7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ... İcra Dairesi ... Esas Numaralı takibe konu dosyası kapsamında 15.10.2022 tarihinde takip açıldığını, 17.10.2022 tarihinde de davalı tarafa ödeme emri gönderildiğini, işbu ödeme emrine davalı tarafça 27.10.2022 tarihinde itiraz edildiğini, yapılan haksız itiraz üzerine İzmir ... İcra Dairesi' nce açılan takibin durduğunu ve itirazın iptali için dava şartı olan "Zorunlu Arabuluculuk" şartları oluştuğunu ve bunun üzerine ilgili arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu, 12.12.2022 tarihli arabuluculuk müzakeresinde taraf vekillerince herhangi bir anlaşmanın mümkün olmadığı ve yine taraf vekillerinin arabuluculuk sürecine son verilmesi yönünde taleplerini bildirmeleri sonucu arabuluculuk müzakere sürecine son verilip bu müzakerenin sonucu görüşme sonucu anlaşamama olarak belirlendiğini ve sürece son verildiğini, 01.02.2022 tarihinde davacı tarafından davalıya, yaptıkları iş karşılığında takibe dayanak belgede sabit olduğu üzere ... Kontrol Modülü 1 çıkış 1.946,7265 TL (75 ADET) teslim edildiğini, mal hizmet toplam tutarı 146.004,49 TL'den iskonto oranı %75 olan toplam iskonto bedeli 109.503,37 TL düşürüldüğünde ve hesaplanan KDV(%18) orandan 6.570,20 TL eklenildiğinde toplamda 43.071,32 TL tutarında bir fatura kesildiğini ancak davacı, bu borca ilişkin ödemenin bir kısmını alamadığını, davacıyla davalı arasındaki dava konusu borç cari hesap sözleşmesine göre hesaplanmış olup davalı ise davacıya karşı herhangi bir borcu olmadığını iddia ederek davaya konu borca, işlemiş faiz ve tüm ferileriyle birlikte itiraz etmiş ve bunun üzerine İzmir ... İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, söz konusu karar ve borçlu tarafın itiraz dilekçesi davacı tarafa tebliğ edildiğini, davalı tarafın takibe konu borca itirazı haksız ve kötü niyetli olduğunu, 31.299,04 TL Takipte kesinleşen miktar ve 12.01.2023 tarihine kadar işlemiş olan 1.047, 50 TL faiziyle toplamda 32.346,54 TL harca esas dava değeri olarak belirtilmiş olup alacağın tahsili tarihine kadar işleyecek reeskont avans faizi taleplerinin de dikkate alınmasını talep ettiklerini belirterek davanın kabulüne, itirazın iptaline ve İzmir ... İcra Dairesi'nin... Esas Numaralı dosyası üzerinden takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 2004 sayılı İİK 67.maddesine göre açılan ve faturaya dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı ödetilmesi istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamından, taraflar arasında davacı tarafça davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak davalı aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya üzerinden ilamsız takibe geçildiği, davalı tarafça yapılan itiraz üzerine takibin durduğu, davacı tarafça eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve ...E., ... K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi, borçlusunun ... Teknolojileri Anonim Şirketi olduğu, davacı vekilinin davalı şirket aleyhine 28.495,55-TL bedelli asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ve sair hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından davalı borçlu hakkında başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptalinin talep edildiği anlaşılmakla Mahkememizce 14/09/2023 tarihli duruşmada "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı ve davalı vekilinin ticari defter ve belgelerin bulunduğu yerin bildirilmesi için iki hafta kesin süre verilmesine,
Verilen kesin süre içinde ticari defter ve belgelerin mahkememize sunulmaması veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yerin mahkememize bildirilmemesi durumunda, söz konusu ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, (davacı vekiline ihtar edildi.) !!davalı taraf duruşmaya katılırsa ( Davacı ve davalı vekiline ihtar edildi) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından,
Davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki hafta kesin süre verilmesine,
Verilen kesin süre içinde ticari defter ve belgelerin mahkememize sunulmaması veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yerin mahkememize bildirilmemesi durumunda, söz konusu ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, (davalı vekiline tebliğ vasıtası ile ihtarına)
Verilen kesin süre dolduğunda ya da taraflarca kesin mehil içerisinde ihtar edildiği üzere ticari defter ve belgeler mahkememize ibraz edildiği veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yer mahkememize bildirildiği takdirde, duruşma günü beklenilmeksizin dosyanın mahkememizce re'sen belirlenecek Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile taraf talepleri ve dosya kapsamı çerçevesinde taraf ticari defter ve kayıtları, dava dilekçesi icra dosyası ve tüm dosya kapsamı incelenip irdelenmek suretiyle taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasında yapıldığı iddia edilen sözleşme ile ilgili davacının kendi yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve davalıdan dava dilekçesindeki iddia ettiği ve icra dosyasında tahsilini talep ettiği miktarda alacağın bulunup bulunmadığı, davalı tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı yapıldı ise miktarı, yapılan ödemelerin neye ilişkin olduğu hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli, rapor düzenlenmesinin istenilmesine, bilirkişi için 1200,00 TL ücret takdirine, bilirkişi ücretinin davacı avansından karşılanmasına, eksik ise bilirkişi ücretini yatırmak üzere davacı vekiline 2 hafta kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı takdirde, bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı hususunun davacı vekiline ihtarına,(İHTAR EDİLDİ)" şeklinde verilen ara karar rağmen davacı vekili tarafından davacıya ait ticari defterlerin yerinin bildirilmediği ve Mahkememize ibraz edilmediği anlaşıldığından mevcut dosya durumuna göre ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
1.Davanın REDDİNE,
2.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcının, davanın açılışı sırasında yatırılan 534,51-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 264,66-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
4.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
5.Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
6.7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23/14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/12/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)