2019 ve 2020 yıllarında da kullanılmış ancak bu gerekçenin doğru, yerinde ve kabul edilebilir olmadığı şirketin finansal tablolarında gözüktüğünü, 2020 yılı olağan genel kurulunda kâr payı dağıtılmaması kararının iptaline ilişkin Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının üzerine 2021 yılı faaliyetlerinden elde edilen kar da aynı asılsız ve tutarsız gerekçeler ile dağıtılmadığı dikkate alınarak Genel Kurulun kâr payı dağıtılmaması yönündeki oy çokluğu ile alınan hukuka hakkaniyete ve iyiniyete aykırı kararın iptaline karar verilmesini, haksız, kötüniyetli, hukuka ve içtihatlara aykırı şekilde şirketin yıllardır aynı bahane ile kâr payı dağıtmayarak müvekkilini bezdirme politikası yürüttüğünü, şirketten 1 kuruş para almamasını sağlamak üzere tüm hak ve yetkileri kötüniyetle müvekkili aleyhine kullandıklarının açık olduğunu, muhalefet şerhindeki itirazlarının yönetim kurulu’nun kâr payı dağıtmama yönünde karar almış olması ve çoğunluğu elinde bulunduran 4 ortak ve Yönetim kurulu üyesinin her ay huzur hakkı ve ücret olarak paralarını alıyor olması gözetilerek söz konusu gündem maddesine ilişkin alınan kararın iptaline karar verilmesinden bahisle yönetim kurulu üyelerinin şirketi ve müvekkilini uğrattıkları zararın tazmini dava talep ve şikayet hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle vefat eden ........’na ait payların mirasçı ortaklar arasında devam eden terekenin tespiti ve diğer davalar sebebiyle intikal etmemiş ve bu sebeple de genel kurul toplantısında bu payların atanan tereke temsilcisi vasıtasıyla da olsa temsil edilmemiş olması sebebiyle hukuka ve usule aykırı şekilde toplanan 13.05.2022 tarihli 2021 yılı Olağan Genel Kurul toplantısının ve bu hukuka aykırı duruma ilişkin itirazları saklı kalmak kaydıyla, söz konusu genel kurul toplantısında oy çokluğu ile alınan hukuka ve yasal düzenlemelere, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı kararların butlanının tespiti ile haksız ve mesnedsiz genel kurul kararlarının iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ...... Makina San. ve Tic. A.Ş. 1996 yılında davacının babası ........ tarafından kurulduğunu, şirketin kuruluşu aşamasında davacıya emek ve sermaye katkısı olmaksızın şirketten %10 pay verildiğini, daha sonraki yıllarda ise baba ........'nun sahibi olduğu paylardan bila bedel %15 pay daha vermiş olup neticede davacının şirketteki payı %25’e çıktığını, 2020 yılında davacının borcu sebebiyle %1,25 oranındaki hissesinin (Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğünün ..... E. sayılı dosyası) icra yoluyla satılması neticesinde davacının şirketteki pay oranının %23,75'e düştüğünü, müvekkil şirketin paydaş yapısına bakıldığında bir aile şirketi olduğunu, davacının paydaşı olduğu müvekkili şirket aleyhine dava açmayı adeta alışkanlık haline getirdiğini, son birkaç yıl içerisinde hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve mesnetsiz 11 ayrı dava açtığını, davacının dilekçesinde müvekkili şirket paydaşlarından vefat eden ........'nun paylarının toplantıda temsil edilmediğini, temsil edilmeyen bu payın genel kurulda alınacak bir çok karara etki edebileceğini, bu sebeple alınan kararların geçersiz ve hükümsüz olduğunu iddia ettiğini, davacının bu iddiasının hukuken dinlenebilir bir tarafı bulunmadığını, dava konusu edilen genel kurul toplantısında toplantı ve karar nisaplarına uyulduğunu, müteveffa ........'nun şirkette %14 payı bulunduğunu, müteveffanın