17. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Mahkememizde görülmekte olan Gemi Sicil Memurluğu Kararına İtiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Müvekilleri ... ... A.O. nun kayıt maliki olduğu ... IMO nolu ... isimli gemisini dava dışı ... Tic. Ltd. Şti'ne ... yoluyla Kiraladığını, Finansal kiracı sözleşmeden doğan borçlarını ödemediğinden, geminin maliki ... ... A.O. tarafından sözleşmenin feshedildiğini fakat bu feshe rağmen kiracın gemiyi malikine iade etmediği nedeniyle savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu ve .... Asliye Ceza Mahkemesince (2013/...9 E - 2013/... K.) kiracı şirket yetkilisi aleyhine hapis cezasına hükmedildiğini, Kararın gerekçesinde de “finansal kiracıların borçlarını ödemediği, bu yüzden sözleşmelerin feshedildiği ve buna rağmen geminin teslim edilmediği “ açıkça mahkeme hükmüne bağlandığı, Finansal kiracının gemiyi teslim etmemesi üzerine yapıları araştırmalar/aramalar sonucu ... IMO numaralı davaya konu geminin, Mumbai'de karaya çekilerek, söküldüğünün öğrenildiği, Davaya ve terkine konu olan ... gemisinin kayıt maliki ... 'nun rızası hilafına hurdaya çevrildiği (söküldüğü), yani gemi tamamen yok edildiğinden gemi vasfını yitirdiği, Buna ilişkin resmi yazılar ve tercümeleri (Mumbai/Hindistar Liman İdaresinin 08/09/2016 tarihli ve 14/09/2016 tarihli resmi yazıları) ve Hindistan Yeni Delhi Büyükelçiliği Konsolosluk Şubesi onaylı resmi belgesinin Türkçe tercümesi ile birlikte ekte sunulduğu, Hindistan makamlarından alınan hurda (söküm) belgelerinin üzerinde apostil şerhi değil doğrudan “Hindistan Yeni Delhi Büyükelçiliği Konsolosluk” onaylı olduğu, Uluslararası dolaşıma girecek belgelerin, belgenin sunulacağı ülkenin, belgeyi düzenleyen ülkede bulunan temsilciliklerince yani konsolosluklarca onaylanması gerektiği, Bu kuralın istisnası 5.10.1961 tarihli Lahey sözleşmesi ile örgörülen apostil şerhi olduğu, Türkiyede 29.06.1984 tarih, 18446 sayılı resmi gazetede yayımlarıan “Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesinin Tastikinin Uygun olduğu hakkında Kanun” ile bu sözleşmenin tarafı olduğu, Apostil şerhinin konsolosluk onayı mecburiyetini ortadan kaldırıp işlemleri kolaylaştırmak için öngörülen istisnai bir usul olduğu, konsolosluk onayının bürokratik olarak daha meşakkatli bir süreç oluğu, eğer konsolosluk onayı alınmış ise, esas usule başvurulmuş ise, istisnai usul olan konsolosluk şerhinin söz konusu olamayacağı. Var olmayan bir geminin sicil kayıtlarında varmış gibi gözüktüğü, bu hukuka aykırılığın ortadan kaldırılması için, geminin artık hurda olduğu resmi belge/yazılar ile sabit olduğunu, geminin terkini için 17.10.2017 tarhinde ... ... Bakanlığı ...na geminin sicilden terkini için başvurulduğu, Geminin sicilden terkini başvurusunun ... ... Bakanlığı ...nca 30/10/2017 tarih ... sayılı yazı ile "Gemilerin sicilden terkinini düzenleyen TTK 965 maddesinde belirtilen hükümlere uymadığından terkin talebinin uygun görülmediği” belirtilerek sicilden terkin talebinin reddedildiği. ... ... Bakanlığı ...'nca geminin sicilden terkin talebinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğu, geminin hurda ve sökülerek yok olduğunun resmi kayıtlarla sabit olduğu. Türk Ticaret Kanunun 931. Maddesi gereğince gemi vasfına sahip olacak bir aracın suda hareket etmesi ve yüzme özelliğinin bulunmasının zaruri olduğu, hurdaya satılan ve parçalanan bir geminin bu vasıflarını kaybedeceğinin tartışmasız olacağını. Bu durumda anılan geminin kıyas yoluyla TTK.965. Maddesinde anılan “kurtarılamayacak şekilde batan” ya da “ tamir kabul etmez” gemi olarak değerlendirilmeli ve TTK 965. Maddesi gereği malikin talebi ile gemi sicilinde terkin edilmesi gerektiğini kaldı ki malikin talebi olmasa dahi geminin söküldüğünü gemi vasfını yitirdiğini ve artık var olmadığı açık olduğunu ve sicil müdürlüğü de bu durumdan haberdar olduğunu TTK.
