35. Hukuk Dairesi
T. C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35.
Hukuk Dairesi Esas-Karar No: 2022/1751 - 2024/274 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/04/2022
NUMARASI : 2015/1342 Esas 2022/248 Karar
DAVACILAR
DAVALILAR
DAVANIN KONUSU : Tazminat
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 22/03/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 15.10.2008 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki araca davalı ...'in işleteni (malik) olduğu, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki araçla çarptığını, meydana gelen kazada davacı ...'nin yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 5.000,00 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı, 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı, 100,00 TL hastane ve tedavi giderleri tazminatı ile 45.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ...'in eşi ... için 45.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile davacı ... yönünden maddi tazminat talebini davalı ... yönünden geçici iş göremezlik zararına yönelik 10.692,62 TL, sürekli iş göremezlik zararına yönelik 260.736,30 TL, hastane ve tedavi giderine yönelik 100,00 TL olarak artırmış, diğer davalılar yönünden ıslah talebinde bulunmamıştır.
Davacı vekili 25/02/2022 tarihli dilekçesi ile, dava konusu hastane ve tedavi giderlerine ilişkin taleplerinden feragat ettiklerini bildirmiştir. Davalı ..., süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, alınan iş göremezlik durumunun tespitine ilişkin raporlar ile dosya kapsamında mevcut tedavi belgelerine göre davacı ...'nin meydana gelen yaralanmasının ağır bedensel zarar olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve bu itibarla davacı ...'nin manevi tazminat talep etme hakkının bulunmadığı, davanın dava dilekçesinde yazılı talepler dikkate alındığında kısmi dava niteliğinde bulunduğu, trafik kazası sonucunda yaralanma meydana gelmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 66. maddesi uyarınca zaman aşımı süresinin 8 yıl olarak belirlendiği, davalı ... tarafından usulüne uygun tebligata rağmen süresi içerisinde davaya karşı herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmayan davalının davayı inkar etmiş sayılacağı ve süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmaması nedeniyle ıslaha karşı zaman aşımı itirazını ileri süremeyeceği, bu hali ile bir kısım davalılar tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmuş olması nedeniyle davacı tarafından davalı ... yönünden yapılan ıslahın kötü niyetli ıslah olarak değerlendirilmesinin de mümkün olmadığı ve davalı ... vekilinin öne sürdüğü zaman aşımı itirazının yerinde olmadığı davacı vekilinin vekaletnamesinde yer alan yetkisine dayalı olarak dava dilekçesinde talep edilen hastane ve tedavi giderlerine yönelik taleplerinden şartsız ve usulüne uygun şekilde feragat ettiği gerekçesiyle, davacı ... tarafından açılan dava yönünden, maddi tazminata ilişkin açılan dava ile ilgili olarak, hastane ve tedavi giderine yönelik açılan davanın feragat nedeniyle reddine, maddi tazminata ilişkin diğer taleplerin kabulü ile 10.692,62 TL geçici iş göremezlik zararının (davalılar ... Sigorta Anonim Şirketi ve davalı ... 5.000,00 TL'sinden sorumlu olmak kaydı ile) davalı ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden dava tarihi olan 14/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 15/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine, maddi tazminata ilişkin diğer taleplerin kabulü ile, 260.736,30 TL sürekli iş göremezlik zararının (davalılar ... Sigorta Anonim Şirketi ve davalı ... 5.000,00 TL'sinden sorumlu olmak kaydı ile) davalı ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden dava tarihi olan 14/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 15/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...’ye verilmesine, manevi tazminata ilişkin açılan dava ile ilgili olarak, davanın kısmen kabulü ile, 7.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine fazlaya ilişkin davanın reddine, davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davası yönünden, davanın reddine karar verilmiş, karar davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davalı ... adına kayıtlı olan aracı kullanmakta olan ... hakkında davacı olmadıklarını beyan etmiş olan davacıların bu hususun doğal ve hukuki sonucu olarak davalı ... hakkında da davacı olamayacaklarını, kaza anından bir kaç saat sonra kollukta müşteki ve bilgi alınan sıfatıyla ifade ve beyanlarını veren huzurdaki dosyanın davacıları tarafından kazaya karışan kişiler ve araçların sahiplerinin kimler olduğu konusundaki bilgilerin tam olarak öğrenildiğini, ilgili mevzuat uyarınca 2 yıllık süre içerisinde davacılar tarafından ikame edilmiş bir davanın bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda davanın Kanun'da tanınan süre içerisinde açılmadığını ve talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davalının, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusur veya sorumluluğu bulunmadığını, hükme esas alınan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacı ... vekili tarafından 21/02/2022 tarihinde sunulan dilekçeyle davanın, yalnızca davalı ... yönünden, dava dilekçesinde 5.000 Türk Lirası olarak talep edilmiş olan geçici iş göremezlik tazminatının 10.692,62 TL olarak, 5.000 TL olarak talep edilmiş olan sürekli iş göremezlik tazminatının ise 260.736,30 TL olarak ıslah edildiğini, davalı davalı ... bakımından gerçekleştirilen ıslaha yönelik olarak itirazların yasal süresi içerisinde, vekili tarafından sunulan dilekçeyle 09.03.2022 tarihinde gerçekleştirildiğini, ancak mahkemece ıslaha karşı zamanaşımı itirazının ileri sürülemeyeceğini ve gerçekleştirilmiş olan itirazın yerinde olmadığından hareketle hüküm kurulduğunu, davanın kısmi dava olarak açıldığını, bu nedenle ıslah dilekçesinin sunuluş tarihi itibariyle, hangi mevzuattan hareketle basit ya da uzamış zaman aşımı değerlendirmeye alınırsa alınsın, davacı tarafından ıslah dilekçesiyle ileri sürülen taleplerin zamanaşımına uğradığını, mahkemece davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilmiş olmasının yerinde olmadığını, mahkemece dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanmaksızın ön inceleme gerçekleştirilmesi ve ardından tahkikat aşamasına geçilmesinin yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davalı ... vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda; kaza tespit tutanağı uyarınca, 15.10.2008 tarihinde sürücü ...'nin sevk ve idaresinde olan araçla seyri sırasında, sürücü ... ile aralarında tartışma olduğu ve her iki sürücünün de araçlarını yol üzerinde yan yana durdurdukları, sürücü ...'ın sevk ve idaresinde olan aracın da arkadan seyir halinde gelerek her iki araca da arkadan çarptığı ve kaza neticesi ...'nin yaralandığının belirlendiği, mahkemece alınan kusur raporu uyarınca kazanın meydana gelmesinde davacı ...'nin %20, davalı sigorta şirketi tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi düzenlenen araç sürücüsü ...'ın ise %80 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, Ankara CBS’nin 2008/168866 soruşturma nolu dosyasında her ne kadar ... ile ...'ın trafik kazası yaptıkları iddiasıyla takip yapılmış ise de; ... ve ...'nin ...'dan şikayetçi olmayışına, hakkında dava açılan ...'ın otomobiliyle her iki şüpheliyi kazaya karıştırdığı olayda, şüphelilerin kasıtlı kural ihlali saptanmamış olduğundan, müştekinin dilerse hukuk davası açmakta muhtariyetine, bu sebeplerle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Ankara 8.ASCM’nin 2009/134 Esas nolu dosyasında yapılan yargılamada sanık ... hakkında taksirle yaralamaya sebep olmak suçundan beraat kararı verildiği, anılan dosyada katılan ...’nin tanık ...'ın aracının çarpması sonucu yaralandığı, ...'nin yaralanması ile sanık ...'ın eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığının belirlendiği, mahkemece İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İkinci Adli Tıp İhtisas Kurulu’ndan alınan rapor uyarınca kaza sonucu davacı ...’in, sol tibia ve klavikula kırığına bağlı yaralanması sonucu meydana gelen sürekli iş göremezlik oranının %18, geçici iş göremezlik süresinin 24 ay olduğunun belirlendiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan rapor uyarınca davacı ...’in geçici iş göremezlik zararının 10.692,62 TL, sürekli iş göremezlik zararının ise 260.736,30 TL olduğunun belirlendiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkeme kararının gerekçesine göre, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun olayın oluşu, kaza tespit tutanağı ve ceza yargılamasındaki belirlemeler ile uyumlu bulunduğu,buna göre kazanın meydana gelmesinde davacı ...'nin %20, davalı sigorta şirketi tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi düzenlenen araç sürücüsü ...'