payının genel kurulda temsil edilip edilememesinin sonuca etkisinin bulunmadığını, mirasçıların genel kurul toplantısına bizzat veya temsilcileri aracılığıyla katıldıklarını, müteveffa ........'nun paylarının genel kurulda temsil edilip edilmemesinin toplantı ve karar nisapları göz önüne alındığında sonuca müessir olmaması nedeniyle davacının genel kurulun iptali veya butlanı talebinin yerinde olmadığını, müteveffa ........'nun paylarına ilişkin olarak hiçbir yasal mirasçı (terekeye ilişkin davaların bulunması ve henüz bu davaların neticelenmemesi nedeniyle) müvekkil şirkete müracaatla devir ve tescil talebinde bulunmadıklarını, davaların neticelenmesi halinde mirasçı sıfatına sahip olduğu mahkeme kararı uyarınca hüküm altına alınan mirasçıların miras sebebiyle sahip oldukları payların adlarına tesciline ilişkin müvekkili şirkete yapacakları müracaat üzerine müvekkili şirketin bu hisse devir talebini onaylayabileceği gibi onaylamayıp bu talebi TTK MADDE 493/4 gereğince reddetme hakkının bulunduğunu, bu halde de mirasçının TTK MADDE 494/2 gereğince genel kurula katılma hakkının bulunmadığı yasanın açık hükmü gereği olduğunu, müvekkili şirketteki ........'na ait paylar yönüyle mahkeme tereke temsilcisine temsil iznini 06.06.2022 tarihinde verdiğini, genel kurul tarihinin ise 13.05.2022 olduğunu, mahkeme tereke temsilcisine genel kurul tarihinden 3 hafta sonra müteveffanın paylarını temsil izni verdiğini, davacı tarafın 13.05.2022'de yapılan 2021 yılı Olağan Genel Kurul toplantısında çoğunluk oyları ile alınan kararların hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle butlanın tespiti ile iptalini talep ettiğini, bu talebin hukuken kabul edilebilir bir yanı bulunmadığını, karşı tarafın da çok iyi bildiği üzere şirket genel kurulları şirketlerin en üst karar organları olduğunu, dava konusu edilen genel kurul toplantısında alınan kararlar, toplantı ve karar nisaplarına uyulmak suretiyle alındığını, genel kurul kararları ana sözleşmeye ve yasalara uygun olduğunu, dava dilekçesinde de aksi yönde somut bir iddia veya beyanda bulunulamadığını, dava konusu edilen genel kurul toplantısının 2, 4 ve 9 numaralı gündem maddelerine davacı tarafından itirazda bulunulduğunu ve ayrı ayrı yazılı muhalefet şerhi verildiğini, davacının ayrıca genel kuruldan gündemin 8. maddesinin reddedilmesi talebinde bulunduğunu ve yapılan oylamada davacı gündemin 8. maddesi için ret oyu verdiğini, davacı ......'nun müvekkili şirketle aynı alanda faaliyet gösteren ..... İş Makinaları Sanayi Ticaret A.Ş. unvanlı şirketin paydaşı ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, bunun yanında davacının aynı zamanda müvekkili şirketin paydaşı da olan eşi ......'nun münferiden yönetim kurulu üyesi olduğu yine müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren ...... Makine Sanayi Ve Ticaret A.Ş.nin de idaresinde bulunduğunu, müvekkili şirketin ticari rakibi olduğunu, buna rağmen müvekkili şirket yasanın emrettiği ölçüde davacı tarafa gerekli bilgilendirmeleri yaptığını, müvekkil şirketin yasanın emrettiği şekliyle genel kurulun toplantısının onbeş gün öncesinde şirketin finansal tablolarını, konsolide finansal tablolarını, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu, denetleme raporlarını ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisini, şirketin merkez ve şubelerinde davacının da dahil tüm pay sahiplerinin inceleyebilmesi amacıyla hazır bulundurduğunu, davacının gerek toplantıda