966.Maddesi ve Gemi Sicil Nizamnamesinin 42. Maddesi uyarınca resen dahi geminin kaydının silinmesi gerektiğini, Ancak yasanın açık hükümlerine rağmen taleplerinin ... tarafından reddedildiği, Liman Başkanlığının gemi kayıtlarına ilişkin işlemleri Türk Ticaret Kanunun 954/2 maddesi gereğince Ticaret Mahkemelerinin denetimine tabi olduğunu, Anılan madde: TTK.MADDE 954-(2) Gemi sicilleri, liman başkanlığı nezdinde çalışan sicil müdürlükleri tarafından, o yerde deniz ticaret işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesinin bulunmadığı takdirde asliye ticaret mahkemesinin , o da yoksa ticaret davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesinin gözetimi altında tutulduğunu, bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok mahkeme varsa, gemi sicilinin tutulmasını gözetecek mahkemeyi Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirleyeceğini, Bu hüküm uyarınca Liman Başkanlığının kararına karşı şikayet ve itirazımızın kabulu ile gemi terkin taleplerinin reddi kararının kaldırılarak, davaya konu anılan geminin sicilden terkinine karar verilmesi için mahkemeye başvuru gereğinin hasıl olduğunu beyan etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Türk Uluslararası Gemi sicilinin 1424 sırasında kayıtlı ... (IMO no: ...) isimli kuru yük gemisi ... ... adına tescilli olduğunu, ... isimli geminin donatanının 17.10.2017 tarihli dilekçe ile Liman Başkanlığına müracaat ederek; gemisinin Hindistan Mumbai Limanında donatanın rızası hilafına söküldüğünden bahisle sicil kayıtlarında terkinini talep ettiğini, Bu talep 30.10.2017 tarih ... sayılı yazıyla uygun görülmediğini,
Davacı vekilinin iddia ettiği gibi müvekkil Liman Başkanlığı'nın geminin sicilden terkini talebinin reddi usul ve yasaya aykırı olmadığını, Türk Ticaret Kanununun 933. Maddesinin atıfta bulunduğunu itiraz başlıklı 34. Maddesinin 1 nolu fıkrasında “İlgililer tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak Sicil Müdürlüğünce verilen verilecek kararlara karşı tebliğlerden itibaren 8 gün Içinde sicilin bulunduğu yerde ticari dava davalara bakmakla görevli Asliye Ticaret Mahkemesine dilekçe ile Itiraz edebilir” Hükmünün yer aldığı, konu hakkında ... Başkanlığınca bahsi geçen geminin terkini için ilgili kararın 30.10.2017 tarihinde verildiğini, Bu kararın ilgili ... sayık yazı altında bulunan elden teslim alındığına dair yazıdan anlaşıldığı üzere 03.11.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, Davanın ise 26.12.2017 tarihinde açıldığını, Davacının yan TTK.34 maddesinde düzenlenen 8 günlük yasal süre içinde Sicil Müdürlüğü Kararına karşı dava açmadığını, Bu durumda Sicil müdürlüğünün kararının kesinleştiğini, Sicile tescilli gemilerin terkin şartları Türk Ticaret Kanunun esas itibariyle 933. ve 965. Maddelerinde düzenlenmiş olduğunu, buna göre bir geminin terkin edilmesi Türk Bayrağı çekme hakkını yitirmesi, tamir kabul etmez hale gelmesi ve geminin kurtarlamayacak şekilde batması şartlarından birinin gerçekleşmesine bağlandığını,
Davacı vekilinin geminin tamir kabul edilmez olduğunu iddia ettiğini, davacı vekilinin iddialarının mesnetsiz ve hukuktan yoksun olduğunu TTK nın 965. Maddesi “ Gemi kurtarılamayacak şekilde batar veya tamir kabul etmez haber gelir yahut her ne suretle olursa olsun Türk Bayrağı çekme hakkını kaybederse, istem üzerine sicilden kaydı silinir. Tescili isteğe bağlı olan gemilerin kaydı malik veya maliklerin istemesi üzerine sicilden silinir...” şeklinde düzenlendiğini, burada istem üzerine bir geminin terkini için geminin kurtarılamayacak şekilde batması veya tamir kabul etmez hale gelmesi şartı koyulmuş olduğunu, Davaya konu geminin sicilden terkini için gerekli şartları taşımadığının ortada olduğunu,
Davacı vekilinin sunduğu deliller incelendiğinde geminin tamirinin hiç ve ya bulunduğu yerde mümkün olmadığına ve tamir edilebileceği bir limana götürülemeyeceğine dair bir emare olmadığını,
Davacı vekilinin sunduğu Hindistan Disiplin Kurulu başlıklı belgede ilgili kişinin sadece geminin karaya çekildiğine ve söküm izninin alındığına dair beyanı olduğunu, buradan geminin sökülmesi için izin alındığı beyan edilse de geminin söküldüğüne, hurdaya çıktığına ve tamiri mümkün olmadığına ilişkin bir beyanı veya delili olmadığını, davacı vekilinin de geminin tamiri mümkün olmadığına ilişkin somut bir delil sunmadığının açık olduğunu, bu durumda gemiyi izah edilen şartlar neticesinde sicilden terkin etmenin mümkün olmadığını, davacı vekili tarafından Hindistan Makamlarından alınan hurda (söküm) belgelerinin üzerinde Apostil şerhi değil doğrudan Hindistan Yeni Delhi Büyükelçiliği Konsolosluk onayı olduğunu kısaca Apostil şerhinin işlemleri kolaylaştırmak için istisnai bir usul olduğunun belirtildiğini, söz konusu olayda Lahey sözleşmesine Hindistan devleti de taraf olduğunu bahsedilen sözleşmede 1.Maddenin b bendinde idari belgeler için de sözleşme hükümlerinin geçerli olduğu belirtildiğini, Mumbai/Hindistan Liman idaresinin 08.09.2016 tarihli ve 14.09.2016 tarihli resmi yazılarının idari belge olduğu açık olduğunu, Yargıtay kararları doğrultusunda ve yapılacak işlemin güvenliği açısından Uman Başkanlığının Apostil olmayan bir belgeye dayanarak işlem yapmaması hukuka uygun olduğunu, Davacı apostil zorunluluğunun olduğunu bu iki belgenin içeriğini teyit eden konsolosluk onaylı başka bir belgeyle Apostil zorunluluğunun ortadan kalktığını iddia ettiğini Liman İdaresinin yazıları başlı başına idari belgeler olduğunu, sözkonusu sözleşme hükümleri gereğince apostil zorunluluğu bulunmakta olduğunu, Ayrıca Liman idaresinin yazıları ile Hindistan Disiplin Kurulu yazısı arasında geminin akıbeti konusunda uygunluk bulunmamakta olduğunu, beyan etmiş olmakla, Hindistan Disiplin Kurulu yazısında ilgili kişi geminin karaya çekildiğini ve söküm izni alındığını beyan ettiğini ama geminin tamire elverişsiz olması için aranan şartlara ilişkin beyanda bulunulmadığını, arz ve izah olunan nedenler ile haksız olarak açılan ve hukuki dayanaktan yoksun bulunan işbu davada öncelikle davanın usulden reddini bilahare esastan reddini yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Dava;Türk Uluslararası Gemi Sicilinin 1424. sırasında kayıtlı olan, ... isimli geminin sicilden terkin edilmesi istemine ilişkindir.
Davacı taraf iddialarında, TUGS'da ... ... A.Ş. adına kayıtlı olan ... IMO nolu M/V ... gemisinin dava dışı ... Ltş.'ye ... yolu ile kiralandığını, kira borçlarının ödenmemesi üzerine davacının sözleşmeyi fesih ettiğini, ancak feshe rağmen geminin iade edilmediğini, bu nedenle ....Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/... Esas 2013/... K. sayılı kararı ile kiracı ... Denizcilik şirketi yetkilisinin cezalandırılmasına karar verildiğini, davacının araştırmaları neticesinde geminin isminin değiştirilerek, Hindistan/ Mumbai'de sökülerek hurdaya çevrildiğinin tespit edildiğini, bu şekilde "gemi" vasfını kaybeden ... gemisinin sicilden terkin edilmesi gerektiğini, ileri sürmektedir. Davalı Uluştırma Bakanlığı vekili ise, davanın süresi içerisinde açılmadığını, geminin söküldüğüne, hurdaya çıktığına ve tamirinin mümkün olmadığına ilişkin bir delilin bulunmadığını, Hindistan makamlarından alınan hurda(söküm) belgelerinin üzerinde Apostil şerhi değil doğrudan ... Konsolosluk onayı olduğunu, dolayısıyla sözkonusu belgelerin geminin sicilden terkini için gerekli yasal şartları taşımadığını savunmaktadır. ... gemi sicil müdürlüğünden getirtilen sicil kaydından, dava konusu, ... IMO nolu ... isimli kuru yük gemisinin TUGS'un 1424 sırasına davacı ... ... A.Ş. adına kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
Davacı vekilinin sunduğu belgelerden, geminin ... Limited Şirketine ... yolu ile kiralandığı, kira borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesi nedeniyle sözleşmenin davacı tarafın fesih edildiği, kiralanan gemi iade edilmediğinden ....Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/... ve 2013/... Karar sayılı kararı ile ... Denizcilik yetkilisi ...'in cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Davalı vekili davanın süresinde açılmadığını ileri sürmüş olduğundan, öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının maliki olduğu ... gemisinin TUGS'daki kaydının terkin edilmesi için 17/10/2017 tarihinde ...na müracaat ettiği, liman başkanlığının bu talebi yerinde görmeyerek, red kararının 03.11.2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği dosya kapsamına göre belirlidir.
TTK'nın 34.maddesinde, sicil müdürlüğünce tescil, değişiklik veya silinme ile ilgili kararlara karşı, tebliğden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerdeki görevli Asliye ticaret mahkemesine itiraz edilebileceği düzenlenmiştir. Hükümde öngörülen sekiz günlük itiraz süresi, talebe bağlı sicil değişiklikler için getirilmiştir. Re'sen terkin koşulları mevcut olduğunda gemi malikinin talebi üzerine ya da sicil memurluğunun başka şekilde durumdan haberdar olması halinde geminin sicilden terkin edilmesi mümkündür. Bu durumda ilgililerin açacağı davalar bakımından TTK m.34 'de düzenlenen sekiz günlük sürenin uygulanması söz konusu değildir. Eldeki dosyada davacının terkin talebi TTK m.964/3,966'da düzenlenen resen terkin sebeplerine dayandığından, dava süresine ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir.
