17. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/200 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 26/12/2023
NUMARASI: 2023/1249 Esas, 2023/1184 Karar
DAVANIN KONUSU: KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Konkordato talep eden şirketler vekili dilekçesinde, müvekkil ... Giyim ve Tic. Ltd. Şti.'nin, 05/04/2017 tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi tescili ile İstanbul merkezli Limited Şirket olarak kurulduğunu, yurt içi piyasalara şubeleri vasıtasıyla kuruyemiş ve kuru bakliyat satışı yaptığını, şirketin bünyesinde 31/07/2021 tarihi itibariyle toplam 1287 kişinin istihdam edildiğini, şirketin, alımlarını vadeli ve peşin, ödemelerini ise günlük çek ve havale ile yaptığını, ülkemizin ve dünyanın ekonomik daralmasından kaynaklanan darboğaz neticesinde müvekkili şirketin de, bir konkordato ön projesi çerçevesinde faaliyetlerini değişen şartlara göre uyarlama ve yeni koşullara uyum sağlayarak daha sağlıklı bir şekilde faaliyetlerine devam etme kararı aldığını, bu sayede aktif pasif dengesini düzeltmek suretiyle mevcut borçlarını, şu an içinde bulunduğu ödeme güçlüğünden kurtularak ödeme imkânına kavuşacağını, konkordato ön projesi hazırlanan müvekkil ...-...'nın ise, 25/03/2016 tarih ve 9040 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi tescili ile İstanbul merkezli şahıs şirketi olarak kurulduğunu, ...'un aynı zamanda, şirket yönetim kurulu başkanı olduğunu, ... şahıs firmasının, yurt içi piyasada kuruyemiş ve kuru bakliyat satışı yaptığını, işletmenin bünyesinde 31/07/2021 tarihi itibariyle toplam 6 kişinin istihdam edildiğini, ... Gıda Ltd. Şti.'nin konkordato ilan etmesi ile tüm alacaklıların ...'un şahsi mal varlığına yönelmesinin, ...'un da zor durumda kalmasına sebep olacağını ve ...'un, şirketin zor durumdan çıkmasını sağlayabilmek için taahhüt ettiği şahsi mal varlığındaki gayrimenkulleri satamayacağından hem kendisini hem de şirketi geri dönülemez bir duruma itmek durumunda bırakacağını, şirketin, 2017 senesinde ... tarafından kurulduğunu, kardeş şirket olan ... şahıs firmasının ise, 2016 yılında kurulduğunu, iki şirketin, aralarında organik bağ mevcut olduğunu ve ticari bütünlük arz ettiğini, ülkemizdeki ekonomik sorunlar nedeniyle talebin daralması neticesinde satışların düştüğünü ve şirketin, elde etmesi gereken nakitleri elde edemediğini, bu durumun da şirketin finansal krize girmesine neden olduğunu, kurların ve faiz oranlarının yükselmesinin, döviz cinsinden verilen çekler, finansal kiralama borçları ve hammadde maliyetleri üzerinde olumsuz etki yarattığını, müvekkili şirketin borçlarının vadesi ile alacaklarının vadesi arasındaki uyumsuzluk kredi kullanılarak giderilmeye çalışdığından önemli tutarda finansman maliyetine katlanıldığını, çeklerin vadelerinde ödenebilmesi ve çeklerin yazılmaması için şirketin, bazı dönemlerde zararına satışlar yaparak zarar edilmesine sebep olduğunu, finansman planlamasında hatalar yapıldığını, dünya genelinde yaşanan pandemi sebebiyle şirketin satış hacminin oldukça düştüğünü ve nakit yaratma sorununun gün geçtikçe büyüdüğünü, tüm bu sebeplerle karlılığı azalan ve dolayısıyla zarar eden şirketin, borçlarını, vadesi geldiği halde ödeyememe durumu söz konusu olduğundan borçların tasfiyesi ve şirketin ticari faaliyetlerine devamının sağlanması amacıyla ortaklar kurulu toplantısında müvekkilleri bakımından konkordato talebinde bulunulmasına karar verildiğini, şirketlerin, borca batık durumda olmadığını, projeye göre, alacakların tahsili ve elde