gerekse de toplantı öncesi keşide ettiği ihtarname ile sormuş olduğu tüm sorulara genel kurul toplantısında yasanın emrettiği ve izin verdiği ölçüde yazılı ve sözlü olarak gerekli cevaplar verildiğini, müvekkili şirketin bağımsız denetime tabi bir şirket olup mevzuat gereği her yıl bağımsız denetçi tarafından denetlendiğini ve rapor hazırlandığını, 13.05.2022 tarihinde yapılan genel kurul toplantısından önce Bağımsız Denetçi Raporunun bir nüshası davacı tarafa verilmek suretiyle davacının incelemesine sunulduğunu, Almanya'da kurulu bulunan ..... firmasının Almanya ve bölge ülkelerde faaliyet gösteren ve tamamı müvekkili şirkete ait olan bir şirket olduğunu, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde de ..... ile aynı şekilde stoklu çalışıldığını, . Gümrük, nakliye ve benzeri işlem ve maliyetler göz önüne alındığında zaten yüzde yüzü müvekkili şirkete ait olan ...... ile doğal olarak ticari menfaatler gereği stoklu çalışıldığını ve satış yapıldıkça ödeme alındığını, şirket genel kurul gündeminin 8 nolu maddesinde yönetim kurulu üyelerine verilecek ücret ve huzur hakkının belirlenmesi konusu görüşülüp karara bağlandığını, davacı ...... şirketin kuruluşundan 19.04.2019 tarihine kadar aralıksız bir şekilde şirketin yönetim kurulunda bulunduğunu, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde en son 18.05.2018 tarihinde genel kurul kararıyla huzur hakkı belirlenmiş olup davacının da katılıp kabul oyu verdiği bu genel kurul toplantısında davacıya aylık 45.000,00,-TL olmak üzere yönetim kurulu üyelerine aylık toplam 192.000,00,-TL huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, müvekkili şirket genel kurulunda huzur hakkı ve ücret ödemesine ilişkin güncellemeler 2018, 2019, 2021 ve 2022 yıllarında yapıldığını, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... E. sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu hem içerik hem de şekil itibariyla hukuka aykırı bir rapor olup gerek bu rapor gerekse Bakırköy ...... ATM ..... Esas dosyasından verilen karar davacının iddialarının aksine huzurdaki davada emsal alınabilecek nitelikte olmadığını, yönetim kurulu üyelerine ödenecek huzur hakkı veya maaşla şirket paydaşlarına ödenecek kâr payı farklı kavramlar olup birinin diğerinin muadili, karşılığı olmadığını, yasa, münhasıran genel kurul kararıyla şirket paydaşlarına kâr payı dağıtılabileceğini öngördüğünü, ancak TTK'nın ne lafzında ne de ruhunda hiç bir surette yönetim kurulu üyelerine ücret ödenirse veya bir önceki döneme göre ödenen ücretlerinde artışa gidilirse şirket ortaklarına da kâr payı dağıtılması gerekir şeklinde bir yaklaşım bulunmadığını, Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... Esas dosyasında yapılan bu yorumun son derece zorlama ve yasaya aykırı bir yorum olduğunu, dava konusu yapılan genel kurul gündeminin 9. maddesinde şirket kârının kullanım şeklinin görüşülüp davacı ve şirket paydaşlarından davacının eşi .......’nun muhalefetine rağmen Genel Kurul’un çoğunluk oyuyla 2021 yılı için kâr payının dağıtılmamasına karar verildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde toplantının 8 nolu maddesinde olduğu gibi 9 nolu maddesinin de iptali gerektiği yönündeki iddiasını Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... Esas sayılı dosyası ile verilen karara dayandırdığından bahisle haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile mahkeme masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.

DELİLLER

Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... esas sayılı dosyası, K.Çekmece ..... İcra Hukuk Mahkemesinin ..... esas sayılı dosyası, K.Çekmece ..... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyası, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... esas sayılı dosyası, Bakırköy ...... İş Mahkemesinin ..... esas sayılı dosyası, Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... esas sayılı dosyası, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... esas sayılı dosyası, bilirkişi heyet raporu ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, davalı şirketin 2021 yılına ait olağan genel kurul toplantısında 13/05/2022 tarihinde alınan 8 nolu yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ve ücret ödemelerine ilişkin gündem maddesinin iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılarak dava sonuçlandırılmıştır.

Mahkememizce alınan bilirkişi raporundaki tespitler, olayın oluş şekline uygun görülmesi nedeniyle bilimsel veri ve içeriğe sahip denetime elverişli kabul edilmiş, hükme esas alınmıştır. Bilindiği üzere, anonim şirketlerde yönetim kurulu organı; kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkilidir. Genel kurul ise sadece kanunda (TTK m.

408.veya esas sözleşmede açıkça kendisine bırakılan alanlarda karar alabilir. Genel Kurul kararlarına karşı ise üç hukuki yola (yokluğun tespiti, butlanın tespiti ve genel kurul kararlarının iptali davası) başvurulabilir. 6102 sayılı TTK m. 445 uyarınca: “446’ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” Her kanuna aykırılık, genel kurul kararlarının iptali kurumuna tabi değildir. Mutlak emredici hükümlere yani kamu düzenine aykırı bir boyuttaki kanuna aykırılık var ise burada genel kurul kararının butlanı gündeme gelecektir. Ancak kamu düzenine aykırı olmayan, daha çok şirket pay sahiplerini ilgilendiren kanuna aykırılıklar ise nispi emredici olarak kabul edilecektir ve bu durumda ise genel kurul kararlarının iptali gündeme gelecektir. Dürüstlük kuralına aykırı kararlar da iptal edilebilirlik kurumuna bağlıdır. Sonucu etkileyebilecek oranda bir oy hakkı hesaba katılmaksızın alınan bir genel kurul kararı iptal edilebilir; halka kapalı ortaklıkta, o yılın karının tamamının sermaye artırımında kullanılmasına dair karar iptal edilebilir; TTK. 437'de öngörülen ve bazı belgelerin genel kurulun olağan toplantısından önce incelemeye açık tutulmasına dair hükme uyulmadan alınan finansal tablolar ve kar dağıtımı ile ilgili karar iptal edilebilir, davetin toplantıdan en az iki hafta önce yapılmasına dair TTK. 414/1 nisbi emredici olup, toplantıdan on gün önceki davetle toplantı yapılmış ise alınan karar iptal edilebilir; gündemin açıklanmasına ilişkin m. 413, 414'e uyulmaksızın alınan karar iptal edilebilir; TTK. 436 uyarınca oydan yoksun kişilerin de katılımı ile alınan karar iptal edilebilir; her payın kural olarak en az bir oy hakkı sağlayacağını öngören

