17. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2196 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 06/06/2018
NUMARASI: 2016/734 Esas, 2018/756 Karar
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili şirket arasında 06/06/2008 tarihli sözleşme imzalandığını, bu sözleşmenin konusunu, 29/06/2008 tarihinde Türkmenistan'da yapılan açılış organizasyonunda, sözleşmede liste halinde belirlenen sistemlerin müvekkili şirketten kiralanmasına ilişkin olduğunu, sözleşme ile malzemelerin tüm sigortalarının yapılmasının davalı şirkete ait olduğunun kararlaştırıldığını, sözleşme içeriğinde sayılan malzemelerin, müvekkili şirketçe dava dışı bir şirketten kiralanarak Türkmenistan'a götürüldüğünü ve kullanım esnasında çıkan çok kuvvetli bir hortum/fırtına neticesinde 4 adet led ekranların ikisinin devrilerek hasara uğradığını, ancak davalı şirketin, akdedilen sözleşmeye aykırı olarak söz konusu malzemeleri sigorta ettirmediğini, daha sonra davaya konu malzemelerin maliki olan ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından, malzemelerin zarar gördüğünden bahisle müvekkili şirkete karşı açılan davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/794 Esas 2014/89 Karar sayılı kesinleşen kararı ile, zararın tazmini konusunda hüküm kurulduğunu, akabinde müvekkilinin, 04/11/2014 tarihinde borç tasfiye protokolü imzalayarak borcu ödemek zorunda kaldığını, ayrıca yine ... San. Tic. Ltd. Şti tarafından, kiralanan malzemenin teslim edilmediği zaman içinde işlemiş kira bedeli istemine ilişkin açılan davada İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/169 Esas 2016/170 Karar sayılı kararı ile verilen kararın taraflarınca temyiz edildiğini, neticesine göre davalı şirkete rücu yönünden dava açılacağını, müvekkili tarafından ödenen tazminatlar sebebiyle davalıya ihtarname keşide edilerek zararlarının tazmin edilmese talep edilmiş ise de davalı tarafından bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle rücu hakkına dayalı olarak işbu davanın açıldığını belirterek müvekkili şirketin, yargı kararı sonucunda ödemek zorunda kaldığı 175.612,12 USD + 48.100,32 TL bedelin, ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 13/10/2014 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, Türkmenistan'da yaptığı Havuz ve Fıskiye Kompleksinin 29/06/2008 tarihinde yapılacak açılış organizasyonu ile ilgili olarak davacıdan, belirli malzemelerin kiralanması ve teknik prodüksiyon ile organizasyon hizmetlerinin alınmasına ilişkin taraflar arasında 06/06/2008 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmede belirtilen malzemenin temini ile malzemelerin yüklenmesi ve boşaltılması anında davacının teknik ekibinin nezaret etmesi ve tüm teknik prodüksiyon ile organizasyon hizmetlerinin davacının sorumluluğunda olduğunu, müvekkili tarafından sözleşme bedelinin, sözleşmeye uygun şekilde zamanında ve tam olarak ödendiğini, davacının, sözleşmede yazılı ve müvekkiline kiralanan malzemeleri, dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'den kiraladığını, malzemelerin Türkmenistan'a nakliyesi ve gümrük işlemlerinin müvekkili tarafından yapıldığını, Türkmenistan'daki açılışta yapılan gösteri sonrası çıkan şiddetli rüzgarın etkisiyle, 12 m2’lik 2 adet led ekranın, bulunduğu platform ayakları yere sabitlenmediğinden yere devrilerek hasarlandığını, dosyaya sunulan tespit raporlarından anlaşıldığı üzere, söz konusu malzemelerin hasara uğramasında davacının kusurlu olduğunu, müvekkilinin sözleşmedeki yükümlülüğünün, malzemelerin nakliyesi (davacının teknik ekibinin nezaretinde), yüklenmesi ve boşaltılması olduğunu, sözleşmede bahsedilen sigortalamanın da, müvekkilinin nakliye yükümlülüğüne ilişkin olduğunu ve müvekkilinin, üzerine düşen nakliye emtea sigortasını yaptırdığını, sözleşmenin 5. maddesinde, doğal afetleri de içeren bir yangın sigortasının yaptırılmasından bahsedilmediğini, doğal afetlerden dolayı doğabilecek her türlü zararın tazmininden bahsedildiğini, meydana gelen olay, doğal afet niteliğinde olmadığından hasara, davacının tedbirsizliğinin neden olduğunu, sözleşmeye göre sistemlerin kurulumunun davacının sorumluluğunda olduğunu, davacı, platformun ayaklarını yere sabitleseydi bu hasarın da gerçekleşmeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere, her hangi bir yangın sigortası yaptırılmış olsaydı bile hasar, davacının tedbirsizliği ile meydana geldiğinden bu durumda da davacıya rücu söz konusu olacağını, Beyoğlu ... Noterliğinden gönderilen 09/10/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamenin, herhangi bir temerrüt ihtarı anlamına gelmediğini ve hiçbir hukuki etkisinin de olmadığını, bahsi geçen borç ödeme protokolünün tarihi daha sonra olduğundan, kabul anlamına gelmemek üzere, ihtarname tarihinde davacının henüz ödediği bir bedelin/uğramış olduğu bir zararın söz konusu olmadığını, bu nedenlerle ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren de faiz uygulanmasının mümkün olmadığını, aleyhe kabul anlamına gelmemek üzere, borç tasfiye protokolünün davacının zarara uğradığını ispat eden bir belge olmadığını ve protokolde, 109.740,00 USD’lik bedelin malen karşılanacağının kararlaştırılması sebebiyle bu meblağ ile ilgili olarak müvekkilinden nakdi ödeme talep edilmesinin de mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece mahkemesince; yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının beyanları, dinlenen tanık anlatımları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmenin 5. maddesinde, belirtilen malzemelerin tüm sigortalarının yapılması, nakliye, halk hareketleri, doğal afetler ve benzeri sebeplerden dolayı doğabilecek her türlü zararın tazmini ve bedellerinin davalıya ait olduğunun düzenlendiği ancak gerek davacı ile davalı arasında yapılan sözleşme, gerekse davacı ile dava dışı zarar gören malzemelerin maliki olan ... San. Tic. Ltd. Şti. ile yapılan sözleşme içerikleri dikkate alındığında, organizasyon sırasında ses ve görüntü sistemlerinin kurulumu, sökümü, takılması, yerlere sabitlenmesi vs. gibi işlerin yani işin teknik sorumluluğunun davacı şirket üzerinde bulunduğu, Türkmenistan'da aldırılan verilere göre olay günü doğal afet olarak nitelendirilebilecek herhangi bir doğa olayının olmadığı, meydana gelen hasar ve arızanın, dosyaya sunulan ve kabul gören teknik bilirkişi raporuna göre, tamamen davacının kusurundan kaynaklandığı, her ne kadar davalı şirket tarafından ses ve görüntü sistemlerinin sigortalanmadığı ve sigorta yapılmaması sebebiyle bilirkişi raporuna göre davalının da %40 oranında sorumlu olduğu raporda düzenlenmiş ise de, davalının sadece sigorta yaptırmama eylemini işlediği, olayın gerçekleşmesinde veya hasarın oluşmasında davalıya izafe edilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı, dolayısıyla davalı tarafça sigorta yaptırılmış dahi olsa davacının kendi kusuru sebebiyle sigortadan tazmin talebinde bulunamayacağı, bu itibarla meydana gelen olayda teknik kusurun tamamının davacıya ait olduğu gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirketin, sözleşme uyarınca tüm malzemelerin sigortalanması yükümlülüğünü yerine getirmediğinden, yargı kararı ile malzemelerin bedelini ödeyen müvekkilinin zararını tazmin etmesi gerektiğini, zira sigorta yapılsaydı hasar bedelinin sigorta tarafından ödeneceğini, LED ekranın montajı ve bu konudaki teknik hizmetlerin dava dışı ... Gör. Sis. Ltd. Şti. tarafından yapıldığını, bu nedenle taraflarına teknik kusur atfedilmesinini yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, mahalli olarak çıkan sert rüzgarların, bu yörede sık rastlanan hortumların, geniş alan ölçümlerinde belirlenebilmesinin teknik olarak mümkün olmadığını, hasarın, sert rüzgar sebebiyle meydana geldiğinin ekspertiz raporunda da belirtildiğini, LED ekranlardan birinin duvar kenarında olduğu için rüzgar yada hortumdan etkilenmeyip devrilmediğini, bu hususun LED ekranların kurulumunda sorun olmadığını, rüzgarın yada hortumun buna neden olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, bilirkişiler tarafından, taraflarınca mahkemeye sunulan 18/10/2016 tarihli dilekçeleri ile dinlenen tanığın ifadesi arasında çelişki olduğu beyan edilmiş ise de, beyanlar arasında bir çelişki olmadığını, aksine bu durumun bilirkişilerin konuyu yeteri kadar bilmediklerini ve de gerekli incelemeyi yapmadıklarını ortaya koyduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, sözleşme ve rücu hakkına dayalı olarak, meydana gelen hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, uyuşmazlık ile ilgili bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve yapılan yargılama sonunda sübut bulmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olup davacı tarafından hüküm istinaf edilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 23/02/2018 tarihli raporda; davaya konu hasarın meydana geldiği muhtemel gece saatlerinde, kazanın yaşandığı Aşkabat şehrinde sistemin maruz kalabileceği en şiddetli rüzgar hızının 25,2 km/h olduğu, bu şiddette bir rüzgarın "orta rüzgar" olarak kabul edildiği, söz konusu meteorolojik olayın fırtına olarak kabul edilemeyeceği ve bir doğal afet statüsünde değerlendirilemeyeceği, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/794 Esas 2014/89 Karar sayılı kesinleşen kararında, tazminine karar verilen 98.550,00 USD hasar tazminatının olay tarihi itibariyle rayiç piyasa değerine denk ve dolayısıyla gerçek zarar olduğu, davaya konu hasarda taşıyıcı sistemin 4 ayaklı truss olduğu, hasar gören LED ekranların her birinin tahminen 3 x 4 metre ölçülerinde olduğu, truss sisteminin toplam yüksekliğinin tahminen 7 metre civarında olduğu, sistemin her ayağında ayrıca ayarlanabilir destek ayakları bulunduğundan, doğru tasarlanmış ve yüklenmiş bir truss sisteminde ayakların ayrıca yere sabitlenmesine gerek olmayacağı, dava dosyasında destekleyici ve delil niteliğinde fotoğraf bulunmadığından ve davacı tarafa mensup farklı kişilerin olayın oluş şekline yönelik beyanlarında çelişkiler ve kanaatlerince bilimsel gerçeklere aykırı iddialar söz konusu olduğundan heyetçe kaza ve dava konusu hasarın, LED ekranların yere indirilip tüm ağırlığının yere verildiği, truss sistemine bağlayan halatların muhtemelen fazlaca gevşek bırakıldığı ve LED'lerin önüne ve arkasına yeterli sayıda ve yükseklikte kum torbası koyulmadığından dolayı orta şiddette rüzgar etkisiyle kalınlığı (20-40 cm) enine ve boyuna (3-4 metre) göre çok düşük olan söz konusu cisimlerin momente (döndürme etkisi) maruz kalarak bulundukları yerde devrilmesi sonucu meydana geldiği ve bu haliyle davaya konu kaza ve neticesinde oluşan hasarda teknik olarak LED ekranların sökümünü yapan ekibin kusurlu olduğu, meydana gelen teknik hasardan dolayı davacının, maddi zarardan dolayı ise davalının sorumlu tutulabileceği, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de incelenmek suretiyle davacının, dava dışı üçüncü şahsa ödemek zorunda kaldığı bedel sebebi ile davalıya kısmen rücu hakkının bulunabileceği, yaşanan zararın, teknik hata ve eksikliklerden ve sigorta vaadi olmasına rağmen sigorta yaptırılmamasından kaynaklandığı, dolayısıyla yaşanan olayda tarafların ortak kusurunun olduğu, dava konusu olayda, doğru ve düzgün bir şekilde kurulumunu yapmadığından ve hizmet bitiminde ekipmanlar için gerekli tedbirleri almadığından dolayı davacının %60; imzaladığı sözleşmede yazmasına rağmen ekipmanları sigortalatmadığı için davalının %40 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Taraflar arasında akdedilen 06/06/2008 tarihli sözleşme ile davalının Türkmenistan'da yaptığı Havuz ve Fıskiye Kompleksinin 29/06/2008 tarihinde yapılacak açılış organizasyonunda, sözleşmede liste halinde belirlenen sistemlerin/malzemelerin davacıdan 1 adet gece gösterisi için kiralanması kararlaştırılmıştır. Davacı ise, işbu sözleşmenin konusunu oluşturan malzemeleri, dava dışı ... Gör. Sis. Ltd. Şti.'den kiralamak suretiyle temin etmiştir. Türkmenistan'da yapılacak organizasyona götürüldükten sonra bu malzemelerin bir kısmı hasara uğramış olması sebebiyle dava dışı ... Gör. Sis. Ltd. Şti. tarafından işbu eldeki davanın davacısına karşı İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/794 Esas sayılı dava açılmış olup davanın konusunu, hasara uğrayan malzeme bedeli ile gümrük vergisi ve masraflarının oluşturduğu, işbu dava ile birleşen davada ise, teslim edilmeyen kira konusu malzemeler ile ilgili kira bedelinin talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, asıl davada hasara uğrayan malzeme bedeli olarak 98.550,00 USD ve birleşen davada ise 10.000,00 USD kiralama bedelinin tahsiline; asıl davanın konusunu oluşturan gümrük vergisi ve masraflarına ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. Karar Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2014/14049 Esas 2015/2106 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır. Bundan sonra taraflar arasında 04/11/2014 tarihli Borç Tasfiye Protokolü imzalanarak Mahkemece hükmedilen toplam 108.550,00 USD'nin ferileriyle birlikte toplam 175.612,00 USD + 48.100,32 TL olarak ödenmesinin kararlaştırıldığı, bu bakımdan borca mahsuben verilen malzeme (KDV dahil 109.740,00 USD bedelli) ile bunun dışında yapılan ödemeler ve verilen çeklerin olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda ise, davacı, bahsi geçen protokole konu olan 175.612,00 USD + 48.100,32 TL'nin tazmini amacıyla rücu hakkına dayalı olarak işbu davayı açmıştır. Davacı, hasarın, çok kuvvetli bir hortum/fırtına sebebiyle oluştuğunu iddia etmekte olup sözleşmenin 5. maddesi uyarınca, davalının malzemeleri sigorta ettirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve bu maddeye göre, doğabilecek zararların tazmininin davalıya ait olduğundan bahisle meydana gelen bu zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürmektedir. Davalı ise, malzemelerin sigortalanmasına ilişkin yükümlülüğünün nakliye ile ilgili olduğunu ve nakliye emtea sigortasının yapıldığını, hasarın, doğal afet sebebiyle değil davacının kusuru ile oluştuğunu, bu nedenle malzemelerin sigortalanmasının dahi sonuca bir etkisinin olmayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Somut uyuşmazlıkta, iddia edilen olaydan sonra Türkmenistan'da düzenlenen ve dosya kapsamına sunulan Türkçe tercümesi yapılmış ekspertiz tutanağına göre, hasarın, malzeme ayaklarının zemine sabitlenmemesi ve ayrıca şiddetli bir rüzgar sebebiyle platformun yıkılması sonucu meydana geldiği belirtilmiştir. Ekspertiz raporunda, meydana gelen olay sebebiyle iki adet LED'in zarar gördüğü tespit edilmiş olup davacının beyanına göre, bunlardan biri dava dışı ... Ltd. Şti.'den ve diğeri ise başka şirketten kiralanan LED'lerdir. Dinlenen davacı tanıklarının anlatımlarına göre, akşam gösterinin yapılmasından sonra hasar gören LED'in askıdan indirildiği ve ayaklarına, destek olması için kum torbası koyulduğu, ertesi sabah ise bu LED'lerden birinin hasara uğradığının görüldüğü belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından sunulan raporda, elde edilen veriler uyarınca dava konusu olayın yaşandığı gece meydana gelen meteorolojik olayın fırtına olarak kabul edilemeyeceği ve bir doğal afet statüsünde değerlendirilemeyeceği tespit edilmiş olup buna göre iddia edildiği üzere hasarın, doğal afet niteliğinde bir fırtına/hortum sebebiyle gerçekleşmediğini kabul etmek gerekir. Kaldı ki duvar kenarında olduğu için rüzgardan etkilenmeyen ve dolayısıyla zarar görmeyen bir adet LED'in bulunduğu da davacının beyanları ile sabittir. O halde zararın, bu malzemelerin kurulum, montaj ve sökülmesi safhasında gerçekleşen kusurlu işlemler sebebiyle meydana geldiği açık olup bu işlemlerin ise, davacı şirket ile malzemelerin kiralandığı dava dışı... Ltd. Şti. tarafından yapılacağı, hem bu taraflar arasındaki dosya kapsamına sunulan sözleşmeden hemde dinlenen tanık anlatımlarından anlaşılmaktadır. Bu anlamda davalıya atfedilebilecek ve onun tarafından etkin olarak gerçekleştirilen bir kusurlu hareket söz konusu değildir. Ancak davalının da, söz konusu malzemeleri sigortalamadığından dolayı kusurlu olduğunu kabul etmek gerekir. Zira davacının, zararının tazmini talebine dayanak yaptığı taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5. maddesi uyarınca, sözleşmede belirtilen malzemelerin tüm sigortalarının yaptırılmasının davalının yükümlülüğünde olduğu kararlaştırılmıştır. Söz konusu sözleşme maddesi "... İnşaat (davalı) tarafından Türkmenistan'da gerçekleştirilecek bu organizasyonda kullanılacak ve madde 1'de belirtilen malzemelerin tüm sigortalarının yapılması, nakliye, halk hareketleri, doğal afetler ve benzeri sebeplerden dolayı doğabilecek her türlü zararın tazmini ve bedelleri ... İnşaat'a ait olacaktır." şeklinde düzenlenmiş olup buna göre malzemelerin tüm sigortalarının yaptırılması davalıya ait olduğundan davalının, sigorta yükümlülüğünün malzemelerin sadece nakliyesine ilişkin olduğu ve nakliye emtea sigortasını da yaptırdığından sorumluluğunun bulunmadığına yönelik savunması yerinde değildir. O halde, dava konusu olayda mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre her iki tarafın da kusurlu olduğu kabulünden hareketle, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/794 Esas sayılı dosyasında verilen kararın takibe konularak takibin kesinleştiği tarih esas alınarak davacının ödemesi gereken miktar ile borç tasfiye protokolünde belirlenen miktarın hangisi davalı lehine ise kusur oranları da gözetilmek suretiyle hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde Mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa dair hususlar incelenmeksizin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/734 Esas 2018/756 Karar ve 06/06/2018 tarihli kararının HMK'nun 353/1a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.383,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.955,80 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/03/2024