Aramaya Dön

12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/168
Karar No
K. 2024/217
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/168
KARAR NO: 2024/217
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/03/2023
KARAR TARİHİ: 15/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Davacı Şirketin Sütlü, Tatlı, Dondurma ve Pasta benzeri Gıda Ürünlerinin alım/satımı, imalatı ve pazarlaması işi ile iştigal etmekte olup, bu kapsamda davalı şirket ile Satış Sözleşmesi yapmış ve ürün satışları yapmış olduğunu, davalı Şirket, işbu ticari ilişki kapsamında zaman zaman ödeme yapsa da C/H kaydına göre Bakiye Borcun ödenmemesi üzerine, ----.İcra Md.” nün -----. Sayılı Dosyasıyla İcra Takibi başlattıklarını, Davalı Borçlu Şirketin borca karşı yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazı nedeniyle işbu takibin durmuş olduğunu, davalı Borçlu ile Müvekkili Şirket arasındaki Ticari İş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturalara ve cari hesaba konu borcun davalı yanca ödenmesi gerekirken bugüne kadar ödenmemiş ve taraflar arasında dava şartı olan Arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, davalı Şirketin Müvekkili Şirketten alacağının faturalar ve C/H Ekstrelerinden de görüleceği üzere sabit olup, icra takip dosyasına da faturalarla ilgili herhangi bir ödeme belgesi de sunulmamış olduğunu, Borca esas teşkil eden faturaların davalı şirket çalışanları tarafından imza karşılığı teslim alınmış ve teslim alınan faturalar itiraz da edilmemiş olup, dava konusu faturalar itiraz edilmemesi, davalının fatura içerikleri ile birlikte kabul ettiği, içeriği malları teslim aldığı anlamına gelmekte olup, Müvekkili şirket alacağının kanıtlar nitelikte olduğunu, Davalı Borçlunun kötü niyetli olduğunu tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

SAVUNMA

Davalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava hukuki niteliği itibariyle, ----- İcra Müdürlüğünün ---- - icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.

b)Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.

Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.

c)Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.

İtirazın iptali istemine konu, --- - -. İcra Müdürlüğünün ---- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Tarafların Tacir olduğu ve aralarında, ----- SATIŞ SÖZLEŞMESİ/---- -” başlıklı yazılı sözleşmeye dayalı olarak sürdürülen Ticari İlişki bulunduğu Davaya konu ihtilafın, Davacı Şirketin Davalı Şirketten takip tarihi itibarıyla talep konusu yapabileceği bir alacağının olup, olmadığı ve varsa miktarı hususlarında toplandığı Dosya münderecatına göre, derdest davanın tarafları arasında Açık cari hesap şeklinde yürütülen ticari ilişkinin temelini “Satış Sözleşmesi” kapsamında verilen mallar nedeniyle düzenlenen faturalara bağlı Mal Bedelleri oluşturmakta olup, Davacı Şirketçe Davalı Şirket adına Muhtelif Tarih ve Tutarlarda düzenlenen ve Usul ve Yasaya uygun tutulmuş Ticari Defterlerine Davalı Şirket adına Borç kaydedilen İrsaliyeli Fatura ve E-Faturaların içeriği mallarla birlikte Davalı Şirkete imza karşılığı teslim edilmiş ve BS FORMU Beyanına tabi olanlarının ilgili dönem BS FORMU ile Beyan edilmiş oldukları, Buna mukabil olarak, yukarıda yer verilen Açık C/H Kayıtlarından görüldüğü üzere, Davalı Şirketçe Davacı Şirkete Muhtelif Tarih ve Tutarlarda olmak üzere Kısmi Nakit ve Banka Ödemeleri gerçekleştirilmiş, davalı şirketçe yapılan bu ödemelerin Davacı Şirketin Ticari Defterlerinde, davalı şirketin fatura borçlarından mahsup edilmek suretiyle kayıt altına alınmış oldukları, Tüm bu Alım/Satım ve Tahsil/Tediye Kayıtları sonucunda, Davacı Şirketin Davalı Şirketten 2020 Yılı sonu itibarıyla Takip Talebinde de olduğu gibi 6.998,19 TL ASIL Alacağı bulunduğu, 2021 Yılında dava dışı ---- - Firmasından temlik alınan ve Borç Dekontu ile Davalı Şirket adına Borç kaydı yapılan 2.574,18 TL” nin ise davanın dayandığı takip ve huzurdaki davaya konu edilmediği Davanın Dayandığı Takipte talep edilen Asıl alacağa herhangi bir dayanak sunmadan itiraz eden Davalı Şirketin, Sayın Mahkemece tayin edilen Tarihte, İbraz edilmesi gereken Ticari Defter ve Kayıtları ile ilgili ekstre ve dayanak belgelerini Bilirkişi İncelemesine sunmayarak Davacı Şirket Ticari Defter kayıtlarında yer alan faturalar sonucu oluşan Bakiye 6.998,19 TL Borç Mevcudiyetinin aksini kanıtlayamadıkları, Bu durumda, Davacı Şirketin Usul ve Yasaya uygun tutulmuş Delil Niteliğine haiz Ticari Defterlerinde Satış Faturalarının ödenmeyen bakiyesi sonucu oluşan 6.998,19 TL Borç Mevcudiyetinin aksini Ticari Defterlerini ve/veya Hukuki Nitelikli Ödeme Belgelerini ibraz etmeyerek kanıtlayamayan Davalı Şirket karşısında, 7251 Sayılı Kanun'la Değişik HMK.” nın 222 Maddesi gereği Yasal Niteliğe ve Delil Olabilme gücüne haiz Ticari Defterlerini ibraz eden Davacı Şirketin Ticari Defter ve Kayıtlarının aleyhine delil sayılıp, sayılamayacağı hususun mahkememize ait olduğu Davacı Şirketin Usul ve Yasaya uygun tutulmuş sahipleri lehine delil olabilme niteliğine haiz Ticari Defter ve Kayıtları, İmza Karşılığı Teslim edilen Fatura Örnekleri, Mutabakat içinde olan BA/BS FORMU beyanları ile tüm Dosya Kapsamı muvacehesinde Davacı Şirketin Davalı Şirketten Faturalara dayalı açık cari hesaptan kaynaklanan 6.998,19 TL ASIL ALACAĞI bulunduğu Davacı Şirketin Davalı Şirketten 6.998,19 TL Açık Hesap Alacağına istinaden, davanın dayandığı takipte Reeskont Avans Faizi tatbik edilmek suretiyle, 1.096,03 TL İşlemiş Faiz Talebinde bulunduğu ve talebini harçlandırmak suretiyle huzurdaki davaya konu etmiş olduğu, Dosya Kapsamı incelendiğinde, Taraflar arasında akdedilen SATIŞ Sözleşmesinde temerrüt halini düzenleyen iddia da edilmediği görülmekle, bir hüküm ve/veya hukuki Nitelikli bir Temerrüt ihtar bulunmadığı Taraflar arasında temerrüt oluşup, oluşmadığı, Davacı Şirketin Takip Öncesi İşlemiş faiz talebinde bulunup, bulunamayacağı, temerrüt oluşmuşsa temerrüt tarihi olarak hangi tarih ve/veya temerrüt tarihleri olarak kabul edilerek hesaplama yapılacağı hususları Hukuki Değerlendirmeye muhtaç olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.

Davacı taraf kendi ticari defterlerine göre davalıdan 6.998,19 TL alacaklı olup davalı taraf inceleme gününde ticari defterlerini inceleme için sunmadığından davacı tarafın defterleri HMK 222/3. Maddesine göre lehine delil sayılmıştır.

Dosya kapsamında davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmamaktadır. Takip öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için davalının TBK. 117 (eski TBK.

101.maddesi uyarınca temerrüt ihtarnamesi ile temerrüde düşürülmesi ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) şarttır.Takibe kadar işlemiş faize yönelik talep bulunmakla temerrüde düşürücü ihtar bulunmadığından işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmitir. Davacı tarafın talebiyle bağlı kalınarak bilirkişi raporu da hükme esas alınarak 6.998,19 TL asıl alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davanın KISMEN KABULÜ İLE,

1.Davalının---- İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 6.998,17 TL asıl alacak, üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2.Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3.Karar harcı 478,04 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 298,14‬ TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,

4.Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 359,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.446,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 2.114,79 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,

6.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7.Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 6.998,17 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8.Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 1.096,03 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

9.Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 2.697,52 TL'nin davalıdan, 422,48TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

10.Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekiline ( e duruşma sistemi üzerinden) davalının yokluğunda, KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog