18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... Plakalı aracın, ... Plakalı aracın sebep olduğu 30.09.2021 tarihli kaza nedeniyle hasarlandığını, SBM kayıtlarına göre müvekkiline ait aracın kazada %0, ... plakalı aracın %100 kusurlu olduğunu, müvekkilinin sigorta şirketine 16/06/20225 tarihinde yazılı olarak başvuruda bulunduğunu, sigorta şirketinin süresi içinde herhangi bir dönüş yapmadığını, kaza sonucu müvekkiline ait araçta meydana gelen değer kaybı ve hasar bakımından uğradığı zarar miktarı tam olarak belirlenemediğini, müvekkiline ait araçta meydana gelen 100,00-TL Reel Değer Kaybı ve 100 TL Hasar bedelinin tramer tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; işbu dava hasar onarım bedeli ve değer kaybının tazminine ilişkin bir davası olduğunu, araçta oluşan hasar bedeli de değer kaybı bedeli de belirlenebilir olduğunu, bu sebeple davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında HMK107. Madde uyarınca hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacının müvekkili şirkete başvurusunun ardından müvekkili şirket gerekli incelemeleri gerçekleştirmiş ancak değer kaybı hesaplaması yapamadığını, bunun sebebi, yapılan incelemelerde 11/07/2017 tarihinde bahse konu aracın aynı kısımlardan hasarlandığı tespit edildiğini, somut olayda mükerrer hasar mevcut olduğunu, bu sebeple değer kaybı talebi müvekkili şirket tarafından reddedildiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalının mali mesuliyet sigortasından kaynaklanan sorumluluğundan sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacının kaza tarihinden itibaren faiz işletme talebi hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin faiz sorumluluğunun sınırlı olduğunu, aleyhe hüküm kurulması halinde parça ve işçilik iskontosu uygulanmalı bu oran da en az yüzde otuz olması gerektiğini, müvekkili şirketin KDV sorumluluğunun bulunmadığını, usule yönelik cevaplarımız dikkate alınarak davanın usulden reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacının paylı mülkiyet hükümleri uyarınca maliki olduğu aracında trafik kazasından kaynaklı olarak meydana gelen hasar bedelinin ve değer kaybının tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda yapılan incelemede; davaya konu ... Plakalı aracın davacının ve dava dışı ... ...'nın 25.06.2015 tarihinde 2015 model ... Marka aracın ... A.Ş.'den (bayiden) fatura karşılığında 1/2 hisseli (paylı malik) olarak ticari / yolcu nakli kullanımı amacıyla satın alındığı ve ticari taksi olarak işletilmekte olduğu esnada 30.09.2021 tarihinde davalı şirket nezdinde ZMMS kapsamında sigortalanmış olan ... plakalı aracın karışmış olduğu kaza sebebiyle davacıya ait araçta meydana gelen hasar ve değer kaybı bedelinin davalıdan tahsili istemi ile HMK m.107 hükmü uyarınca eldeki davanın açılmış olduğu görülmüştür.
Davacı vekili tarafından mahkememizin görevine yönelik olarak yapılan itirazda davaya konu aracın hususi kullanıma özgü olduğu, ticari araç olmaması sebebiyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu iddia edilmiş ise de sigorta hukukundan kaynaklı olarak işbu davanın açılmış olması sebebiyle mutlak ticari dava olduğu görülmekle mahkememiz görevli olduğundan yargılamaya devam olunmuştur. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir.
Yargılama esnasında kazaya karışan araçların trafik tescil kayıtları, ... nezdinde tutulan kayıtları, hasar dosyası, ... nezdindeki kayıtları ve kazaya ilişkin tüm evraklar celp edilerek dosya trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişiden dava konusu kazaya karışan tarafların kusur oranlarının belirlenerek, davacının aracında kaza sonrasında meydana gelen hasarın kapsamı, miktarının ne kadar olduğu, aracın hasarlı ve hasarsız olan halinin karşılaştırılması sureti ile markası, yaşı, cinsi vs özellikleri de göz önünde bulundurularak hesaplanacak olan 2. El piyasa rayiç değeri ile birlikte yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uyarınca yapılacak hesaplama uyarınca davacının aracında değer kaybının olup olmadığı, değer kaybının oluşması ihtimalinde ne kadar olduğu hususunda rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanılarak mahkememize ibraz edilmiş olan kök ve ek raporda özetle; ... plakalı sigortalı aracının sürücüsü ... %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, ... plakalı aracın davacı sürücüsü ... ...'nın kusursuz olduğu, ... plakalı araçta hasar tutarının KDV dahil 20.645,49 TL ... plakalı araçta değer kaybının 7.500 TL olduğu, Davacının toplam zararının 28.145,49 TL ve davalının kusur oranına göre bunun tamamından sorumlu olduğu Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Alınan ek rapor akabinde davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan 22.02.2024 tarihli usulüne uygun olarak harçlandırılmış bedel arttırım dilekçesinde " müvekkilin araç üzerindeki hisse oranı 1/2 olması nedeniyle ; Değer Kaybı Bedeli 7.500,00 TL olarak belirlenmiş olup; müvekkil hisse oranına göre değer kaybı tazminatımızı 3.650,00 TL artırmak, Hasar Bedeli 20.645,49 TL olarak belirlenmiş olup; hasar bedeli tazminatımızı 10.222,50 TL artırmak, Zaruretimiz hasıl olmuştur. bilirkişi raporu doğrultusunda değer kaybı bedelimizi 3.650,00 TL artırarak davamızın 3.750,00 üzerinden ve hasar bedelimizi 20.645,49 TL artırarak davamızın 10.222,50 TL üzerinden kabulü, 13.972,5 bedele kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanacak olan en yüksek faiz oranı işletilmesine, " şeklinde talepte bulunmuş olduğu görülmüştür.
Davacının davaya konu aracın 1/2 oranında paylı maliki olması sebebiyle hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu uyarınca hesaplanan değer kaybı bedeli olan 7.500,00 TL'nin yarı olan 3.750,00 TL'yi ve hasar tutarı olan 20.645,49 TL'nin yarısı oranında olan 10.322,75 TL'yi davalıdan talep edebileceği kanaatine varılmış olup davacının talep arttırım dilekçesi ile birlikte değer kaybı için 3.750,00 TL, hasar bedeli için ise 10.222,50 TL talepte bulunmuş olmaları sebebiyle taleple bağlı kalınarak bu miktarlar üzerinden davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/4875 Esas, 2020/720 Karar Sayılı, 04/02/2020 Tarihli "... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Genel Şartlarının B-2 maddelerinde sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminatı ödemekle yükümlü olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrüt gerçekleşeceği öngörülmüştür. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davacı tarafça davalıya 16.06.2022 tarihinde başvuru yapılmış olduğu, 8 iş günlük sürenin son gününün 28.06.2022 tarihine tekabül ettiği, işbu hali ile davalının 29.06.2022 tarihinde temerrüde düşmüş olduğu görülmekle davacının işbu tarihten itibaren davalıdan avans faizi isteminde bulunabileceği (Davacıya ait aracın ticari taksi olması, yolcu naklinde kullanılması sebebiyle) kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davacının davasının KABULÜ ile; 30.09.2021 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle 3.750,00 TL değer kaybı bedeli ve 10.222,50 TL hasar bedeli olmak üzere toplam 13.972,50 TL'nin temerrüt tarihi olan 29.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.Alınması gerekli olan 954,46-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 80,70-TL harcın ve tamamlama harcı olarak alınan 236,00-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 637,76-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3.Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 408,90-TL (Başvurma, vekalet harcı, peşin harç ve tamamlama harcı) davetiye, posta gideri: 136,75TL, bilirkişi ücreti: 1.800,00-TL olmak üzere toplam: 2.345,65-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 13.972,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6.Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)
* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.