12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2020/9272 E. , 2024/211 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Adana 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/03/2016 tarihli 2015/526 E. 2016/150 K. sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddenin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 30.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 18.09.2020 havale tarihli ve 2016/257124 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Ceza miktarının fazla olduğuna ve re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü "Sanık ... yönetimindeki 01 DNL 56 plakalı araçla hareket halindeyken olay yeri olan Seyhan İlçesi, Emek Mahallesi, T.Cemal Beriker Bulvarında (Merkez Endüstri Meslek Lisesi Önü) aynı yöne gitmekte olan bisiklet sürücüsü Cuma Dokuyucuya çarparak ölümüne neden olduğu, dosya kapsamındaki trafik kazası tespit tutanağına göre ölen ...'nun kusurunun bulunmadığı, kural hatası yapanın sanık ... olduğunun bildirildiği, ayrıca kovuşturma aşamasında alınan adli tıp raporunda da sanığın asli kusurlu olduğu, ölenin ise kusursuz olduğunun bildirildiği, sanığın savunmasında ölene çarptığını kabul ettiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmış, sanığın atılı suçtan cezalandırılması cihetine gidilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. " şeklindedir.
2....'nun genel beden travmasına bağlı humerus kosta klavikula kemik kırıkları ile birlikte iç organ yaralanması, büyük damar yaralanması ve beyin kanaması sonucu öldüğü tespit edilmiştir.
3.Kaza tespit tutanağında, sürücü ...'un idaresindeki otomobil ile gündüz vakti bölünmüş iki şeritli karayolunda seyir halindeyken Emek sokak girişi civarına geldiğinde beyanında ... içinde birşeylerle ilgilenirken önündeki aracı geç farkettiğini ve sağa manevra yapıp fren tertibatını kullanarak durmak istediği ancak hızı sebebiyle duramayarak önce aracının sağ ön köşe kısımlarıyla emniyet şeridinde aynı istikamete ilerleyen sürücü ... 'nun idaresindeki bisiklete arkadan çarpmış devamında da sağ ön lastik kısımlarıyla kaldırım taşlarına çarptıktan sonra 26,5 metre daha fren yaparak durduğu, bisiklet sürücüsünün ise çarpmanın etkisiyle kaldırım üzerinde bulunan ağaca bedenen çarparak durabildiği şeklinde oluşu özetlenen olayda, sürücü ...'un KTK 56/1-c "Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar." 52/1-b "Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak," kurallarını ihlal ettiği, bisiklet sürücüsünün ise kazaya etken kural ihlalinin olmadığı belirtilmiştir.
4.Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından16.12.2015 tarihinde düzenlenen raporda kusur dağılımı; "Sanık sürücü ..., mahal şartlarına uygun olmayan hızla seyrettiği yolun olay yeri kesiminde, uygun zamanda yapmaya özen göstermemesiyle başarılı olamadığı önündeki aracı geçme manevrası sırasında sevk ve idare hatasıyla yöneldiği sağ taraf emniyet şeridini takiben seyreden ... idaresindeki bisiklete arkadan çarptığı olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı bu hareketleriyle asli kusurlu görülmüştür.
Müteveffa sürücü ..., emniyet şeridini takiben nizami seyrini sürdürdüğü yolun olay yeri kesiminde, arkasından gelip sevk ve idare hatasıyla hakimiyeti kaybederek bulunduğu tarafa yönelen sanık sürücü ... idaresindeki otomobil tarafından arkadan çarpıldığı bu oluş şartlarındaki olayda ihlali bulunmamasıyla kusursuz görülmüştür." şeklinde belirtilmiştir.
5.Sanığın savunması "olay tarihinde öğle vakti, yağışsız ve güneşli bir havada, 01 DNL 56 plaka sayılı aracımla D-400 karayolundan şehir merkezine doğru hareket halindeydim, orta şeritten gidiyordum, önümde reno 9 marka bir ... vardı, o aracı sollama yapacaktım, arkadan başka hızlı bir ... geldiği için sollama yapamadım, öndeki araca vurmamak için direksiyonu sağa kırdım, aynı istikamette giden bisikletliye vurmak zorunda kaldım, çünkü reno 9 da sağ şeride arabayı kırmıştı, dedi. Sanığın, hazırlıktaki 28/06/2015 tarihli beyanı okundu, çelişki nedeniyle soruldu: benim şimdiki beyanım daha doğrudur, dedi." şeklindedir.
6.Ölen yakınları şikayetçi olup davaya katılmalarına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1.Dosya içeriğine göre, gündüz vakti sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile bölünmüş karayolunda seyir halindeyken geldiği olay mahallinde uygun zamanda yapmaya özen göstermemesiyle başarılı olamadığı önündeki aracı geçme manevrası sırasında sevk ve idare hatasıyla yöneldiği sağ taraf emniyet şeridini takiben seyreden ... idaresindeki bisiklete arkadan çarptığı olayda asli kusurlu olarak mağdurun ölümüne neden olduğu anlaşıldığından mahkumiyet kararı verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
2.Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet veren sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında isabetsizlik olmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz sebepleri reddedilmiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrası ve adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı hareket edilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A-3) numaralı bentte açıklanan nedenle Adana 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/03/2016 tarihli 2015/526 Esas 2016/150 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereğince hükmün dördüncü paragrafında yer alan "50/1-a" ibaresinden önce "50/4" ibaresinin eklenmesi ve devamında "maddeleri gereğince" ibaresinden sonra gelmek üzere "1520 gün adli para cezasına çevrilmesine" ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2024 tarihinde karar verildi.