Aramaya Dön

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/802
Karar No
K. 2024/204
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İSTANBUL

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/802 Esas
KARAR NO: 2024/204
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 18/11/2022
KARAR TARİHİ: 14/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından ...

23.İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine bono ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, ancak söz konusu icra takibine dayanak bono üzerinde bulunan imzanın müvekkile ait olmaması nedeniyle müvekkilin borçlu bulunmadığının tespiti için işbu davayı açma zorunluluğunun hâsıl olduğunu, takibe konu senette düzenlenme tarihinin altında yer alan imzaların müvekkile ait olmadığını, müvekkilinin böyle bir çeki hiç imzalamamış olduğunu, çekle bir ilgisi bulunmadığını, çek üzerindeki müvekkiline ait olduğu iddia edilen imzanın, açıkça görüleceği üzere müvekkilin imzası ile örtüşmediğini, dava dilekçesi ile sunulan vekaletname suretinde bulunan imza incelendiğinde iki imzanın uyuşmadığının tespit edileceğini, çek üzerinde yer alan imzalar çıplak gözle incelendiğinde dahi müvekkilinin imzası ile uyuşmayacak nitelikte farklı çiziklerin bulunduğunun açıkça görüleceğini, bu nedenle müvekkilinin imzasının taklit edildiğinin açık olduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde çek üzerinde yer alan imzanın taklit imza olduğunun açıkça görüleceğini, öncelikle teminatsız olarak icra takibinin durdurulmasına, yargılama neticesinde de müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile davalı tarafın takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu çekin müvekkilinin yanında imzalanmamakla birlikte davacı asil tarafında getirilerek müvekkiline verildiğini, davacının bu şekilde müvekkiline başkası tarafından imzalanmış çeki getirerek teslim etmesi halinde bu ayrı bir suç oluşturmakta olup bu konuda her türlü dava ve şikayet haklarını saklı tuttuklarını, bununla birlikte aynı zamanda yine müvekkilinin babası ...'a da aynı şekilde ...

23.İcra Müdürlüğü ... Es. Sayılı takip dosyasına konu bononun da verildiğini, her iki evrakta davacı tarafından getirilerek müvekkiline teslim edildiğini ve zamanında ödeme yapılmadığından icra takibine konu edildiğini, takip esnasında ve arada geçen süre zarfı içerisinde de bu konuda herhangi bir itiraz yapılmadığı gibi imzanın davacıya ait olmadığına dair herhangi bir tespitte yapılmamış olduğu gibi bu çeke ilişkin olarak süre gelen zaman dilimi içerisinde de herhangi bir suç duyurusunda da bulunulmadığını, davacının icra inkar tazminatı talebinin de yersiz olduğunu, söz konusu çekin davacı tarafından bizzat müvekkiline teslim edildiğini, İcra takibine sebebiyet müvekkilinden değil davacının ilgili çeki ödenmemesinden kaynaklandığını, bu güne kadar da davacı tarafından imza inkarına yönelik hiç bir başvuru yapılmadığını belirterek davacının davasının reddi ile haksız ve kötü niyetli davranışı sebebiyle davacının icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 23. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, ... 23. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, imza örneklerinin bulunduğu belge asılları delil olarak değerlendirilmiştir.

Davacı ... 08/06/2023 tarihli celsede," ...bank...Şubesi'nden verilme ... numaralı 20/07/2011 tarihli 15.000,00 TL bedelli çek aslı mevcut olmadığından dosyaya mevcut sureti gösterilerek soruldu: bana göstermiş olduğunuz çek suretinin arka sayfasındaki imza bana ait değildir. Ben böyle bir çek almadım. Kaşe üzerindeki ibareler benim şirketime aittir. Kaşe bir şekilde temin edilmiş....Tic. Aş şirketi ile herhangi bir ticaretim asla olmamıştır. Kendilerinden böyle bir bu çeki de almadım." şeklinde beyanda bulunmuştur. 02/11/2023 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararı uyarınca ...

23.İcra Dairesi'nin ... tarihli yazı cevabı da dikkate alınarak davalı vekiline ...bank ...Şubesi'nden verilme ... numaralı 20/07/2011 tarihli 15.000,00 TL bedelli çek aslını işbu dosyaya sunması için HMK'nun 220/1. Maddesi uyarınca 1 aylık kesin süre verildiği ve duruşmada hazır bulunan davalı vekiline kesin sürenin sonuçları hakkında usulüne uygun ihtarat yapıldığı, ancak verilen kesin süre içerisinde dava konusu çek aslının sunulmadığı, kesin süre verilmesi halinde HMK'nın 94/3. maddesi uyarınca kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkacağından kesin süre ara kararından sarfı nazar edilemeyeceği ve ihtaratın infazının gerektiği anlaşılmakla davalı tarafın dava konusu çek aslını sunmaktan vazgeçmiş sayılmasına ve HMK'nun 220/3. Maddesi uyarınca belgenin içeriği konusunda davacı tarafın beyanının kabul etmiş sayılmasına karar verilmiştir.

TMK'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."

Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun 2011/19-473 Esas 2011/607 Karar 2003/19-781 Esas 2003/768 Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.

Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.

Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.

Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun 2017/19-821 E-2019/58 K sayılı kararı)

Yukarıda etraflıca izah edilen mevzuat hükümleri ve içtihatlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça imza inkarı vakıasına dayanıldığı, bu durumda alacağın varlığını ispat yükünün davalı tarafa ait olduğu, davalı vekiline verilen kesin süre içerisinde çek aslının sunulmadığı, çek aslının sunulmaması halinde davanın temelini teşkil eden imza itirazına ilişkin bilirkişi raporu alınması imkanının bulunmadığı, huzurdaki davada alacağın varlığını ispat yükünün davalı tarafa ait olduğu ancak verilen kesin süre sonunda imza incelemesine esas çek aslının sunulmadığı bu sebeple bilirkişi incelmesi de yapılamadığı, 14/03/2024 tarihli celsede kesin süre ara kararının hukuki sonucu olarak davalı tarafın dava konusu çek aslını sunmaktan vazgeçmiş sayılmasına ve HMK'nun 220/3. maddesi uyarınca belgenin içeriği konusunda davacı tarafın beyanının kabul etmiş sayılmasına karar verildiği, davayı somutlaştırma ispat yükümünü verilen kesin süreye rağmen ifa etmeyen davalı tarafın HMK'nın 94/2 maddesi uyarınca kendisine tebliğ edilen ihtaratın sonucuna katlanması gerektiği kanaatiyle davalı tarafın alacağın varlığını ispat edemediği anlaşılmakla davanın kabulüne, davacının kötü niyet tazminatı talebi yönünden ise davacı tarafın kötü niyetli olarak takibe giriştiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığı bu sebeple kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4-5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine, karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;

1.Davanın KABULÜ ile, ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasının davacı yönünden İPTALİNE,

2.Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4-5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,

3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 1.081,90-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 270,48-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 811,42-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4.Davacı tarafından yapılan 270,48-TL peşin harç, 80,70-TL başvuru harcı, 228,00-TL posta giderleri olmak üzere toplam 579,18-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6.Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 15.838,15-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

7.Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle(28.250,00 TL'yi aşmadığından) KESİN olmak üzere karar verildi.14/03/2024 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.