m)434’e aykırı olarak bir ortağın oy kullanması engellenir veya asgari oy hakki çiğnenirse, yine alınan karar iptal edilebilir niteliktedir. İptal davası açılmasının maddi hukuka ilişkin şartlarından ilki ise ortada bir genel kurul kararının bulunmasıdır. Ortada şeklen dahi geçerli bir genel kurul kararı yok ise bu halde yokluk yaptırımı ile karşılaşılır. İkinci olarak kararın kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık taşıması iptal için gerekli bir diğer maddi hukuk şartıdır (TK. 445). Üçüncü olarak aranacak şart ise karar ile aykırılık arasında illiyet bağı bulunmasıdır. Konu ile ilgili olarak, Yargıtay ....... H.D. ..... E. ...... K. sayılı kararında da “bilgi alma ve inceleme hakkının TTK'nın 437. maddesi gereğince dava konusu yapılabileceği ancak bilgi alma hakkının ihlali nedeniyle genel kurul toplantısında yanlış bir karar alınmış olması bir başka deyişle bilgi vermeme ile alınan kararlar arasında illiyet bağının bulunması halinde kararların iptalinin söz konusu olabileceği,” belirtilmiştir. Pay sahibinin talebi üzerine verilecek bilgiler, hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından özenli ve gerçeğe uygun olmalıdır (TK m. 437/2, 3. cümle). Maddenin gerekçesinde, “özenli” kavramının, baştan savma olmayan, sorunun karşılığı niteliğini taşıyan, ilgisiz konuları içermeyen anlamında olduğu; “gerçeğe uygunluk” ile gerçeği aynen yansıtan doğru, yalan ve aldatıcı olmayan bilgiler kastedildiği; “hesap verme ilkesine uygun olma” kavramıyla da, hesap verme konumunda bir kişinin hesap vereceği, yani sorumlu olduğu kişiye vermekle yükümlü olduğu kapsamlı, içerikli ve (belgelere dayanan somut) bilgilerin kastedildiği belirtilmektedir. Genel kurul kararları aleyhine iptal davası açma hakkına sahip kişiler pay sahipleri, organ olarak yönetim kurulu üyeleri ve yönetim kurulu üyelerinden her birisidir (TTK. m.446). TTK. m.446/1(a) uyarınca genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için toplantı tutanağına mutlaka muhalefet şerhinin geçirilmesi gereklidir. Bununla beraber, muhalefet şerhinin toplantı tutanağında bulunması dışında, toplantı tutanağına ekli bir belge ile toplantı başkanlığına sunulabileceği ve toplantı tutanağında bu hususa yer verilebileceği de kabul edilmektedir. Konu ile ilgili olarak ayrıca belirtmek gerekir ki; anonim şirket genel kurullarının sadece genel kurul tarafından yerine getirilebilecek, devredilemez görev ve yetkileri TTK 408. maddesinin 2. fıkrasında sınırlı olmayacak şekilde sayılmıştır. İşbu maddenin gerekçesinde "Genel kurul karar verme yetkisini kanundan ve kanun hükümleri çerçevesinde esas sözleşmeden alır. Genel kurul diğer organlara ait devredilemez yetkileri kendisine çekemez. Yönetim kurulu da genel kurulun yetkilerini yüklenemez." şeklinde yer verilen açıklama çerçevesinde ise yönetim kurulunun, bu maddede sayılan hallere ilişkin karar alamayacağı hususu öngörülmüştür. Genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerinin, anonim ortaklık yönetim kurulu tarafından kullanılması halinde, bu şekilde alınan kararlar kesin hükümsüzlük nedeniyle geçersiz olacaktır. TTK'nın genel kurulun devredilemez yetkilerini düzenleyen 408. maddesinin 2-f bendinde "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışına" yer verilmiş, ancak önemli miktarda şirket varlığının toptan satışına ilişkin kriterlerin ne olduğu ifade edilmemiştir. Önemli miktarın belirlenmesi, bu işlemin anonim şirketin hangi organı tarafından yapılacağı bakımından önem arz etmektedir. Bu minvalde, bir işlem TTK'nın 408/2-f bendi uyarınca önemli bir miktarda şirket varlığının toplu satışı kabul edilirse, bu işlem münhasıran genel kurulca yapılabilecek, aksi halde yönetim kurulunun görev ve yetkilerini düzenleyen TTK'nın 374. maddesinin açık "yönetim kurulu ve kendisine bırakılan alanda yönetim, kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkilidir." hükmü uyarınca yönetim kurulunca yapılacaktır.

TTK’nın 408. maddesinin ikinci fıkrası emredici bir düzenleme içermekte olup, bu hükme aykırı işlemler TTK’nın 391. maddesinin (d) bendi uyarınca batıldır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, genel kurul toplantısından önce “genel kurulu toplantıya çağrıya yetkili organ tarafından” genel kurulun usulüne uygun olarak genel kurul toplantısına davet edilmesi gerekmektedir. Genel kurula çağrı konusunda kural olarak yönetim kurulu yetkilidir. Türk Ticaret Kanunu’nun 446. maddesi (b) bendi uyarınca, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilân edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını ve genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ileri süren pay sahipleri, genel kurul kararlarının iptali davası açabilirler. Ayrıca,

TTK’nın 414’üncü maddesi kapsamında genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. Huzurdaki davaya konu 13/05/2022 tarihli tarihli 2021 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısının usul yönünden incelenmesinde; davalı şirkete ait Genel Kurul Toplantısının şirket merkez adresinde İl Ticaret Müdürlüğünün 12/05/2022 tarih ve ...... sayılı yazılarıyla görevlendirilen Bakanlık temsilcisi ...... gözetiminde, toplantıya ait çağrı; kanun ve esas sözleşmede öngörüldüğü gibi ve gündemi de ihtiva edecek şekilde,Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 15/04/2022 tarih ve ..... sayılı nüshasında yayınlandığı, ayrıca pay sahiplerine 18/04/2022 tarihinde Çerkezköy PTT şubesinden iadeli taahhütlü olarak gönderildiği ayrıca ortaklardan ....... ve .........’na 18/04/2022 tarihinde Çerkezköy ...... Noterliğinden APS yoluyla gönderildiği, yapılan bu işlemlere ait tüm belgelerin dosya içerisinde teyidinin yapıldığı görülmekle, tarafların usul yönünden bir itirazlarının olmadığı anlaşılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, celp edilen bilgi ve belgeler, incelenen sicil kayıtları, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; davalı şirketin 2021yılında ticari defterlerini e-defter olarak tuttukları, kontrolü ve incelemesi yapılan e-beratlarını 231 sayılı V.U.K. hükümleri gereğince yasal süresinde onayladıkları, fiziki ortamda tutulması zorunlu Envanter Defterlerini 6102sayılı T.T.K.’nın 64/3 maddesi hükümleri gereği açılış tasdiklerini kanuni süresinde yaptırdıkları, davalı şirkete ait ticari defterlerinin 6102 sayılı T.T.K. hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, dava konusu genel kurul toplantı çağrısının ticaret sicili gazetesinde ilan edildiği, ortakların ayrıca davet edildiği, davacının da bu davet uyarınca genel kurula katıldığının görüldüğü, davacının iddia ve talebi, 13.05.2022 Tarihinde Yapılan 2021 Yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 2,3,4,8 ve 9 numaralı kararların iptaline karar verilmesi talep edildiği,

8.Gündem maddesinde görüşülüp karara bağlanan, Yönetim Kurulu üyelerine huzur hakkı ve ücret ödemeleri adı altında yapılan ödemelerin herhangi bir kıyaslama ölçütü bulunmadığı, Yönetim kurulu üyelerine yapılan zamların enflasyon oranları, Asgari ücrete yapılan zamlar, ve TÜİK tarafından açıklanan veriler ışığında normal karşılanması gerektiği; öte yandan diğer çoğunluk YK üyelerince kendilerine huzur hakkı ve ücret ödemesi yapılamasının yanısıra, davacı tarafa herhangi bir ücret ödemesi yapılmaması hususunun eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceği görüşü ile 8.Gündem maddesine tekabül eden bu kararın dosyada toplanılan tüm deliller ve teknik incelemeyi içeren 23/06/2023 tarihli rapor da dikkate alınarak iptali ve dava konusu uyuşmazlığın esası olan 2021 Yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan diğer 2, 3, 4, ve 9 numaralı kararlar bakımından iptali hususu ile ilgili olarak; Anonim şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması ilkesine aykırı olan bir durum dosyada toplanan tüm deliller ve teknik incelemeyi içeren 23/06/2023 tarihli bilirkişi raporu da dikkate alınarak tespit edilemediğinden alınan kararların iptalini gerektiren bir durum olmadığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın kısmen kabulü ile 2021 yılına ait olağan genel kurul toplantısında 13/05/2022 tarihinde alınan 8 nolu yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ve ücret ödemelerine ilişkin gündem maddesinin iptaline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,

3.Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85 TL harç peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

4.Davacı tarafından yapılan 10.625,50 yargılama masrafı ile toplam harç gideri 172,90 TL ki toplam 10.798,40 TL. yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

5.HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,

6.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

7.HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,

Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/11/2023 Başkan ..... ¸ Üye ..... ¸ Üye ...... ¸ Katip ..... ¸

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog