44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/50 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/11/2023
NUMARASI: 2023/565 E. - 2023/721 K.
BİRLEŞEN İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2023/292 ESAS 2023/739 KARAR SAYILI DOSYASI
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket fabrika inşaatı organize sanayi bölgesi sınırları içerisinde yer aldığını ve fabrika binası yatırım teşvik belgesi ile inşaa edildiğini, inşaat tamamlandığında iskan işlemleri için organize sanayi bölgesi yönetimine başvurduğunu, davalı organize sanayi bölgesi yönetiminin de iskan prosedürlerini tamamlayarak müvekkili şirkete yönelik fatura düzenlendiğini ve ilgili faturayı dilekçe ekinde sunduğunu ve iskan belgesini teslim alabilmeleri bakımından bu ödemenin yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin bu faturaya istinaden 31/01/2020 tarihli 31.250 TL bedelli, 28/02/2020 tarihli 31.250 TL bedelli, 31.03.2020 tarihli 31.250 TL bedelli ve 30/04/2020 tarihli 30.894 TL bedelli olmak üzere dört adet senet düzenleyerek yönetime teslim ettiğini, ilk senetin ödendiğini, diğer senetlerin pandemi nedeniyle ödenemediğini, bu süreçte müvekkili şirketin bu hususta araştırmalar yaptığını ve kanunen bu harçtan muaf olduğuna kanaat getirdiğini ve yönetim ile tekrar iletişime geçmek suretiyle yatırım teşvik belgesi ile bu inşaatı yaptıklarını ve harçlardan muaf olduklarını izah ettiğini, ancak, davalı yönetimin bu hususu kabul etmeyerek müvekkili şirket aleyhine icra takibi yönelttiğini, yatırım teşvik belgesi kapsamında inşa edilen yapı ve tesisler için imar mevzuatı gereğince belediyelerce alınması gereken imar ile ilgili harçlara ilişkin istisna uygulaması bulunmakta olduğunu beyan etmiş ve sonuç olarak: öncelikle teminat mukabili olarak tedbiren durdurularak müvekkili için telafisi güç zararların doğmaması adına ivedilikle ihtiyati tedbire karar verilmesini, davanın kabulüne ve icra takibinin iptaline, Müvekkili şirketin davalı yönetime borcunun olmadığının tespitinin yapılmasına ve senetlerin iadesine, kötü niyetli davalının %20 tazminata mahkum edilmesine, davanın ivedilik gerektirdiğinden bu taleplerinin arabuluculuğa başvuru bakımından zorunluluk gerektiriyorsa bu taleplerinin değerlendirilmemesine), Yargılama giderlerinin ve hükmedilecek vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava şartı olan zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmaksızın huzurdaki davayı açtığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, borçlu olmadığı iddiasını bono kuvvetinde yazılı delille ispatlamayan davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davada ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, bir an için aksi düşünülse dahi ihtiyati tedbir kararının, alacağın %115 miktarındaki tutarının depo edilmesi şartına bağlı tutulaması gerektiğini, davacının haksız ve mesnetsiz olarak ikame ettiği davanın öncelikle zorunlu arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden ve zamanaşımı nedeniyle öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, huzurdaki davanın müvekkilinin senede dayalı alacağının tahsilini sürüncemede bırakmak amacıyla açıldığından kötü niyetli davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, davacı tarafından yaklaşıl ispat koşulu sağlanmadığından haksız ve mesnetsiz ihtiyati tedbir talebinin reddine, mahkeme aksi kanaatte ise İİK md 72/3 gereği ihtiyati tedbir kararının alacağın % 115 tutarındaki miktarın depo edilmesi şartına bağlanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince 2022/250 Esas sayılı dosyasında; "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının feragatinin usul ve yasaya uygun olması sebebiyle davanın feragat nedeniyle reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin, davacının tedbir ile takibin durdurulması talebinin kabul edilmemesi sebebiyle şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığını beyan ettikleri gözetilerek" karar verilmiştir.Davacı vekili 2022/250 Esas sayılı dosyasında verilen hükümden sonra sunulan talep dilekçesinde;
Davacı vekilinin 22/03/2023 tarihinde davadan feragat ettiği, bunun üzerine davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, davacı vekilinin 26/04/2023 tarihli feragatin iptaline ilişkin beyanında özetle; davalı tarafça müvekkili şirket arasında davalı tarafça yapılan baskı üzerine müvekkili şirketin dava dosyasından feragat ettirildiğini, akabinde taraflar arasında yapılan protokole davalı tarafından uyulmadığını, dava dosyasında gelinen aşama itibariyle feragat edilmesinin esasen hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ilgili kuruma müzekkere yazıldığını ve müzekkere cevabının gelerek müvekkilinin dava konusunu teşkil eden fabrika binasının devlet teşviki ile yaptırılmış olduğu iddiasının sübut bulduğunu, tam da bu aşamada organize sanayi bölgesi yönetiminden evrak ve kiracısı için ruhsat almak zorunda kalan müvekkili şirketin elinin kolunun bağlandığını, ilgili belgeleri müvekkiline teslim etmek için davasını geri çekme şartı koştuğunu, müvekkili şirket kiracısı ile ilgili aralarında bir sıkıntı çıkmaması ve gerekli belgeleri almak adına borçlu olmadığı halde icra dosyasını ödemek zorunda kaldığını ve dava dosyasından feragat etmek zorunda kaldığını, izah edilen sebeple feragatin iptalini, müvekkilinin davalı yönetim tarafından ruhsat ve belirli belgeleri teslim almak için şart koşulan feragat ve ödemeyi yapmak zorunda kaldığını, davanın devamını, mahkeme aksi kanaatte ise de istinaf kanun yoluna başvurulması adına kararın tebliğini talep ettiğini beyan etmiştir.İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/03/2023 tarihli, 2022/250 E. Ve 2023/215 K. Sayılı kararı ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş olup, davacı tarafça feragat kararını veren İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/250 E. Sayılı dosyasına 26/04/2023 tarihinde feragatin iptali talepli dilekçe sunulmuş,
İlk derece mahkemesince 03/05/2023 tarihli ek karar ile "...Davacı tarafın tacir olduğu ve basiretli davranma yükümlülüğü bulunduğunu,
Davacı taraf tacir olup, basiretli davranma yükümlülüğü bulunmaktadır. Somut olayda taraflar aralarında yaptıkları protokol ile anlaşmaya varmışlardır. Protokol taraf vekilleri tarafından imzalandığına göre, anlaşma sırasında tarafların vekillerinden hukuki yardım aldığının da kabulü gerekir. Davacı talebinde aldatma veya korkutmaya ilişkin davalı tarafın herhangi bir eyleminden bahsetmemiş; bu hususta herhangi bir delil de sunmamıştır. Böyle bir durumda basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacının yanılma, aldatma veya korkutma hallerinden birine başvurması mümkün değildir." şeklinde gerekçe ile feragatin iptali talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin bu istinaf etmesi sonucu, Dairemizin 07/07/2023 tarih, 2023/1055 Esas, 2023/742 Karar sayılı kararı ile; "....Davalı taraf, istinafa cevap dilekçesinde davacının feragatin iptali talebiyle İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/292 E. sayılı dosyasından da dava ikame ettiğini ve derdest olduğunu beyan etmiş olup, dosyada buna yönelik bir bilgi bulunmadığı öncelikle bu konudaki gerekli araştırma yapıldıktan sonra bu husus değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği, belirtilen eksikliğin 6100 Sayılı HMK 353/1-a/6. maddesi kapsamına giren ve sonucu etkileyecek önemli eksiklik niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerektiği kanaat ve soncuna varılarak" kaldırılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekilinin birleşen davada da aynı iddialar ile feragatin iptali için ayrı bir dava açtığı görülmüştür. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/292 E. Sayılı dosyası birleştirilmiş ve İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan sebeplerle feragatin iptalinin şartları oluşmadığı, davacının feragatinden dönmesinin mümkün olmadığı kanaati ile asıl dava yönünden talebin reddine, birleşen dava yönünden derdestlik dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş; asıl dava yönünden yapılan değerlendirmenin ek karar mahiyetinde olması sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir." gerekçesi ile karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Protokole uyulmamasının gerekçeli kararda da belirtildiği üzere başka bir dava konusu edilebileceğini ancak feragatin iptali hususunun kanun içeriğinde de belirtildiği üzere aynı dava içinde değerlendirilebileceğinden önceki esas üzerinden istinaf başvurusu yapılmış olduğunu ve sonra derdestlik nedeniyle birleştirildiğini, -Davalı taraf ile müvekkili şirket arasında davalı tarafça yapılan baskı üzerine müvekkili şirketin, dava dosyasından feragat ettirildiğini, akabinde de aralarında yapılmak zorunda kalınan protokole yine davalı tarafından uyulmadığını, feragat edilmesinin esasen hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, protokolde kiracıya uygunluk verilmesinin şartı olarak davanın geri çekilmesi ve ödemenin yapılması hususunun açıkça belirtildiğini, irade sakatlığının tam da bu noktada olduğunu, tehdit eyleminin illa ki fiziken yapılmasının gerekmediğini, hukuken zorunlu bırakılmak suretiyle gerçekleşmesinin de bir irade sakatlığı olduğunu, -Müvekkil şirketin kendi mülkü olan bir binayı kiralamak veyahut satmak için organize sanayi bölgesi yönetiminden tabiri caizse izin almak durumunda kaldığını ve organize sanayi bölgesi yönetimi de bunu eline geçen bir fırsat olarak değerlendirerek müvekkili sıkıştırdığını, Müvekkilinin bu feragati yapmak zorunda bırakıldığını, aksi takdirde kendi mülkü olan fabrika binasını kiraya vermesine yönetim izin vermeyeceğini ve bunun gerçekleşmemesi için elinden gelen tüm baskıyı sağlayacağını müvekkili şirket yetkililerine bildirdiğini, müvekkilinin de vekili olarak bu durumu taraflarına bildirdiğini ve bu sebeple görevleri gereği dosyaya feragat sunmak zorunda kaldıklarını, tam da bu aşamada organize sanayi bölgesi yönetiminden evrak ve kiracısı için ruhsat almak zorunda kalan müvekkili şirketin eli kolu bağlandığını, organize sanayi bölgesi yönetiminin de zaten zorunda olduğu bu belgeleri müvekkili şirkete teslim etmek için davasını geri çekme şartı koştuğunu, Müvekkili şirket kiracısı ile ilgili aralarında bir sıkıntı çıkmaması, kiracıya bunların yansımaması ve gerekli belgeleri almak adına borçlu olmadığı halde icra dosyasını ödemek zorunda kaldığını ve bu konuya ilişkin dava dosyasından da feragat etmek zorunda kaldığını, hatta davalı tarafın müvekkilinin bu zorunluluğundan da yararlanarak kapak hesabından dahi fazla ödeme talep ettiğini ve müvekkili şirketi fazla ödeme yaptığını,-icra dosya kapak hesabının 160.000 TL civarı olduğu halde yine Organize Sanayi Bölgesi Yönetimince müvekkilinin zorunlu kılınmak suretiyle 190.000 TL civarı bir ödeme yapıldığını, borçlu olmadığı bir ödemeyi yapmak zorunda kalan müvekkili şirketin Organize Sanayi Bölgesi Yönetimine yaklaşık 30.000 TL de fazladan ödeme yaptığını, protokolün davalı tarafça bozulması hususunun ise, müvekkili şirketin icra dosyası sürecinde fabrika binasına davalı tarafça gelinerek suni deri topları ve taşınır malları haczedildiğini, yediemin deposuna kaldırıldığını, müvekkili şirketin davalı taraf yönetimine ''kendilerince belirledikleri ve dosyaya dahi sunmadıkları icra masrafları adı altında 30.000 TL fazladan ödeme yapmış olmasına rağmen'' yediemine gerekli ödemeyi yapmadıkları için malların iadesini alamadığını, ilgili ödemeyi yapması için yine müvekkili şirketi zorladıklarını ve bu husus ile ilgilenmediklerini, yedieminin de haklı olarak ödemeyi almadan depoyu açmam ve malları teslim etmem dediğini, bu suretle de protokolün davalı tarafça bozulduğunu, protokol ile tarafların birbirlerini her türlü ödeme masraf dosya ücretinden ibra ettiklerini, davalı tarafça bu maddeye uyulmadığını ve müvekkili şirketten tekrar ödeme talep edildiğini, müvekkili şirketin davalı yönetim tarafından ruhsat ve belirli belgeleri teslim almak için şart koşulan feragat ve ödemeyi yapmak zorunda kaldığını, feragatin iptaline karar verilerek yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; taraflar ve vekilleri arasında görüşülüp anlaşılan ve taraf vekillerince onaylanıp imzalanan 22.03.2023 tarihli protokol uyarınca, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra takibine konu 190.000,00 TL tutar ile davacı ... şirketi adına tahakkuk ettirilmiş bakiye 132.405,17 TL aidat borcu olmak üzere toplamda 322.405,17 TL borcun alacaklı OSB'ye ödenmesi ve ... şirketince İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/250 E. sayılı dosyasından haksız olarak açılan menfi tespit davasından feragat ve feragat kabul dilekçelerinin karşılıklı sunulmasına müteakip OSB tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyasına haricen tahsil bildiriminde bulunulacağı ve davacı ... şirketine ait "... Mah. ....Sok. No:... ..., Lüleburgaz/KIRKLARELİ (... ada, ...parsel)” adresinde mukim taşınmazı için satış ve/veya kiralama için uygunluk yazısı verileceği hususlarında sözleşme serbestisine uygun olarak anlaşıldığını, protokole binaen davacı ... tarafından ilgili ödemeler yapıldığını ve İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/250 E. sayılı dosyasından feragat dilekçesi sunulduğunu, OSB tarafından da feragat kabul dilekçesi sunulmuş ve akabinde İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyasına haricen tahsil bildiriminde bulunularak dosya haricen kapatıldığını, müvekkili OSB'nin yönetim kurulu toplanarak 28/03/2023 tarihli ve 2023/13 K. Sayılı yönetim kurulu kararı ile davacı ... şirketine ait "... Mah. ....Sok. No:... ..., Lüleburgaz/KIRKLARELİ (... ada, ... parsel)” adresindeki taşınmazı için satış onay kararı alınmış ve yine aynı tarihte Lüleburgaz Tapu Müdürlüğü'ne bahse konu satış onay yazısını yazdığını, İşbu satışa onay akabinde söz konusu taşınmaz davacı ... şirketi tarafından ... AŞ.'ye 04.04.2023 tarihinde 237.000.000,00 TL bedelle satıldığını, müvekkili şirketin taraf vekilleri arasında elektronik imza ile imzalanan 22.03.2023 tarihli protokol uyarınca üstlendiği tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davacı taraf muhafaza altına alınan malların kendisine verilmediğini beyan etse de, müvekkili şirketin protokol hükümlerine uygun olarak İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyasına haricen tahsil bildiriminde bulunularak dosyayı haricen kapattığını ve bu konuda üzerine düşen tüm yükümlülüğü yerine getirdiğini, icra dosyasının talimatı ile çıkılan Lüleburgaz .... İcra Müdürlüğü'nün ... Tal. dosyasındaki haciz tutanakları ile de sabit olduğu üzere, ... isimli yedieminin defaatle yedieminlik ücreti talep ettiğini belirttiğini ve İcra Müdürlüğü'nce de Adalet Bakanlığı'nın resmi ücretine göre yedieminlik ücreti uygulanacağına karar verildiğini, ...'in ise kendisine borçlu tarafından yedieminlik ücreti ödenmemesi nedeniyle muhafaza altına alınan malları teslim etmediğini, malın teslimini yapmayanın müvekkil OSB olmadığını, yedieminlik ücretinin icra dosyası borcu ve masraflarından da tamamen bağımsız olduğunu, Tarafların tacir olduğu ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu, yine bahse konu protokolün taraf vekillerince onaylanıp elektronik imza ile imzalandığı, bir başka deyişle basiretli tacir gibi davranama yükümü altındaki tarafların hukuki yardım da aldığı, davadan feragatın feragat etmeye yetkili vekili tarafından yapıldığı, feragatin tüm sonuçlarının davacı tarafça bilindiği, sözleşme serbestisi ilkesi bulunduğu, ayrıca tarafların protokol yükümlülüklerinin tümünü yerine getirdiği hususları göz önünde bulundurulduğunda somut olayda davacı ... şirketinin irade fesadına uğramadığını, Mahkemece birleşen dava yönünden davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu, ilk derece mahkemesince verilen işbu kararların usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde, feragat beyanının irade bozukluğu ile verildiğini ileri sürerek feragatin iptal edilmesinin ve kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK 307 md). Feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir ( HMK 309/2 md ). Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir (HMK 310 md). Feragat kesin hüküm sonuçlarını doğurur. Feragatten dönmek mümkün değildir. İrade bozukluğu hâllerinde, feragatin iptali istenebilir. (HMK 311 md). Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; davacının, feragatin iptali gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmakta ise de; davacının asıl dava yönünden kararının Dairemiz kararı ile kaldırılmış olduğu, ortada bir karar olmaması nedeniyle Mahkemece asıl dava yönünden hüküm kurulması gerektiği, birleşin dava yönünden de ilk davanın esasa ilişkin olup, feragatin iptaline yönelik ayrı bir dava bulunmadığından, feragatin iptali koşullarının birleşen davada değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğinden, kararın bu haliyle denetlenemeyecek olduğu dikkate alınarak işaret edildiği şekilde değerlendirme yapılarak karar verilmesi için, Dairemizce re'sen gözetilen sebeplerle, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.