Aramaya Dön

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/22
Karar No
K. 2024/186
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/22
KARAR NO: 2024/186
DAVA: Konkordatonun Feshi
DAVA TARİHİ: 09/01/2024
KARAR TARİHİ: 22/02/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 22/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Konkordatonun Feshi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA

Davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne hitaben sunduğu 09/01/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Davalılar hakkında Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından konkordatonun tasdikine karar verildiğini, davalılar tarafından konkordato tasdikinden sonra müvekkili kamu bankasına vadesi gelen 31.12.2023 tarihli 2. Taksit için hiçbir ödeme yapılmadığını, mahkemece müvekkili bankanın davalı .... San. Tic. A.Ş. yönünden 2.906.093,07 TL, davalı .... San. Tic. Ltd. Şti. Yönünden 98.122,50 TL ve davalı ... yönünden 1.242.805,10 TL alacağının konkordato nisabına dahil edilmesine karar verilmiştir.

Kabul edilmeyen alacağımız için Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyasıyla çekişmeli alacak davası ikame edilmiş olup davanın derdest olduğunu, borçlu şirketler ve şahus için mahkeme kararı ile tesis edilen konkordato projesine borçlular tarafından riayet edilmediğini ve 30.09.2023 tarihinden bu yana müvekkili kamu bankasına hiçbir ödeme yapılmadığını, davalıların 30.09.2023 tarihinden sonraki taksitler için müvekkili bankaya hiçbir ödeme yapmadığını, bu nedenlerle davalılar ... San. Tic. A.Ş., .... San. Tic. Ltd. Şti. ve ...'in kaonkordatosunun İİK.'nın 308/e hükmü gereğince alacaklı müvekkil kamu Bankası yönünden kısmen feshine karar verilmesini, müvekkil banka yönünden konkordatonun tüm hükümlerinin ortadan kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA;

Davalılar vekilinin 23/01/2024 havale tarihli cevap dilekçesini özetle ; Davacı bankaya konkordato tasdik kararı kapsamında yapılması gereken taksit ödemeleri İstanbul Anadolu Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin ....

E. Sayılı dosyasına yapılan ödeme ile birlikte ödenmiş olduğundan huzurdaki konkordatonun feshi davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili davacı yönünden konkordato şartını ihlal etmediğini, konkordato ödemesinin müvekkili .... tarafından yapıldığını, ....'in sorumluluğunun da zaten kredi kefaletinden kaynaklandığını, anılan nedenlerle davacı yönünden konkordatonun İİK 308/e maddesinde düzenlenen kısmen feshi koşulları oluşmadığından davacı tarafından açılmış olan huzurdaki davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DELİLLER ve GEREKÇE: Dava,İİK'nın 308/e maddesi uyarınca konkordatonun kısmen feshi istemine ilişkindir.

Kayyım .... tarafından mahkememize sunulan 30/01/2024 tarihli raporunda özetle ; Borçlulardan .... Matbaacılık San. Ve Tic. AŞ'nin alacaklısı .... Bankası Anonim Şirketi tarafından İstanbul Anadolu Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin ....E. Sayılı dosyası kapsamında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, işbu icra takibi ile borçlu ... adına kayıtlı olan ve üzerinde alacaklı banka lehine ipotek tesis edilen Balıkesir İl, .... İlçe, .... Ada, ... Parsel, .... Mahalle/Köy, C BLOK ZEMİN1.KAT BBNO:2 Nolu Bağımsız Bölüm ve İstanbul İl, ... İlçe, .... Ada, .... Parsel, .... Mahalle/Köy, A BLOK TERAS KAT BBNO:4 Nolu Bağımsız Bölüm Daire niteliğindeki gayrimenkuller yönünden ipotek takibi başlattığı, borçlu ...'in 23/06/2023 tarihinde icra müdürlüğü hesabına, takibe konu ipotek bedelleri toplamı olan 1.150.000,00 TL ödeme yaptığı, borçlu tarafından yapılan bu ödemenin aynı gün icra dairesince alacaklı bankaya havale edildiği ve bu suretle de icra dosyasının icra dairesince infaz edildiği, borçluların, hali hazırda alacaklı bankaya ödenmemiş taksidinin bulunmadığı yönünde görüş bildirmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirketin tasdik edilen konkordato projesi gereğince borçlarını ödemediğini belirterek konkordatonun İtK 308/e maddesi uyarınca müvekkili şirket yönünden kısmen feshine, karar verilmesini talep etmiştir.

Konkordatonun, konkordatoya tabi tüm alacaklar için mutlak bağlayıcı nitelikte etki ve güce sahip olması, borçlu açısından fevkalade önemli bir avantaj teşkil eder. Bu sayede borçlu, kazandığı zamanı İyi bir biçimde değerlendirip işletmesini yeniden yapılandırabildiği takdirde, içine düştüğü ekonomik krizin çıkmazından kendisini kurtarıp borçlarını konkordato projesinin sağladığı elverişli imkanlar çerçevesinde ödeyebilme şansına kavuşabilecektir. Bu şansını iyi kullanarak konkordato projesi doğrultusunda borcunu ifa eden borçlu bakiye borcundan da kanunun sağladığı atıfetten yararlanarak kurtulacak ve ticari itibarını ve ekonomik şahsiyetini korumayı başaracaktır.

Konkordatonun borçluya sağladığı bu avantajlar karşılığında alacaklılara büyük külfet yüklenmektedir. Gerçekten, konkordatoya kabul oyu veren alacaklılar bile, başka çareleri olmadığı için, diğer bir deyişle konkordatoyu iflasa göre kendileri ve borçlu için daha yararlı bulmalarından ötürü, borçlunun teklifine karşı olumlu bir tavır takınmayı “ehveni şer” görmüşlerdir. Ancak borçlunun içine düştüğü ekonomik zorlukların ve borçlarının tümünü ödeme yeteneksizliğinin ortaya çıktığı konkordatoya katlanma yükümlülüğünün de bir sınırı olduğunu kabul etmek gerektiğinde kuşku yoktur. İşte bu sınır, borçlu tarafından konkordato koşullarına göre dahi borçlann ödenmemesi suretiyle tecavüz edilmiş olacaktır. Artık bu noktadan sonra borçlunun alacaklılardan ve kanundan bekleyebileceği hiçbir şefaat kalmamıştır. Alacaklılar için -tabiri caiz ise- bıçağın kemiğe dayanmış olduğu bu noktada, onları artık konkordato ile bağlı tutmaya devam etmenin hiçbir anlamı yoktur.

Bu düşüncelerin sonucu olarak kanunkoyucu kendisine karşı konkordato koşullarını yerine getirilmeyen herhangi bir alacaklıya, alacağı bakımından konkordatonun feshini talep ve dava etme hakkım tanımıştır. Bu durumdaki bir alacaklı, konkordatonun alacağı yününden feshini sağlayarak, kendisini bağlayan bu zorunlu özveri zincirini koparmak olanağına kavuşur. Bu sonuç doğaldır; çünkü mahkeme anlamlı konkordato projesinin ödeme koşullarını yerine getireceğine inanarak borçluya kanunun öngördüğü bu önemli atıfeti sağlamıştır. Borçlu, konkordatoyu ifa etmemek suretiyle, kendisi lehine olan ve mahkemece de onaylanan bu karineyi de çürüterek onama kararının dayandığı temelin çökmesine yol açtığı gibi, konkordatoya kabul oyu veren alacaklıların da güvenlerini boşa çıkarmıştır. Bu yüzden borçlunun mali durumunu düzelterek ödeme yapabileceğine inanan alacaklılar boşuna zaman kaybederek, mağdur duruma düşmüşlerdir. Bu dunundaki borçlu konkordatonun sağladığı himayeyi, alacaklılar aleyhine istismar ettiğinden, herhangi bir alacaktı kendi alacağı açısından konkordatonun feshini isteyerek, alacağının tümünü konkordato hiç akdedilmemişçesine borçludan isteyebilir .

Hukukumuzda iki çeşit konkordatonun feshi türü kabul edilmiştir. Burada yapılan ayrıma temel teşkil eden kriterler de fesih nedenleridir. En temel şekliyle ifade etmek gerekirse, fesih türleri, kendisine karşı konkordato şartlarını ifa edilmeyen alacaklının başvurabileceği kısmen fesih ile (İtK m. 308/e) ile konkordatonun kötüniyetle sakatlanmasından dolayı tüm alacaklılar için konkordatonun tamamen feshinden (İİK m. 308/f) ibarettir .

Yukarıda belirtildiği gibi, konkordatonun kısmen feshi Kanunun 308/e maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin ilk fıkrasına göre, kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir. Konkordatonun kısmen feshiyle birlikte fesih talebinde bulunan alacaklı, projenin mecburiliğinden kurtulacaktır. Fakat konkordatonun kısmen feshi, yalnızca fesih talebinde bulunan alacaklı açısından sonuç doğurmakta olup konkordatonun etkileri diğer alacaklılar açısından aynen devam edecektir. Konkordatonun kısmen feshi hakkında yapılan bu açıklamalardan sonra bu noktada, davacı yönünden konkordatonun kısmen feshinin koşullarının oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekmektedir.

Davacı tasdik kararı kapsamında kalan taksitlerin ödenmediğinden bahisle huzurdaki davayı açmış ise de,söz konusu alacağın yani konkordato tasdik kararında belirtilen ödemeye konu alacağın teminatı olarak üçüncü kişi ipoteğinin bulunduğu ve ipoteğin paraya çevrilerek satış bedeli olan 1.150.000,00.-TL'nin davacı bankaya ödendiğibu hâli ile davalının davacıya vadesi gelmiş taksit ödemesinin bulunmadığının kayyım raporu ile de sabit olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın REDDİNE,

2.Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

4.Davalıların kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00-.TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalılara VERİLMESİNE,

5.Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.990,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,

5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile 10 gün içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.22/02/2024 Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye .... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip .... ☪e-imzalıdır.☪ "İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog