7. Hukuk Dairesi
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/206
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :01/07/2022
NUMARASI :2021/667 Esas - 2022/426
Karar
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya kasko sigortalı ... plakalı aracın, davalı şirketin sahibi olduğu ve diğer davalının sürücüsü olduğu iş makinesinin çarpması sonucu hasarlandığını, sigortalıya 14.814,62 TL ödendiğini, rücu talepli ihtara rağmen ödeme yapılmadığını beyan ederek; borçluların İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2020/4626 sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve %20'de aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin zaman aşımına uğradığı, iş makinesinin kazada kusuru olmadığı, davacının asli kusurlu olduğu, müvekkilinin kazada sorumluluğu olmadığı, bilirkişi incelemesi gerektiği, icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğu savunmaları ile davanın reddine ve %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...Davanın KISMEN KABULÜ ile; İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2020/4626 esas sayılı dosyasına borçlunun yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, Takibin 11.110,99-TL asıl alacak, 2.037,01 TL işlemiş faiz yönünden devamına, fazla ilişkin istemin reddine, Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'e %75 oranında kusur tayin edilmesi ve davacı nezdindeki araç sürücüsüne ise %25 kusur tayin edilmesinin gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, bu kapsamda sigortalı araç sürücüsünün yani üçüncü kişinin kusuru illiyet bağını kesmekte olduğundan davalıların bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu hususun Mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, kabul edilmemek üzere söz konusu kaza için verilen takibin 11.110,99-TL asıl alacak, 2,310,48 TL işlemiş faiz yönünden devamına karar verilmesinin fahiş ve hukuka aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının dosya kapsamı ile uyuşmadığını, bu nedenle de kararın eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınan 19/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda hukuken kabul edilemeyecek ölçüde hatalı değerlendirmeler yapılmasına rağmen, söz konusu hatalar ve çelişkiler giderilmeksizin Mahkemece hatalar silsilesine devam edilerek hüküm kurulduğunu, davalıların, tüm bu süreçte kötü niyetli hareket etmekte olduğunu, kusurlu olduğunun bilinmesine rağmen icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, Mahkeme tarafından hiçbir gerekçe sunulmaksızın icra inkar tazminatı taleplerinin reddine dair karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, karara bu yönüyle de itiraz ettiklerini, dava dışı zarar görene ödenen tutarın belirli olması, yargılama yapılmadan dahi davalıların kusurları nedeniyle davacı şirket tarafından ödenmek zorunda kalınan tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunduğunun açıkça ortada olması sebepleriyle icra inkar tazminatına konu alacağın likit olduğunu, anılı nedenle Mahkeme tarafından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya sigortalı araç sürücüsünün kusurunun sebebiyet verdiğinin orta olduğunu, davacı ve davalıya yöneltilen kusur oranlarının hatalı olduğunu, davacının, davalı tarafın kötü niyetli olduğuna dair beyanlarının tamamen soyut beyanlara dayandığını ve hiçbir geçerliliğinin olmadığını, davacının iddia ve talep ettiği alacağın likit bir alacak olmadığının orta olduğunu, davalı şirketin borçlu olmadığını iddia etmesinin kötü niyetli olmadığını bu kapsamda davalı şirketin icra inkar talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/07/2022 tarih, 2021/667 Esas - 2022/426 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava itirazın iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Olay tarihinde davacıya K-121600881-0-0 numaralı “Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi” ile sigortalı olan dava dışı sigortalı ...’a ait ... plakalı araca, davalılardan Cengiz İnşaat A.Ş.’nin maliki olduğu, diğer davalı ...’ün sürücü olduğu ...şase numaralı Cat marka 962L model iş makinasıyla Kaşıklı Mahallesi, eski İstanbul yolu bağlantısı mezarlık mevkiinde bulunan Kuzey Marmara Otoyol İnşaatı viyadük-5 bölgesinde kamyonların hafriyat taşıyabilmeleri için arazide düzeltme işlemi yaparken, geriye geldiği esnada, iş makinesinin arka kısımlarıyla, dava dışı ... sevk ve idaresindeki davacı sigortalısı olan aracın ön kısımlarına çarpması ve 1-2 metre sürüklenmesi şeklinde meydana gelen kaza nedeniyle davacının sigortalısına ödeme yaptığı, anılan ödemenin rücusu için takip başlattığı, takibe yapılan itiraz sonucunda eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
1.Davacının istinaf istemleri yönünden; a-Reddedilen kısma yönelik istinaf talepleri yönünden; 6100 sayılı HMK'nın 341/2 maddesinde; "miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir." hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın Ek 1. maddesi 1. fıkrasında; HMK'nın "341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca; Maliye Bakanlığı'nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların On Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; HMK'nın "341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır. Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nın 341/2 maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00-TL olmuştur. Mahkemece; kabul edilmeyen ve istinaf incelemesine konu edilen 4.069,62 TL karar tarihi itibarı ile HMK'nın 341/2 maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında olup, ilk derece mahkemesince verilen karar kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir. Açıklanan nedenlerle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan mahkeme kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. b-Davacı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf talepleri yönünden; Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2004 sayılı yasanın 67/1.maddesi) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ( 2004 sayılı yasanın 67/2.maddesi)
Dava, TTK.
1472.maddesinden kaynaklanan kasko rücu davasıdır.Dava konusu tazminat miktarı likit (belirli, muayyen) olmayıp hükmedilecek tazminat miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesi doğru olmadığından (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/9794 esas 2014/11836 karar sayılı ilamı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/3861 esas 2019/2407 karar sayılı ilamı) mahkemece icra inkar tazminatının reddine karar verilmesi yerindedir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalıların istinaf istemleri yönünden; Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (6102 sayılı yasanın 1472/1.maddesi)
Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur.
TTK 1472. maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür (6098 sayılı TBK’nın 49.maddesi) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (6098 sayılı TBK’nın 50.maddesi) 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1.maddesine göre; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
Somut olayda; Olay tarihinde davacıya ... numaralı “Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi” ile sigortalı olan dava dışı sigortalı ...’a ait ... plakalı araca, davalılardan Cengiz İnşaat A.Ş.’nin maliki olduğu, diğer davalı ...’ün sürücü olduğu ... şaşe numaralı Cat marka 962L model iş makinasıyla Kaşıklı Mahallesi, eski İstanbul yolu bağlantısı mezarlık mevkiinde bulunan Kuzey Marmara Otoyol İnşaatı viyadük-5 bölgesinde kamyonların hafriyat taşıyabilmeleri için arazide düzeltme işlemi yaparken, geriye geldiği esnada, iş makinesinin arka kısımlarıyla, dava dışı ... sevk ve idaresindeki davacı sigortalısı olan aracın ön kısımlarına çarpması ve 1-2 metre sürüklenmesi şeklinde meydana gelen kazada, davacının sigortalısının önünde seyir halinde iş makinesini güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemesi gerekirken bu mesafeyi korumadığından 2918 sayılı yasanın 47/d maddesini ihlal ettiği, davalı sürücü ...’ün iş makinesi ile çalışırken kendine güvenli bir çemberi işaretlemesi gerekirken işaretlemediği ve geri manevra esnasında kör noktalara karşı gözcü bulundurması gerekirken bulundurmadığı, bu şekilde 2918 sayılı yasanın 67/b maddesini ihlal ettiği, olayın oluşumunda davacının sigortalısının %25 oranında, davalı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğunun dosyaya sunulan 19.03.2022 tarihli bilirkişi heyet raporundan anlaşıldığı, rapordaki değerlendirmelerin dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, yargı ve taraf denetimine elverişli olduğundan hükme esas alınması yerindedir.
Yine dosyaya sunulan 19.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacının dosyaya sunduğu hasarlı parçalara ait listenin ve rayiç bedellerinin kaza ile uyumlu ve günü şartlarına uygun olduğunun tespit edildiği, davacının sunduğu ekspertiz raporunda tüm hasarlı parçaların ve fiyatlarının bilirkişi raporuyla doğruluğunun tespit edildiği, bu nedenle bilirkişi raporunun bu yönüyle de yerinde olduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamından meydana gelen olayda davalı sürücü ...’ün 2918 sayılı yasanın 67/b maddesine aykırı eylemi ile davacının sigortalısına zarar verdiği, 6098 sayılı yasanın 49. Maddesine göre davalının bu haksız eyleminden sorumlu olduğu, araç maliki olan diğer davalının da 2918 sayılı yasanın 85.maddesi gereği sürücünün eylemlerinden sorumlu olduğu, davalının anılan kusurlu eylemi nedeniyle davacının sigortalısının zarara uğradığı, zarar ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağının bulunduğunun bilirkişi raporuyla da tespit edildiği, davacının sigortalısının zararın artmasına neden olan eyleminin 6098 sayılı yasanın 52/1.maddesi gereği toplam zarardan indirildiği de nazara alındığında mahkemece verilen karar isabetlidir. Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına,
HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; taraf vekillerinin yukarıda 1/b ve 2. Bentlerde yazılan gerekçelerle istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, yukarıda 1/a bendinde yazılan gerekçelerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacının reddedilen kısma yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2 ve 352/1-b maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2.Davacının icra inkar tazminatına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
3.Davalıların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
4.İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
5.Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile kalan 346,90-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
6.Davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 898,13-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan ayrı ayrı 145,00-TL'nin mahsubu ile kalan 753,13-TL istinaf karar harcının davalılardan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
7.İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,
8.İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,
9.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
10.6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
11.Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/04/2024 ... Başkan ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Katip ...
(e-imzalıdır)
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*