ın ise %80 oranında kusurlu olduğu, ceza yargılamasında şikayetten vazgeçilmiş olmasının hukuk davası açılmasına engel teşkil etmediği, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine uygun ve denetime elverişli bulunduğu, buna göre davacı ...'in sol tibia ve klavikula kırığına bağlı yaralanması sonucu meydana gelen sürekli iş göremezlik oranının %18, geçici iş göremezlik süresinin 24 ay olduğunun belirlendiği, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu, dava dilekçesinin 23.02.2016 tarihinde ön inceleme celsesinden önce davalı ...’e tebliğ edilmiş olduğu, meydana gelen zarardan davalı ...’in de araç sürücüsü ve ZMM Sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olan diğer davalılarla birlikte meydana gelen zarardan sorumlu olduğu,zararın mahiyeti ve davacı ...’in yaralanmasının niteliği ile tarafların kusur ve sosyoekonomik durumları nazara alındığında mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu anlaşılmakla davalı ... vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Bununla birlikte her ne kadar mahkeme kararında, davanın kısmi dava niteliğinde bulunduğu, trafik kazası sonucunda yaralanma meydana gelmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 66. maddesi uyarınca zaman aşımı süresinin 8 yıl olarak belirlendiği, davalı ... tarafından usulüne uygun tebligata rağmen süresi içerisinde davaya karşı herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmayan davalının davayı inkar etmiş sayılacağı ve süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmaması nedeniyle ıslaha karşı zaman aşımı itirazını ileri süremeyeceği gerekçesiyle bu davalı aleyhine kurulan hükümde ıslah edilmiş dava değeri üzerinden hüküm kurulmuş ise de, zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalınması anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle zamanaşımı bir borcu doğuran, değiştiren, ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır.
Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulamalarına göre, zamanaşımı HMK'nın 116. maddesi kapsamında bir ilk itiraz olmayıp, hukukî niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır. Zamanaşımı, Kanun'da (HUMK m.187, HMK m.116) sınırlı olarak sayılan ilk itirazlardan olmadığından cevap dilekçesi ile ileri sürülme zorunluluğu bulunmamaktadır. Esasa cevap süresi geçirilse bile zamanaşımı def'i ileri sürülebilir. Maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i ve usul hukuku anlamında ise savunma aracı olan zamanaşımının yargılamanın hangi aşamasında ileri sürülmesi gerektiği konusunda gerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Zamanaşımının bir savunma aracı olma niteliğinden hareket edildiğinde, zamanaşımı def'inin, savunmanın genişletilmesi ya da değiştirilmesi yasağı hususundaki usuli hükümler çerçevesinde olayın irdelenmesi gerekir. Dava dilekçesi kendisine tebliğ edilen davalı açılan davaya iki haftalık süre içinde cevap vererek davanın esasına girebileceği gibi, davaya cevap vermeyerek dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr edebilir. Bu haliyle davalı, aleyhine açılan bir davaya karşı savunma hakkını kullanmak zorunda değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 128. maddesinde; “Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır” hükmü düzenleme altına alınmıştır. Davalının süresi içerisinde cevap dilekçesi vermemesi sonucunda davacının da artık cevaba cevap dilekçesi veremeyeceğinin tâbii bulunması karşısında, davalının hiç cevap dilekçesi vermemiş olması hâlinde hâkim, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanması nedeniyle ön inceleme aşamasına geçecek ve kanundan kaynaklı istisnai hâller dışında görülmekte olan davaya ilişkin taraflar açısından iddia ve savunmayı değiştirme veya genişletme yasağı başlamış olacaktır. Kanundaki istisnai haller dışında bundan sonra hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamındadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” başlıklı 141. maddesi; " (1)Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasında taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır." şeklinde iken 22.07.2020 kabul tarihli, 7251 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile yapılan değişiklik ile;“ (1) (Değişik:22/7/2020-7251/15.md.) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır” şeklinde düzenleme altına alınmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ile ıslahla iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilebileceği kabul edilmiştir. Islaha başvurulması belirli şartlara bağlı olduğundan, ıslaha başvurmak isteyen taraf bu şartları yerine getirmek zorundadır. Islah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir (HMK m.176). Islah müessesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkândır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir. Islahın konusu tarafların yaptıkları kendi usul işlemleridir. Taraflar ıslahla, dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu, talep sonucunu değiştirebilirler. Islahın konusunu tarafların yaptıkları usul işlemleri oluşturduğundan taraflardan birinin ıslah yoluna başvurabilmesi için daha önce yapmış olduğu bir usul işleminin bulunması gerekir.
HMK'nın 176. maddesinde taraflardan her birinin yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği açık bir şekilde ifade edilmiştir. Islahın konusunun tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olduğu bir gerçek olduğuna göre, ıslahla düzeltilecek usul işlemlerinin neler olduğundan söz etmek gerekir. Gerek öğreti, gerekse Yargıtay davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. Savunmayı genişletme yasağının istisnalarının sadece süresinde cevap dilekçesi vermiş olan davalı bakımından uygulanabileceği ileri sürmek mantıksal açıdan tutarlılık arz etmeyeceği gibi savunma hakkının kullanımı bağlamında tümüyle hukuksallıktan yoksun bir gerekçe ile farklılık yaratılmasına neden olur. Kuru’ya göre savunmayı genişletme yasağı ve istisnaları açısından, süresinde cevap dilekçesi vererek davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları inkâr etmekle yetinen davalı ile süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalı arasında fark bulunmamaktadır. Her ikisi de davayı inkâr etmiş sayılır (Kuru, Usul II S.1852). Süresi içinde cevap dilekçesi veren davalının, davacının yapmış olduğu ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunma hakkı mevcut olduğu şüphesizdir. Davaya süresi içinde cevap veren davalının bu eylemi nasıl ki bir usul işlemidir, süresi içinde cevap dilekçesi verilmemiş olması da tek yönlü bir usul işlemidir. Eğer süresinde cevap dilekçesi verilmemiş olması tek yanlı bir usul işlemi olarak nitelendirilmemiş bulunsa idi ona kanun tarafından inkâr savunması yapmış olma sonucu asla izafe edilemezdi. Aksi bir anlayış temel kanun ve özgürlükler arasında yer alan hak arama özgürlüğünün bir boyutunu teşkil eden savunma hakkının sınırlandırılması sonucunu doğurur. Bu ise hukukî dinlenme hakkının adil yargılama bir alt öğesi konumunda olan ıslahlarının eşitliği ilkesini temel alan hakkaniyete uygun yargılaması hakkını ihlali anlamına gelir; bu sonucu ise hukuk devleti ilkesi ile bağdaştırmak mümkün olmaz. Süresinden sonra cevap dilekçesi verilmesi ya da hiç cevap dilekçesi verilmemesi ıslahla zamanaşımı def'i hakkını ortadan kaldırmayacağı gibi ıslah yolu ile zamanaşımı def'inin ileri sürülebilmesi için süresinde cevap dilekçesi verilmiş olup olmadığı gibi ayrım yapılması da ıslah kurumunun amacına ve eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Bu nedenle cevap dilekçesi vermeyerek davayı inkâr etmiş sayılan davalı tek yanlı usul işlemi olarak nitelendirilmesi gereken inkâr savunmasını ıslah edebilmeli ve bu yolla zamanaşımı def’inde bulunabilmektedir. Davaya süresi içinde yahut hiç cevap vermeyen davalı, dava dilekçesinde talep edilen alacak kısmı için cevap dilekçesinin ıslahı ile dava konusu edilen alacağa karşı zamanaşımı defi ileri sürebileceği gibi, böyle bir eylemde bulunmaksızın davacı tarafça yargılamanın devamı esnasında yapılan ıslaha karşı zamanaşımı def'isi de ileri sürebilir. Böyle bir halde davalı taraf dava dilekçesinde talep edilen alacak kısmı için zamanaşımından yararlandırılamamakta sadece ıslah edilen bölüm için zamanaşımı savunmasına itibar edilebileceği dikkate alınabilmektedir. Yargıtay 17 Hukuk Dairesi 02/03/2020 tarih 2018/814 Esas 2020/2412 Karar sayılı ilamı da aynı yöndedir.
Somut uyuşmazlıkta eldeki davanın 14/08/2015 tarihinde açıldığı, davaya konu 15/10/2008 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda davacı ...’in yaralandığı, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 2, 3 ve 66/1-e maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, ıslah tarihi olan 22.02.2022 tarihi itibarıyle KTK’nın 109/2 maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresinin de dolduğu, 27.02.2022 tarihinde ıslah dilekçesinin davalı ... vekiline tebliğ olduğu, davalı ... vekili tarafından da süresi içinde 09.03.2022 tarihli dilekçe ile ıslaha karşı zamanaşımı itirazında bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece eldeki davanın kısmi dava olarak açılması karşısında davalı ... yönünden ıslah edilen kısma ilişkin dava ve talebin reddine karar vermek gerekirken mahkemece yazılı gerekçe ile davalı ... aleyhine hüküm kurulmuş olması yerinde görülmediğinden davalı ... vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda yazılı gerekçeler ile istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan incelemeye göre; davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, istinaf konusu yapılmayan ve istinaf konusu edilmekle birlikte yerinde görülmeyen kısımlar baki kalmak üzere, davalı ... yönünden ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığının kabulü ile kararın hüküm fıkrası düzeltilerek,
HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
I-Davalı ... vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 19/04/2022 tarihli, 2015/1342 Esas - 2022/248 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre; A) Davacı ... tarafından açılan dava yönünden, - Maddi tazminata ilişkin açılan dava ile ilgili olarak,
1.(a) Hastane ve tedavi giderine yönelik açılan davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
(b) Maddi tazminata ilişkin diğer taleplerin kısmen KABULÜ ile 5.000,00 TL geçici iş göremezlik zararının davalı ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden dava tarihi olan 14/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 15/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine, fazlaya dair istemin reddine (c) Maddi tazminata ilişkin diğer taleplerin KABULÜ ile, 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik zararının davalı ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden dava tarihi olan 14/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 15/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,
2.492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 683,10 TL harcın, dava açılışında alınan 341,90 TL peşin harç ile yargılama sırasında yatırılan 4.465,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.806,90 TL harçtan düşülmesi ile fazla alındığı anlaşılan 4.123,80 TL harcın davacılara iadesine,
3.Davacı ...'nin yargılama sırasında yapmış olduğu 27,70 TL başvurma harcı, 397,50 TL tebligat ücreti, 1.300,00 TL bilirkişi ücreti, 249,25 TL posta gideri, 1.220,00 TL iş göremezlik rapor ücreti toplamı 3.194,45 TL'nin davanın kabul oranı dikkate alınarak hesaplanan 117,68 TL'si ile dava açılışında alınan 341,90 TL peşin harç toplamından oluşan 459,58 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacı ...'ye verilmesine, kalan kısmın davacı ... üzerinde bırakılmasına,
4.Davacı ...'nin yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı ...'ye verilmesine,
5.Davalı ... Sigorta Anonim Şirketinin yargılama sırasında yapmış olduğu 55,00 TL posta giderinden oluşan yargılama giderinin (bu davalı yönünden davanın hiç ıslah edilmemesi ve bu davalı yönünden maddi tazminata yönelik ıslaha konu edilmemiş meblağın tam kabulüne karar verilmiş olması nazara alınarak) bu davalı üzerinde bırakılmasına,
6.Davalıların yargılamada vekil ile temsil edildikleri anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (reddedilen tedavi gideri talebine ilişkin)hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin Davacı ...'den alınarak davalılar ..., ... ve ... Sigorta Anonim Şirketine verilmesine,
7.Davalı ... yargılamada vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.000,00 TL ret vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalı ...’e verilmesine, - Manevi tazminata ilişkin açılan dava ile ilgili olarak,
1.Davanın KISMEN KABULÜ ile, 7.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin davanın reddine,
2.492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 512,33 TL harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3.Manevi tazminat yönünden ayrıca yargılama gideri yapılmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
4.Davacı ...'nin yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5.Davalılar ... ve ...'ın yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2. maddesi uyarınca hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine, B) Davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davası yönünden,
1.Davanın REDDİNE,
2.Dosya kapsamında manevi tazminat yönünden ayrıca harç yatırılmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.Davalılar ... ve ...'ın yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/3. maddesi uyarınca hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine,
5.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine, İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: II-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde bu davalıya iadesine, III-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... tarafından yapılan 6,5- TL istinaf yargılama gideri ile 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 227,2-TL'nin davacı ...'den alınarak bu davalıya verilmesine, IV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, V-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,
HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 28/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.