Dava dosyasına sunulan belgelerden, Hindistan'da davacı adına hareket eden ... ...'ın bilgi edinme yasası kapsamında ... IMO nolu ... (...) gemiyle ilgili bilgileri edinmek için Hindistan makamlarına müracaat ettiği, Bu konu hakkında Mumbai Liman İdaresinin 8 Eylül 2016 tarihli cevabi yazısında, ... gemisinin 09/08/2010 tarihinde Mumbai'de hurdaya çevrildiğinin bildirildiği, 14 Eylül 2016 tarihli bilgilendirme yazısında da geminin hurdaya çevrilmesi ve ... adresinde sökülmesi izninin ... ... ... tarafından alınmış olduğunun ifade edildiği görülmektedir. Yeni Delhi noterliğinde düzenlenen, davacı temsilcisi ... ...'ın ismi ve imzası ile Yeni Delhi Noterinin isim ve imzasının yer aldığı belgede de; ... ...'ın, Mumbai Liman İdaresinin 08 Eylül 2016 ve 14 Eylül 2016 tarihli yazılarının içeriği ile ilgili beyanının noter huzurunda tespit edildiği, bu belgede ayrıca Mumbai Liman İdaresinin verdiği bilgilerin Türkiye'de kullanılabilmesi için Hindistan'da Türk Konsolosluk birimi tarafından tasdik edilmesi gerekmekle birlikte, Bilgi Edinme Hakkı Yasası kapsamında şahıslara sağlanan bilgiler olması nedeniyle, Türk Konsolosluğu tarafından onaylanmadığının ifade edildiği anlaşılmaktadır. Yine davacı vekilinin sunduğu 21/10/2016 tarihli T.C. Yeni Delhi Büyükelçi Konsolosluk Şubesinin düzenlediği belgede, ... ... tarafından sunulan belgeler üzerindeki mührün yetkili Hint makamlarına ait olduğunun tasdik edildiği görülmektedir. Hindistan'da söküm izni alınan geminin hurdaya ayrılma işleminin yapılıp yapılmadığı konusunda bilgi verilmesi için Mumbai Liman Başkanlığına istinabe yoluyla yazılan yazıya cevap alınamamış ise de, davacı vekilinin sunduğu belgelerden; ... gemisinin 09/08/2010 tarihinde Hindistan'ın Mumbai kentinde sökülerek hurdaya çevrildiği, söküm izninin ... ... ... tarafından Mumbai Liman Başkanlığından alındığı; bu bilgilere ... ... isimli kişinin, Hindistan kamu makamlarına yaptığı başvuruya verilen cevaplar ile ulaşılabildiği, bilgi Edinme Hakkı Yasası kapsamında şahıslara sağlanan bilgiler Türk Konsolosluğu tarafından onaylanmadığından Mumbai Liman Başkanlığının bilgi yazılarının konsolosluk tarafından tastikinin mümkün olmadığı, ancak belgeler üzerindeki mührün yetkili Hint makamlarına ait olduğunun T.C. Yeni Delhi Büyükelçi Konsolosluk Şubesi tarafından onaylandığı tespit edilmiştir.
Mahkememiz tarafından; yukarıda açıklanan bilgi ve belgelerin geçerliliği bakımından ayrıca bir apostil şerhi aranmasına gerek olmadığı, belgelerin delil olma vasfına haiz olduğu değerlendirildiğinden, Hindistan'a yazılan istinabe yazının cevabının beklenilmesinden vaz geçilmiştir.
Dosyaya sunulan karar örneklerinden, davacı ... ...nın, ... gemisiyle ilgili tonaj hakkının tahakkuk ettirilmemesi istemi ile ....Vergi Mahkemesine dava açtığı, dava sonucunda verilen 2017/423K ve 2017/2339K. sayılı karar ile; " ... gemisi ile ilgili gemi sicilinden resen terk sebeplerinin meydana geldiği, yurt dışı liman makamlarının ilgili yazılarında geminin isminin değiştirilerek, davacının rızası olmadan hurdaya satıldığı, gemi sicilinden resen terk sebeplerinin meydana geldiğinin ....Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/... esas ve 2016/... karar sayılı kararı ve yazışmalarla sabit olduğu, aksi yönde bir inceleme, bilgi ve belgenin bulunmadığı" gerekçesi ile davacının talebinin kabulüne, karar verildiği, söz konusu kararın İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5.Vergi Dairesinin 20/06/2018 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür.
Sonuç olarak, davacı vekilinin sunduğu belge ve bilgiler, ... Vergi Dairesinin 2017/... esas ve 2017/... karar sayılı kesinleşmiş kararı ile tüm doya kapsamına göre, davacının maliki olduğu ... gemisinin ... yoluyla dava dışı ... Ltş.'ye kiralandığı, sözleşme fesih edildikten sonra geminin davacıya iade edilmediği, isminin ... olarak değiştirilip Hindistan'ın Mumbai şehrinde söküm izni alınmak suretiyle hurdaya çevrildiği anlaşılmıştır.
TTK'nun 965 ve 966.maddelerinde tamir kabul etmez hale gelen geminin talep üzerine ve resen sicilden terkin edileceği kabul edilerek, uygulanacak terkin prosedürü yasada düzenlenmiştir. Geminin tamir kabul etmez halde bulunması, öğretide geminin tamamen harap olması, enkaz haline gelmesi, münferit kısımları arasındaki rabıtanın ancak yeniden inşası ile tesis edilebilecek derecede çözülmüş olması olarak örneklendirilmektedir. Gemi söküm yönetmeliğinde de, hurda haline gelen geminin tamir kabul etmez gemi sayılabileceği, hurda için varılan sonucun parçalara ayrılan, bir başka ifade ile sökülen gemi içinde evveliyatla söz konusu olacağı belirtilmektedir. Bu açıklamalara göre, ... gemisi TTK'nun 965 ve 966.maddelerinde bahsedilen "tamir kabul etmez gemi" vasfına dönüşmüş olmaktadır. Tamir kabul etmez hale gelen gemi malik veya maliklerinin istemi üzerine sicilden silinebileceği gibi, gemi vasfı ortadan kalkmış olduğundan sicilden terkin edilmesi sadece malikin talebine bağlı değildir.
TTK'nın 966. maddesinde, böyle bir geminin sicilden resen terkin edilebileceği düzenlenmiştir.... gemisinin gemi sicil kaydı üzerinde herhangi bir ipotek yada rehin kaydı da bulunmadığından,
TTK 965 ve 966.maddelerde düzenlenen ilan prosedürünün işletilmesine de gerek yoktur. Bu itibarla davacının bilgi ve rızası dışında Hindistan'da sökülerek hurdaya çevrildiği anlaşılan ... isimli kuru yük gemisinin TTK'nun 965 ve 966.maddelerine göre sicilden terkin edilmesi koşulları oluşmuş olduğundan, ... ...nın terkin talebinin reddine ilişkin kararının yerinde olmadığı kanaatine varıldığından, 30/10/2017 tarihli red kararının iptali ile Türk Uluslararası Gemi Sicilinin 1424 sırasında kayıtlı ... IMO nolu ... gemisinin sicilden terkin edilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1.Davanın KABULÜ ile ... ...nın ... IMO numaralı ... isimli geminin gemi sicilinden terkinine ilişkin talebin reddine dair 30.10.2017 tarihli kararının İPTALİ ile ... gemisinin Türk Uluslararası Gemi Sicilinden TERKİNİNE,
2.Davalı harçtan muaf olduğundan harç tayinine yer olmadığına,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 31,40 TL ilk harç, 185,50 TL posta ücreti ve 2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.216,90 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4.Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5.Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25.05.2022 Başkan ... ✍e-imzalıdır. Üye ... ✍e-imzalıdır. Üye ... ✍e-imzalıdır. Katip ... ✍e-imzalıdır.