edilecek faaliyet kârları ile ödenmesi teklif olunan tutarın, adi alacaklıların alacaklarının tamamını karşıladığını, dolayısıyla, alacaklıların eline geçmesi muhtemel iflas garame payından çok daha fazla miktarda ödeme teklifinde bulunulduğunu, müvekkillerine ait konkordato projesinin, vade konkordatosu teklifi içerdiğini ve mühlet öncesi doğmuş olan borçların, konkordatonun tasdiki kararından itibaren 5 yıl vadede, her ayın 15'inde yapılacak ödemelerle tasfiye edilmesinin planlandığını, mühlet öncesi işlemiş faizlerin aynen ödeneceğini, ancak mühlet sonrası dönemde ise, faiz teklif edilmediğini, müvekkillerine ait konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren bağımsız makul güvence raporunun alındığını belirterek müvekkili şirketler lehine üç aylık geçici mühlet kararı verilmesine; müvekkil şirketlere bir geçici konkordato komiseri atanmasına; müvekkili şirketlerin mallarının muhafazası için gerekli tedbirler zımnında, şirketlerin malvarlığının korunması amacı ile konkordato mühletinin sonuna kadar, 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere icra ve iflas yoluyla takip başlatılmasının engellenmesine (ödeme emri gönderilmemesine); işbu konkordato talebinden önce müvekkili şirketlere karşı 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere başlatılmış bulunan tüm icra takiplerinin durdurulmasına; rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde malların muhafaza altına alınması ve satış işlemlerinin durdurulmasına; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmamasına; mühlet öncesi yapılmış müstakbel alacakların temliki sözleşmeleri kapsamında, mühlet içinde doğacak alacaklar için temlik işleminin hükümsüz sayılmasına ve mühlet içinde ödemelerin komiser denetiminde şirkete yapılmasına (İİK m.294/6); şirketin keşide ettiği çeklere karşılıksız şerhi vurulmasının önlenmesine; alacaklı bankalardaki şirket hesaplarında mevcut blokajların kaldırılmasına; mühlet ve tedbir öncesinde gönderilen, müstakbel (doğacak) alacakların da haczini içeren haciz müzekkereleri ya da haciz ihbarnamelerinin mühlet içinde uygulanmamasına; mühlet kararından sonra hesaplara gelecek muhtemel paraların ve müvekkili şirketler lehine doğacak alacakların şirketlere ödenmesine; geçici mühlet kararı ile birlikte, mühlet içinde alacaklılar tarafından yapılabilecek takas ve mahsup işlemlerinin engellenmesine; mühlet boyunca müvekkili şirketler tarafından üçüncü kişilere verilen teminat mektuplarının nakde dönüştürülmesinin engellenmesine; konkordato projesinin gerçekleştirilebilmesi için zorunluluk arz ettiğinden, müvekkili şirketlerin malları üzerindeki mevcut muhafaza işlemlerinin, hacizler baki kalmak kaydıyla kaldırılarak şirkete yed-i emin olarak teslimine yönelik ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ 22/06/2023 TARİH VE 2021/782 ESAS 2023/653 KARAR SAYILI KARARI İLE; Konkordato tasdik şartlarının gerçekleştiğinden bahisle talep eden ... Giyim ve Ticaret Limited Şirketinin konkordatoya tabi borçlarının, projesinin tasdik kararının ilanından sonra 2024 yılından başlamak ve her yılın Ocak ve Haziran ayının son iş gününde olmak üzere toplam 12 eşit taksitte ve faizsiz bir şekilde, ilk ödeme Ocak/2024 ve son ödeme Haziran/2029 olacak şekilde ödenmesine; talep eden ..'un konkordatoya tabi borçlarının, projesinin tasdik kararının ilanından sonra 2024 yılında başlamak ve her yılın Ocak ve Haziran ayının son iş gününde olmak üzere toplam 12 eşit taksitte, %100 ve faizsiz bir şekilde ödenmesine dair karar verilmiştir.
Kararın istinaf edilmesi üzerine, DAİREMİZİN 23/11/2023 TARİH VE 2023/1058 ESAS 2023/1259 KARAR SAYILI İLAMI İLE; Mahkemenin kararının gerekçe kısmı ile hüküm kısmı arasında çelişki oluştuğundan bahisle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ 26/12/2023 TARİH VE 2023/1249 ESAS 2023/1184 KARAR SAYILI KARARI İLE Davanın çekişmesiz yargı ve basit usule tabi olduğu ve yapılacak işin mahiyeti de dikkate alındığında istinaf ilamında, sadece gerekçedeki çelişkili ibareler ile sınırlı inceleme yapılması ve dosyanın esasına girilmemesi sebebiyle, bir anlamda hükümdeki hatanın tashihi olarak değerlendirilme yapılmış olup HMK'nun 304. maddesi de gözetilerek, Mahkemece, incelemenin sadece gerekçedeki maddi hatanın düzletilmesine yönelik olduğunun kabul edilmesi yanında, söz konusu borçlu şirketin tasdik sonrası ödemelerinin yaklaşması, alacaklılar bakımından gecikmenin söz konusu olmaması ve konkordato sürecindeki sürelerin ve işlemlerin bitmesi, tasdike ve konkordatoya dair bu aşamada yargılamayı gerektirir bir durum olmaması sebebiyle sadece önceki gerekçeli kararın gerekçe kısmında sehven maddi hata olarak geçen ibarenin, istinaf ilamı uyarınca çelişkiyi düzeltecek şekilde gerekçeli karardan kaldırılarak yeniden düzenlenmesi gerektiği ve tasdik şartları bakımından ise ilk kararda yer verilen gerekçelerin esas alındığı belirtilerek önceki kararda olduğu gibi konkordato tasdik şartlarının gerçekleştiğinden bahisle talep eden ... Giyim ve Ticaret Limited Şirketinin konkordatoya tabi borçlarının, projesinin tasdik kararının ilanından sonra 2024 yılından başlamak ve her yılın Ocak ve Haziran ayının son iş gününde olmak üzere toplam 12 eşit taksitte ve faizsiz bir şekilde, ilk ödeme Ocak/2024 ve son ödeme Haziran/2029 olacak şekilde ödenmesine; talep eden ...'un konkordatoya tabi borçlarının, projesinin tasdik kararının ilanından sonra 2024 yılında başlamak ve her yılın Ocak ve Haziran ayının son iş gününde olmak üzere toplam 12 eşit taksitte, %100 ve faizsiz olarak ilk ödeme Ocak/2024 ve son ödeme Haziran/2029 olacak şekilde ödenmesine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar, bir kısım müdahiller tarafından istinaf edilmiştir. Alacaklı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde, konkordatonun tasdikinin, ilan edilmesi gerekirken usulsüz olarak ilan edilmediğini, öte yandan bozma sonrasında, tarafları duruşmaya davet etmeksizin dosya üzerinden karar verilerek hukuki dinlenme hakkının ihlal edilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin konkordato talep edebilme şartlarını taşımadığını, müvekkili bankanın alacağının, ödeme planına eksik ve hatalı dahil edildiğini belirterek tasdik kararının ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ederek hükmü istinaf etmiştir. Alacaklı ... T.A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, muhalefet şerhinde de belirtildiği üzere, davacı şirketin iktisadi ve finansal durumu ile ilgili gerekli ve güncel incelemeler yapılmaksızın karar verildiğini, Yargıtay içtihatları uyarınca, konkordatonun, ucuz kredi temini yolu olarak kullanılmaması gerektiğini, müvekkili bankanın, konkordato süreci başında gayri nakdi olması nedeniyle projeye dahil edilmeyen ve süreç içerisinde nakde dönen alacaklarının hiçbir surette dikkate alınmadığını,
İİK'nun 299/2 maddesi kapsamında, ilân tarihinden itibaren onbeş gün içinde alacaklarını bildirmeye ilişkin davet yazısının, müvekkili bankaya posta yolu ile ulaştırılmadığını, nisabı etkileyecek oranda alacağı olmasına rağmen müvekkilinin oyu daha düşük bakiye üzerinden orana etki ettiğinden işbu durumun hukuka aykırı olduğunu, konkordato projesinin uygulanabilirliği, konkordato ilan eden borçlu firmanın reel mali durumu, projenin alacaklıların menfaatlerine uygun olup olmadığı konusunda yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmadığını belirterek tasdik kararının ortadan kaldırılarak talebin reddine karar verilmesini talep ederek hükmü istinaf etmiştir. Alacaklılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde, istinaf bozma ilamı tebliğ dahi edilmeksizin, dosya üzerinden oyçokluğu ile verilen konkordato tasdik kararının, usule, yasaya ve adalet ilkesine aykırı olduğunu, 15/12/2023 tarihli kayyım ikinci raporu ile, projenin başarı ihtimalinin bulunmadığı ortaya konulduğundan yeni bir bilirkişi incelemesine bile gerek kalmadığını, ancak kayyım raporuna, kararda hiç değinilmediği gibi itirazl ve taleplerinin de incelenmediğini, mevcut koşullarda,
