Aramaya Dön

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/778
Karar No
K. 2024/198
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İZMİR

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/778 Esas
KARAR NO: 2024/198
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/10/2023
KARAR TARİHİ: 02/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; karşı yan aleyhinde İzmir... İcra Dairesi... E. sayılı dosyası ile taraflar arasındaki mal alım satımına dayalı cari hesaba istinaden müvekkilinin mevcut alacağı olan 9.912,64 TL için icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve tüm fer'ilerine itiraz etmesi üzerine icra takibinin durdurulduğunu, müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasında 2023 yılının başından itibaren pek çok mal alım - satımı olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete ürün sattığını ve bu ürün satışlarının birden fazla olması nedeniyle taraflar arasında cari hesap ilişkisi kurulduğunu, davalı şirketin talep ettiği ürünlerin müvekkili tarafından teslim edilmesine ve davalı şirket tarafından hiçbir faturaya itiraz edilmemesine rağmen davalı şirketin bakiye borcunu ödemekten kaçındığını, tamamı satış faturaları ile belgelenmiş bu satışlar dolayısıyla davalı şirketin, müvekkili şirkete 9.912,64 TL borçlu olduğunu, davalı şirketin ürünleri teslim almasına ve faturaları da hiçbir itiraz olmaksızın kabul etmesine karşın borcunu ödemekten kaçınmasının ve borca itiraz etmesinin yegane amacırın müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak ve dava sonuçlanıncaya dek alacağın uğrayacağı enflasyonist etkiden kendi lehine, müvekkili aleyhine yararlanmak olduğunu, dolayısıyla karşı yan tarafından yapılan 20/09/2021 tarihli borca itirazın tamamen haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olması nedeniyle itirazın iptalinin gerektiğini, davalının müvekkili şirket ile gerçekleştirdiği ticari ilişki uyarınca satın aldığı ürünlerin bedelini ödemeyerek müvekkili şirket üzerinden haksız kazanç elde ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlunun icra takibine karşı yaptığı borca itirazın iptaline ve takibin devamına, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve haksız olarak itiraz ettiği takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır. DAVA KONUSU :

Açılan dava, taraflar arasındaki alım satım ilişkisine binaen bulunan ticari ilişki çerçevesinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan ürünler sebebiyle olarak davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).

İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.

Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.

Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.

Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.

İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... olduğu, borçlusunun ... Reklam Ajansı Limited Şirketi... olduğu, davacı vekilinin davalı şirket aleyhine 9.912,64- TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.

Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.

09/11/2023 tarihli duruşma tutanağının 3 numaralı ara kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekilinin davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin uyap sistemi üzerinden mahkememize bildirildiği beyan dilekçesini verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmuş olduğu, davalı şirket tarafından ise herhangi bir bilgi veya belge sunulmamış olduğu görülmüştür.

Davacı şirketin ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla dosya SMMM bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 09/03/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacının yasal defter ve dayanağı belgelerinde yapılan incelemeler ile dosya kapsamında yapılan incelemelerde davacı ile davalı taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, davacı ve davalı taraf arasında imzalanmış olan ticari bir sözleşmenin dava dosyası içeriğinde bulunmadığı, davacı ...’nin 2023 yılı yasal defterlerinin lehine delil teşkil edebilecek vaziyette olduğu, davalı ... tarafından resmi defter ve belgelerinin sayın mahkemeye sunulmamış olduğu, İzmir... İcra Müdürlüğü...Esas sayılı takip dosyası ile alacaklı/davacı ... firması tarafından borçlu/davalı ... firmasına karşı 19.09.2023 harç makbuzu ödeme tarihli (örnek 7) ödeme emri ile 9.912,64 TL taraflar arasındaki cari hesap dökümü uyarınca doğan alacak bedeli (İstenen: Yıllık Reeskont Avans) 9.912,64 TL toplam alacak bedeline (icra takip tarihine kadar gecikme faizi talep etmeden) istinaden takip tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar işleyecek %26,75 reeskont avans faizi ile birlikte ilamsız takip yoluyla takipte bulunulduğu, ödeme emrinin borçluya 22.09.2023 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, borçlu vekili tarafından icra dairesine verilen itiraz dilekçesi ile ödeme emrinde belirtilen asıl alacağa, faizine, tüm ferilerine itiraz edilmesi üzerine icra dairesi tarafından 25.09.2023 tarihinde icra takibini durdurma kararı verilmiş olduğunun, icra takip dosyasındaki alacak bedelinin “Taraflar arasında mevcut cari hesap dökümü uyarınca müvekkilin doğan alacağı 9.912,64 TL” açıklamasına dayandırılmış olduğunun görüldüğü, davacı ... firmasının yasal defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde taraflar arasındaki ticari çalışmanın davacının yasal defter ve dayanağı belgelerine göre 03.02.2023 tarihinde başlamış olduğu, davacı ve davalı taraf arasında imzalanmış olan ticari bir sözleşme bulunmadığı ve 2.000,00.-TL’lik davalı ... firmasının davacı ... firmasına 16.08.2023 tarihinde yapmış olduğu ödeme ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlanmış olduğu ve buradan hareketle davacı ... firmasının davalı ....firmasından yasal defter ve dayanağı olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak 19.09.2023 icra takip tarihi İtibari ile 9.912,63.-TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı... Enerji…Ltd.Şti. firması icra takibinde her ne kadar cari hesap bakiye alacak bedelini davalı... Makina…A.Ş. firmasından talep etmiş olsa dahi davacının cari hesap kalan bakiye tutarının davacının davalıya kesmiş olduğu 09.05.2023 Tarihli ... nolu e-fatura 11.673,22.-TL KDV dahil tutarlı e-fatura (Temel Fatura Senaryosunda Kesilmiş)dan kaynaklanmakta olduğunun tespit edilmiş olup ilgili fatura üzerinden yapılan tespitlerde fatura içeriğinde malların davalı ... Makina adına... isimli kişiye teslim edilmiş olduğunun tespit edildiği; Ege Vergi Dairesi tarafından makemeye sunulan beyan yazılarının ekinde bulunan ...beyannameleri üzerinden yapılan incelemelerde davacı ... Enerji…Ltd.Şti. firması tarafından davalı ... Makina’ya 14 adet satış faturası karşılığında 30.533,21.-TL KDV hariç bedel tutarında satış/alım yapıldığına dair davacı tarafından Bs, davalı tarafından Ba beyannamesinde beyan edilmiş olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından mahkemeye sunulan cari hesap esktresinde 16 adet satış faturasının davalı tarafa kesilmiş olduğunun, 16 adet satış faturasının KDV hariç tutarının (40.855,23 / 1,18 =) 34.623,08.-TL tutarına denk geldiği; Ba – Bs formlarında 1 ay içinde kesilen alış yada satış faturalarının toplamının aylık KDV hariç 5.000,00.-TL tutarının altında kaldığı takdirde Ba – Bs formlarında beyan edilme zorunluluğunun bulunmadığı; davacı tarafından davalı tarafa Şubat 2023 döneminde 2 adet satış faturası karşılığında (2.436,52 + 2.389,50) 4.826,02.-TK KDV dahil tutarında fatura kesilmiş olduğu bu 2 adet faturanın KDV hariç tutarının (4.826,02/1,18 =) 4.089,86.-TL olduğunun, Şubat/2023 ayında Ba Bs beyannamelerine dahil edilmeyen 2 adet satış faturasının KDV hariç tutarı olan 4.089,86.-TL’yi + davacı ve davalı tarafından Ba – Bs beyannamelerinde 14 adet fatura karşılığında beyan etmiş oldukları 30.533,21.-TL KDV hariç tutara dahil edildiğinde = 34.623,07.-TL toplam tutarındaki davacının davalı tarafa kesmiş olduğu 16 adet satış faturasının KDV hariç bedeline ulaşmanın mümkün olduğu, buradan hareket ile davalı tarafa kesilmiş olan cari hesap ekstresinde kayıtlı olan 16 adet satış faturasının davacı tarafından davalı tarafa teslim edilmiş olduğu görüş ve kanaatine varılabilecek olup nihai takdirinin sayın mahkemenin olduğu, bu minvalde sayın mahkeme tarafından davacı tarafın cari hesap ekstresinde kayıtlı olan tüm satış faturalarının davacı tarafından davalı tarafa teslim edilmiş olduğuna karar verilecek olur ise; davacı ... firmasının davalı ... firmasından 19.09.2023 icra takip tarihi itibari ile 9.912,63.-TL tutarında asıl alacak bedelini talep edebileceği görüş ve kanaatine varılabileceği, davacının davalıdan talep etmiş olduğu gecikme faizinin Sayın Mahkemenin yetki ve takdirinde olduğu hususlarında sonuç ve kanaate varıldığı bildirilmiştir.

Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari iş kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, icra dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 9.912,64-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacıya ait delil niteliğini haiz olan ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde icra takip tarihi itibariyle davacının 9.912,63-TL alacaklı olduğu,

Mahkememizce 25/01/2024 tarihinde yapılan duruşmada "davalıya bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içinde davalı tarafından ticari defter ve belgelerin mahkememize sunulmaması veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yerin mahkememize bildirilmemesi durumunda, söz konusu ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına" şeklinde karar verildiği ve davalı vekiline duruşmada ihtaratın yapılmış olmasına rağmen davalı tarafından defter ibrazının gerçekleştirilmediği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve İzmir... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından asıl alacağa yapılan itirazın iptaline, takibin 9.912,63 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte devamına, İzmir.. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasından tahsili talep edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın KISMEN KABULÜ ile,

a)İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından asıl alacağa yapılan itirazın iptaline, takibin 9.912,63 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte devamına,

b)İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasından tahsili talep edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 677,13-TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 269,85-TL harçtan mahsubu ile bakiye 407,28-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan 50,00-TL elektronik tebligat, 3,50-TL (KEP) posta masrafı, 87,00-TL tebligat gideri, 2.200,00-TL bilirkişi ücreti, 269,85-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.880,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 9.912,63-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

6.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı miktar itibariyle KESİN nitelikte olmak üzere karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.02/04/2024 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.