İİK'nun 305. maddesindeki tasdik şartları oluşmadığından, kararın, mahkeme kabulüne göre de hatalı olduğunu, dolayısıyla eksik soruşturma ile karar verildiğini, bu karar ile, yeniden bir usul bozmasına konu olabilecek şekilde muhalefet şerhinde belirtilen usule aykırılıkların yapıldığının anlaşıldığını belirterek tasdik kararının ortadan kaldırılarak talebin reddine karar verilmesini talep ederek hükmü istinaf etmiştir.Alacaklı ... bankası AŞ vekili istinaf dilekçesinde, davacıların, konkordato talep etmek için kanunda öngörülen şartlara haiz olmadığını, dosya kapsamına göre konkordato kararı verilmesine gerekli bir hal bulunmadığı gibi projenin başarıya ulaşma ihtimalinin olmadığını, konkordatonun, ucuz kredi temini yolu olarak kullanılmaması gerektiğini, kaldırma kararı taraflarına tebliğ edilmeksizin ve davacıların tekliflerinin kaynakları ile orantılı olup olmadığı yeniden araştırılmaksızın dosya üzerinden yeniden esasa dair tasdik kararı verilmesinin hatalı olduğunu, şirketin, hiçbir somut veri ortaya koymadan sadece borçlarını erteleyerek, faiz ve masrafları ödemeyerek mali yapısının güçleneceğini belirtmesinin konkordato talebinin reddi için yeterli olduğunu, davacıların, talebinde haksız olup alacaklıların alacağını elde etmesini engellemeye çalıştığını belirterek tasdik kararının ortadan kaldırılarak talebin reddine karar verilmesini talep ederek hükmü istinaf etmiştir. Alacaklı SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde, verilen kararda, müvekkili kurumun alacaklarının da dikkate alınması gerekirken bu hususta hiçbir açıklama yapılmadığını, müvekkili kurumun alacaklarının, konkordatodan etkilenmediğinden, konkordato projesinin onaylanması halinde 6183 sayılı Kanunun 206. maddesindeki sıra gözetilerek ve tam olarak ödenmesi gerektiğini belirterek tasdik kararının ortadan kaldırılarak talebin reddine karar verilmesini talep ederek hükmü istinaf etmiştir. Alacaklılar ..., ..., ... ve... vekili istinaf dilekçesinde, borçlunun mali durumunu düzelteceğine dair beyanları ile düzenlenen projenin, şirketin mali gücü ile orantılı olmamakla birlikte başarıya ulaşma ihtimalinin de somut durumda çok düşük hatta olanaksız olduğunu, gerçekçi olmayan bir projenin onaylanmasının ise, usule ve yasaya aykırı olduğunu, konkordato projesinin kabulü için kanunda öngörülen çoğunluğun sağlanmadığını, kabul edilmeyen alacaklar hakkında mahkemece bir hüküm kurulmadığı gibi bu hususta bir gerekçe de belirtilmediğini, konkordatonun tasdiki için kanunun aradığı şartların somut davada oluşmadığını belirterek tasdik kararının ortadan kaldırılarak talebin reddine karar verilmesini talep ederek hükmü istinaf etmiştir. Alacaklı ... vekili istinaf dilekçesinde, kaldırma kararı sonrasında tarafların duruşmaya davet edilmeksizin dosya üzerinden karar tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi hukuki dinlenilme haklarının da alenen ihlal edildiğini, tasdik edilen konkordato planının, alenen maddi gerçekliğe aykırı tespitlere dayandığını, müvekkilinin alacağının kira ilişkisinden kaynaklandığını, konkordato komiseri raporlarında kira ödemelerinin düzenli yapıldığına yönelik tespitlerin maddi gerçekliğe aykırı olduğunu belirterek tasdik kararının ortadan kaldırılarak talebin reddine karar verilmesini talep ederek hükmü istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Talep, konkordatonun tasdikine ilişkindir. Mahkemece, dairemizin kaldırma kararından sonra dosya üzerinden inceleme yapılmak suretiyle koşulları oluştuğundan bahisle tasdik talebinin kabulüne karar verilmiş olup işbu karar borçlu vekili ile birlikte sadece ilk hükmü istinaf eden alacaklı vekillerine -ayrıca kaldırma kararı ile birlikte- tebliğ edilmiştir. Mahkemece tesis edilen kararın esasının incelenmesine geçmeden önce, usuli yönden bazı açıklamaları yapmak ve bunun sonucuna göre kararın, esas bakımından incelenip incelenemeyeceğini değerlendirmek gerekir. Savunma hakkı, Anayasa'mızın "Hak Arama Hürriyeti" başlığı altında 36. maddede düzenlenmiş olup buna göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. 6100 sayılı hukuki dinlenilme hakkının düzenlendiği HMK'nun 27. maddesinin birinci fıkrasında, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğu belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında, bu hakkın, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği ifade edilmiştir. "...Anayasa'nın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/ bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır.
Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/5273 Esas 2023/6181 Karar sayılı ilamı). Dairemizin kaldırma kararı ile birlikte, artık ilk derece Mahkemesinin 22/06/2023 tarih ve 2021/782 Esas 2023/653 Karar sayılı kararı da ortadan kalkmış olup bundan sonra Mahkemece, yeniden yargılama yapılması gerektiği açıktır. Bu bağlamda, konkordato talebinin niteliği gereği, 2004 sayılı İİK'nun 304. maddesinde, tasdik yargılamasının duruşmalı olarak yapılacağı ve duruşma gününün de aynı Kanunun 288. maddesi uyarınca ilan edileceği belirtildiğinden somut olayda, bu hususlara uyulmaksızın ve ayrıca tarafların, bilgilendirilerek açıklama yapmalarına imkan tanınması yukarıda bahsi geçen hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı ve savunma hakkının bir gereği olduğundan bu ilkeler gözetilmeksizin Mahkemece dosya üzerinden karar verilmesi doğru olmamıştır. Hal böyleyken, Mahkemenin, dosya üzerinden karar verilmesine gerekçe olarak kabul ettiği sebeplere itibar edilmesi de mümkün değildir. Konkordato borçlarının vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçluya alacaklılarla yaptıkları anlaşma çerçevesinde ödeme imkanı tanıyan bu haliyle borçluyu haciz baskısından kurtararak malvarlığını korumaya amaçladığı için borçlunun menfaatine olan, aynı zamanda borçlunun iflasına göre daha fazla tatmin edilmesi nedeniyle alacaklıların da lehine olduğu kabul edilen bir kurumdur. Ancak bu dengenin korunması halinde alacaklı konkordatodan yararlanabilecektir. Konkordato projesinin kabule değer olup olmadığının değerlendirilmesinde borçlunun proje kapsamında borçlarını öngördüğü plan çerçevesinde ödeyebilme imkanının olup olmadığı mahkemece değerlendirilecektir. Konkordato talepleri yargılama sırasında değişen ekonomik parametrelere göre değerlendirilebileceğinden bu haliyle dava teorisinden ayrılır. Komiser raporları ve atanmış kayyım raporları çerçevesinde konkordato tasdiki sonrası gelişmeler de dahil olmak üzere borçlunun davranışları verilecek karar üzerinde etkili olacaktır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/1481 Esas 2022/2121 Karar sayılı ilamı). Buna göre somut olayda, Mahkemenin ilk tasdik kararından sonraki gelişmelerin de dikkate alınarak, konkordato projesinin, uygulanabilirliğinin bulunup bulunmadığının ve başarı şansının olup olmadığının, ilk tasdik kararından sonra ibraz edilen kayyım raporları incelenip gerekirse kayyımdan yeniden rapor alınmak suretiyle değerlendirilmesi gerekir. Öte yandan, 2004 sayılı İİK'nun 306. maddesinin 3. fıkrasında, tasdik kararının, Mahkemece, 288. madde uyarınca ilân olunacağı ve ilgili yerlere bildirileceği düzenlenmiş olup Mahkemece tasdik kararı verilmesine rağmen bahsi geçen madde doğrultusunda işlem tesis edilmediği anlaşılmış ise de, Dairemizin kaldırma gerekçesine göre, söz konusu eksikliğe sadece değinilmekle yetinilmiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince usul ve yasaya aykırı olarak yazılı olduğu şekilde tasdik talebinin kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından alacaklı vekillerinin istinaf başvurularının esası incelenmeden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Alacaklı vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1249 Esas, 2023/1184 Karar ve 26/12/2023 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf harcı alacaklılar tarafından peşin olarak ayrı ayrı yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,5-Alacaklı SGK harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA,6-Alacaklılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/02/2024